bugün
- ben tevratı da okudum incili de5
- beşiktaşlı erkeklerin çok iyi sevişmesi4
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar7
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması7
- kemal sunal'ın en kötü filmi7
- ananı mı dinlersin karıyı mı7
- volkswagen passat7
- millette manyak para var13
- türkiyeli kahvesi6
- sözlük kürdü54
- kezoların boş lafları3
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak16
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- köy göçüren mantarı4
- türklerin abartılmış bir ırk olması4
- esra'yı aç esra'yı8
- traş olmaya üşenmek2
- baban ne iş yapıyordu2
- klozette borudan fare gelecek korkusu2
- tuğla kitap okumak3
- sözlük sosyal medya mı4
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük2
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- terkedilen kiklop kezo2
- didem soydan8
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil10
- incil karakterlerinden hangisi size yakışır3
- cam açık uyumak7
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti7
- cadılar bayramı kutlayan kız9
- 30 liraya satılan tavuk döner9
- sözlükteki halloween kavgası5
- kitap okuyamamak4
- asgari ücret8
- istanbul14
- dünya sefalet endeksi nde türkiye'nin yeri5
- cansu taşkın2
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemek11
- pipisiyle düşünenler buraya3
- osman pamukoğlu14
- en gereksiz kurum2
- ibb davasında üçüncü celse2
- futbol16
- ismail kartal25
- türklerin ırkçı olması8
- yogartiksen4
- ne olursan ol yine gel3
- arkadaş edinme yolları5
dümdüz bir yol vardı karşımızda, yürüyorduk birlikte. ikimiz de buraya nereden geldiğimizi bilmiyorduk, ikimiz de tanrının sevmediklerindendik anlıyorduk. duyu ve algı arasındaki ince çizginin yalnızca zekamızla çözülebileceğini sadece ben biliyordum, asvalt yola değdikçe kavrulduğunuysa sadece o. bir aynılık değildik onunla, aynı düzlemlerin kesişen doğrularıydık yalnızca. üstelik diktik birbirimize, zıtlığın yarım kalmışlığıydık benim tabirimce. bir amerikan film setinden fışkırmış olmalıydık ama bir arabamız yoktu. yolda bırakılmış olmalıydık ama biz kimseyle yola çıkmamıştık. evet, evet, buraya atılmış olamlıydık, başka bir evrenden buraya atılmıştık.
yolun sonsuz olduğuna inanmak istemedikçe, güneşin alnımda yarattığı kavrulma etkisi beni esir alıyor ve ben düşünmeden kabulleniyordum. daha kimbilir neler vardı böyle yaptığım, düşünmeden baktığım, düşünmeden saydığım. geçenlerde altı basamak kaldı demiştim ona, sonra dönüp basamakların altı oluşuna şaşırmıştım, işte tam böyle düşünmden yapmıştım. bu yolculuğa da tam böyle başlamıştım. o benim en ayrılmaz parçamdı ve gelmişti işte.
arkamdan gelmeyi seviyordu, kim bilir belki sadece güneşten korunmak için bunu yapıyordu. güneş dışımdakilerle içimde bir yerleri daha kavuruyordu, güneş dışımdakilerden çok aklımı alıyordu.
oturup dinlendik biraz yolun ortasına. bir sakıncası yoktu nasılsa. ne bir araba vardı geçen, ne bir leylek vardı göçen. anlaşılan tanrı ademoğullarından sonra yeni bir dünya keşfetmiş, meyveyi ağzımıza verip bizi burada terk etmişti.
konuşmuyordu benimle, anlatırken dinliyordu sadece. tepki bile vermiyordu üstelik ama beni anladığını biliyordum. hani susup da yürekten bağlanmak gibiydi onunkisi, ayaklarımızı bir kelepçeyle bağlamıştı yaratan sanki. hiç sormadım dilsiz misin diye, hiç sormadı neden anlatıyorum onca şeyi diye. sadece arkamdan geldi, hep geldi.
güneş batarken o da gitti,
kim bilirdi ki;
güneş batarken gölgemin beni terk edeceğini.
yolun sonsuz olduğuna inanmak istemedikçe, güneşin alnımda yarattığı kavrulma etkisi beni esir alıyor ve ben düşünmeden kabulleniyordum. daha kimbilir neler vardı böyle yaptığım, düşünmeden baktığım, düşünmeden saydığım. geçenlerde altı basamak kaldı demiştim ona, sonra dönüp basamakların altı oluşuna şaşırmıştım, işte tam böyle düşünmden yapmıştım. bu yolculuğa da tam böyle başlamıştım. o benim en ayrılmaz parçamdı ve gelmişti işte.
arkamdan gelmeyi seviyordu, kim bilir belki sadece güneşten korunmak için bunu yapıyordu. güneş dışımdakilerle içimde bir yerleri daha kavuruyordu, güneş dışımdakilerden çok aklımı alıyordu.
oturup dinlendik biraz yolun ortasına. bir sakıncası yoktu nasılsa. ne bir araba vardı geçen, ne bir leylek vardı göçen. anlaşılan tanrı ademoğullarından sonra yeni bir dünya keşfetmiş, meyveyi ağzımıza verip bizi burada terk etmişti.
konuşmuyordu benimle, anlatırken dinliyordu sadece. tepki bile vermiyordu üstelik ama beni anladığını biliyordum. hani susup da yürekten bağlanmak gibiydi onunkisi, ayaklarımızı bir kelepçeyle bağlamıştı yaratan sanki. hiç sormadım dilsiz misin diye, hiç sormadı neden anlatıyorum onca şeyi diye. sadece arkamdan geldi, hep geldi.
güneş batarken o da gitti,
kim bilirdi ki;
güneş batarken gölgemin beni terk edeceğini.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar