bugün
- mazot fiyatlarının suçlusu19
- yazarların fobileri9
- çok açık giyinen kadınların evlilik hayali kurması22
- sözlükteki kaliteli yazarlar31
- ioçk'nın müziği5
- türkiye tarihinin en yüksek asgari maaşı13
- turşu limonla mı olur sirkeyle mi anketi5
- 174 kaslı mühendis9
- gabar'dan petrol buldukça üzülen chp liler5
- en başarılı türkiye'nin 2026 rte türkiyesi olması11
- almanya da yaşayan yazarlar8
- beni eğlendirin3
- sözlüğe video yükleyebilmek3
- iblis'in sesini duymak4
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları24
- sözlük yazarlarının saatleri10
- 195 kaslı pilot10
- heidinin dedesi5
- heidinin terörist olma ihtimali5
- sevgiliyle sabaha kadar çığlık serisini izlemek3
- olsa da yesek3
- islamda namaz yoktur37
- ismet gürbüz3
- gelecekteki sevgiliye not3
- padişahların aşk şiiri yazma samimiyetsizliği6
- tırrex2
- şeftali11
- kanal i zasyon3
- ikiz doğurmak6
- yazarların güncel flört listesi6
- gecenin müslüm gürses şarkısı2
- sözlüğün reisi kim anketi19
- bik bik'in jeopolitik ve stratejik önemi15
- bir sözlük erkegine merhaba adın ney diye sormak6
- bir erkeğe ilk mesaj nasıl atılmalı15
- manifestten hangi kızla sevişirdin4
- borsa8
- crushtan hangi erkekle sevişirdin4
- antipanik sizce biraz antipatik mi12
- şu an bir yerlerde ayin yapan sözlük yazarları2
- sevilen kıza cv yollamak7
- gocu'nun raci şaşmaz'a benzerliği3
- israil'in nükleer silahları imha edilmelidir18
- ünlüler neden uyuşturucu kullanır21
- ülkü ocaklarının entelektüel alt yapısı5
- kürdistancıların vatandaşlıktan çıkarılması7
- doğru karpuz seçemeyen erkek12
- gece evde şarap kalmaması4
- geceye bir şarkı sözü bırak2
- ben daha iyilerine layığım2
dümdüz bir yol vardı karşımızda, yürüyorduk birlikte. ikimiz de buraya nereden geldiğimizi bilmiyorduk, ikimiz de tanrının sevmediklerindendik anlıyorduk. duyu ve algı arasındaki ince çizginin yalnızca zekamızla çözülebileceğini sadece ben biliyordum, asvalt yola değdikçe kavrulduğunuysa sadece o. bir aynılık değildik onunla, aynı düzlemlerin kesişen doğrularıydık yalnızca. üstelik diktik birbirimize, zıtlığın yarım kalmışlığıydık benim tabirimce. bir amerikan film setinden fışkırmış olmalıydık ama bir arabamız yoktu. yolda bırakılmış olmalıydık ama biz kimseyle yola çıkmamıştık. evet, evet, buraya atılmış olamlıydık, başka bir evrenden buraya atılmıştık.
yolun sonsuz olduğuna inanmak istemedikçe, güneşin alnımda yarattığı kavrulma etkisi beni esir alıyor ve ben düşünmeden kabulleniyordum. daha kimbilir neler vardı böyle yaptığım, düşünmeden baktığım, düşünmeden saydığım. geçenlerde altı basamak kaldı demiştim ona, sonra dönüp basamakların altı oluşuna şaşırmıştım, işte tam böyle düşünmden yapmıştım. bu yolculuğa da tam böyle başlamıştım. o benim en ayrılmaz parçamdı ve gelmişti işte.
arkamdan gelmeyi seviyordu, kim bilir belki sadece güneşten korunmak için bunu yapıyordu. güneş dışımdakilerle içimde bir yerleri daha kavuruyordu, güneş dışımdakilerden çok aklımı alıyordu.
oturup dinlendik biraz yolun ortasına. bir sakıncası yoktu nasılsa. ne bir araba vardı geçen, ne bir leylek vardı göçen. anlaşılan tanrı ademoğullarından sonra yeni bir dünya keşfetmiş, meyveyi ağzımıza verip bizi burada terk etmişti.
konuşmuyordu benimle, anlatırken dinliyordu sadece. tepki bile vermiyordu üstelik ama beni anladığını biliyordum. hani susup da yürekten bağlanmak gibiydi onunkisi, ayaklarımızı bir kelepçeyle bağlamıştı yaratan sanki. hiç sormadım dilsiz misin diye, hiç sormadı neden anlatıyorum onca şeyi diye. sadece arkamdan geldi, hep geldi.
güneş batarken o da gitti,
kim bilirdi ki;
güneş batarken gölgemin beni terk edeceğini.
yolun sonsuz olduğuna inanmak istemedikçe, güneşin alnımda yarattığı kavrulma etkisi beni esir alıyor ve ben düşünmeden kabulleniyordum. daha kimbilir neler vardı böyle yaptığım, düşünmeden baktığım, düşünmeden saydığım. geçenlerde altı basamak kaldı demiştim ona, sonra dönüp basamakların altı oluşuna şaşırmıştım, işte tam böyle düşünmden yapmıştım. bu yolculuğa da tam böyle başlamıştım. o benim en ayrılmaz parçamdı ve gelmişti işte.
arkamdan gelmeyi seviyordu, kim bilir belki sadece güneşten korunmak için bunu yapıyordu. güneş dışımdakilerle içimde bir yerleri daha kavuruyordu, güneş dışımdakilerden çok aklımı alıyordu.
oturup dinlendik biraz yolun ortasına. bir sakıncası yoktu nasılsa. ne bir araba vardı geçen, ne bir leylek vardı göçen. anlaşılan tanrı ademoğullarından sonra yeni bir dünya keşfetmiş, meyveyi ağzımıza verip bizi burada terk etmişti.
konuşmuyordu benimle, anlatırken dinliyordu sadece. tepki bile vermiyordu üstelik ama beni anladığını biliyordum. hani susup da yürekten bağlanmak gibiydi onunkisi, ayaklarımızı bir kelepçeyle bağlamıştı yaratan sanki. hiç sormadım dilsiz misin diye, hiç sormadı neden anlatıyorum onca şeyi diye. sadece arkamdan geldi, hep geldi.
güneş batarken o da gitti,
kim bilirdi ki;
güneş batarken gölgemin beni terk edeceğini.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar