bugün
- nervio'nun erkek olması12
- özelden muzunu atan yazar10
- tinder'ın eşleşme algoritması4
- 6 ekim büyük ulu sözlük olayı8
- sözlük erkeklerinin karın kası fotoğrafları4
- gece sokakta halı taşıyan iki adam görmek4
- sevgilisine zaman ayırmayan kız9
- iltica27
- dede bu saate niye aktif ki8
- sevgilinin eski sevgililerini anlatması8
- nervionun sevgili yapması8
- bana onu sormayin15
- game of thrones taki kerhaneci15
- kılık kıyafetle uğraşan zihniyet17
- yazarların duşta geçirdikleri süre9
- ciddi ciddi yulaf yiyen insan10
- soğuk odalar2
- etli nohut vs kuru fasulye6
- renkli gözlü insanlar7
- 2 2 milyar tl5
- bana onu sormayin tatlışlığı11
- anın görüntüsü26
- mandalinan olayım soy beni diyen kız5
- ibnelik yapmak4
- sözlükte kadın rolü yapmaktan alınan zevk6
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi24
- 5 ekim 2026 italya türkiye maçı8
- oyun dünyasının unutulmayan kadınları10
- izmir bombası7
- türk dizileri dünyayı ele geçirdi9
- aile evinde yaşayıp 147 bin tl maaşa yetmiyo demek5
- gecenin şarkısı10
- fatma betül sayan kaya47
- bana onu sormayin'a zeytin dalı uzatmak7
- kadın cinayetleri4
- ayağıma masaj yapacak bir sözlük erkeği bulamamak8
- silvermist15
- kürt tarihi yoktur diyen kemalist6
- akp seçmeni18
- insan 3 gün yemek yemezse açlıktan ölür4
- bir daha sözlüğe gelinse alınacak nick4
- exlerini stalklayan kadın4
- yaprak sarması vs lahana sarması4
- uğurcan çakır10
- sözlük kızlarının sözlüğü adam etmesi10
- exlerini anlatan fingirfoş4
- sarapci koala hatayi6
- turşu yapabilen bir kızı üzmek5
- kemalistler iktidar olursa yapacakları ilk icraat10
- fal bakabilen dünyalar tatlısı yazarlar10
ilhan irem'in 21 nisan 2009 tarihinde cumhuriyet gazetesi'nde yayınlanan yazısı;
bay kötülük...
nitelikli yaşayan, derinlikli üreten, teslimiyetsiz yurtseverliğini ve mustafa kemal aydınlığını sürdürenlerin hâlâ soluk alıyor olması, insanın erdeminden, çağın aydınlığından kopuk birilerini çok rahatsız ediyor.
daha mükemmelini görenler / gösterenler yaşadıkça, ucuz duyarlıklar sirkine kendilerini paketleyip yutturmaları zor.
oysa, anlaşılmaz bulduklarını yaftalamaya, engellemeye uğraşmalarına... rahatsız olmalarına gerek yok!
bazıları için hiç olmayan, bazıları için hiç ölmeyen güzellikler vardır...
ki, bu cümlenin iki yarısı, birbirinin içine geçmesi imkânsız iki ayrı boyuttur.
sistemin içinde yaşayarak ve susarak bu rezilliğin parçası olanlar;
bir kısırdöngüye ait olmayı reddederek, hayatıyla, sanatıyla, duruşuyla, daha yaşanılır bir dünyanın kavgasını veren insanlara köstek olacaklarına, kendi hayatlarını gözden geçirmeliler.
sıkıntısını çektikleri eksiklik hissinin çaresi, hayatında, işinde, sanatında, hiçbir ucuzluğun arkasına, hiçbir nüfuzun ya da dinin korku imparatorluğuna sığınmadan gerçek evrensel insanın aydınlığına ulaşabilmektir.
daha yukarıdakini derdest etmek, hitlervari tezgâhlarla susturmaya çalışmak, senin karanlığını daha devasa bir kaosa sürüklemekten başka hiçbir işe yaramaz.
insan; gibi insanların tümünü yok etsen bile, aydınlık düşünceyi indiremezsin göklerden.
parayla ya da despotlukla satın alamayacağın olgular var; insanlık, iç huzuru, sevgi, saygı...
senin çiğliğini, niyetini röntgen filmi gibi gören saygın insanlara histeri krizi halinde saldırıp organize karalar çalmak, daha derin bataklara saplanmandan başka, seni saygın ve başarılı kılmaz.
mükemmel hayatlar ve yapıtlar orada durdukça, sen anlamsız ve nobran bir kürsü komiği olmanın ötesine geçemezsin.
bunları algılayamayacak kadar mikro bir mahallede yaşasan dahi,o güzelim insanları; gördükçe hissettiğin;
donanımsızlık, cahil ve çırılçıplak olma duygusu; seni saldırgan yapıyor.
bu kadar kendini bilmez oluşun, kendinin ne olduğunu bilmenden...
cüretkârlığın cehaletinden, cesaretin korkaklığından kaynaklanıyor.
evrensel hayatın sonsuz özgürlüğünden, uçuşan saçlardan, aydınlık çağdan öylesine ürküyorsun ki, kendine kapanık, güdük bir yaşantı kurmak istiyorsun. yöreselleştirip kendine benzettiğin inançların avcılığında...
bel altı vuruşlarında yaratıcılığı sınır tanımayan bir tayfa ile bedevi âlemi peşindesin.
hayatın kılcal damarlarına nüfuz eden o kadro, senin gibi örümcek sabrı gösteremez, duracakları yeri bilemezler.
ilkelliklerin tavana vurduğu, toplumun gözbebeklerine saldırdıkları günler karanlık tertipler için sonun başlangıcıdır.
idrak sorunlu rüzgâr gülleri, dikta heveslisi çağdışı bir nokta olduğunu anlayana kadar parlatırlar seni.
kronik hainler hiç uyanmamayı yeğlerler. işık insanları ise, evrimleşmeni, aydınlanmanı veya çekip gitmeni bekler. büyüyen fiskesi ile kalabalığın, ötelenmeni.
umuda, düşlere, bekleyişe bile tahammülün yok senin.
işte böyle birisin sen bay kötülük.
klonlarınla birlikte bu utanç devrine ibretli bir rezalet imzası atıyorsunuz ya. mutlaka gideceksiniz sonunda.
bu kadar debelenip, yaşadığı çağı acımasızca bulandıranlar, günlerin köpüğünde yitip gider.
dünyanın bütün kavgaları senin gibilerin kafasında yaşanıyor aslında.
erişemediği yıldızları karartmaya çalışan cüceler, beyhude bir faşizanlıkla sadece geciktirir aydınlığı.
sonra yılan gömleğini çıkarır...
dünya, çöl yaratıklarına çok uzak bir günaydın faslındadır.
bay kötülük...
nitelikli yaşayan, derinlikli üreten, teslimiyetsiz yurtseverliğini ve mustafa kemal aydınlığını sürdürenlerin hâlâ soluk alıyor olması, insanın erdeminden, çağın aydınlığından kopuk birilerini çok rahatsız ediyor.
daha mükemmelini görenler / gösterenler yaşadıkça, ucuz duyarlıklar sirkine kendilerini paketleyip yutturmaları zor.
oysa, anlaşılmaz bulduklarını yaftalamaya, engellemeye uğraşmalarına... rahatsız olmalarına gerek yok!
bazıları için hiç olmayan, bazıları için hiç ölmeyen güzellikler vardır...
ki, bu cümlenin iki yarısı, birbirinin içine geçmesi imkânsız iki ayrı boyuttur.
sistemin içinde yaşayarak ve susarak bu rezilliğin parçası olanlar;
bir kısırdöngüye ait olmayı reddederek, hayatıyla, sanatıyla, duruşuyla, daha yaşanılır bir dünyanın kavgasını veren insanlara köstek olacaklarına, kendi hayatlarını gözden geçirmeliler.
sıkıntısını çektikleri eksiklik hissinin çaresi, hayatında, işinde, sanatında, hiçbir ucuzluğun arkasına, hiçbir nüfuzun ya da dinin korku imparatorluğuna sığınmadan gerçek evrensel insanın aydınlığına ulaşabilmektir.
daha yukarıdakini derdest etmek, hitlervari tezgâhlarla susturmaya çalışmak, senin karanlığını daha devasa bir kaosa sürüklemekten başka hiçbir işe yaramaz.
insan; gibi insanların tümünü yok etsen bile, aydınlık düşünceyi indiremezsin göklerden.
parayla ya da despotlukla satın alamayacağın olgular var; insanlık, iç huzuru, sevgi, saygı...
senin çiğliğini, niyetini röntgen filmi gibi gören saygın insanlara histeri krizi halinde saldırıp organize karalar çalmak, daha derin bataklara saplanmandan başka, seni saygın ve başarılı kılmaz.
mükemmel hayatlar ve yapıtlar orada durdukça, sen anlamsız ve nobran bir kürsü komiği olmanın ötesine geçemezsin.
bunları algılayamayacak kadar mikro bir mahallede yaşasan dahi,o güzelim insanları; gördükçe hissettiğin;
donanımsızlık, cahil ve çırılçıplak olma duygusu; seni saldırgan yapıyor.
bu kadar kendini bilmez oluşun, kendinin ne olduğunu bilmenden...
cüretkârlığın cehaletinden, cesaretin korkaklığından kaynaklanıyor.
evrensel hayatın sonsuz özgürlüğünden, uçuşan saçlardan, aydınlık çağdan öylesine ürküyorsun ki, kendine kapanık, güdük bir yaşantı kurmak istiyorsun. yöreselleştirip kendine benzettiğin inançların avcılığında...
bel altı vuruşlarında yaratıcılığı sınır tanımayan bir tayfa ile bedevi âlemi peşindesin.
hayatın kılcal damarlarına nüfuz eden o kadro, senin gibi örümcek sabrı gösteremez, duracakları yeri bilemezler.
ilkelliklerin tavana vurduğu, toplumun gözbebeklerine saldırdıkları günler karanlık tertipler için sonun başlangıcıdır.
idrak sorunlu rüzgâr gülleri, dikta heveslisi çağdışı bir nokta olduğunu anlayana kadar parlatırlar seni.
kronik hainler hiç uyanmamayı yeğlerler. işık insanları ise, evrimleşmeni, aydınlanmanı veya çekip gitmeni bekler. büyüyen fiskesi ile kalabalığın, ötelenmeni.
umuda, düşlere, bekleyişe bile tahammülün yok senin.
işte böyle birisin sen bay kötülük.
klonlarınla birlikte bu utanç devrine ibretli bir rezalet imzası atıyorsunuz ya. mutlaka gideceksiniz sonunda.
bu kadar debelenip, yaşadığı çağı acımasızca bulandıranlar, günlerin köpüğünde yitip gider.
dünyanın bütün kavgaları senin gibilerin kafasında yaşanıyor aslında.
erişemediği yıldızları karartmaya çalışan cüceler, beyhude bir faşizanlıkla sadece geciktirir aydınlığı.
sonra yılan gömleğini çıkarır...
dünya, çöl yaratıklarına çok uzak bir günaydın faslındadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar