bugün
- ciğer yiyen midesizler6
- yüz görünümlüğü6
- nervio benimle evlenir misin6
- yarın yataktan kalkamayacak yazar4
- gönlü götü geniş sözlük yazarı8
- linç yiyeceğin bir şey söyle7
- sexting5
- rüyada nervio yu görmek9
- korkulan ölüm şekli6
- dinci ahlaksızlığı20
- insanlar size bakınca ilk ne ilgilerini çeker5
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi8
- yunan adalarına gitmek20
- yunan aşığı tip15
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak16
- truesuz sözlük10
- allahın yabancı kadınlara torpilli davranması3
- en lezzetli balık6
- ölmeyecek gibi yaşıyor millet5
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- turşu suyu içen bayan4
- yakınım nasıl ama2
- arjantinli erkekler6
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması14
- antipanik5
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması4
- takıntılı olduğunuz hareketler4
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- elisa3
- rujlu erkekle öpüşmek14
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler14
- pakistan6
- ucu nereye giderse gitsin5
- zengin kadın bulup evinin erkeği olmak5
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- sözlük erkeklerini cimere şikayet etmek3
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması17
- simli ped kullanan sözlük erkeği2
- fon vurgunu sonrası akepeye desteği sürdürmek7
- günün recep tayyip erdoğan repliği8
- ruj sürmüş kadının dudaklarını yiyip bitirmek3
- kaliteli entryler girip eksi oy almak6
- filozofların yunanların delileri olması3
- kalbin cız ettiği anlar3
- fiziği güzel sözlük kızları47
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- sözlük yazarlarının ruh hali7
- sizce instagram ders sözlük de tenefüs mü2
- akın gürlek'in fon soruşturması açıklaması4
- evlenmeyip zina mı yapalım4
Mekke döneminde nâzil olmuştur. Yedi âyettir. Kur'ân-ı Kerîm'in başlangıç sûresi olduğu için "açan" anlamında Fâtiha şeklinde anılmıştır. Aynı zamanda "Ümmü'l-Kitâb" (Kitab'ın anası/özü), "el-Esâs" gibi adları da vardır.
1. Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla.
2. Hamd(in övme ve övülmenin her türlüsü), âlemlerin (tek) Rabbi(1) olan Allah'adır.
3. (O) Rahmân'dır (dünyada bütün yaratıklara bol merhamet edendir), Rahîm'dir (âhirette yalnız mü'minlere acıyıp, mağfiret edecek olandır).
4. Din gününün (yani hesap gününün) mâliki/hükümrânıdır.
5. (Ey Rabbimiz!) Yalnız sana (ibâdet ve itaatle) kulluk eder ve (her hal ve ihtiyacımızda) ancak senden medet umar/yardım dileriz.(2)
6. Bizi doğru yola (islâm'a) ilet (islâm ile yaşat).
7. Kendilerine (lütfundan) nimet verdiğin (iyi) kimselerin yoluna (ilet); [4/69] (emirlerine âsi olmuş ve) gazaba uğramışların ve sapıtanların değil (Yâ Rabbi).(3) (Âmin...)(4)
Dipnotlar:
1-Rab; bir insan, bir toplum, veya birşey üzerinde otorite iddiasında bulunmadır. Rab aynı zamanda besleyen, büyüten ve varlığı devam ettirme gücüne sahip olandır. Kurumsal olarak kâinatta her türlü otoritenin asıl kaynağı, sahibi ve hayata hükmü geçerli olandır ki, O da ancak Allah'tır. O'nun emrini beğenmemek ve dışlamak Allah'ı Rab olarak tanımamaktır. [bkz. 6/102; 33/36; 41/30; 46/13]
2-Bu âyet inananların Allah'a verdiği bir taahhüttür. Bilmemiz gerekir ki, Allah'a kulluk, yalnız O'na ibadet etmekle değil, hem ibadet hem de emir ve yasaklarına itaatle gerçekleşir. Çünkü Allah, yalnız ibadet ilâhı değildir. Bunun içindir ki islâm "lâ ilâhe illallâh" ile başlar, "iyyâke na'büdü" ile yürürlüğe girer. Kur'an'da birçok yerde Allah'a kulluk emredilir. Çünkü insanları, bütün emirlerine itaatte kul etme hakkı ancak O'nundur. Zaten Allah da insanları bunun için yaratmıştır (51/56). Çünkü Bir'e kul olmayan bine kul olur; Allah'a kullukta yücelik ve hürlük, kula kullukta ise, esaret ve küçülme vardır. Seyyid Kutub, tefsirinde: "Öyle bir zaman gelir ki insanlar, Allah'ı sözde inkâr etmeyebilir, O'na ibadeti de terketmezler, ama, o ibadeti ya birine gösteriş olarak yaparlar, ya helal ve haramı (serbestlik ve yasakları) tayin ve ilanda, başkalarının islâm'a aykırı emirlerine istekle itaat ederler, ya da islâm'a aykırı olarak bir kimseye sığınmak ve ondan bir pâye elde etmek isterler ki (4/139; 35/10), bu durumda onları rab kabul etmiş, onlara tapmış ve kulluk etmiş olurlar (9/31). Böylece 'müslümanım' dedikleri halde -Allah korusun- şirke düşerler" der. islâm öncesi Arap müşrikleri de ideolojileri yönünden Allah'ı inkâr etmiyorlar, fakat O'nun, hayatlarında hükümleri geçerli olan Rab olmasını kabul etmiyorlardı. işte Allah'a Rab, Mâlik (Hükümran) ve tek ilâh olarak (112/1-4) inanmamak şirk olur." (Seyyid Kutub, VIII, 284). [bkz. 2/107, 138; 5/52; 6/102; 12/40, 106; 16/49, 52; 29/25; 39/64, 65; 40/60; 41/30; 43/84; 46/13]
3-Yahudiler, hıristiyanlar ve diğerleri gibi. [bkz. 2/90; 5/77; 58/14] Yahudiler dinlerini merasimleştirdiler, peygamberlerini küçük düşürdüler, devre dışı bıraktılar, hakaret ettiler, hatta bazısını öldürdüler. Hıristiyanlar ise peygamberlerini ilâhlaştırdılar. "Din vicdan işidir" diye onu vicdanlara hapsettiler ve dini dünyevîleştirdiler. Halbuki inancın/dinin, kişinin iç dünyasına ait birşey olduğunu söyleyip, onu vicdanla sınırlı bir alan içine hapsetmek ve kişiyi, dînî yaşamından engellemek yanlış ve geçersizdir. Çünkü vicdanda olan herşey her yerde var demektir. Bu yönden bunu hegemonik/baskıcı usul ve üslupla bastırmak, insan onurunu zedeleyen bir tavır olmuştur.
4-Âmin: "Öyle olsun, kabul eyle" anlamındadır ve âmin demek sünnettir. Sesli namazlarda Hanefîleride imam ve cemaat sessiz, Mâlikîleride yalnız cemaat sesli; Şâfiî ve Hanbelîleride imam ve cemaatin sesli okumaları menduptur. Besmeleler, imam Şâfiî'ye göre, sûreye dahil sayıldığından sesli namazlarda açıktan okunur. imâm-ı Âzam ve Mâlik'e göre yedinci âyet 'gayri'l magdûbi ...' dir.
kaynak : feyz'ül furkan kur'an-ı kerim ve açıklamalı meali, hasan tahsin feyizli, server iletişim.
1. Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla.
2. Hamd(in övme ve övülmenin her türlüsü), âlemlerin (tek) Rabbi(1) olan Allah'adır.
3. (O) Rahmân'dır (dünyada bütün yaratıklara bol merhamet edendir), Rahîm'dir (âhirette yalnız mü'minlere acıyıp, mağfiret edecek olandır).
4. Din gününün (yani hesap gününün) mâliki/hükümrânıdır.
5. (Ey Rabbimiz!) Yalnız sana (ibâdet ve itaatle) kulluk eder ve (her hal ve ihtiyacımızda) ancak senden medet umar/yardım dileriz.(2)
6. Bizi doğru yola (islâm'a) ilet (islâm ile yaşat).
7. Kendilerine (lütfundan) nimet verdiğin (iyi) kimselerin yoluna (ilet); [4/69] (emirlerine âsi olmuş ve) gazaba uğramışların ve sapıtanların değil (Yâ Rabbi).(3) (Âmin...)(4)
Dipnotlar:
1-Rab; bir insan, bir toplum, veya birşey üzerinde otorite iddiasında bulunmadır. Rab aynı zamanda besleyen, büyüten ve varlığı devam ettirme gücüne sahip olandır. Kurumsal olarak kâinatta her türlü otoritenin asıl kaynağı, sahibi ve hayata hükmü geçerli olandır ki, O da ancak Allah'tır. O'nun emrini beğenmemek ve dışlamak Allah'ı Rab olarak tanımamaktır. [bkz. 6/102; 33/36; 41/30; 46/13]
2-Bu âyet inananların Allah'a verdiği bir taahhüttür. Bilmemiz gerekir ki, Allah'a kulluk, yalnız O'na ibadet etmekle değil, hem ibadet hem de emir ve yasaklarına itaatle gerçekleşir. Çünkü Allah, yalnız ibadet ilâhı değildir. Bunun içindir ki islâm "lâ ilâhe illallâh" ile başlar, "iyyâke na'büdü" ile yürürlüğe girer. Kur'an'da birçok yerde Allah'a kulluk emredilir. Çünkü insanları, bütün emirlerine itaatte kul etme hakkı ancak O'nundur. Zaten Allah da insanları bunun için yaratmıştır (51/56). Çünkü Bir'e kul olmayan bine kul olur; Allah'a kullukta yücelik ve hürlük, kula kullukta ise, esaret ve küçülme vardır. Seyyid Kutub, tefsirinde: "Öyle bir zaman gelir ki insanlar, Allah'ı sözde inkâr etmeyebilir, O'na ibadeti de terketmezler, ama, o ibadeti ya birine gösteriş olarak yaparlar, ya helal ve haramı (serbestlik ve yasakları) tayin ve ilanda, başkalarının islâm'a aykırı emirlerine istekle itaat ederler, ya da islâm'a aykırı olarak bir kimseye sığınmak ve ondan bir pâye elde etmek isterler ki (4/139; 35/10), bu durumda onları rab kabul etmiş, onlara tapmış ve kulluk etmiş olurlar (9/31). Böylece 'müslümanım' dedikleri halde -Allah korusun- şirke düşerler" der. islâm öncesi Arap müşrikleri de ideolojileri yönünden Allah'ı inkâr etmiyorlar, fakat O'nun, hayatlarında hükümleri geçerli olan Rab olmasını kabul etmiyorlardı. işte Allah'a Rab, Mâlik (Hükümran) ve tek ilâh olarak (112/1-4) inanmamak şirk olur." (Seyyid Kutub, VIII, 284). [bkz. 2/107, 138; 5/52; 6/102; 12/40, 106; 16/49, 52; 29/25; 39/64, 65; 40/60; 41/30; 43/84; 46/13]
3-Yahudiler, hıristiyanlar ve diğerleri gibi. [bkz. 2/90; 5/77; 58/14] Yahudiler dinlerini merasimleştirdiler, peygamberlerini küçük düşürdüler, devre dışı bıraktılar, hakaret ettiler, hatta bazısını öldürdüler. Hıristiyanlar ise peygamberlerini ilâhlaştırdılar. "Din vicdan işidir" diye onu vicdanlara hapsettiler ve dini dünyevîleştirdiler. Halbuki inancın/dinin, kişinin iç dünyasına ait birşey olduğunu söyleyip, onu vicdanla sınırlı bir alan içine hapsetmek ve kişiyi, dînî yaşamından engellemek yanlış ve geçersizdir. Çünkü vicdanda olan herşey her yerde var demektir. Bu yönden bunu hegemonik/baskıcı usul ve üslupla bastırmak, insan onurunu zedeleyen bir tavır olmuştur.
4-Âmin: "Öyle olsun, kabul eyle" anlamındadır ve âmin demek sünnettir. Sesli namazlarda Hanefîleride imam ve cemaat sessiz, Mâlikîleride yalnız cemaat sesli; Şâfiî ve Hanbelîleride imam ve cemaatin sesli okumaları menduptur. Besmeleler, imam Şâfiî'ye göre, sûreye dahil sayıldığından sesli namazlarda açıktan okunur. imâm-ı Âzam ve Mâlik'e göre yedinci âyet 'gayri'l magdûbi ...' dir.
kaynak : feyz'ül furkan kur'an-ı kerim ve açıklamalı meali, hasan tahsin feyizli, server iletişim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar