bugün
- kim bu gizli artıcı4
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası18
- haluk levent yarın konser verse kaç kişi gider3
- nickten isim tahmini yapmak25
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri10
- hakkımda bilmeniz gerekenler32
- kalkın be3
- yazarların imrendiği kişi4
- geceye bir şarkı bırak11
- müslüman cinler4
- taze ekmek2
- bugün 2026 temmuz ayının son pazar günü3
- kıl erkeğin süsüdür14
- sabah sabah katil olma sebebi2
- nick vermeden bir yazara seslen14
- travesti sesi çekiciliği6
- ioçk14
- yazarların şu an yapmak istedikleri şey10
- 55 kilo üstündeki sözlük kızları8
- grup seksin mantığı10
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- dünyaya çocuk getirmek10
- bu saatte içen sözlük yazarları6
- yeni parti46
- nervio burak demirbilek evliliği13
- bilgi içeren entry girelim hadi6
- görükle'ye gelen erkek yüklü kamyonet6
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- yoğurt mayalayan kızı üzmek11
- nasıl yani hala kavga başlamadı mı6
- gece denize girmek5
- yorgun mermi vs nervio12
- nohut yaptım nası olmuş10
- dünyanın en samimi cümlesi6
- her şey senin istediğin gibi olsaydı5
- uyumadan kayda değer bir şey bırak4
- 20 lik kızlara yazmaya utanmak4
- gammazı ispiyoncu sanmak15
- şarap içemeyen erkek6
- arkadaşlar bir şey dicem5
- akrep burcu4
- gecenin köründe5
- arabayı yavaş süren tipler16
- kedi2
- pişt bi baksanıza buraya kankalarım8
- merfulu gitmesin kampanyası15
- yazarların nickleri nereden geliyor11
- tai lung18
- birader ne demek11
- abberline'ı kulaklarından tavana asmak6
(bkz: seni arkadaş olarak görüyorum un ilk duyulduğu an/#5403015)'ın devamı olarak;
asık suratla eve girdim. üzgün olduğumda alt dudağım sarkardı. ilk kez arkadaş olarak görülmek beni o kadar yıkmıştı ki, alt dudağım artık benden bağımsız bir yaratığa dönüşmüş, benden iki adım önde salına salına ilerliyordu. annem ve babam salonda oturuyorlardı. biri bulmaca çözüyor, biri televizyon izliyordu. hemen üst kata çıktım, bunu yaparken de özenle yerlere sert bastım. pat pat pat, sesleri yakılandı merdivenlerde. havlumu yere fırlattım. ağzım dondurmadan yapış, yapıştı. vücudum tuzluydu. ishal çocuklara içirilen su ve tuz karışımı gibiydim. iğrençtim. duşa girdim.
duştan çıkınca, yatağıma uzandım, tam kendi kendime söverken, annem seslendi aşağıdan "oğlum, yemek hazır", üzgün değildim aslında, sinirliydim, herkesten nefret ediyordum, arkadaşım vardı zaten bir sürü, ne diye yeni bir tane isteyeyim ki, arkadaş olarak görülmek neydi, kesin o birlikte dolaştığı abilerden birinden hoşlanıyordu, abilerden de nefret ettim. "ben yemicem yaa" diye bağırdım. annemin ayak sesleri duyuldu merdivenlerden. önce kafası gözüktü, sonra vücudu. dünya belki de yuvarlak değil, merdivenliydi, o yüzden uzaktan gözüken geminin önce yelkenleri sonra gövdesi gözüküyordu.
başucuma oturdu, saçlarımı okşarken "neyin var oğlum" diye sordu, "bir şeyim yok" dedim. "bak köfte yaptım sen seversin, hadi gel" dedi, üstüme gelmedi. öğretmendi annem, pedagoji eğitimi almıştı, üstüme gelmezdi. köfteyi severdim, ayçin'i de seviyordum, köfte de belki beni arkadaşı olarak görmek istiyordur diye düşündüm. köfteyle şakalaştığım, köfteye sarılıp dondurma yediğim sahneler canlandı gözümde. tiksindim. acıkmıştım, şu çocuk yaşımda çektiğim çile, yormuştu beni. aşağıya indim.
her şeyle dalga geçen babam, gülerek "noldu experimental kız meselesi mi" diye sordu, yanağımdan makas aldı. anlamıştı, babalar niye hep anlardı. ömrümün ilk "sana kız mı yok oğlum" lafını o zaman duydum. babam içeride köfte kızartan anneme seslendi "aslana köfte getir bakalım". ilgiden bunalmıştım. ailem beni sakinleştirmeye çalışıyordu, sanıyorum yaşadıklarımın farkındaydılar. ben ise sadece ayçin'i ve arkadaş olarak görülmeyi düşünüyordum. şimdi ben büyüsem abi olsam, ayçin'de büyücekti, hoşlandığı abilerde büyüyecekti. onlarla yarışamazdım ki, onlar hep abi olacaktı.
babamın minik bir bardak alarak bana bira koyduğu, bol köfte yenen, bol bol teselli edildiğim yemek sonrası rahatlamıştım. normalde her akşam giyinip, süslenerek, babamın parfümünden sıkan ben, üstümdeki şorta rağmen dışarı çıktım. süslenmek için bir nedenim yoktu artık. sahile yürüdüm, tüm çocukluğumla denize taş atmaya başladım. kızlardan nefret ediyor, onları görmek bile istemiyor, 15 sene sonra " hatunsuz olmaz hocu" diyecek pis bir adama dönüşeceğimi bilmiyordum.
asık suratla eve girdim. üzgün olduğumda alt dudağım sarkardı. ilk kez arkadaş olarak görülmek beni o kadar yıkmıştı ki, alt dudağım artık benden bağımsız bir yaratığa dönüşmüş, benden iki adım önde salına salına ilerliyordu. annem ve babam salonda oturuyorlardı. biri bulmaca çözüyor, biri televizyon izliyordu. hemen üst kata çıktım, bunu yaparken de özenle yerlere sert bastım. pat pat pat, sesleri yakılandı merdivenlerde. havlumu yere fırlattım. ağzım dondurmadan yapış, yapıştı. vücudum tuzluydu. ishal çocuklara içirilen su ve tuz karışımı gibiydim. iğrençtim. duşa girdim.
duştan çıkınca, yatağıma uzandım, tam kendi kendime söverken, annem seslendi aşağıdan "oğlum, yemek hazır", üzgün değildim aslında, sinirliydim, herkesten nefret ediyordum, arkadaşım vardı zaten bir sürü, ne diye yeni bir tane isteyeyim ki, arkadaş olarak görülmek neydi, kesin o birlikte dolaştığı abilerden birinden hoşlanıyordu, abilerden de nefret ettim. "ben yemicem yaa" diye bağırdım. annemin ayak sesleri duyuldu merdivenlerden. önce kafası gözüktü, sonra vücudu. dünya belki de yuvarlak değil, merdivenliydi, o yüzden uzaktan gözüken geminin önce yelkenleri sonra gövdesi gözüküyordu.
başucuma oturdu, saçlarımı okşarken "neyin var oğlum" diye sordu, "bir şeyim yok" dedim. "bak köfte yaptım sen seversin, hadi gel" dedi, üstüme gelmedi. öğretmendi annem, pedagoji eğitimi almıştı, üstüme gelmezdi. köfteyi severdim, ayçin'i de seviyordum, köfte de belki beni arkadaşı olarak görmek istiyordur diye düşündüm. köfteyle şakalaştığım, köfteye sarılıp dondurma yediğim sahneler canlandı gözümde. tiksindim. acıkmıştım, şu çocuk yaşımda çektiğim çile, yormuştu beni. aşağıya indim.
her şeyle dalga geçen babam, gülerek "noldu experimental kız meselesi mi" diye sordu, yanağımdan makas aldı. anlamıştı, babalar niye hep anlardı. ömrümün ilk "sana kız mı yok oğlum" lafını o zaman duydum. babam içeride köfte kızartan anneme seslendi "aslana köfte getir bakalım". ilgiden bunalmıştım. ailem beni sakinleştirmeye çalışıyordu, sanıyorum yaşadıklarımın farkındaydılar. ben ise sadece ayçin'i ve arkadaş olarak görülmeyi düşünüyordum. şimdi ben büyüsem abi olsam, ayçin'de büyücekti, hoşlandığı abilerde büyüyecekti. onlarla yarışamazdım ki, onlar hep abi olacaktı.
babamın minik bir bardak alarak bana bira koyduğu, bol köfte yenen, bol bol teselli edildiğim yemek sonrası rahatlamıştım. normalde her akşam giyinip, süslenerek, babamın parfümünden sıkan ben, üstümdeki şorta rağmen dışarı çıktım. süslenmek için bir nedenim yoktu artık. sahile yürüdüm, tüm çocukluğumla denize taş atmaya başladım. kızlardan nefret ediyor, onları görmek bile istemiyor, 15 sene sonra " hatunsuz olmaz hocu" diyecek pis bir adama dönüşeceğimi bilmiyordum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar