bugün
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı51
- chatgpt'nin bana yürümesi12
- sözlükteki fenerbahçeliler12
- hakiki gay misin diyen sözlük yazarı3
- gay taklidi yapıp kızlarla takılmak5
- fb gs'yi yenerse tanga giyeceğim4
- victor osimhen9
- 22 tane adamın bir topun peşinden koşması2
- hurdacıdan son gelen kitaplar6
- memelerim güzel mi diyen sözlük yazarı5
- ayağı 36 numara olan kadın3
- 20263
- kolye18
- victor osimhen'in balon olduğu gerçeği2
- galatasaray8
- meme gifleri atan sözlük yetkilisi6
- güne bir akp'li bırak2
- balkonda unutulan şarap4
- oktay saral13
- eşekler yıllardır yapay zekadan bahsetmiştir4
- sözlükteki galatasaraylılar2
- terrifier2
- ayakları güzel olan kadın2
- nervio tarzı entry girmek18
- dış mekan fotoğraf çekimi2
- jaws filmindeki sikko balik24
- galatasaray 1 fenerbahçe 02
- insan sevmemek9
- 26 ekim 2026 çaykur rizespor trabzonspor3
- duşa giriyorum kimi düşüneyim9
- yediğimiz yemekleri midede dışkı olarak taşımak6
- arda güler16
- atatürk ün hataları15
- susuz yaz dizisi2
- usual bey birader bay biraderdir4
- kıza aşık oldum uyuyamıyorum4
- futbol15
- 26 ekim 2026 rizespor trabzonspor maçı8
- 42 yıllık masonun masonluktan men edilmesi2
- trump'ın nicki minaj'ın götüne bakması2
- sözlüğü kurtaracak tek yazar8
- süper lig5
- 42 numara ayaklı kızın yaşama amacı6
- sözlükteki yazarların beni kız zannetmesi10
- 2026 kasım ayı nasıl geçecek4
- keçiboynuzu pekmezi4
- doğubank8
- sinek as'ın sözlüğe vedası26
- yetkisi alınan yetkili10
- eve çağıran kızın ot da getir demesi5
(bkz: seni arkadaş olarak görüyorum un ilk duyulduğu an/#5403015)'ın devamı olarak;
asık suratla eve girdim. üzgün olduğumda alt dudağım sarkardı. ilk kez arkadaş olarak görülmek beni o kadar yıkmıştı ki, alt dudağım artık benden bağımsız bir yaratığa dönüşmüş, benden iki adım önde salına salına ilerliyordu. annem ve babam salonda oturuyorlardı. biri bulmaca çözüyor, biri televizyon izliyordu. hemen üst kata çıktım, bunu yaparken de özenle yerlere sert bastım. pat pat pat, sesleri yakılandı merdivenlerde. havlumu yere fırlattım. ağzım dondurmadan yapış, yapıştı. vücudum tuzluydu. ishal çocuklara içirilen su ve tuz karışımı gibiydim. iğrençtim. duşa girdim.
duştan çıkınca, yatağıma uzandım, tam kendi kendime söverken, annem seslendi aşağıdan "oğlum, yemek hazır", üzgün değildim aslında, sinirliydim, herkesten nefret ediyordum, arkadaşım vardı zaten bir sürü, ne diye yeni bir tane isteyeyim ki, arkadaş olarak görülmek neydi, kesin o birlikte dolaştığı abilerden birinden hoşlanıyordu, abilerden de nefret ettim. "ben yemicem yaa" diye bağırdım. annemin ayak sesleri duyuldu merdivenlerden. önce kafası gözüktü, sonra vücudu. dünya belki de yuvarlak değil, merdivenliydi, o yüzden uzaktan gözüken geminin önce yelkenleri sonra gövdesi gözüküyordu.
başucuma oturdu, saçlarımı okşarken "neyin var oğlum" diye sordu, "bir şeyim yok" dedim. "bak köfte yaptım sen seversin, hadi gel" dedi, üstüme gelmedi. öğretmendi annem, pedagoji eğitimi almıştı, üstüme gelmezdi. köfteyi severdim, ayçin'i de seviyordum, köfte de belki beni arkadaşı olarak görmek istiyordur diye düşündüm. köfteyle şakalaştığım, köfteye sarılıp dondurma yediğim sahneler canlandı gözümde. tiksindim. acıkmıştım, şu çocuk yaşımda çektiğim çile, yormuştu beni. aşağıya indim.
her şeyle dalga geçen babam, gülerek "noldu experimental kız meselesi mi" diye sordu, yanağımdan makas aldı. anlamıştı, babalar niye hep anlardı. ömrümün ilk "sana kız mı yok oğlum" lafını o zaman duydum. babam içeride köfte kızartan anneme seslendi "aslana köfte getir bakalım". ilgiden bunalmıştım. ailem beni sakinleştirmeye çalışıyordu, sanıyorum yaşadıklarımın farkındaydılar. ben ise sadece ayçin'i ve arkadaş olarak görülmeyi düşünüyordum. şimdi ben büyüsem abi olsam, ayçin'de büyücekti, hoşlandığı abilerde büyüyecekti. onlarla yarışamazdım ki, onlar hep abi olacaktı.
babamın minik bir bardak alarak bana bira koyduğu, bol köfte yenen, bol bol teselli edildiğim yemek sonrası rahatlamıştım. normalde her akşam giyinip, süslenerek, babamın parfümünden sıkan ben, üstümdeki şorta rağmen dışarı çıktım. süslenmek için bir nedenim yoktu artık. sahile yürüdüm, tüm çocukluğumla denize taş atmaya başladım. kızlardan nefret ediyor, onları görmek bile istemiyor, 15 sene sonra " hatunsuz olmaz hocu" diyecek pis bir adama dönüşeceğimi bilmiyordum.
asık suratla eve girdim. üzgün olduğumda alt dudağım sarkardı. ilk kez arkadaş olarak görülmek beni o kadar yıkmıştı ki, alt dudağım artık benden bağımsız bir yaratığa dönüşmüş, benden iki adım önde salına salına ilerliyordu. annem ve babam salonda oturuyorlardı. biri bulmaca çözüyor, biri televizyon izliyordu. hemen üst kata çıktım, bunu yaparken de özenle yerlere sert bastım. pat pat pat, sesleri yakılandı merdivenlerde. havlumu yere fırlattım. ağzım dondurmadan yapış, yapıştı. vücudum tuzluydu. ishal çocuklara içirilen su ve tuz karışımı gibiydim. iğrençtim. duşa girdim.
duştan çıkınca, yatağıma uzandım, tam kendi kendime söverken, annem seslendi aşağıdan "oğlum, yemek hazır", üzgün değildim aslında, sinirliydim, herkesten nefret ediyordum, arkadaşım vardı zaten bir sürü, ne diye yeni bir tane isteyeyim ki, arkadaş olarak görülmek neydi, kesin o birlikte dolaştığı abilerden birinden hoşlanıyordu, abilerden de nefret ettim. "ben yemicem yaa" diye bağırdım. annemin ayak sesleri duyuldu merdivenlerden. önce kafası gözüktü, sonra vücudu. dünya belki de yuvarlak değil, merdivenliydi, o yüzden uzaktan gözüken geminin önce yelkenleri sonra gövdesi gözüküyordu.
başucuma oturdu, saçlarımı okşarken "neyin var oğlum" diye sordu, "bir şeyim yok" dedim. "bak köfte yaptım sen seversin, hadi gel" dedi, üstüme gelmedi. öğretmendi annem, pedagoji eğitimi almıştı, üstüme gelmezdi. köfteyi severdim, ayçin'i de seviyordum, köfte de belki beni arkadaşı olarak görmek istiyordur diye düşündüm. köfteyle şakalaştığım, köfteye sarılıp dondurma yediğim sahneler canlandı gözümde. tiksindim. acıkmıştım, şu çocuk yaşımda çektiğim çile, yormuştu beni. aşağıya indim.
her şeyle dalga geçen babam, gülerek "noldu experimental kız meselesi mi" diye sordu, yanağımdan makas aldı. anlamıştı, babalar niye hep anlardı. ömrümün ilk "sana kız mı yok oğlum" lafını o zaman duydum. babam içeride köfte kızartan anneme seslendi "aslana köfte getir bakalım". ilgiden bunalmıştım. ailem beni sakinleştirmeye çalışıyordu, sanıyorum yaşadıklarımın farkındaydılar. ben ise sadece ayçin'i ve arkadaş olarak görülmeyi düşünüyordum. şimdi ben büyüsem abi olsam, ayçin'de büyücekti, hoşlandığı abilerde büyüyecekti. onlarla yarışamazdım ki, onlar hep abi olacaktı.
babamın minik bir bardak alarak bana bira koyduğu, bol köfte yenen, bol bol teselli edildiğim yemek sonrası rahatlamıştım. normalde her akşam giyinip, süslenerek, babamın parfümünden sıkan ben, üstümdeki şorta rağmen dışarı çıktım. süslenmek için bir nedenim yoktu artık. sahile yürüdüm, tüm çocukluğumla denize taş atmaya başladım. kızlardan nefret ediyor, onları görmek bile istemiyor, 15 sene sonra " hatunsuz olmaz hocu" diyecek pis bir adama dönüşeceğimi bilmiyordum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar