bugün
- adını bile bilmediğin bir sözlük kızına aşık olmak11
- tekerlek toplayan cocuk13
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak10
- burcunun yükselenini bilen erkek8
- mafya kızı olma isteği6
- yazarların anlık durumları9
- avokado yiyen insan8
- kaslı ve yakışıklı mahalle bakkalı5
- afrikada bir ülkede yaşasaydınız nerde yaşardınız4
- tayt vs mini etek5
- boğaz ağrısı7
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz11
- feminen erkek davranışları6
- çocuklar niye sünnet edilir5
- gecenin rap şarkısı3
- sabah 11 akşam 16 haftada 4 gün iş3
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum15
- sözlükdaşlarım beni seviyor musunuz4
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- venüs retrosu4
- hayatını renklendirmek isteyenlere tavsiyeler6
- bol sucuklu tereyağlı çift yumurta6
- kalabalığı seviyor musunuz5
- insanlara kibirle bakmak3
- yazarlara sözlükten gelen son mesaj6
- torpilsiz iş bulmak3
- olgun karizmatik erkek vs genç erkek3
- bahçeli den fon krizi açıklaması4
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- sonbaharda yapılacaklar4
- 3 ekim 2026 hırvatistan ingiltere maçı7
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar18
- kova ve oğlak burçlarını sözlükten atmak7
- hazreti süleyman2
- gereksiz bakanlıklar3
- son aylarda çok fazla şey kaybettim2
- nick vermeden bir yazara seslen13
- özel sektör de çalışmak11
- torpille ünlü olanlar3
- şeker hastalığı9
- kürt bedo2
- işkembe çorbası seven kız6
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- çamaşır makinesinde yorgan yıkamak7
- torpil2
- burcunun burcu2
- pul biberli pilav6
- kaslı yakışıklı sert mizaçlı memur erkekler2
- bürokrasi gerçeği2
- yazarların sözlükte attığı son mesaj3
gümüşhaneli bir arkadaşım var. saftirik bir eleman, zarar gelmez; ama ifrit oluyorum. ufacık boyu var, millete artistlenmeler, repçi tavırlar falan. hele de bir gelip "naber kanki?" demesi var ki ağzını burnunu kırası geliyor insanın. geçen gün başka bir arkadaşa saldırırken bacağını sıraya vurdu salak, hala sakat. neyse.
kendisi amelenin tekidir lakin akrabaları falan zengindir baya. adamlara "yarış yapacağız" dedik, fransa'dan bisiklet getirtmişler. ya yaa. işte bisiklet yarışı yapmaya karar verdik abi, bir şekilde toparladık 5-6 yarış bisikletini. kimisi çaldı* kimisi kiraladı kimisinin zaten vardı. kaç kişi yarıştığımızı hatırlamıyorum şimdi. büyük bir site var burada, onun içinde de çook uzun bir yol var. virajlı falan böyle. 20 turluk yapıyoruz. bu da en azından birkaç kilometreye tekabül etmekte ki 33 dakikada bitirdiğimi hatırlıyorum ben. hay sikeyim hesabını, boşver şimdi onu.
ehehe, tabi bu koşulları her babayiğit kaldıramaz, o kadar dakika pedal sallamak kolay değil. site sakinleri yavşamasın diye götümüze taytlar geçirip kask falan da taktık ki en yarıcı kısmı budur. ani reflekslere dönüşüyordu hareketlerimiz insanların gözünde, "aa gay, oha bisikletçi lan!"
halbuki biz hiçbir baltaya sap olamamış öküzler sürüsüydük. ben bisiklet sürmeyi 9 yaşımda dereden uçmak pahasına öğrenmiş, bilakis uçmuştum da dereden. bisikletim de olmadı hiçbir zaman, o yüzden süremedim. 14 yaşımdayken koca parkın içinde dönemeyecek kadar öküzce sürüyordum. sevişiyormuşçasına zıplıyordum selenin üzerinde, beceremiyordum sürmeyi. sonra n'oldu? ilhami abi geldi, hayvan gibi sürer oldum. ben zaten kaslı adamım, yorulmayınca sittin sene gidebiliyorum. bir lance armstrong olamam ama mahallede kırmızı külot her zaman benimdir, affetmem. yarış boyunca eksikliğini hissettiğim tek şey, babamın güneş gözlükleriydi. anamınkileri almışım ben, taşları falan parlıyormuş böyle, sonradan anlattılar millet gördükçe "kim lan bu deli?" diyormuş.
hani bir de en öndeyim ya, almışım rüzgarı arkama yardırıyorum. neyse abi...
biz bunu youtube'a koymayı falan düşündük, mis gibi yarış amına koyim, koyulmaz mı? bahsettiğim gümüşhaneli arkadaş da elinde kamerayla yarışı çekiyor. ben artık son turdayım, finiş çizgisi olarak belirlediğimiz yere son derece yakınım. kameraya bakıp el falan sallıyorum hatta amına koyim, önümde tümsek var, görünce "hassiktir" diyip asıldım direkt, ama yine fena görüntü vermedim hani.
adam o sırada başladı bağırmaya, içimden bir ses sıçacağını söylüyor ama kendimi teselli ediyorum. "finiş her zaman heyecanlıdır oğul, arkadaşın olaya heyecan katıyor" diyorum. ama ihtimal vermiyorum. yarış bitiyor, kamerayı elime alıyorum ve arkadaşın ben finişteyken söylediklerini dinliyorum... facia...
- evet der meister yarış pisikletiyle finişe doğru geliyor... eveet... yok böyle bir şey... der meister, abouu... allaaah...
***
o anki halet-i ruhiyemi siz düşünüverin. çimenlere oturdum, hüngür hüngür ağladım. ve gereksiz ayrıntılarla bezenmiş, pek de yarıcılığı olmayan bu entrymi şu bakınızla sonlandırmak istiyorum, arz ederim...
(bkz: allah nidalarıyla finiş çizgisini basmak)
kendisi amelenin tekidir lakin akrabaları falan zengindir baya. adamlara "yarış yapacağız" dedik, fransa'dan bisiklet getirtmişler. ya yaa. işte bisiklet yarışı yapmaya karar verdik abi, bir şekilde toparladık 5-6 yarış bisikletini. kimisi çaldı* kimisi kiraladı kimisinin zaten vardı. kaç kişi yarıştığımızı hatırlamıyorum şimdi. büyük bir site var burada, onun içinde de çook uzun bir yol var. virajlı falan böyle. 20 turluk yapıyoruz. bu da en azından birkaç kilometreye tekabül etmekte ki 33 dakikada bitirdiğimi hatırlıyorum ben. hay sikeyim hesabını, boşver şimdi onu.
ehehe, tabi bu koşulları her babayiğit kaldıramaz, o kadar dakika pedal sallamak kolay değil. site sakinleri yavşamasın diye götümüze taytlar geçirip kask falan da taktık ki en yarıcı kısmı budur. ani reflekslere dönüşüyordu hareketlerimiz insanların gözünde, "aa gay, oha bisikletçi lan!"
halbuki biz hiçbir baltaya sap olamamış öküzler sürüsüydük. ben bisiklet sürmeyi 9 yaşımda dereden uçmak pahasına öğrenmiş, bilakis uçmuştum da dereden. bisikletim de olmadı hiçbir zaman, o yüzden süremedim. 14 yaşımdayken koca parkın içinde dönemeyecek kadar öküzce sürüyordum. sevişiyormuşçasına zıplıyordum selenin üzerinde, beceremiyordum sürmeyi. sonra n'oldu? ilhami abi geldi, hayvan gibi sürer oldum. ben zaten kaslı adamım, yorulmayınca sittin sene gidebiliyorum. bir lance armstrong olamam ama mahallede kırmızı külot her zaman benimdir, affetmem. yarış boyunca eksikliğini hissettiğim tek şey, babamın güneş gözlükleriydi. anamınkileri almışım ben, taşları falan parlıyormuş böyle, sonradan anlattılar millet gördükçe "kim lan bu deli?" diyormuş.
hani bir de en öndeyim ya, almışım rüzgarı arkama yardırıyorum. neyse abi...
biz bunu youtube'a koymayı falan düşündük, mis gibi yarış amına koyim, koyulmaz mı? bahsettiğim gümüşhaneli arkadaş da elinde kamerayla yarışı çekiyor. ben artık son turdayım, finiş çizgisi olarak belirlediğimiz yere son derece yakınım. kameraya bakıp el falan sallıyorum hatta amına koyim, önümde tümsek var, görünce "hassiktir" diyip asıldım direkt, ama yine fena görüntü vermedim hani.
adam o sırada başladı bağırmaya, içimden bir ses sıçacağını söylüyor ama kendimi teselli ediyorum. "finiş her zaman heyecanlıdır oğul, arkadaşın olaya heyecan katıyor" diyorum. ama ihtimal vermiyorum. yarış bitiyor, kamerayı elime alıyorum ve arkadaşın ben finişteyken söylediklerini dinliyorum... facia...
- evet der meister yarış pisikletiyle finişe doğru geliyor... eveet... yok böyle bir şey... der meister, abouu... allaaah...
***
o anki halet-i ruhiyemi siz düşünüverin. çimenlere oturdum, hüngür hüngür ağladım. ve gereksiz ayrıntılarla bezenmiş, pek de yarıcılığı olmayan bu entrymi şu bakınızla sonlandırmak istiyorum, arz ederim...
(bkz: allah nidalarıyla finiş çizgisini basmak)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar