bugün
- beni affettiğini söylesin gideyim10
- mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular11
- manifestten hangi kızla sevişirdin15
- sözlükte üzdüğüm yazarlar11
- sueda uluca silvermist benzerliği11
- kulaklık6
- tavuğun neden kanatları var9
- taliban4
- birinin ölümünü dilemek4
- erkeklere doğum izninin 3 gün olması5
- queen ravenna ve cinleri9
- 3 yaşındaki elif'i göz göre göre ezen kadın sürücü11
- karaktersiz insanların genel özellikleri3
- şeffaf kulaklık4
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı11
- gecenin şiiri5
- kadınların araba park edememesi4
- israil üçüncü tapınak'ın inşasına hazırlanıyor5
- altın renkli kulaklık3
- çarpan şeyler3
- kaşarlı sucuklu menemen8
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri5
- şeffaf ayakkabı2
- saçını danaya yalatmak5
- yeralti edebiyatcisi8
- bana onu sormayin7
- katatespizartmasi11
- sönmüyor ateşimiz ama alev alev de yanmıyor2
- zorunlu eğitim11
- queen ravennadan mesaj var11
- fotoğraflarda çirkin çıkmak3
- s'i l v'e r m'i s t35
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı11
- seksenler3
- gocu35
- çalışmak istemek ama engellerin çıkması8
- izmir yanıyor2
- insanın evi gibisi yok2
- zenginler niye uzun yaşamak istiyor4
- sözlük şifresinin uzaylılar tarafından çalınması3
- david rockefeller4
- kız düşürmenin kısa yolu19
- uludağ sözlük size ne kattı27
- sınırsız nafaka kaldırımı insan hakları ihlalidir4
- özbek kadınlar15
- izmir2
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı18
- israil'in kuruluşu2
- bir sözlük yazarına çıkma teklif etmek5
- natisii ve enayimik3
tuhaf bir olay. ne olduğu belirsiz.
şimdi bahsedeceğim olay 1 yıl önce falan oluyor. hani öyle 1.5 hafta önce falan dememe bakmayın yani.
1.5 hafta önce aldığım telefonumu 0.5 hafta önce kaybetmemden mütevellit annemin takoz cep telefonuyla yola koyuldum. baktım telefonda sessiz yazıyor falan, fazla kurcalamadım olayı.
üç tane barzo arkadaşımın beni beklediği yere gittim. ikisi tavla oynuyordu, diğeri de yancılık yapıyordu onlara. sonra olaya bir takım ruhu katalım dedik. ikimiz de karşımızdaki yarışmacıyı tutuyorduk falan. sonradan tabuya geçtik. benim olduğum takım yenildi tabii ki.
boktur püsürdür derken sıkıldık ve "e hesabı ödeyip gidelim buralardan" dedik. kasanın üzerine eşşek kadar "lütfen hesabınızı masaya isteyiniz" yazdığı halde "ehheh abi bende bozuk yok" olayına mahal vermemek için inatla kasaya doğru yürüdük.
kasaya ilerlerken kasa başındaki çocuğu (çocuk?) gördüğü andan itibaren yürüyüşü değişen benim, kasaya geldiğimde ses tonum da değişmişti. bana baktı, "evet ne vardı?" dedi. "sana ne lazım?" demek isterdim; ama demedim, demem. edepli hatunumdur. yanımdaki üç hanzonun bakışı da bunda etkili olabilir, onu ayrıca irdelemek lazım. tüm karizmamla "bir kutu kola bir de ice cappucino" dedim. o an çocuğun bana çok tuhaf baktığını fark ettim. öyle bir çocuğun bana bakması kıç rakımımın olduğunun 5 kat üstüne çıkması için yeterli bir nedendi. ama bakışları tuhaftı. sonra yanındaki çocuğa seslendi, baksana hesaba diye. neden gittiğini anlamamıştım. sonra telefonumun çaldığını duydum. umuyorum ki bununla alakası yoktur çocuğun bana "go home" bakışı attıktan sonra "go home"masının.
zira telefon annemin olduğundan olsa gerek çalan melodi beni benden aldığı gibi, sanırım onu da ondan almıştı. beni bana bırakmadı da üstelik.
sana kızamıyorum anne, ama neden o melodi? neden "dırıt dıııııt,dırıdı dırıdı dırıdı dırıdı dırıdı dırıt dııııt?"
allah belanı versin kıraç. allah belanı versin aliye. sen çocuklarım olmadan asla diyorsun demeye de, senin yüzünden çocuğum falan da olmayacak benim, ona yanıyorum yani. evde kalıcam ben.
şimdi bahsedeceğim olay 1 yıl önce falan oluyor. hani öyle 1.5 hafta önce falan dememe bakmayın yani.
1.5 hafta önce aldığım telefonumu 0.5 hafta önce kaybetmemden mütevellit annemin takoz cep telefonuyla yola koyuldum. baktım telefonda sessiz yazıyor falan, fazla kurcalamadım olayı.
üç tane barzo arkadaşımın beni beklediği yere gittim. ikisi tavla oynuyordu, diğeri de yancılık yapıyordu onlara. sonra olaya bir takım ruhu katalım dedik. ikimiz de karşımızdaki yarışmacıyı tutuyorduk falan. sonradan tabuya geçtik. benim olduğum takım yenildi tabii ki.
boktur püsürdür derken sıkıldık ve "e hesabı ödeyip gidelim buralardan" dedik. kasanın üzerine eşşek kadar "lütfen hesabınızı masaya isteyiniz" yazdığı halde "ehheh abi bende bozuk yok" olayına mahal vermemek için inatla kasaya doğru yürüdük.
kasaya ilerlerken kasa başındaki çocuğu (çocuk?) gördüğü andan itibaren yürüyüşü değişen benim, kasaya geldiğimde ses tonum da değişmişti. bana baktı, "evet ne vardı?" dedi. "sana ne lazım?" demek isterdim; ama demedim, demem. edepli hatunumdur. yanımdaki üç hanzonun bakışı da bunda etkili olabilir, onu ayrıca irdelemek lazım. tüm karizmamla "bir kutu kola bir de ice cappucino" dedim. o an çocuğun bana çok tuhaf baktığını fark ettim. öyle bir çocuğun bana bakması kıç rakımımın olduğunun 5 kat üstüne çıkması için yeterli bir nedendi. ama bakışları tuhaftı. sonra yanındaki çocuğa seslendi, baksana hesaba diye. neden gittiğini anlamamıştım. sonra telefonumun çaldığını duydum. umuyorum ki bununla alakası yoktur çocuğun bana "go home" bakışı attıktan sonra "go home"masının.
zira telefon annemin olduğundan olsa gerek çalan melodi beni benden aldığı gibi, sanırım onu da ondan almıştı. beni bana bırakmadı da üstelik.
sana kızamıyorum anne, ama neden o melodi? neden "dırıt dıııııt,dırıdı dırıdı dırıdı dırıdı dırıdı dırıt dııııt?"
allah belanı versin kıraç. allah belanı versin aliye. sen çocuklarım olmadan asla diyorsun demeye de, senin yüzünden çocuğum falan da olmayacak benim, ona yanıyorum yani. evde kalıcam ben.
Gündemdeki Haberler