bugün
- velvet57
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar7
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry5
- herzevekil'in götçü oluşu4
- insan olmaya ceyrek kala5
- 2026 ekonomik krizi14
- victor osimhen19
- migros'a sorulacak tek soru23
- arkadaşlar çok hastayım ya9
- işedikten sonra elini yıkamayan erkek3
- the odyssey5
- enayimiknatisii3
- arkadaşlar kilo aldım4
- clemence baptista3
- g i l d e d l i l y16
- aleksey batrakov26
- ilk buluşmada bavyera halk ezgileri söyleyen kezo6
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği11
- belirli bi objeyi bilinçten saklamak2
- mersin4
- bilinçaltı algılama2
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması9
- spotify3
- nevşehirlilerin sevilmemesi2
- çiğ köfte3
- 1 euro 56 25 tl6
- merhaba poğaçacı2
- öğretmenlere önlük ve kıyafet zorunluluğu gelmesi9
- arkadaşlar veto ne demek8
- nuri bilge ceylan3
- tostumu yaptım11
- tıktok nasıl etkin kullanılır4
- güneş gözlüğüyle bir kafeye oturup dergi okumak2
- sıfırladım babacığım5
- 26 ağustos malazgirt zaferi'nin 955 yıl dönümü3
- birader beyler birader yazarlardır2
- zonguldak2
- abraxas3
- masonik gizemler5
- ellerim bos gonlum hos16
- şeyhine karısını kızını badelettiren şakirt3
- osuruktan şiirler59
- zeki demirkubuz2
- dürüm yerken uzaklara dalmak2
- yavuz ağıralioğlu2
- kürt meslekleri6
- türklerin türk olamama sorunu6
- batrakov'un kadıköy ve tüpraş da atacağı goller2
- pareidolia3
bosna hersek'in bassehri, bursa'nin kopyasi, buram buram osmanli, buram buram savas, buram buram umut kokan kent. birkac baslik altina inceleyecek olursak, heralde soyle bir sey olur :
ulasim
taksiler ucuz. para birimlerini konvertible mark olarak adlandirmislar ve hemen hemen turk lirasina denk. (1 km yaklasik 1.1 tl) taksiler kilometre basina 1 km aliyorlar. bunun disinda ikinci dunya savasi'ndan kalma oldugunu tahmin ettigim tramvaylari var. herkes biletsiz girip oturmakta, lakin denetim gorevlileri turist ve biletsiz oldugunuzu anladiginda uzerinize ususuyorlar sizden 'penalty ticket' alabilmek icin. o da yaklasik 26 km'ye tekabul eder. sakin olun, vermeyeceginizi soyleyin, polisi cagirmakla tehdit edecekler, hatta arar gibi yapacaklardir. sizin de agzinizdan 'ambassador' kelimesi cikiversin. ingilizce bilmedigini iddia eden yavsaklar cil yavrusu gibi dagilacaklardir.
hikayenin ana fikri, taksiyle gezin. zaten gezilecek yerleri birbirine yakin. yuruyun.
hatta soyle yapin, her sabah saat 7.00'de tren istasyonundan mostar'a tren kalkmakta. donus ise aksam 6'da. gidis donus 10 km. atlayin gidin. mostar'i gormeden bosna hersek'i karis karis gezseniz dahi pek bir anlam ifade etmez.
konaklama
hostelde kalin. yemek zaten ucuz, yemek icin gidip otellere avro bayilmayin. ilk tavsiyem katedralin sokagindaki 'the old town hostel'. sahibi cok seker bir kadin ve ingilizcesi iyi. gerci genclerin % 80'i ingilizce biliyor ve bu istatistik ulkenin barindirdigi potansiyele dair bir ipucu vermekte. hostel gercekten cok temiz, cok nezih bir ortami var. genelde yabancilar takiliyor, 72 milletten insanla tanisabilme sansiniz var. geceligi 13 euro.
ikinci tavsiye ise hostel posilippo. baba ve iki oglu tarafindan -salim, iskender ve alim- isletilmekte. oglanlar acayip kafa ve kulturlu cocuklar. babalarinda bi rutkay aziz havasi var. benim de altimda ml 320 olsa ben de rutkay aziz havasinda olurum ama di mi hafiz? hostel isinden kazanilcak para degil ama hayirlisi. cocuklarin deli ortami var, alim picin onde gideni. arkadaslari pek bir sevecen, iki ingilizce konustuk buckingham aksanlisindan, icimize dustuler, fena da etmediler hani. cok bi temizligi yok hostelin, ama ortam o tarafta. kutuphaneleri var, book exchange yapabiliyorsunuz. zaten oglanlarin buyugu ekonomi masteri falan yapmis. aile pek bi orijinal anlayacaginiz. macera ariyorsaniz buraya gelin.
hosteller icin kontak bilgileri bir mesaj kadar uzaginizda. yataktan kalkmak zor gelmese onu da yazardim da baska zamana artik.
turistik yerler
sehrin kurucusu gazi husrev bey isminde bir osmanli pasasi. old town denilen kisim bascarsija'dan - ki bildigimiz catisiz kapalicarsi'dir- olusmakta. bunun yani sira gazi husrev bey camii burada bulunuyor. bascarsi'daki sokaklar gercekten cok orijinal. ayrica savas zamani en cetin savunulan, sirplara en agir kayiplarin verdirildigi bolge de bascarsi bolgesiymis.
saraybosna'nin boyle de bir ozelligi var. sehir o savas havasini atamamis uzerinden. bir yanda avrupa'yi aratmayan goruntuler sergilenirken, diger yanda mermi izleri, dagi tasi kaplayan mezarliklar, toplu mezarliga cevrilmis olimpiyat koyu, elleri opulesi gaziler. hele ki kokleriniz buraya dayanmaktaysa ve savas donemini siz de kalbinizde onlar kadar hissetmisseniz, gozlerinizin dolmamasi, aglamakli olmamaniz elde degil.
bascarsi bolgesinde sebijl dedikleri ahsap islemeli bir cesme var. oradan yokusu tirmandiginizda ucsuz bucaksiz mezarliklardan bir baskasi sizi karsiliyor. iste o mezarligin icinde 'bilge kral' alija izzetbegovic yatmakta. gayet mutevazi, kendine yakisir bir mezari var. 'benim' diyen, bu kulturden nasibini almis her bireyin gidip gormesi gereken bir yer. allah mekanini cennet etsin.
1984 kis olimpiyatlari sarajevo'da duzenlenmis. kayak tesisleri hala durmakta ve turkiye ile kiyasladigimizda cok cok ucuz. turlar duzenlenmekte, 20-30 euro'ya duzenlenen turlara katilip, sabahtan aksama kadar kayabiliyorsunuz. kaymaktan hazzediyorsaniz gezinizin bir gununu kesinlikle buna ayirin.
ayrica nehir kenarindaki bir sokakta, birinci dunya savasi'nin basladigi nokta var. hani su avusturya-macaristan veliaht prensinin olduruldugu, meshur yer. hemen dibinde bir muze. tarihi hissetme duygusunun doruklara ciktigi bir mekan, kacirmayin.
yiyecek
turk mutfak kulturuyle yetismis bir yagiz turk gencinin sikinti cekmeyecegi tek ulke, bosna hersek'tir. bunu rahatlikla soyleyebiliriz. cevapi cevapi dediler, yok geleneksel yemek, yok efendim boyle, yiyen oluyor bitiyor falan. gidelim yiyelim dedik bildigin inegol kofte cikti. ama hakkini teslim etmek lazim, adamlar bunu yagli bir ekmek icinde servis etmekteler ki o ekmegin tadini dunya uzerinde bulabileceginizi sanmiyorum. catal kasik var ama insanlar elleriyle catur cutur yemekteler. ayran isterseniz size yogurdu bardaga koyup getirirler, sasirmayin.
hamur islerinde asmislar. ruslar'da vodka, caponlarda susi, bizde kepabsa, bu adamlarda hamur isi arkadas. annem duymasin ama, bosnak boregini memleketinde yiyeceksin. parmak kalinliginda acmislar o borekleri, icinde kiymasi, patatesi, peyniri. ciddi soyluyorum, yemeden donmeyin.
pizza cok ucuz, dilimi 2 km gibi bir rakama denk geliyor. gonul rahatligiyla yiyin, yedirin.
klup falan demistim di mi ben?
gece hayati
simdi soyle dusunun, sarajevo bizim ortalama bir anadolu sehri buyuklugunde bir yer. ama sarajevo'da gece hayati dedin mi orada durup bir dusuneceksin arkadas. yok boyle bir olay. mekanlar kalite, ortam seviyeli, insanlara, ozellikle disi olanlarina ayri bi baslik acacagim zaten, kisacasi bambaska. mutevazilikten taviz vermek gibi olmasin ama dunyanin sayili bir kac mekanini gormuslugumuz var. onlar bile yanlarinda anaokulu bahcesi gibi kalir.* saglam mekanlari soyle;
city pub : pub dedigine bakmayin siz. format pub - club arasi birsey. muzikler biraz apaci kaliyor ama. dunyada nam yapmis mekanlara verilen bir odul var, bu odulu 2007 yilinda bu arkadaslar almis. neye gore, kime gore diyesim geldi ama sustum. cumartesi gecesi erken gidip saglam yerden masa kaparsaniz iyidir.
hacienda : latin pub formati yapmislar. house muzik calinmakta ve hakikaten basarililar. iki katli bir mekan, ust kati restoran. kalabalik oldugunda cekilmiyor. ama sirf muzik icin kalinasi.
cheers : adindan da anlasilacagi uzere tema belli. dekorasyon ve muzik secimi bu yonde. canli muzigin oldugu ender mekanlardan. bizim haydi eller havaya mekanlari andiriyor biraz. cok merak etmiyorsaniz ugramayin derim ben.
the club : hayran oldum. (hincal'a benziyorum mutemadiyen) iceride boy ortalamasi kiziyla erkegiyle 1.90 falan. kucuk husam gibi hissetmeniz isten bile degil. tam hayalimdeki mekani yapmis adamlar. tarihi bir bina, yuksek tavanlar, gotik mimari. uce ayrilmis; bir taraf restoran, ki gordugum kadariyla (giren cikan acisindan soyluyorum) bayagi bir saglam. bir tarafta techno-trance agirlikli calisiliyor. son kisimda ise -ki favorim oldu- house-dance turunun basarili ornekleri sergilenmekte. muzigin habura koyim, dans edenleri gorseniz buraya gomulmeyi istersiniz. o derece.
bosnak kizlari
turlerinin saygiyi hak eden ornekleri. gitmeden soylemislerdi, abartiyolar diye ciddiye almamistim. bir milletin butun kizlarinin guzel olabilme olasiligi nedir ha nedir? sarajevo'da 1(bir) ulan 1 bu olasilik. sokakta gordugunuz her 10 kizdan 6'si bizim cakma mankenlerin havada karada canina okur, kalan 4'u de istiklal'de soyle bir yuruse sehir efsanesi olur cikar allasen. hepsinin fizigi duzgun, hepsi bakimli olur mu, hepsi giyinmeyi, oturmayi, kalkmayi bilir mi? basli basina bir haksizlik abidesi bu sehir. bi de bir canayakin, bir sicak yaratiklar, sormayin gitsin. insanin gozunun icine icine bakmakta hinzirlar. memleketimin naif bagyanlarini incitmek istemem, ama bunlar farkli bir gezegenden sanki. adami sapsala cevirir bunlar, trafigin sifir oldugu sehirde ezilme tehlikesi gecirtirler. ben bunlari gorunce sanki bir daha imana geldim. bunlar maymundan gelmis olamazlar lan. hatta bunlar sicimiyor bile olabilirler.
velhasil kelam, sarajevo bize benzedigi kadar, bizden farkli bir sehir. vize de istemiyorlar, cebine attin miydi 400 eyro'yu 10 gun krallar gibi gezersin.
gittim, gordum, paylastim dostlar. gidip, gorup, paylasmayanlar utansin... agir oldu lan bu, lakin nasil bitirecegimi bilemedim.
ulasim
taksiler ucuz. para birimlerini konvertible mark olarak adlandirmislar ve hemen hemen turk lirasina denk. (1 km yaklasik 1.1 tl) taksiler kilometre basina 1 km aliyorlar. bunun disinda ikinci dunya savasi'ndan kalma oldugunu tahmin ettigim tramvaylari var. herkes biletsiz girip oturmakta, lakin denetim gorevlileri turist ve biletsiz oldugunuzu anladiginda uzerinize ususuyorlar sizden 'penalty ticket' alabilmek icin. o da yaklasik 26 km'ye tekabul eder. sakin olun, vermeyeceginizi soyleyin, polisi cagirmakla tehdit edecekler, hatta arar gibi yapacaklardir. sizin de agzinizdan 'ambassador' kelimesi cikiversin. ingilizce bilmedigini iddia eden yavsaklar cil yavrusu gibi dagilacaklardir.
hikayenin ana fikri, taksiyle gezin. zaten gezilecek yerleri birbirine yakin. yuruyun.
hatta soyle yapin, her sabah saat 7.00'de tren istasyonundan mostar'a tren kalkmakta. donus ise aksam 6'da. gidis donus 10 km. atlayin gidin. mostar'i gormeden bosna hersek'i karis karis gezseniz dahi pek bir anlam ifade etmez.
konaklama
hostelde kalin. yemek zaten ucuz, yemek icin gidip otellere avro bayilmayin. ilk tavsiyem katedralin sokagindaki 'the old town hostel'. sahibi cok seker bir kadin ve ingilizcesi iyi. gerci genclerin % 80'i ingilizce biliyor ve bu istatistik ulkenin barindirdigi potansiyele dair bir ipucu vermekte. hostel gercekten cok temiz, cok nezih bir ortami var. genelde yabancilar takiliyor, 72 milletten insanla tanisabilme sansiniz var. geceligi 13 euro.
ikinci tavsiye ise hostel posilippo. baba ve iki oglu tarafindan -salim, iskender ve alim- isletilmekte. oglanlar acayip kafa ve kulturlu cocuklar. babalarinda bi rutkay aziz havasi var. benim de altimda ml 320 olsa ben de rutkay aziz havasinda olurum ama di mi hafiz? hostel isinden kazanilcak para degil ama hayirlisi. cocuklarin deli ortami var, alim picin onde gideni. arkadaslari pek bir sevecen, iki ingilizce konustuk buckingham aksanlisindan, icimize dustuler, fena da etmediler hani. cok bi temizligi yok hostelin, ama ortam o tarafta. kutuphaneleri var, book exchange yapabiliyorsunuz. zaten oglanlarin buyugu ekonomi masteri falan yapmis. aile pek bi orijinal anlayacaginiz. macera ariyorsaniz buraya gelin.
hosteller icin kontak bilgileri bir mesaj kadar uzaginizda. yataktan kalkmak zor gelmese onu da yazardim da baska zamana artik.
turistik yerler
sehrin kurucusu gazi husrev bey isminde bir osmanli pasasi. old town denilen kisim bascarsija'dan - ki bildigimiz catisiz kapalicarsi'dir- olusmakta. bunun yani sira gazi husrev bey camii burada bulunuyor. bascarsi'daki sokaklar gercekten cok orijinal. ayrica savas zamani en cetin savunulan, sirplara en agir kayiplarin verdirildigi bolge de bascarsi bolgesiymis.
saraybosna'nin boyle de bir ozelligi var. sehir o savas havasini atamamis uzerinden. bir yanda avrupa'yi aratmayan goruntuler sergilenirken, diger yanda mermi izleri, dagi tasi kaplayan mezarliklar, toplu mezarliga cevrilmis olimpiyat koyu, elleri opulesi gaziler. hele ki kokleriniz buraya dayanmaktaysa ve savas donemini siz de kalbinizde onlar kadar hissetmisseniz, gozlerinizin dolmamasi, aglamakli olmamaniz elde degil.
bascarsi bolgesinde sebijl dedikleri ahsap islemeli bir cesme var. oradan yokusu tirmandiginizda ucsuz bucaksiz mezarliklardan bir baskasi sizi karsiliyor. iste o mezarligin icinde 'bilge kral' alija izzetbegovic yatmakta. gayet mutevazi, kendine yakisir bir mezari var. 'benim' diyen, bu kulturden nasibini almis her bireyin gidip gormesi gereken bir yer. allah mekanini cennet etsin.
1984 kis olimpiyatlari sarajevo'da duzenlenmis. kayak tesisleri hala durmakta ve turkiye ile kiyasladigimizda cok cok ucuz. turlar duzenlenmekte, 20-30 euro'ya duzenlenen turlara katilip, sabahtan aksama kadar kayabiliyorsunuz. kaymaktan hazzediyorsaniz gezinizin bir gununu kesinlikle buna ayirin.
ayrica nehir kenarindaki bir sokakta, birinci dunya savasi'nin basladigi nokta var. hani su avusturya-macaristan veliaht prensinin olduruldugu, meshur yer. hemen dibinde bir muze. tarihi hissetme duygusunun doruklara ciktigi bir mekan, kacirmayin.
yiyecek
turk mutfak kulturuyle yetismis bir yagiz turk gencinin sikinti cekmeyecegi tek ulke, bosna hersek'tir. bunu rahatlikla soyleyebiliriz. cevapi cevapi dediler, yok geleneksel yemek, yok efendim boyle, yiyen oluyor bitiyor falan. gidelim yiyelim dedik bildigin inegol kofte cikti. ama hakkini teslim etmek lazim, adamlar bunu yagli bir ekmek icinde servis etmekteler ki o ekmegin tadini dunya uzerinde bulabileceginizi sanmiyorum. catal kasik var ama insanlar elleriyle catur cutur yemekteler. ayran isterseniz size yogurdu bardaga koyup getirirler, sasirmayin.
hamur islerinde asmislar. ruslar'da vodka, caponlarda susi, bizde kepabsa, bu adamlarda hamur isi arkadas. annem duymasin ama, bosnak boregini memleketinde yiyeceksin. parmak kalinliginda acmislar o borekleri, icinde kiymasi, patatesi, peyniri. ciddi soyluyorum, yemeden donmeyin.
pizza cok ucuz, dilimi 2 km gibi bir rakama denk geliyor. gonul rahatligiyla yiyin, yedirin.
klup falan demistim di mi ben?
gece hayati
simdi soyle dusunun, sarajevo bizim ortalama bir anadolu sehri buyuklugunde bir yer. ama sarajevo'da gece hayati dedin mi orada durup bir dusuneceksin arkadas. yok boyle bir olay. mekanlar kalite, ortam seviyeli, insanlara, ozellikle disi olanlarina ayri bi baslik acacagim zaten, kisacasi bambaska. mutevazilikten taviz vermek gibi olmasin ama dunyanin sayili bir kac mekanini gormuslugumuz var. onlar bile yanlarinda anaokulu bahcesi gibi kalir.* saglam mekanlari soyle;
city pub : pub dedigine bakmayin siz. format pub - club arasi birsey. muzikler biraz apaci kaliyor ama. dunyada nam yapmis mekanlara verilen bir odul var, bu odulu 2007 yilinda bu arkadaslar almis. neye gore, kime gore diyesim geldi ama sustum. cumartesi gecesi erken gidip saglam yerden masa kaparsaniz iyidir.
hacienda : latin pub formati yapmislar. house muzik calinmakta ve hakikaten basarililar. iki katli bir mekan, ust kati restoran. kalabalik oldugunda cekilmiyor. ama sirf muzik icin kalinasi.
cheers : adindan da anlasilacagi uzere tema belli. dekorasyon ve muzik secimi bu yonde. canli muzigin oldugu ender mekanlardan. bizim haydi eller havaya mekanlari andiriyor biraz. cok merak etmiyorsaniz ugramayin derim ben.
the club : hayran oldum. (hincal'a benziyorum mutemadiyen) iceride boy ortalamasi kiziyla erkegiyle 1.90 falan. kucuk husam gibi hissetmeniz isten bile degil. tam hayalimdeki mekani yapmis adamlar. tarihi bir bina, yuksek tavanlar, gotik mimari. uce ayrilmis; bir taraf restoran, ki gordugum kadariyla (giren cikan acisindan soyluyorum) bayagi bir saglam. bir tarafta techno-trance agirlikli calisiliyor. son kisimda ise -ki favorim oldu- house-dance turunun basarili ornekleri sergilenmekte. muzigin habura koyim, dans edenleri gorseniz buraya gomulmeyi istersiniz. o derece.
bosnak kizlari
turlerinin saygiyi hak eden ornekleri. gitmeden soylemislerdi, abartiyolar diye ciddiye almamistim. bir milletin butun kizlarinin guzel olabilme olasiligi nedir ha nedir? sarajevo'da 1(bir) ulan 1 bu olasilik. sokakta gordugunuz her 10 kizdan 6'si bizim cakma mankenlerin havada karada canina okur, kalan 4'u de istiklal'de soyle bir yuruse sehir efsanesi olur cikar allasen. hepsinin fizigi duzgun, hepsi bakimli olur mu, hepsi giyinmeyi, oturmayi, kalkmayi bilir mi? basli basina bir haksizlik abidesi bu sehir. bi de bir canayakin, bir sicak yaratiklar, sormayin gitsin. insanin gozunun icine icine bakmakta hinzirlar. memleketimin naif bagyanlarini incitmek istemem, ama bunlar farkli bir gezegenden sanki. adami sapsala cevirir bunlar, trafigin sifir oldugu sehirde ezilme tehlikesi gecirtirler. ben bunlari gorunce sanki bir daha imana geldim. bunlar maymundan gelmis olamazlar lan. hatta bunlar sicimiyor bile olabilirler.
velhasil kelam, sarajevo bize benzedigi kadar, bizden farkli bir sehir. vize de istemiyorlar, cebine attin miydi 400 eyro'yu 10 gun krallar gibi gezersin.
gittim, gordum, paylastim dostlar. gidip, gorup, paylasmayanlar utansin... agir oldu lan bu, lakin nasil bitirecegimi bilemedim.
Gündemdeki Haberler