bugün

die leiden des jungen werthers

"Acı çekmek özgürlükse..."

"Seversin kavuşamazsın aşk olur." Hüzne meyilin had safhadadır. Hoşuna da gider. Sonra bu acıya dönüşür. Bak bunu sevmeyebilirsin işte. Acılar katlanır. Çoğalır. içinden çıkılmaz bir hal alır. O koklamaya kıyamayacağın güzeller güzelinin gözleri, gözlerinin hemen önündeyken o bembeyaz ellerini tutamamak...dudaklarının lanet olası başka dudaklar tarafından ısıtılması...dayanılmaz bir hayat olur. Evet bir şeyler yapmalısın. Yazmak mesela? Ve Herkes bir roman kahramanı olur sonunda. Kendinden, tüm beceriksizliklerinden intikamını alırsın, asıl kahramanı intihar ettirirsin. Ölür. Ferahlarsın. Sen yaşamaya devam edersin. Günün gelir, vaden dolar Goethe; sen de ölürsün; Ama Genç Werther yaşamaya devam eder hala, yüzyıllarca...

(...)

"...Kayıtsız kalınabilecek bir şimdiye katlanmak yerine, hayal gücünün olanca gücüyle, geçmiş kötü anılarını geri çağırmaya uğraşmasalardı, insanlar arasındaki acılar da daha az olurdu."

"...insan soyu yeknesak bir şey. Çoğu yaşayabilmek için vakitlerinin büyük bölümünü çalışarak geçiriyor ve özgürlükten onlara artakalan o birazcık parça da onları o kadar ürkütüyor ki, ondan kurtulmak için her türlü çareye başvuruyorlar. Ey insanın alınyazısı..."

"...Kendi yetiştirdiği bir lahanayı masasına koyan ve yalnızca lahanın değil, sebzeyi toprağa diktiği sabahın, onu suladığı hoş akşamların ve gittikçe gelişmesinden sevinç duyduğu günlerin, hepsinin tek bir anda tadını çıkaran bir insanın sade, saf, sonsuz hazzını yüreğimde hissebildiğim için o kadar mutluyum ki!"

"...Efkarlı olduğu halde mutsuzluğunu gizleyebilecek, yakınlarının neşesini yok etmeden kederini kendi başına üstlenebilecek kadar kişilik sahibi olan bir tek insan gösterin bana! Bu efkar, daha çok, kendi kişiliksizliğimizle ilgili içsel bir kaygı, kıskançlıkla iç içe, aptalca bir kendini beğenmişliğin kışkırttığı bir değersizlik duygusu değil midir? mutlu edemediğimiz insanların mutlu olduklarını görüyoruz ve buna dayanamıyoruz." *

"...Uşağı gönderdim, yeter ki çevrem de, bugün onun( yani Lotte'nin) yakınlarında bulunmuş bir insan olsun. uşağı nasıl sabırsızlıkla bekledim, geldiğinde nasıl sevindim anlatamam. utanmasaydım, başını kendime çekip alnından öpecektim onu." * *

"...Bence kötü bir hastalık ateşinden dolayı ölen birine korkak demek ne kadar şaşırtıcıysa, kendi hayatına son veren birine korkak demek de o kadar şaşırtıcı olacaktır."

"...Sana yemin ederim ki, bazen bir gündelikçi bile olmaya razıyım, yalnızca sabahları uyandığımda önümde bir gün, bir hareket, bir umut olsun diye..."

"...Her şeyimi bağışlayan Tanrı keşke bunların yarısını esirgeyip kendime güvenmeyi ve kendimle yetinebilmeyi öğretseydi bana."

"...Ruhlarını tamamen merasime kaptırıp, ziyafet sofrasında bir sandalye öteye gidebilmeyi düşlemekten başka bir şeyi yıllarca aklına getirmeyen, sadece bu uğurda çaba harcayanlar nasıl insanlardır!"

"...insana, hayatın tadını çıkartmak için üstünde durulabilecek küçücük bir toprak parçası yeterlidir, altında sükün içinde yatmak içinse daha da az."

"...Tanrım, bu mu insanların kaderi? ya henüz akıl sahibi değilken ya da akıllarını yitirdikten sonra mı mutlu olacaklar ancak?"

ve

"...Huzurlu ol. Senden bunu diliyorum, huzurlu ol! Tabancalar dolu; saat on ikiyi vuruyor! Artık bitsin! Lotte! Lotte, elveda! Elveda!"

Milyarlarca insan aşk yaşadı. Milyonlarcası da imkansız aşkı tattı. Çok azı, (saadeti geçtim, o varsa başka şeye gerek olmuyor) bu acıdan ölümsüz eserler yarattı. Genç Werther'in acıları, şahsi kanaatimce en iyiler arasına girmese de, işte bunlardan biri...
© copyright 2005 - 2026