bugün

istanbul sel felaketinin sözlükte yer almaması

fakültelerin inşaat mühendisliği ile şehir-bölge planlama ve disiplinlerarası üretimi kamu yararına dönüştürme bölümlerinde "kentleşme, şehirlerde yapılan iskan ve ulaşım projelerinde asla ama asla yapılmaması gereken projeler" diye ders verilse...
bu derslerin uygulamalı laboratuvarı, uygulama alanı olarak ülkemiz/şehirlerimiz canlı örnektir.

fazla teknik konulara girmeden örnekleyelim...
pandemi döneminde dezenfektan kullanımı malumdu.
trafik polisi elinde bir şişe içkiyle araç kullanan alkollü sürücüyü çeviriyor ve ona trafikte alkol alımı-alkollü araç kullanımından cezai işlem yapıyor.
sürücü "corona salgını var, alkolü dezenfektan/hijyen için kullanıyorum" diye itiraz ediyor. kolonya ile veya dezenfektanla içkiyi eşitliyor.
başka birisi de cehaleti aşarak aptallık seviyesinde "alkol yasaklanıyor, özel hayat ve özgürlük" diyerek konuyu başka başka alana çekiyor.

işte ülke olarak bu haldeyiz.
duyuyorsunuz "sen havaalanına, yola, köprüye, şehirleşmeye, gökdelenlere, restorasyona, imara karşı mısın?" söylemlerini.

köprüsünden yoluna, tünelinden otobanına, şehir içi ulaşımdan iskanına, yeni yerleşim ve imar yapılanmasına, hava, deniz, karayolu ulaşımına bir ülkede neyi nasıl yapmamak gerekirse (yeniden yapılmasından restorasyona, yeni ulaşım yerleşim alanı seçilmesine) her şeyi nasıl yapılmaması gerekirse yaptık.

son 30-40 yıldır sağır sultanların bile duyduğu iklim, coğrafya uyarılarına rağmen ülkeyi kentleri tam bir keşmekeşe soktuk.
can kayıplarını boş verin, bu ülkede insan hayatı ucuz ama 100 liralık bir proje yapıyoruz ama bu projenin maliyeti, uzun vadede kullanımla ortaya kamu ve bireyin cebinden kasasından çıkacak parayla, yaşanacak ek maliyetler hesaplanırsa 100 liralık proje 10.000 lira maliyet ortaya çıkarıyor.
üstelik bu projelerin yaşanılan iklim çevre etkilerine olumsuz etkileriyle doğaya verdiğimiz zararın fazlasını bizden misliyle geri almasına da değinmiyorum.

bırakın seli yağmuru...
olacak olan kaçınılmaz olarak yaşayacağımız depremi bir düşünün.
bir de son doğu illerinde yaşadığımız depremi görün.
devam eden depremde yıkılan siteleri binaları ve mahkeme süreçlerine bir bakın.
bu binalar depreme dayanıklı yeni konutlardı.
kaçak yapılaşma eseri değildi.
üstelik başka bir konu da kaçak yapılara imar affı da getirilmişti ki bu konuya bile değinmiyorum.

istanbul'da sel olmuş.
bana ne kardeşim!
yüzme bilmiyorsan sokağa çıkma.
© copyright 2005 - 2026