kadınlar

erkeklerde olduğu gibi arada çürükleri bulunan cins. kasayı karıştırıp bozukları ayıklayacak değilim; manav değiliz.

kadın deyince aklıma, küfrün ne olduğunu bilmeyen değil, bildiği halde ağzına yakıştırmayan biri geliyor. kabalığa maruz kalıp terbiyesini çöpe atmayan, kurnazlık görünce kendisi de tilki kesilmeyen biri. naiflik sandığımız şeyin altında çoğu zaman saflık değil, ciddi bir irade var.

narin diyoruz. çoğu erkekten fazla kan görmüş bir canlıya. doğururken, büyütürken, beklerken, susarken. sonra çıkıp o kanı görmemiş gibi "kadınlar duygusal" diye teşhis koyuyoruz. ne güzel. otopsi masasında bile uzman kesiliyoruz.

hanımefendiliği de bilgisizlik zannediyoruz. sanki bir kadın hakaret etmiyorsa hakaret bilmiyor. halbuki bazıları hangi cümlenin karşısındakini yerin dibine sokacağını gayet iyi biliyor. yalnızca bunu her önüne gelene ispat etme ihtiyacı duymuyor.

mesele zarafet değil. insanın eline verilmiş bütün kirli imkanlara rağmen hangisini kullanmayacağını seçebilmesi. diş göstermemek dişsiz olmak değildir. kimi kadın susarak bile karşısındakinin bütün cümlelerini yetim bırakabilir.

hanımefendilik biraz da budur. hayatın sana öğrettiği her pisliği karakterine eklememek en azından bendeki anlayışta.

mesela (bkz: kadınlar).

tşkrler.
© copyright 2005 - 2026