meksika açmazı macerası

sinek ve feriştah karşı karşıyaydı. feriştah, sinek as'ı baştan aşağı süzdü, bir kahkaha patlattı ve kemiklerinin sesini duymaya hazır mısın diye sordu.

gel bakalım dedi sinek as bıyıkaltı gülümseyerek. feriştah asla adil dövüşmezdi, bundan hiç haberi yoktu. tam saldırıya geçmişken, feriştah elbisesinin içindeki jartiyer bantlarında gizlediği keskin 2 bıçağı seri bir hareketle çıkarıp yere eğilerek, kendisine koşan sinek as'a fırlatmıştı. tam isabet! bıçaklar sinek as'ın her iki baldırına birden saplanmıştı!

bağırarak dizlerinin üstüne çöken as'a ani bir atak yapan feriştah, önce göğsüne sonra tam boğazının ortasına attığı sert tekmeyle nefesini kestiği sinek as'ı, dizleri geriye doğru katlanmış bir şekilde yere yığmıştı. kafayı yere sert çarpan sinek fena afallamıştı.

feriştah sertçe göğsüne oturdu, sinek as'ın yana açılmış kolları feriştah'ın dizlerinin altındaydı. sinek as'n kafasından tutarak baş parmaklarıyla gözlerine bastırmaya başladı. söyle nereye gittiler, kimsin sen diye bağırıyordu. sinek acıdan cevap vermeye bile fırsat bulamıyordu. defalarca sordu feriştah, asla cevap vermiyordu. o sırada fetiştah'ın adamları geldi ve onlara bakarak: bu herif işimize yarar, paketleyin dedi.

gina ve mıktanıs nefes nefese, nereye gittiklerini bile bilmeden caddede koşuyorlardı. ceplerini kontrol eden mıknatıs, eyvah telefonum yok dedi. neyse ki gina'nın telefonu cebindeydi. bekle dedi gina, koşarak bir yere varamayız. mıknatısın omzundan çekti ve bir restorana girdiler hiçbir şey yokmuş gibi. önce oturup adam akıllı plan yapmaları gerekiyordu ama ceplerinde beş kuruşları yoktu. tüm eşyaları otel lobisinde kalmıştı. farkında olmadan çok daha kötü bir şey yapmışlardı. telaşla içeri daldıkları restoran, kaçtıkları kartele aitti...
© copyright 2005 - 2026