bugün
- enayimiknatisii9
- ibne miyim acaba diye sorgulamak7
- en güzel sevişme11
- sözlükte salça olunabilecek altenatif yazarlar14
- kadınların dışarı çıkmasının tek amacı12
- namazında niyazında erkek10
- tai lung9
- zall'ın sözlükte bir kızla sevgili olması8
- sözlükte birbiriyle kavga eden yazarlar5
- bu koyden olsam ne olacak18
- yeni parti33
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz2
- vermio11
- nervio35
- true çaylak olsun kampanyası9
- kasiyer kıza nasıl açılırım23
- pinhani4
- bir organınızdan vazgeçmeniz gerekse9
- fuhuş yapmayan içki içmeyen kumar oynamayan insan3
- sigmund freud vs carl gustav jung2
- true'yi yedirmeyiz7
- chp nin camileri ahır yapması6
- bir kilo patatesin 50 lira olması9
- sinsice kavga izleyen yazarlar9
- ahmet sezer bey'in esprilerine gülmeyen insan6
- sözlükte aşık olmam3
- insan olmaya ceyrek kala19
- boyumun kaç cm olduğunu itiraf ediyorum3
- imamların maaşı çok diyen öğretmen10
- ben ahbap derneğine güveniyorum17
- güne bir şarkı bırak9
- ioçk'nın müziği4
- seri gizli artı oy veren melek15
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz7
- pire için yaktığınız en büyük yorgan4
- kirazın kilosunun 150 tl olması4
- dikkat dikkat ismet efendi ülkeye giriş yapmıştır3
- ahmet sezer bey15
- rizeli kızlar3
- nervionun merak ettiği yazar21
- velvet53
- true'yi eskorta emanet etmek10
- erecto birader del kopar4
- günahkarlar ölüdür2
- şeytan6
- meriç nehrinin yönü3
- kürt feodalizmi4
- arkadaşlar sıkıldım4
- beni kim artılıyor amk5
- topluma nasıl faydalı olunur4
uludağ sözlük yazarlarının yazdığı kısa öykülerden oluşur. şöyle ki:
taksimde tarihi bir bina
kafamda kurduğum şeyi gerçekleştirmek için istiklal'de bir aşağı bir yukarı yürüyordum. kafamda nasıl ve nerede yapacağımın planları dönüp duruyordu. o kadar dalmışım ki hemen arkamdaki tramvay kendini zille fark ettirmeseydi herhalde planlarımı gerçekleştiremeden ölürdüm. köhne bir bina arıyordum. şöyle eski, kullanılmayan veya içine rahatlıkla girebileceğim bir bina. artık planı kafamda oturtmuştum bunu kesinlikle yapmalıydım. solumda ki büfeden 5 bira alıp biraz ilerideki kapısı aralık tarihi binaya doğru yürümeye başladım.
çatıya açılan kapı ilk başta açılmamakta dirense de biraz zorlamayla, kanırtarak açtım.5 kat çıkmak biraz yormuştu beni. kapıyı kapatıp yaslandım. cebimden bir sigara çıkartıp yaktım. terasın balkon kısmına doğru yaklaştım. 5. kat olmasına rağmen bayağı yüksek gözüküyordu. ayaklarımı pervazdan sarkıttım ve gelip geçenleri izlemeye başladım. 3. birayı açtım. ortalık yavaş yavaş hareketlenmeye başlamıştı.
saat 23.54. cumartesi gecesi için biraz fazla kalabalıktı sanki bu akşam. punk'çı gençler, varoş semtlerden karı düşürürüz umuduyla gelen kırolar, kendini mc zanneden yeni yetme ergenler, ağır ağabeyler, torbacılar, orospular, pezevenkler hepsi aynı yerde birbirlerinin yanından geçiyorlardı.
bana hissettiklerini ilk defa bir arabesk şarkı sözü ile söylemiştin. bir ayrılık şarkısı seç / sessizce çal benim için. kısa ve anlamlı bir sözdü. ayrılmak için son kez buluşmuştuk zaten seninle. yani bu son buluşmamızdı. karşımda oturmuş bana bakarken eskisi gibi gözlerinin içi gülmüyor, hastanede işe girdiğinden beri görüşmemek için bahaneler yaratıyordun bana. bu son bir aylık süre içinde beni kendinden uzaklaştırmak için elinden geleni yapmıştın. en sonunda başka birisine tutulduğunu söyledin. bana "seni seviyorum aşkım ama" ama dan sonrasını sana söyletmedim. hayır lafını bitirmeni de istemiyorum. çünkü ama kelimesi kendisinden önce kurulan cümleyi hükümsüz kılar. başka sözün varmı dediğimde ise yüzüğü çantandan çıkartıp masaya bırakıp gitmiştin.
hassiktir ya. birisi beni fark etti. baksana yanındakine burayı işaret ediyor. biraz acele etmeliyim. elimde ki biraya baktım yarımdan biraz daha aşağıdaydı. başka biram kalmamıştı. fondip yapıp şişeyi aşağıya bıraktım. parçalanan şişe bende bir hoşluk yarattı. tek varlığımın sen olduğunu bildiğin halde 14 şubat gibi özel bir günde bırakıp gitmiştin beni. parçalanan şişe dikkatleri tümden bana çekmişti. telefonumu cebimden çıkartıp onu da bira şişesinin yanına gönderdim. telefonum aşağıya doğru süzülürken ekranın ışığı yanmıştı. ya mesaj yada çağrı gelmişti. aşağıdakiler yavaş yavaş bu tarihi binanın etrafına toplanmaya başlamışlardı. kimse yukarıya seslenmedi, fakat kendi aralarında yukarıdan bunları kimin attığının tartışması yapıldığını az buçuk duyabiliyorum. ama emin olmalıyım. ellerimden destek alarak kendimi biraz daha öne ittim. başımı öne eğip ağırlığımı boşluğa doğru verdim.
uçabiliyordum artık. ama bu kısa sürecekti.
**
taksimde tarihi bir bina
kafamda kurduğum şeyi gerçekleştirmek için istiklal'de bir aşağı bir yukarı yürüyordum. kafamda nasıl ve nerede yapacağımın planları dönüp duruyordu. o kadar dalmışım ki hemen arkamdaki tramvay kendini zille fark ettirmeseydi herhalde planlarımı gerçekleştiremeden ölürdüm. köhne bir bina arıyordum. şöyle eski, kullanılmayan veya içine rahatlıkla girebileceğim bir bina. artık planı kafamda oturtmuştum bunu kesinlikle yapmalıydım. solumda ki büfeden 5 bira alıp biraz ilerideki kapısı aralık tarihi binaya doğru yürümeye başladım.
çatıya açılan kapı ilk başta açılmamakta dirense de biraz zorlamayla, kanırtarak açtım.5 kat çıkmak biraz yormuştu beni. kapıyı kapatıp yaslandım. cebimden bir sigara çıkartıp yaktım. terasın balkon kısmına doğru yaklaştım. 5. kat olmasına rağmen bayağı yüksek gözüküyordu. ayaklarımı pervazdan sarkıttım ve gelip geçenleri izlemeye başladım. 3. birayı açtım. ortalık yavaş yavaş hareketlenmeye başlamıştı.
saat 23.54. cumartesi gecesi için biraz fazla kalabalıktı sanki bu akşam. punk'çı gençler, varoş semtlerden karı düşürürüz umuduyla gelen kırolar, kendini mc zanneden yeni yetme ergenler, ağır ağabeyler, torbacılar, orospular, pezevenkler hepsi aynı yerde birbirlerinin yanından geçiyorlardı.
bana hissettiklerini ilk defa bir arabesk şarkı sözü ile söylemiştin. bir ayrılık şarkısı seç / sessizce çal benim için. kısa ve anlamlı bir sözdü. ayrılmak için son kez buluşmuştuk zaten seninle. yani bu son buluşmamızdı. karşımda oturmuş bana bakarken eskisi gibi gözlerinin içi gülmüyor, hastanede işe girdiğinden beri görüşmemek için bahaneler yaratıyordun bana. bu son bir aylık süre içinde beni kendinden uzaklaştırmak için elinden geleni yapmıştın. en sonunda başka birisine tutulduğunu söyledin. bana "seni seviyorum aşkım ama" ama dan sonrasını sana söyletmedim. hayır lafını bitirmeni de istemiyorum. çünkü ama kelimesi kendisinden önce kurulan cümleyi hükümsüz kılar. başka sözün varmı dediğimde ise yüzüğü çantandan çıkartıp masaya bırakıp gitmiştin.
hassiktir ya. birisi beni fark etti. baksana yanındakine burayı işaret ediyor. biraz acele etmeliyim. elimde ki biraya baktım yarımdan biraz daha aşağıdaydı. başka biram kalmamıştı. fondip yapıp şişeyi aşağıya bıraktım. parçalanan şişe bende bir hoşluk yarattı. tek varlığımın sen olduğunu bildiğin halde 14 şubat gibi özel bir günde bırakıp gitmiştin beni. parçalanan şişe dikkatleri tümden bana çekmişti. telefonumu cebimden çıkartıp onu da bira şişesinin yanına gönderdim. telefonum aşağıya doğru süzülürken ekranın ışığı yanmıştı. ya mesaj yada çağrı gelmişti. aşağıdakiler yavaş yavaş bu tarihi binanın etrafına toplanmaya başlamışlardı. kimse yukarıya seslenmedi, fakat kendi aralarında yukarıdan bunları kimin attığının tartışması yapıldığını az buçuk duyabiliyorum. ama emin olmalıyım. ellerimden destek alarak kendimi biraz daha öne ittim. başımı öne eğip ağırlığımı boşluğa doğru verdim.
uçabiliyordum artık. ama bu kısa sürecekti.
**
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar