bugün
- yazarların on üzerinden komiklikleri47
- birine geç kalmak9
- sabah sekizde okulda olmanın felsefi anlamsızlığı2
- cayır cayır yanan kız13
- seni ne mutlu eder sorusu6
- üstteki yazar gözünde nasıl canlanıyor7
- m r e r e c t o12
- larisalisa10
- insanlardan nefret etmek8
- beyazsemsiyeliyabanci48
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- eşime sormam lazım kadınları3
- satranç haram yasaklansın17
- uludağ sözlük discord grubu7
- güvenli bir omuz arar bazen insan4
- aşkım daha önce hiç patlıcan yemedim diyen kız3
- yer sofrası5
- gir içime hünharca12
- eve atılan kızın ekşici çıkması4
- chery2
- bruce lee4
- neden bu kadar sevildiği anlaşılamayan şeyler7
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- yalnızlık güç değildir4
- güzel bir kadını terk etmek5
- çocuğum olmuyor ne yapmalıyım4
- afganistan islam emirliği4
- arkadaşlar bakar mısınız8
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- park sorunu6
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak10
- şişman kezoyu eskrim hamleleri ile zayıflatmak4
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek8
- yorgun mermi22
- gocu43
- filmlerde dövülen adamın güçlenip geri dönmesi3
- timsah4
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- kürt mutfağı7
- dul kalmak4
- 1 milyar tl loto ikramiyesi çıkan şanslı vatandaş3
- togg'a lpg taktırmak11
- en sevilen meyveler8
- kaslı erkek isteyen şişman kız4
- escort2
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar8
- anayasa değişiklik paketi3
- müzik haramdır5
uludağ sözlük yazarlarının yazdığı kısa öykülerden oluşur. şöyle ki:
taksimde tarihi bir bina
kafamda kurduğum şeyi gerçekleştirmek için istiklal'de bir aşağı bir yukarı yürüyordum. kafamda nasıl ve nerede yapacağımın planları dönüp duruyordu. o kadar dalmışım ki hemen arkamdaki tramvay kendini zille fark ettirmeseydi herhalde planlarımı gerçekleştiremeden ölürdüm. köhne bir bina arıyordum. şöyle eski, kullanılmayan veya içine rahatlıkla girebileceğim bir bina. artık planı kafamda oturtmuştum bunu kesinlikle yapmalıydım. solumda ki büfeden 5 bira alıp biraz ilerideki kapısı aralık tarihi binaya doğru yürümeye başladım.
çatıya açılan kapı ilk başta açılmamakta dirense de biraz zorlamayla, kanırtarak açtım.5 kat çıkmak biraz yormuştu beni. kapıyı kapatıp yaslandım. cebimden bir sigara çıkartıp yaktım. terasın balkon kısmına doğru yaklaştım. 5. kat olmasına rağmen bayağı yüksek gözüküyordu. ayaklarımı pervazdan sarkıttım ve gelip geçenleri izlemeye başladım. 3. birayı açtım. ortalık yavaş yavaş hareketlenmeye başlamıştı.
saat 23.54. cumartesi gecesi için biraz fazla kalabalıktı sanki bu akşam. punk'çı gençler, varoş semtlerden karı düşürürüz umuduyla gelen kırolar, kendini mc zanneden yeni yetme ergenler, ağır ağabeyler, torbacılar, orospular, pezevenkler hepsi aynı yerde birbirlerinin yanından geçiyorlardı.
bana hissettiklerini ilk defa bir arabesk şarkı sözü ile söylemiştin. bir ayrılık şarkısı seç / sessizce çal benim için. kısa ve anlamlı bir sözdü. ayrılmak için son kez buluşmuştuk zaten seninle. yani bu son buluşmamızdı. karşımda oturmuş bana bakarken eskisi gibi gözlerinin içi gülmüyor, hastanede işe girdiğinden beri görüşmemek için bahaneler yaratıyordun bana. bu son bir aylık süre içinde beni kendinden uzaklaştırmak için elinden geleni yapmıştın. en sonunda başka birisine tutulduğunu söyledin. bana "seni seviyorum aşkım ama" ama dan sonrasını sana söyletmedim. hayır lafını bitirmeni de istemiyorum. çünkü ama kelimesi kendisinden önce kurulan cümleyi hükümsüz kılar. başka sözün varmı dediğimde ise yüzüğü çantandan çıkartıp masaya bırakıp gitmiştin.
hassiktir ya. birisi beni fark etti. baksana yanındakine burayı işaret ediyor. biraz acele etmeliyim. elimde ki biraya baktım yarımdan biraz daha aşağıdaydı. başka biram kalmamıştı. fondip yapıp şişeyi aşağıya bıraktım. parçalanan şişe bende bir hoşluk yarattı. tek varlığımın sen olduğunu bildiğin halde 14 şubat gibi özel bir günde bırakıp gitmiştin beni. parçalanan şişe dikkatleri tümden bana çekmişti. telefonumu cebimden çıkartıp onu da bira şişesinin yanına gönderdim. telefonum aşağıya doğru süzülürken ekranın ışığı yanmıştı. ya mesaj yada çağrı gelmişti. aşağıdakiler yavaş yavaş bu tarihi binanın etrafına toplanmaya başlamışlardı. kimse yukarıya seslenmedi, fakat kendi aralarında yukarıdan bunları kimin attığının tartışması yapıldığını az buçuk duyabiliyorum. ama emin olmalıyım. ellerimden destek alarak kendimi biraz daha öne ittim. başımı öne eğip ağırlığımı boşluğa doğru verdim.
uçabiliyordum artık. ama bu kısa sürecekti.
**
taksimde tarihi bir bina
kafamda kurduğum şeyi gerçekleştirmek için istiklal'de bir aşağı bir yukarı yürüyordum. kafamda nasıl ve nerede yapacağımın planları dönüp duruyordu. o kadar dalmışım ki hemen arkamdaki tramvay kendini zille fark ettirmeseydi herhalde planlarımı gerçekleştiremeden ölürdüm. köhne bir bina arıyordum. şöyle eski, kullanılmayan veya içine rahatlıkla girebileceğim bir bina. artık planı kafamda oturtmuştum bunu kesinlikle yapmalıydım. solumda ki büfeden 5 bira alıp biraz ilerideki kapısı aralık tarihi binaya doğru yürümeye başladım.
çatıya açılan kapı ilk başta açılmamakta dirense de biraz zorlamayla, kanırtarak açtım.5 kat çıkmak biraz yormuştu beni. kapıyı kapatıp yaslandım. cebimden bir sigara çıkartıp yaktım. terasın balkon kısmına doğru yaklaştım. 5. kat olmasına rağmen bayağı yüksek gözüküyordu. ayaklarımı pervazdan sarkıttım ve gelip geçenleri izlemeye başladım. 3. birayı açtım. ortalık yavaş yavaş hareketlenmeye başlamıştı.
saat 23.54. cumartesi gecesi için biraz fazla kalabalıktı sanki bu akşam. punk'çı gençler, varoş semtlerden karı düşürürüz umuduyla gelen kırolar, kendini mc zanneden yeni yetme ergenler, ağır ağabeyler, torbacılar, orospular, pezevenkler hepsi aynı yerde birbirlerinin yanından geçiyorlardı.
bana hissettiklerini ilk defa bir arabesk şarkı sözü ile söylemiştin. bir ayrılık şarkısı seç / sessizce çal benim için. kısa ve anlamlı bir sözdü. ayrılmak için son kez buluşmuştuk zaten seninle. yani bu son buluşmamızdı. karşımda oturmuş bana bakarken eskisi gibi gözlerinin içi gülmüyor, hastanede işe girdiğinden beri görüşmemek için bahaneler yaratıyordun bana. bu son bir aylık süre içinde beni kendinden uzaklaştırmak için elinden geleni yapmıştın. en sonunda başka birisine tutulduğunu söyledin. bana "seni seviyorum aşkım ama" ama dan sonrasını sana söyletmedim. hayır lafını bitirmeni de istemiyorum. çünkü ama kelimesi kendisinden önce kurulan cümleyi hükümsüz kılar. başka sözün varmı dediğimde ise yüzüğü çantandan çıkartıp masaya bırakıp gitmiştin.
hassiktir ya. birisi beni fark etti. baksana yanındakine burayı işaret ediyor. biraz acele etmeliyim. elimde ki biraya baktım yarımdan biraz daha aşağıdaydı. başka biram kalmamıştı. fondip yapıp şişeyi aşağıya bıraktım. parçalanan şişe bende bir hoşluk yarattı. tek varlığımın sen olduğunu bildiğin halde 14 şubat gibi özel bir günde bırakıp gitmiştin beni. parçalanan şişe dikkatleri tümden bana çekmişti. telefonumu cebimden çıkartıp onu da bira şişesinin yanına gönderdim. telefonum aşağıya doğru süzülürken ekranın ışığı yanmıştı. ya mesaj yada çağrı gelmişti. aşağıdakiler yavaş yavaş bu tarihi binanın etrafına toplanmaya başlamışlardı. kimse yukarıya seslenmedi, fakat kendi aralarında yukarıdan bunları kimin attığının tartışması yapıldığını az buçuk duyabiliyorum. ama emin olmalıyım. ellerimden destek alarak kendimi biraz daha öne ittim. başımı öne eğip ağırlığımı boşluğa doğru verdim.
uçabiliyordum artık. ama bu kısa sürecekti.
**
güncel Önemli Başlıklar
