bugün
- bilgi içerikli başlıkların pek tutmaması8
- kitap alma hastalığı5
- arkadaşlar bakar mısınız7
- arkadaşlar hazırsanız fotoğrafımı atıyorum9
- eski sevgilinin en sevilen özelliği3
- mason greenwood36
- kitaplarda geçen can alıcı cümleler5
- arkadaşlar çabuk buraya bakın3
- sitede silahlı kavga çıkması4
- sözlükte kadın yazar kalmaması16
- kemal kılıçdaroğlu4
- paralel evren3
- sözlüğe bir daha gelinse alınacak nickler3
- insan olmaya ceyrek kala19
- mantarlı ayak11
- güne bir şarkı bırak9
- asap3
- aldatan erkek seviyor mudur sorunu9
- son rüyanız4
- uludağ sözlüğün özeti4
- 15 temmuz film olsa ismi ne olurdu4
- hayatta tek hata yapma şansımız olsa3
- kuranda namaz yok10
- türk halkının kerem kınık'a özür borçlu olması11
- haklısın diyen insan4
- sözlüğe girince fermuarı indirmek2
- psikayatrist vs psikolog6
- yabancı5
- arkadaşlar çok değişiksiniz11
- canın erdoğan'a oy atmak çekmesi6
- bilim5
- türkiyede silahlanma2
- 15 18 yaş arasına müebbet hapis düzenlemesi16
- anin fotografi2
- ejderhalar yıkanır mı sorunsalı9
- pine bay2
- 31 çekerken nefes nefese kalmak5
- zamanda yolculuk mümkün olsa yapılacaklar6
- velvet korumam altındadır22
- sinir bozucu şeyler15
- sizce ben velvete anadan üryan fotimi atmışmıdırım11
- büyük aşklar yolculuklarla başlar3
- iki birayla yatağa atılan kız devri bitmesi9
- sözlük yazarlarından aforizmalar4
- konfor alanına yapışıp kalmak8
- true adamlığı5
- psikolojinin öztürkçesinin ruhbilim olması4
- reza zarrab hakkında karar çıktı2
- kasiyer kıza açılmanın yolları5
- 15 temmuza tiyatro deyip 15 temmuzda tatil yapmak5
Psikanalizde abject, sistemin tutarlılığı ve bütünlüğü için dışlanan nesne olarak düşünülür. Burun karıştırmak, nedense anaokulundan ilkokulun ortasına kadarki çağda çocukların sıkça yaptığı ve yiyerek sonuçlandırdığı edimdir. Çocukların pis ve cıvık olanla hemhal oluşu yaygın görülen bir olgudur ve bu tarz meşguliyetler psikoseksüel gelişimlerinin ilginç bir parçasıdır. Sonra yerini genital bölgelerle haşır neşir olmak alacaktır. Ancak abject olarak düşünülemez çünkü kişi ister çocuk ister yetişkin olsun sümüğüyle oynamaktan keyif alır, adeta sistemden atmak istemiyordur.
Yetişkinlikte görülen burun karıştırma ise, daha çok kimsenin görmediği bir anda daha iyi nefes alabilmek için yapılan bir edimdir diyebiliriz. Evet sümüğü parmakta yuvarlamak tıpkı çocuklarınki gibi keyif verir. Burada artı-keyif ise, kimse görmezken yapılıyor olmasıdır. Çocuklar gizlemezler.
Peki bu kadar yaygın olan iğrenç edim olarak burun karıştırmak, neden gündelik söylemimizi meşgul etmediği gibi, sanat veya edebi eserlerde kendine yer bulamamıştır? Çocuk edebiyatında yer aldığına şüphe yok, ama ne bileyim, viktoryen dönem romanlarında neden bir karakterin burnunu karıştırışı uzun uzun anlatılmamıştır? Ağlamak, hıçkırmak, omuz silkmek gibi sıradan şeyleri okurken, burun karıştırma, sümükle oynama gibi boş zaman etkinliklerinin tasviri edebiyatımızı süslememiştir? Zira burun karıştırmak, gündelik ve sıradan olanı kesintiye uğratan, kişinin kendisiyle baş başa kaldığı ve ontolojik bir varoluşa sahip olduğunu fark ettiği anları sembolize etmez mi? En az mektup yazmak, en az gaz lambasını yakmak veya at arabasında tefekküre dalmak kadar sıradan ama ağırlığı olan bir edim değil midir? Sorarım size!
Yetişkinlikte görülen burun karıştırma ise, daha çok kimsenin görmediği bir anda daha iyi nefes alabilmek için yapılan bir edimdir diyebiliriz. Evet sümüğü parmakta yuvarlamak tıpkı çocuklarınki gibi keyif verir. Burada artı-keyif ise, kimse görmezken yapılıyor olmasıdır. Çocuklar gizlemezler.
Peki bu kadar yaygın olan iğrenç edim olarak burun karıştırmak, neden gündelik söylemimizi meşgul etmediği gibi, sanat veya edebi eserlerde kendine yer bulamamıştır? Çocuk edebiyatında yer aldığına şüphe yok, ama ne bileyim, viktoryen dönem romanlarında neden bir karakterin burnunu karıştırışı uzun uzun anlatılmamıştır? Ağlamak, hıçkırmak, omuz silkmek gibi sıradan şeyleri okurken, burun karıştırma, sümükle oynama gibi boş zaman etkinliklerinin tasviri edebiyatımızı süslememiştir? Zira burun karıştırmak, gündelik ve sıradan olanı kesintiye uğratan, kişinin kendisiyle baş başa kaldığı ve ontolojik bir varoluşa sahip olduğunu fark ettiği anları sembolize etmez mi? En az mektup yazmak, en az gaz lambasını yakmak veya at arabasında tefekküre dalmak kadar sıradan ama ağırlığı olan bir edim değil midir? Sorarım size!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar