bugün
- ölümden sonra hayatın varlığı sorunsalı8
- coskuyla sabunlanan pipi5
- ayak gurmesi4
- bik bik 219
- yaş ilerledikçe fark edilen şeyler5
- heyt bea5
- ne bikbikmiş beee4
- nervio15
- kol saati8
- tüm akrabalara haddini bildirmek4
- insanı çalışmaktan soğutan şeyler3
- yazılımcıların flört edememesi9
- ipkis'in güzel entryler girmesi4
- eşek2
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik4
- tipe boya paraya karaktere bakmayan kız3
- ismet bin helvacı el paşa vel ingilizevi2
- cia in takibe aldığı 23 sözlük yazarı5
- idiocracy3
- eski eş ile yeni eşi yemeğe davet etmek7
- street fighter3
- mayasıl3
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı18
- güzel kız görünce yiyecek gibi bakan erkekler2
- ipkis'in evinde yatılı misafir olmak3
- türküm doğruyum çalışkanım2
- teomancalmasur23
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemek8
- cumartesi günü ayılamamak2
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği7
- ahmed yesevi2
- anın görüntüsü17
- islam3
- sözlük yazarları neden birbirinden nefret ediyor7
- flört etmemenin ilkesel gerekçesi2
- ertuğrul dursun önkuzu2
- herzevekil13
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın24
- türk solu16
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi22
- türkiyeliyim ve mutluyum16
- mhp'nin atatürk'ü sevmemesi10
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız15
- ayak yalamak için 591 km gitmek7
- msn kullanan efsane nesil4
- jeffrey epstein12
- sibel can'ın nutellalı memeleri9
- noodle6
- insan doğuştan iyi midir17
- ismetin ciddi sıkıntıları olması8
eski yunanca “agon” (ἀγών) sözcüğünden gelir.
istanbul ermenisi dil bilimci, leksikograf, yazar parseğ tuğlacıyan yahut imzâ ismiyle “pars tuğlacı”'nın kaleme aldığı okyanus sözlüğünde yunanca bir kavram olarak “çekişme” mânâsı ile geçer. çünkü eski yunan lisânında “agon”, “sanatçılar, sporcular veya oyuncular arasında düzenlenen ve bir tür derecelendirme ile neticelenen yarışma,” demek.
bir nevî olimpiyat, hatta kuvvetle muhtemeldir ki, antik yunanistan oyunları.
aynı lûgatın “agoni” maddesinde tıp terminolojisine ait bir terim olarak “ölmeden evvel bilincin yitirilmesi,” şeklinde parantez açılır. bu arada, bugünün yunancasında “agonia” (αγωνία )'nın da ızdırap demek olduğunu bir dip not olarak ekleyeyim.
bu sözcüğün, orta devir fransızcasında ilâhiyatsal bir anlam kazandığını, orta zamanın kuvvetli inançlarının tesiriyle insan yaratıcılığının birer mahsûlü olarak ortaya çıkan sanat eserlerinde, isa'nın kabaca yontulmuş bir haç üzerinde acı çekmesinde, gözyaşı döken annesinin kollarında yara bere vaziyetteki vücûdunda, insanlığın günahları için çektiği çilenin dehşetengiz tasvîrinde, zayıf, bitkin, el ve ayaklarında beliren lekeli ve yaralı görüntüsünde görürüz.
hıristiyan âleminin itikad merkezinde olan bu dinî anlatının ana teması, dehşetli bir “agony”'ye, yani “ızdırâba” vurgu yapar.
isviçreli protestan din adamı rochat tarafından 19.yy ilk çeyreğinde neşredilmiş olan l'agonie de jésus (isa'nın ızdırâbı) metninde de gördüğümüz gibi orta devrin hıristiyan terminolojisinde teolojik bir kullanım söz konusudur.
“agony”, aşağı yukarı 14.asırdan bu yana ızdırap ve acı mânâları ile karşımıza çıkarken, karayiplerde bir ada ülkesi olan jamaika'nın argo söz varlığında bir fiil olarak “seks yapmak” anlamını taşır.
böylece, kelimelerin lisânlar evrenindeki enteresan ve heyecan verici serüvenine de tanıklık etmiş oluruz.
istanbul ermenisi dil bilimci, leksikograf, yazar parseğ tuğlacıyan yahut imzâ ismiyle “pars tuğlacı”'nın kaleme aldığı okyanus sözlüğünde yunanca bir kavram olarak “çekişme” mânâsı ile geçer. çünkü eski yunan lisânında “agon”, “sanatçılar, sporcular veya oyuncular arasında düzenlenen ve bir tür derecelendirme ile neticelenen yarışma,” demek.
bir nevî olimpiyat, hatta kuvvetle muhtemeldir ki, antik yunanistan oyunları.
aynı lûgatın “agoni” maddesinde tıp terminolojisine ait bir terim olarak “ölmeden evvel bilincin yitirilmesi,” şeklinde parantez açılır. bu arada, bugünün yunancasında “agonia” (αγωνία )'nın da ızdırap demek olduğunu bir dip not olarak ekleyeyim.
bu sözcüğün, orta devir fransızcasında ilâhiyatsal bir anlam kazandığını, orta zamanın kuvvetli inançlarının tesiriyle insan yaratıcılığının birer mahsûlü olarak ortaya çıkan sanat eserlerinde, isa'nın kabaca yontulmuş bir haç üzerinde acı çekmesinde, gözyaşı döken annesinin kollarında yara bere vaziyetteki vücûdunda, insanlığın günahları için çektiği çilenin dehşetengiz tasvîrinde, zayıf, bitkin, el ve ayaklarında beliren lekeli ve yaralı görüntüsünde görürüz.
hıristiyan âleminin itikad merkezinde olan bu dinî anlatının ana teması, dehşetli bir “agony”'ye, yani “ızdırâba” vurgu yapar.
isviçreli protestan din adamı rochat tarafından 19.yy ilk çeyreğinde neşredilmiş olan l'agonie de jésus (isa'nın ızdırâbı) metninde de gördüğümüz gibi orta devrin hıristiyan terminolojisinde teolojik bir kullanım söz konusudur.
“agony”, aşağı yukarı 14.asırdan bu yana ızdırap ve acı mânâları ile karşımıza çıkarken, karayiplerde bir ada ülkesi olan jamaika'nın argo söz varlığında bir fiil olarak “seks yapmak” anlamını taşır.
böylece, kelimelerin lisânlar evrenindeki enteresan ve heyecan verici serüvenine de tanıklık etmiş oluruz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar