bugün
- yıkaması en zor mutfak aracı14
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor12
- sözlükte kavga etmek4
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum4
- 35 yaş üstü erkeklerin genç erkek gibi giyinmesi16
- cilgincapkin219
- 2026 dünya kupası şampiyonu olacak takım4
- buddy dudeye övgü entrysi giren tipler18
- karton toplayan abi6
- buddy dude21
- mermi abla4
- memeleri füze gibi kadın13
- gecenin şiiri4
- kızıl cin4
- neden herkes aynı şeyi söylüyor2
- mor semsiyeli yabanci6
- kabuksuz kaplumbaga6
- sözlüğün kırbacı10
- bisiklet marka tavsiyesi9
- musallada duran kendini beğenmiş tabut3
- dünyanın en güçlü nükleer olmayan bombası3
- rüzgarın yönünün terse dönmesi4
- ilk buluşmaya medusa yüz ifadesi ile gelen kezo2
- artık online sayısını göremiyor olmamız4
- ilahi adaletin tecelli etmesi5
- yaz aylarında bol bol kadın ayağı görmek8
- zaman baba11
- güzel götlü kız vs güzel gözlü kız7
- ilk buluşmada aristodan bir pasaj çeviren kezo2
- cevdet arıkan2
- ali şen2
- sözlüğün eski tadının olmaması8
- değmeyecek konular için zaman harcamak3
- plajda yakınlaşan çifte kızıp sitem eden kadın4
- gocu25
- özet geç3
- gelinen noktanın keyif vermesi3
- esenyurtta hong konglu kadını dolandıran nijeryalı2
- sigara içmeyenler üzülünce ne yapıyor sorunsalı13
- enayimiknatisii12
- gurbetçilerden nefret etme sebepleri3
- başlığa görsel eklemek3
- adalet diye bir şey yoktur2
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek17
- uysaljakoben17
- sözlükte hedef göstermeden yazabilmek4
- onlyfans7
- birbirinin değerini bilen birkaç insan2
- chp'nin hali ne olacak46
- aylık 275 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
eski yunanca “agon” (ἀγών) sözcüğünden gelir.
istanbul ermenisi dil bilimci, leksikograf, yazar parseğ tuğlacıyan yahut imzâ ismiyle “pars tuğlacı”'nın kaleme aldığı okyanus sözlüğünde yunanca bir kavram olarak “çekişme” mânâsı ile geçer. çünkü eski yunan lisânında “agon”, “sanatçılar, sporcular veya oyuncular arasında düzenlenen ve bir tür derecelendirme ile neticelenen yarışma,” demek.
bir nevî olimpiyat, hatta kuvvetle muhtemeldir ki, antik yunanistan oyunları.
aynı lûgatın “agoni” maddesinde tıp terminolojisine ait bir terim olarak “ölmeden evvel bilincin yitirilmesi,” şeklinde parantez açılır. bu arada, bugünün yunancasında “agonia” (αγωνία )'nın da ızdırap demek olduğunu bir dip not olarak ekleyeyim.
bu sözcüğün, orta devir fransızcasında ilâhiyatsal bir anlam kazandığını, orta zamanın kuvvetli inançlarının tesiriyle insan yaratıcılığının birer mahsûlü olarak ortaya çıkan sanat eserlerinde, isa'nın kabaca yontulmuş bir haç üzerinde acı çekmesinde, gözyaşı döken annesinin kollarında yara bere vaziyetteki vücûdunda, insanlığın günahları için çektiği çilenin dehşetengiz tasvîrinde, zayıf, bitkin, el ve ayaklarında beliren lekeli ve yaralı görüntüsünde görürüz.
hıristiyan âleminin itikad merkezinde olan bu dinî anlatının ana teması, dehşetli bir “agony”'ye, yani “ızdırâba” vurgu yapar.
isviçreli protestan din adamı rochat tarafından 19.yy ilk çeyreğinde neşredilmiş olan l'agonie de jésus (isa'nın ızdırâbı) metninde de gördüğümüz gibi orta devrin hıristiyan terminolojisinde teolojik bir kullanım söz konusudur.
“agony”, aşağı yukarı 14.asırdan bu yana ızdırap ve acı mânâları ile karşımıza çıkarken, karayiplerde bir ada ülkesi olan jamaika'nın argo söz varlığında bir fiil olarak “seks yapmak” anlamını taşır.
böylece, kelimelerin lisânlar evrenindeki enteresan ve heyecan verici serüvenine de tanıklık etmiş oluruz.
istanbul ermenisi dil bilimci, leksikograf, yazar parseğ tuğlacıyan yahut imzâ ismiyle “pars tuğlacı”'nın kaleme aldığı okyanus sözlüğünde yunanca bir kavram olarak “çekişme” mânâsı ile geçer. çünkü eski yunan lisânında “agon”, “sanatçılar, sporcular veya oyuncular arasında düzenlenen ve bir tür derecelendirme ile neticelenen yarışma,” demek.
bir nevî olimpiyat, hatta kuvvetle muhtemeldir ki, antik yunanistan oyunları.
aynı lûgatın “agoni” maddesinde tıp terminolojisine ait bir terim olarak “ölmeden evvel bilincin yitirilmesi,” şeklinde parantez açılır. bu arada, bugünün yunancasında “agonia” (αγωνία )'nın da ızdırap demek olduğunu bir dip not olarak ekleyeyim.
bu sözcüğün, orta devir fransızcasında ilâhiyatsal bir anlam kazandığını, orta zamanın kuvvetli inançlarının tesiriyle insan yaratıcılığının birer mahsûlü olarak ortaya çıkan sanat eserlerinde, isa'nın kabaca yontulmuş bir haç üzerinde acı çekmesinde, gözyaşı döken annesinin kollarında yara bere vaziyetteki vücûdunda, insanlığın günahları için çektiği çilenin dehşetengiz tasvîrinde, zayıf, bitkin, el ve ayaklarında beliren lekeli ve yaralı görüntüsünde görürüz.
hıristiyan âleminin itikad merkezinde olan bu dinî anlatının ana teması, dehşetli bir “agony”'ye, yani “ızdırâba” vurgu yapar.
isviçreli protestan din adamı rochat tarafından 19.yy ilk çeyreğinde neşredilmiş olan l'agonie de jésus (isa'nın ızdırâbı) metninde de gördüğümüz gibi orta devrin hıristiyan terminolojisinde teolojik bir kullanım söz konusudur.
“agony”, aşağı yukarı 14.asırdan bu yana ızdırap ve acı mânâları ile karşımıza çıkarken, karayiplerde bir ada ülkesi olan jamaika'nın argo söz varlığında bir fiil olarak “seks yapmak” anlamını taşır.
böylece, kelimelerin lisânlar evrenindeki enteresan ve heyecan verici serüvenine de tanıklık etmiş oluruz.
güncel Önemli Başlıklar
