bugün
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi20
- yazarların sabah kahvaltısı5
- rujlu erkekle öpüşmek5
- samara morgan önünüze çıksa yapacaklarınız4
- araba kullanırken uyumak4
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak2
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- halka filmini izlerken telefonun çalması4
- ölüyorum lan ölüyorum3
- from gold from dust13
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması12
- emekçilerin çalışma yaşamı talepleri2
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- fiziği güzel sözlük kızları47
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği13
- çin'e demokrasi gelsin10
- sözlüğün götü en güzel yazarı12
- recep tayyip erdoğan27
- hoşlanılan kızın dörtte üçünün su olması2
- nervio23
- truesuz sözlük8
- hastalık havası8
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- vajinanın iç sıcaklığı10
- rujlu kadınla öpüşmek6
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler7
- silikon memenin patlaması10
- uzun süre ayakkabı içinde kalmış ayak6
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- anında dolan göz neyin belirtisidir6
- burna tuzlu su çekmek6
- bu saatte hala uluyamama sebebi3
- geceleri yapmaktan zevk alınan şeyler5
- gocu19
- uykuya dalmak istememek neyin belirtisidir5
- fatma betül sayan kaya59
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- kopya çekmenin etiği5
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- adalet ve kalkınma partisi4
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis18
- ekrem imamoğlu6
- gurbet3
- iyi dostlar biriktirdim7
- seni terkedeceğim4
- gece gece gelen kızarmış patates isteği3
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- yazarların akşama dair planları9
arnavutçadan türkçeye şahin kolonya tarafından çevrilen kitabının türkçe adı: arnavutluk neydi, ne oldu ve ne olacak?
1904'te ölen şemsettin sami'nin ölümünden 5 yıl önce yazılan bu metin, bükreş'te ilk basıldığında üstünde yazar ismi belirtilmez aslında. hem istanbul'da yaşayıp hem de içinde türklere karşı galiz küfürler içeren bir kitaba adını yazmak her babayiğidin harcı değil! bu kitapçık, arnavutluk milletçiliğinin kurucu metni ve o yüzden de arnavutların kendilerini ötekinden, yani çökmekte olan osmanlıdan ve türklerden ayrıştırmaya çalışan bir bakış açısıyla yazılmış. fakat bunu o kadar hakaretamiz bir şekilde yapıyor ki arnavutluk neydi nedir ve ne olacak'ta türkler için kullanılan kitaptan bazı alıntılar da yapayım hemen:
- ... arnavutlar ise asırlardan beri türkler ile bağlanarak bu ‘gulyabani’nin sağlam yeri kalmadığını ve günden güne yıkılmakta olduğunu gördükleri halde yine bu çürük ve tehlikeli binadan uzaklaşmıyorlar...
- bu melunlar yüzmek bileni bırakmıyorlar ki kendilerini icap eden taraftan tutup sudan dışarı çıkarsın, iki ayağını yahut bir ayağıyla bir elini tutarak yüzmeye bırakmıyorlar. kurtarmaya çalışanı da boğmak isteyen bu haini kuvvetli bir tekme ile denizin dibine göndererek yalnız nefsini kurtarmalıdır.
- bu ölmüş bir adamdır. ölmüş adam ne kadar sevilse defnolunmak lazımdır, ondan ayrılmamak istemek onunla beraber mezara girmek demektir.
- türkiye ölmüş taaffün ediyor, daha ziyade tutamayız, zira bütün dünya rahatsız oluyor..
- türkler nedir? ellerinde birer dilenci sopasıyla asya-yı şimalî vustadan gelme vahşi bir kavimdir. bunlar vahşilikleri ile dünyanın en güzel ve mütemeddin yerlerini elde ettiler. ve soyup soğana çevirdikten sonra tahrip ve israf ettiler ve hâlâ zulüm altında tutarlar ki bütün dünyaya dehşet gelmektedir.
- türkler tufan gibi ve dolu gibi yer üzerinde gelmiş ve geçmiş olan akvam-ı vahşiyedendir.
- [türklerin] fazla yaşamaları ve şimdiye kadar yaşamaları kendilerine kelepirdir. daha fazla yaşamaya hakları yoktur... bunlar kaybolacaklar ve bunlardan insanların kurtulmaları için kaybolmaları lâzımdır.
- biz ne türk’üz, ne de asya akvamından gelmeyiz; biz avrupa’nın en eski kavmiyiz
-...
şimdi zurnanın zırt dediği yere geliyoruz: türklere karşı bu derecede galiz küfürler eden kişi, türkçe ve türklük mevzularında değeri kimsenin tartışamayacağı hayli kıymetli eserlere imza attığını bildiğimiz şemsettin sami nasıl olabilir!!?? çünkü gayet iyi biliyoruz ki kendisi türkçe ve hatta türklükle ilgili hemen her alanın öncüsü:
- ilk türkçe ansiklopedinin (kâmûsü'l-a'lâm) yazarı,
- ilk türkçe romanın (taaşşuk-ı talat ve fitnat) yazarı
- ilk türkçe sözlüğün (kâmûs-i türkî) yazarı,
- ilk türkçe kuran tefsirinin (tefsir-i cedid) yazarı,
- türkçe tiyatro oyunu yazarı (besa yahut ahde vefa),
- fransızca-türkçe sözlüğün (kâmûs-ı fransevi) yazarı,
- arapça-türkçe sözlüğün (kâmûs-ı arabî) yazarı,
- kutadgu bilig'in, orhun abidelerinin, robenson kruzo'nun, sefiller'in çevirmeni,
- imparatorluk dili olarak türkçenin savunucusu,
- türkolojinin ve proto-türkçülüğün (osmanlıcılıkla bulanmış) temellerini atan kişi.
görüldüğü üzere şemsettin sami'nin alter egosuyla karşı karşıyayız. bu vakaya yönelik balkan tarihçisi ve ileri derecede arnavutça bilen bülent bilmez:
- “şemsettin sami mi yazdı bu “sakıncalı” kitabı? evet arnavutluk neydi nedir ve ne olacak kitabının ve yukarıdaki küfürlerin sahibi şemsettin sami! bu çok net.
bu kitap eline geçen orhon seyfi orhon, şaşkınlıktan düşüp bayılacakmış az kalsın:
"- yani kâmûs-i türkî’yi, kâmûsü’l-a‘lâm’ı yazan, bunca eserler ile türk kültürüne, türkçülüğe hizmet eden şemsettin sami bey merhum. buna inanılır mı? fakat nasıl olmuş da bu risalenin üzerinde adı bulu[nu]yor? 1899’da basılan bu hıyanet ve nankörlük vesikasına haberi olmadan mı adı konmuş?"
orhon seyfi orhon, "koynumuzda beslediklerimiz! …. bir hiyanet ve nankörlük vesikası”, çınaraltı, s. 106, 2 ı. teşrin 1943, s. 8.
akşam gazetesinde yazdığı ‘şemsettin sami sinsi bir türk düşmanı mıydı?’ – ‘haşâ’” başlıklı yazısıyla vâlâ nurettin, kitabın şemsettin sami tarafından yazılmadığını, onun şöhretini kullanmak isteyen ve türkçülüğe hizmet eden eserlerinden rahatsız bir takım arnavutların ve bunların başında kitabın çevirmeni olarak gözüken şahin kolonya'nın kitabı onun adıyla yayınladığını ifade etmiş.
gerçi mevzu, bu kitabı kime göre sami yazdı kime göre yazmadı kadar da göreceli değil; değil çünkü kitabın şemsettin sami tarafından yazıldığına ilişkin diğer bazı açık ve dolaylı kanıtlar mevcut:
1- kitap yazıldıktan bir kaç ay sonra, 20 aralık 1899'da, kitap hakkında ülkesine rapor geçen avusturya'nın manastır konsolusu august ritter von kral, kitabın yazarının şemsettin sami olduğunu açıkça dile getirmiş!
2 - bir diğer husus, sami’nin "besa yahut ahde vefa" adlı oyunu ile arnavutluk neydi nedir ve ne olacak kitabının çevirmeni aynı kişi: şahin kolonya.
3- arnavut ulusal hareketinin önemli bir isminin şemsetti sami olduğu pek çok yayında altı çizilen bir husus. hemen bir iki örnek vereyim:
- "sami frashéri (1850-1904), eminent ideologist and leader in the movement for albanian national liberation from the ottoman yoke"
- "...yüzyılın sonuna doğru "istanbul komitesi", "arnavut komitesi"ne dönüştü ve sami frashëri'nin sürmekte olan liderliğinde etkinliklerini gizlice sürdürdü," denilmektedir" (kristo frashëri, the history of albania (a brief history), tiran, 1964, s. 152). ( "only the society of istanbul, changed towards the end of the century into an “albanian committee’’, still under the leadership of sami frashéri, continued to carry on its activity clandestinely.")
4- kitabın yayımlandığı 1899 ise hayli manidar. zira 1897'de başlayan ve 1899'da doruğuna ulaşan arnavutluk bağımsızlığının önemli bir adımı olan arnavutluk ipek birliği (lidhja e pejës) adlı radikal milliyetçi hareketten bir iki ay sonra arnavutluk neydi, nedir ve ne olacak yayımlanıyor ki bu kesinlikle bir tesadüften ibaret değil!
5- bu kitabın sami açısından taşıdığı önem ise şemsettin sami gibi kültürel milliyetçiliğe önem veren birinin, ilk kez bu kitapla birlikte arnavut kültürel milliyetçiliğinden sıyrılıp arnavutluk'un bağımsızlığını hedef edinen bir politik milliyetçiliğe yönelmesinde.
böylesi bir metni yazacak bir arnavut'un müthiş birikimli, edebiyatı, tarihi, felsefeyi bilen ve bunu güçlü bir şekilde ifade edebilecek bir uslubu, yazı kabiliyeti olan birinin olması gerekir. bunu da ancak fraşerili kardeşlerden biri yapabilir.
nitekim;
- bir kardeşi, arnavutluk ulusal edebiyatının kurucusu ve arnavutluk'un milli şairi naim fraşeri.
- abisi ise arnavutluk milli mücadelesinde osmanlıya karşı savaşan arnavutluk ulusal uyanışının lideri, prizren birliği'nin başkanı fraşirili abdül bey.
- kendisi, yani sami fraşeri ise `arnavut halkının haklarının korunması merkez komitesi adlı osmanlıdan ayrılıkçılığı talep eden örgütün üyesi.
nitekim bu üç kardeş, bugün arnavutluk milliyetçiliğinin yusuf akçurası, ziya gökalp'i ya da ne bileyim hüseyin nihal atsız'ı ayarında itibar görmekteler. öyle ki arnavut'un üst düzey yetkililileri ne zaman türkiye'yi ziyaret etseler ya da türkiye'den üst düzey yetkililer ne zaman arnavut'u ziyaret etseler hep aynı istek söz konusu olur. )feriköy mezarlığı`'nda bulunan sami'nin mezarının arnavutluk'a iadesi.
türk milliyetçileri açısından şemsettin sami'nin taşıdığı önem düşünülünce, arnavutluk milliyetçileri tarafından sürekli dillendirilen sami'nin mezarının taşınması talebi, ilk başta kulağa absürt geliyorsa da, 1900'de istanbul'da ölen kardeşi naim'in mezarının 1937'de; 1892'de yine istanbul'da ölen abisi abdül'ün mezarının ise 1978'de arnavutluk'a taşınmasına izin verildiğini bilen arnavutlar, sami'nin mezarının anavatanlarına döneceği günü umutla bekliyorlar. nitekim tiran'da mezarı bile hazırlamış durumdalar.
1904'te ölen şemsettin sami'nin ölümünden 5 yıl önce yazılan bu metin, bükreş'te ilk basıldığında üstünde yazar ismi belirtilmez aslında. hem istanbul'da yaşayıp hem de içinde türklere karşı galiz küfürler içeren bir kitaba adını yazmak her babayiğidin harcı değil! bu kitapçık, arnavutluk milletçiliğinin kurucu metni ve o yüzden de arnavutların kendilerini ötekinden, yani çökmekte olan osmanlıdan ve türklerden ayrıştırmaya çalışan bir bakış açısıyla yazılmış. fakat bunu o kadar hakaretamiz bir şekilde yapıyor ki arnavutluk neydi nedir ve ne olacak'ta türkler için kullanılan kitaptan bazı alıntılar da yapayım hemen:
- ... arnavutlar ise asırlardan beri türkler ile bağlanarak bu ‘gulyabani’nin sağlam yeri kalmadığını ve günden güne yıkılmakta olduğunu gördükleri halde yine bu çürük ve tehlikeli binadan uzaklaşmıyorlar...
- bu melunlar yüzmek bileni bırakmıyorlar ki kendilerini icap eden taraftan tutup sudan dışarı çıkarsın, iki ayağını yahut bir ayağıyla bir elini tutarak yüzmeye bırakmıyorlar. kurtarmaya çalışanı da boğmak isteyen bu haini kuvvetli bir tekme ile denizin dibine göndererek yalnız nefsini kurtarmalıdır.
- bu ölmüş bir adamdır. ölmüş adam ne kadar sevilse defnolunmak lazımdır, ondan ayrılmamak istemek onunla beraber mezara girmek demektir.
- türkiye ölmüş taaffün ediyor, daha ziyade tutamayız, zira bütün dünya rahatsız oluyor..
- türkler nedir? ellerinde birer dilenci sopasıyla asya-yı şimalî vustadan gelme vahşi bir kavimdir. bunlar vahşilikleri ile dünyanın en güzel ve mütemeddin yerlerini elde ettiler. ve soyup soğana çevirdikten sonra tahrip ve israf ettiler ve hâlâ zulüm altında tutarlar ki bütün dünyaya dehşet gelmektedir.
- türkler tufan gibi ve dolu gibi yer üzerinde gelmiş ve geçmiş olan akvam-ı vahşiyedendir.
- [türklerin] fazla yaşamaları ve şimdiye kadar yaşamaları kendilerine kelepirdir. daha fazla yaşamaya hakları yoktur... bunlar kaybolacaklar ve bunlardan insanların kurtulmaları için kaybolmaları lâzımdır.
- biz ne türk’üz, ne de asya akvamından gelmeyiz; biz avrupa’nın en eski kavmiyiz
-...
şimdi zurnanın zırt dediği yere geliyoruz: türklere karşı bu derecede galiz küfürler eden kişi, türkçe ve türklük mevzularında değeri kimsenin tartışamayacağı hayli kıymetli eserlere imza attığını bildiğimiz şemsettin sami nasıl olabilir!!?? çünkü gayet iyi biliyoruz ki kendisi türkçe ve hatta türklükle ilgili hemen her alanın öncüsü:
- ilk türkçe ansiklopedinin (kâmûsü'l-a'lâm) yazarı,
- ilk türkçe romanın (taaşşuk-ı talat ve fitnat) yazarı
- ilk türkçe sözlüğün (kâmûs-i türkî) yazarı,
- ilk türkçe kuran tefsirinin (tefsir-i cedid) yazarı,
- türkçe tiyatro oyunu yazarı (besa yahut ahde vefa),
- fransızca-türkçe sözlüğün (kâmûs-ı fransevi) yazarı,
- arapça-türkçe sözlüğün (kâmûs-ı arabî) yazarı,
- kutadgu bilig'in, orhun abidelerinin, robenson kruzo'nun, sefiller'in çevirmeni,
- imparatorluk dili olarak türkçenin savunucusu,
- türkolojinin ve proto-türkçülüğün (osmanlıcılıkla bulanmış) temellerini atan kişi.
görüldüğü üzere şemsettin sami'nin alter egosuyla karşı karşıyayız. bu vakaya yönelik balkan tarihçisi ve ileri derecede arnavutça bilen bülent bilmez:
- “şemsettin sami mi yazdı bu “sakıncalı” kitabı? evet arnavutluk neydi nedir ve ne olacak kitabının ve yukarıdaki küfürlerin sahibi şemsettin sami! bu çok net.
bu kitap eline geçen orhon seyfi orhon, şaşkınlıktan düşüp bayılacakmış az kalsın:
"- yani kâmûs-i türkî’yi, kâmûsü’l-a‘lâm’ı yazan, bunca eserler ile türk kültürüne, türkçülüğe hizmet eden şemsettin sami bey merhum. buna inanılır mı? fakat nasıl olmuş da bu risalenin üzerinde adı bulu[nu]yor? 1899’da basılan bu hıyanet ve nankörlük vesikasına haberi olmadan mı adı konmuş?"
orhon seyfi orhon, "koynumuzda beslediklerimiz! …. bir hiyanet ve nankörlük vesikası”, çınaraltı, s. 106, 2 ı. teşrin 1943, s. 8.
akşam gazetesinde yazdığı ‘şemsettin sami sinsi bir türk düşmanı mıydı?’ – ‘haşâ’” başlıklı yazısıyla vâlâ nurettin, kitabın şemsettin sami tarafından yazılmadığını, onun şöhretini kullanmak isteyen ve türkçülüğe hizmet eden eserlerinden rahatsız bir takım arnavutların ve bunların başında kitabın çevirmeni olarak gözüken şahin kolonya'nın kitabı onun adıyla yayınladığını ifade etmiş.
gerçi mevzu, bu kitabı kime göre sami yazdı kime göre yazmadı kadar da göreceli değil; değil çünkü kitabın şemsettin sami tarafından yazıldığına ilişkin diğer bazı açık ve dolaylı kanıtlar mevcut:
1- kitap yazıldıktan bir kaç ay sonra, 20 aralık 1899'da, kitap hakkında ülkesine rapor geçen avusturya'nın manastır konsolusu august ritter von kral, kitabın yazarının şemsettin sami olduğunu açıkça dile getirmiş!
2 - bir diğer husus, sami’nin "besa yahut ahde vefa" adlı oyunu ile arnavutluk neydi nedir ve ne olacak kitabının çevirmeni aynı kişi: şahin kolonya.
3- arnavut ulusal hareketinin önemli bir isminin şemsetti sami olduğu pek çok yayında altı çizilen bir husus. hemen bir iki örnek vereyim:
- "sami frashéri (1850-1904), eminent ideologist and leader in the movement for albanian national liberation from the ottoman yoke"
- "...yüzyılın sonuna doğru "istanbul komitesi", "arnavut komitesi"ne dönüştü ve sami frashëri'nin sürmekte olan liderliğinde etkinliklerini gizlice sürdürdü," denilmektedir" (kristo frashëri, the history of albania (a brief history), tiran, 1964, s. 152). ( "only the society of istanbul, changed towards the end of the century into an “albanian committee’’, still under the leadership of sami frashéri, continued to carry on its activity clandestinely.")
4- kitabın yayımlandığı 1899 ise hayli manidar. zira 1897'de başlayan ve 1899'da doruğuna ulaşan arnavutluk bağımsızlığının önemli bir adımı olan arnavutluk ipek birliği (lidhja e pejës) adlı radikal milliyetçi hareketten bir iki ay sonra arnavutluk neydi, nedir ve ne olacak yayımlanıyor ki bu kesinlikle bir tesadüften ibaret değil!
5- bu kitabın sami açısından taşıdığı önem ise şemsettin sami gibi kültürel milliyetçiliğe önem veren birinin, ilk kez bu kitapla birlikte arnavut kültürel milliyetçiliğinden sıyrılıp arnavutluk'un bağımsızlığını hedef edinen bir politik milliyetçiliğe yönelmesinde.
böylesi bir metni yazacak bir arnavut'un müthiş birikimli, edebiyatı, tarihi, felsefeyi bilen ve bunu güçlü bir şekilde ifade edebilecek bir uslubu, yazı kabiliyeti olan birinin olması gerekir. bunu da ancak fraşerili kardeşlerden biri yapabilir.
nitekim;
- bir kardeşi, arnavutluk ulusal edebiyatının kurucusu ve arnavutluk'un milli şairi naim fraşeri.
- abisi ise arnavutluk milli mücadelesinde osmanlıya karşı savaşan arnavutluk ulusal uyanışının lideri, prizren birliği'nin başkanı fraşirili abdül bey.
- kendisi, yani sami fraşeri ise `arnavut halkının haklarının korunması merkez komitesi adlı osmanlıdan ayrılıkçılığı talep eden örgütün üyesi.
nitekim bu üç kardeş, bugün arnavutluk milliyetçiliğinin yusuf akçurası, ziya gökalp'i ya da ne bileyim hüseyin nihal atsız'ı ayarında itibar görmekteler. öyle ki arnavut'un üst düzey yetkililileri ne zaman türkiye'yi ziyaret etseler ya da türkiye'den üst düzey yetkililer ne zaman arnavut'u ziyaret etseler hep aynı istek söz konusu olur. )feriköy mezarlığı`'nda bulunan sami'nin mezarının arnavutluk'a iadesi.
türk milliyetçileri açısından şemsettin sami'nin taşıdığı önem düşünülünce, arnavutluk milliyetçileri tarafından sürekli dillendirilen sami'nin mezarının taşınması talebi, ilk başta kulağa absürt geliyorsa da, 1900'de istanbul'da ölen kardeşi naim'in mezarının 1937'de; 1892'de yine istanbul'da ölen abisi abdül'ün mezarının ise 1978'de arnavutluk'a taşınmasına izin verildiğini bilen arnavutlar, sami'nin mezarının anavatanlarına döneceği günü umutla bekliyorlar. nitekim tiran'da mezarı bile hazırlamış durumdalar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar