bugün
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı20
- claudian clouds33
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri23
- okan buruk7
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- true'nun engelli olması3
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak3
- meriç dükalığı8
- habire124
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- tai lung12
- okan çık hesap ver4
- hadi birbirinize sarılın2
- arkadaşlar bana engel olun2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği3
- kadir inanır'ın mirası4
- habire12 istenmiyorsun algısı2
- sevdiğiniz yazarlar8
- fusya semsiyeli yabanci22
- dualarımız bu akşam trabzonspor ile3
- etli biber dolması5
- hoşlanılan kızın gel beni bubamdan iste demesi3
- insanları birbirine düşürmek4
- sözlük kızlarının kekleri24
- beşiktaş'ın amedspor'a döşeyeceği boru2
- trabzonspor5
- kıçını yırtsan sonu tabut3
- sözlüğün ölü gibi olması5
- bana onu sormayin8
- ölmek2
- kim koyarsa koysun gs'ye koyandan allah razı olsun2
- şemsiyeli benim3
- azerice bir not bırak2
- 18 eylül 2026 bayern münih union berlin maçı2
- galatasaray9
- kürdistan10
- şemsiyeli lavuk5
- iran2
- islamda namaz yoktur30
- bildiğiniz sure sayısı4
- galatahahahahahaha2
- fon skandalında dikkat çeken isimler2
- katatespizartmasi2
- ağzı kokan insan5
- kamudaki torpil durumları3
- beşiktaş5
ingilizce avokado sözcüğü ispanyolca'daki Aguacate (avokado ağacı) sözcüğünden gelir. Bu esasında azteklerin, ispanyollar oraya gitmeden çok önce bu meyveye verdikleri adın ispanyolcaya uygun telaffuzudur. Aztekler ondan Ahuacatl olarak bahsederlerdi, bu da "testis" anlamına gelirdi. Aztekler Avokado meyvesinin şeklini - özellikle ağaçlardan sallanmasını- erkek anatomisinin o kısmına benzetirlerdi. Yani bu meyve doğurganlığa dair böyle bir cinsel güç simgesiydi. bakirelerin, hasat zamanında sallanan meyveleri görürler diye barakalarından çıkmalarına izin verilmezdi; meyvenin onları şehvet düşkünü yapacağına ve meşru bir evlilik için bekleyemeyeceklerine inanılırdı.
Avokado antik bir bitkidir ve bu yüzden antik bitkilerin çok eski zamanlarda nasıl yaşadığına dair belirgin ipuçları taşır. Avokadolar her daim yeşil kalan ağaçlardır. Yapraklarını dökseler bile dökülen yaprakların yerine hemen yenileri çıkar. Aynı zamanda çiçekli bir ağaçtır, gerçi sarı-yeşil çiçekleri ancak 0,63 cm boyundadır. Tozlaşmaya yani erkek çiçekten dişi çiçeğe polen taşımaya ihtiyaçları da yoktur. Çünkü buna ihtiyaç duyan pek çok bitkinin aksine avokado iki eşeyli - cinsiyetli bir çiçektir. Bu bitkinin çiçeği hem dişi organlara sahiptir. Antik dünyada böcekler, sonraki çağlara kıyasla çok daha nadirken bu bitkilerin kendi kendilerine çoğalmak dışında başka bir seçenekleri yoktu. Bu da gelişmiş bitkibilimindeki şu tabirle adlandırılan sürece yol açtı: "dikogamik protojin" Basit bir deyişle bu, bir gün açılıp geceleyin kapanan bir dişi organa sahip olduğu, ertesi gün erkek organlarıyla tekrar açıldığı erdişi bir nitelikte olduğu anlamına gelir ki bu da kendi kendine döllenmenin (tozlaşmanın)doğru şekilde gerçekleşmesini sağlar.
Avokado'nun çekirdeği son derece büyüktür, bu nedenle paleobotanikçiler bu ağacın tohum saçmayı nasıl başardığını uzun zamandır merak ediyorlar. Kuşkusuz böyle taş büyüklüğündeki bir tohum rüzgarla taşınamazdı. Ayrıca bu ağacın meyvesi, bizim için zehirli olmasa da günümüzde yaşayan birçok hayvan için zehirlidir. (kediler ve köpekler dahil), onların birkaç saat içerisinde ölmelerine neden olur. Kuşlar bile bu meyveyi gaglamaktan kaçınırlar. Doğrusu, onun büyük çekirdeği "evrimsel anakronizm" in bir örneğidir; bu da ağacın büyük ihtimalle tohumları dağıtmaya yardımcı olması için bugün nesli tükenmiş, büyükçe bir hayvanla bir ilişki geliştirmiş olduğu anlamına gelir. Bu hayvan belki de - tıpkı bizim yerfıstığını yediğimiz gibi- büyük avokado çekirdeklerini yiyecek kocaman bir ağza sahip , ağaçta yaşayan, irice bir tembel hayvan ya da ona benzer bir yaratıktı.
(Bitkilerin Gizli Dünyası, Michael Largo)
Avokado antik bir bitkidir ve bu yüzden antik bitkilerin çok eski zamanlarda nasıl yaşadığına dair belirgin ipuçları taşır. Avokadolar her daim yeşil kalan ağaçlardır. Yapraklarını dökseler bile dökülen yaprakların yerine hemen yenileri çıkar. Aynı zamanda çiçekli bir ağaçtır, gerçi sarı-yeşil çiçekleri ancak 0,63 cm boyundadır. Tozlaşmaya yani erkek çiçekten dişi çiçeğe polen taşımaya ihtiyaçları da yoktur. Çünkü buna ihtiyaç duyan pek çok bitkinin aksine avokado iki eşeyli - cinsiyetli bir çiçektir. Bu bitkinin çiçeği hem dişi organlara sahiptir. Antik dünyada böcekler, sonraki çağlara kıyasla çok daha nadirken bu bitkilerin kendi kendilerine çoğalmak dışında başka bir seçenekleri yoktu. Bu da gelişmiş bitkibilimindeki şu tabirle adlandırılan sürece yol açtı: "dikogamik protojin" Basit bir deyişle bu, bir gün açılıp geceleyin kapanan bir dişi organa sahip olduğu, ertesi gün erkek organlarıyla tekrar açıldığı erdişi bir nitelikte olduğu anlamına gelir ki bu da kendi kendine döllenmenin (tozlaşmanın)doğru şekilde gerçekleşmesini sağlar.
Avokado'nun çekirdeği son derece büyüktür, bu nedenle paleobotanikçiler bu ağacın tohum saçmayı nasıl başardığını uzun zamandır merak ediyorlar. Kuşkusuz böyle taş büyüklüğündeki bir tohum rüzgarla taşınamazdı. Ayrıca bu ağacın meyvesi, bizim için zehirli olmasa da günümüzde yaşayan birçok hayvan için zehirlidir. (kediler ve köpekler dahil), onların birkaç saat içerisinde ölmelerine neden olur. Kuşlar bile bu meyveyi gaglamaktan kaçınırlar. Doğrusu, onun büyük çekirdeği "evrimsel anakronizm" in bir örneğidir; bu da ağacın büyük ihtimalle tohumları dağıtmaya yardımcı olması için bugün nesli tükenmiş, büyükçe bir hayvanla bir ilişki geliştirmiş olduğu anlamına gelir. Bu hayvan belki de - tıpkı bizim yerfıstığını yediğimiz gibi- büyük avokado çekirdeklerini yiyecek kocaman bir ağza sahip , ağaçta yaşayan, irice bir tembel hayvan ya da ona benzer bir yaratıktı.
(Bitkilerin Gizli Dünyası, Michael Largo)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar