bugün
- nervio'ya evlenme teklif etmek28
- en son ne aldınız13
- instagram da artan erotizm sebebi10
- ayak sevecek kadar abaza olmak11
- sinemada yiyişen sevgililer9
- nervio abla13
- galatasaray'ın fenere koyması normalleşmesi6
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı8
- insan olmaya ceyrek kala3
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları12
- vajinaya dil atmak10
- nişanlının annesine anne diyememe sorunsalı5
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum12
- ümit kocasakal20
- hoppidi hoppidi zıplayan ayak gifleri veritabanı4
- kuru amlı9
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması19
- nervio tarzı entry girmek24
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
- barış manço cem karaca erkin koray2
- ayağa boşmalmak9
- bik bik'e evlenme teklifi yapmak2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği3
- hobbit ayaklı kız sevgili3
- son buluşmada hesabı kim öder5
- french kiss yapamayan erkek5
- ayakçı ve patici yazarlar derneği6
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- at suratlı kadın4
- başlayabilmek3
- uyuyan çocuğu uyandırmak2
- seri oylayınca hoşlanıyor sanan tipler6
- ilk buluşmada hesabı kim öder7
- kamos4
- güney kore34
- mersin7
- bir kadının tehlikeli olduğunu gösteren detaylar9
- çetik örebilen sözlük kızı3
- sokum2
- yanında lipstick taşımayan yollu erkek6
- çiftleşen yazarlar bana mesaj atsın3
- kızıl kmerler4
- baş ayakçı4
- ak parti2
- kadın dediğin şakk diye masaya ayağını vuracak4
- yağmur yağarken 1 60 lık kucaklayıp koşmak4
- öksürmekten uyuyamamak5
- kate nash2
- yazarların sözlükten kaçması5
- fabrikator saim bey3
bu yazıyı yazdığımda ölüm yıl dönümünden iki gün geçmişti fakat ancak şimdi paylaşabiliyorum.
ona atfen, vefatının ardından bu kubbede hoş bir seda da biz bırakalım.
5-6'lı yaşlarımda, televizyonda onun filmlerine rastladığım günleri hiç unutamıyorum. köye babamla; dedem, babaannem ve akrabalarını ziyarete gittiğimizde babam ''bizimkilerle harman yerine gideceğiz, harman yeri sıcaktır, sen orada sıcakta kalma ben onlarla gidip akşama doğru geleceğim, sen burada onlarla kal tamam mı '' dedikten sonra pek gönülsüz tamam baba deyip birkaç saati saymaya başladığımı, en sonunda birkaç saat doldu babam nerede kaldı diye hüngür hüngür ağlamamı ve evdeki kalabalık zümrenin beni sakinleştirmesini, şefkatli davranışlarını, beni teskin etmek için televizyon açmalarını ve eskaza açılan show tv'de kartal tibet filmi çıkınca ''baba'' diye sevinçle bağırıp, televizyona doğru koşup televizyona sarılmamı hiç unutamıyorum ki o zamanlarda çocuk aklıyla onu kartal tibet sanmakta haksız da sayılmazmışım, o dönemlerde ve gençliğinde birçok kişi kartal tibet'e benzetirdi. bilhassa göz, saç yapıları-renk skalası, çene ve dudak yapıları, fizikleri, keskin kartal ve şefkatli bakışları hatta yürüyüşleri bile birbirine çok benzerdi. karakter olarak biraz da izzet günay'ın vesikalı yarim'deki gözünü daldan budaktan sakınmayan, ketum, bakışlarıyla konuşan, ağır ve her zorluğa göğüs geren haline benziyor. görünüşü biraz izzet günay, daha çok kartal tibet. sahiden eski adamlar ve eski kadınlar bambaşkaymış...
rahmetli ninem ömrünün son yıllarını yaşarken, alzheimer olduğu dönemde birkaç hafta boyunca bizde kalmıştı. akşamüstü televizyonda kartal tibet'in filmi çıkınca, anneme bu senin eşin değil mi o sana işteyim diyor ama başka bir yerde üniformasını çıkarmış da takım elbiseyle geziniyor deyince annem de çok gülmüştü.
yine daha geçen günlerde rahmetli olan, jönler arasından en çok cüneyt arkın'ı seven ve en çok onu beğenen annem, çocukluk zamanlarıma denk gelen dönemde arkın'ı televizyonda görünce ''aa cüneyt arkın'' dediğinde, biraz izledikten sonra ''bu şişman yüzlü cırtlak gözlü adamı hiç sevmedim. o güzel yüzlü, çekik gözlü ve saçları kıvır kıvır olan babama benzeyen adam nerede, onun filmlerini aç derdim.'' hoşuna gider, gülerdi. şüphesiz ki babamla aralarında bir aşk olmasa da babamın görünüşüne, karakterine, duruşuna hayrandı.
yine bir keresinde, 12-13'lü yaşlarımda annemin iş yerine gittiğimizde babam, annemi iş arkadaşıyla konuşurken adamın, anneme samimi davranmaya çalıştığına dair bir hisse kapılınca aynı bu fotoğraftaki moda girdiğini görünce çok mutlu olmuştum. https://i.ytimg.com/vi/PXiXBELNwbY/maxresdefault.jpg
bu fotoğrafta tam belli olmasa da kartal tibet, eşinin yanında başka bir adamı görünce; karşıdaki adama türkan şoray'ın kendisinin eşi olduğunu, ondan başka hiçbir adamın onunla samimi olamayacağına dair ağırlığını ortaya koyma maksadıyla elini adama doğru uzatıyor ve yüzü görseldeki gibi bir hal alıyor. bu görsel, videodan alınmış bir kısım. tibet'in bakışları, öne doğru hafif eğilmesi ve karşıdaki adamın(selçuk ural) şaşkın bakışları her şeyi anlatıyor.
aralarında bir aşk olmasa da ikisi de birbirini kıskanmakta haklıydı. annem sanki yeşilçam filmlerinden fırlayıp gelmiş yüzü kalemle çizilmiş gibiydi. hülya koçyiğit, filiz akın, hale soygazi gibiydi, bir gören erkeğin defalarca dönüp dönüp baktığı türden bir güzelliğe sahipti.
babam da belki yeşilçam'a girseydi kartal tibet'ten daha çok sevilecek, daha çok beğenilecek bir tipti.
yıllar sonra kartal tibet'in gelin çiçeği filmini ikinci kez geçen aylarda izledim, bu sahnede direkt bu olay aklıma geldi ve tebessüm ettim. hayatımın birçok safhasında, fark etmeden birçok kartal tibet ile ilgili çağrışımlar oluşmuş, kimi anılarım tamamiyle onunla bütünleşmiş...
bu bütünleşmeyi fark ettikten sonra daha da merak saldım, hoşuma giden filmlerini seyreylemeye başladım.
keza kartal tibet sadece benimle bütünleşmekle kalmadı, benden sonra arkadaşlarımın da en çok sevdiği jön de kartal tibet oldu. tibet'i ve filmlerini, kartal tibet'i onlara öylesine sevdirdim ki vefatına çok üzüldüler. keza ben de babam rahmetli olmuşçasına üzüldüm.
ikisi de sanki kimi zaman altay'ın dağlarından, yenisey'in ırmağından yola çıkıp gelmiş; kimi zamansa batı oğuz elinin türkmen obasından ulu, alımlı, ışığa batmış atıyla çıkıp gelmiş bir yakışıklılık, yiğitlik timsali çağıldıyordu. geçmiş zamanlarda, en ihtişamlı dönemlerde sanki on binlerce kıl çadıra beylik eden yörük türkmen beyinin alabildiğine yakışıklı, temiz, nurlu, yiğit-güleç yüzlü, şefkatli, yiğit, mert ve sıcak sağlam iki oğlu gibiydi. sanki seneler önce babamla beraber gençliklerinde arkadaşlarıyla eğlenceden ya da uzaklardan ışıl ışıl, güleç ve yiğit yüzleriyle kah yürüyüp kah koşa koşa gelecekmiş gibiydi. senede bir gün filminde emin'in uzaklardan nazlı'ya doğru gülerek koşması gibi...
hoşça kal turan elinin, altay'dan çıkıp gelmiş tatar oğlu...
https://www.youtube.com/w...mp;ab_channel=GEYLANMUSIC
https://www.youtube.com/w...;ab_channel=carolpresents
https://i.pinimg.com/orig...3c8140028f44cbf48a2db.jpg
ona atfen, vefatının ardından bu kubbede hoş bir seda da biz bırakalım.
5-6'lı yaşlarımda, televizyonda onun filmlerine rastladığım günleri hiç unutamıyorum. köye babamla; dedem, babaannem ve akrabalarını ziyarete gittiğimizde babam ''bizimkilerle harman yerine gideceğiz, harman yeri sıcaktır, sen orada sıcakta kalma ben onlarla gidip akşama doğru geleceğim, sen burada onlarla kal tamam mı '' dedikten sonra pek gönülsüz tamam baba deyip birkaç saati saymaya başladığımı, en sonunda birkaç saat doldu babam nerede kaldı diye hüngür hüngür ağlamamı ve evdeki kalabalık zümrenin beni sakinleştirmesini, şefkatli davranışlarını, beni teskin etmek için televizyon açmalarını ve eskaza açılan show tv'de kartal tibet filmi çıkınca ''baba'' diye sevinçle bağırıp, televizyona doğru koşup televizyona sarılmamı hiç unutamıyorum ki o zamanlarda çocuk aklıyla onu kartal tibet sanmakta haksız da sayılmazmışım, o dönemlerde ve gençliğinde birçok kişi kartal tibet'e benzetirdi. bilhassa göz, saç yapıları-renk skalası, çene ve dudak yapıları, fizikleri, keskin kartal ve şefkatli bakışları hatta yürüyüşleri bile birbirine çok benzerdi. karakter olarak biraz da izzet günay'ın vesikalı yarim'deki gözünü daldan budaktan sakınmayan, ketum, bakışlarıyla konuşan, ağır ve her zorluğa göğüs geren haline benziyor. görünüşü biraz izzet günay, daha çok kartal tibet. sahiden eski adamlar ve eski kadınlar bambaşkaymış...
rahmetli ninem ömrünün son yıllarını yaşarken, alzheimer olduğu dönemde birkaç hafta boyunca bizde kalmıştı. akşamüstü televizyonda kartal tibet'in filmi çıkınca, anneme bu senin eşin değil mi o sana işteyim diyor ama başka bir yerde üniformasını çıkarmış da takım elbiseyle geziniyor deyince annem de çok gülmüştü.
yine daha geçen günlerde rahmetli olan, jönler arasından en çok cüneyt arkın'ı seven ve en çok onu beğenen annem, çocukluk zamanlarıma denk gelen dönemde arkın'ı televizyonda görünce ''aa cüneyt arkın'' dediğinde, biraz izledikten sonra ''bu şişman yüzlü cırtlak gözlü adamı hiç sevmedim. o güzel yüzlü, çekik gözlü ve saçları kıvır kıvır olan babama benzeyen adam nerede, onun filmlerini aç derdim.'' hoşuna gider, gülerdi. şüphesiz ki babamla aralarında bir aşk olmasa da babamın görünüşüne, karakterine, duruşuna hayrandı.
yine bir keresinde, 12-13'lü yaşlarımda annemin iş yerine gittiğimizde babam, annemi iş arkadaşıyla konuşurken adamın, anneme samimi davranmaya çalıştığına dair bir hisse kapılınca aynı bu fotoğraftaki moda girdiğini görünce çok mutlu olmuştum. https://i.ytimg.com/vi/PXiXBELNwbY/maxresdefault.jpg
bu fotoğrafta tam belli olmasa da kartal tibet, eşinin yanında başka bir adamı görünce; karşıdaki adama türkan şoray'ın kendisinin eşi olduğunu, ondan başka hiçbir adamın onunla samimi olamayacağına dair ağırlığını ortaya koyma maksadıyla elini adama doğru uzatıyor ve yüzü görseldeki gibi bir hal alıyor. bu görsel, videodan alınmış bir kısım. tibet'in bakışları, öne doğru hafif eğilmesi ve karşıdaki adamın(selçuk ural) şaşkın bakışları her şeyi anlatıyor.
aralarında bir aşk olmasa da ikisi de birbirini kıskanmakta haklıydı. annem sanki yeşilçam filmlerinden fırlayıp gelmiş yüzü kalemle çizilmiş gibiydi. hülya koçyiğit, filiz akın, hale soygazi gibiydi, bir gören erkeğin defalarca dönüp dönüp baktığı türden bir güzelliğe sahipti.
babam da belki yeşilçam'a girseydi kartal tibet'ten daha çok sevilecek, daha çok beğenilecek bir tipti.
yıllar sonra kartal tibet'in gelin çiçeği filmini ikinci kez geçen aylarda izledim, bu sahnede direkt bu olay aklıma geldi ve tebessüm ettim. hayatımın birçok safhasında, fark etmeden birçok kartal tibet ile ilgili çağrışımlar oluşmuş, kimi anılarım tamamiyle onunla bütünleşmiş...
bu bütünleşmeyi fark ettikten sonra daha da merak saldım, hoşuma giden filmlerini seyreylemeye başladım.
keza kartal tibet sadece benimle bütünleşmekle kalmadı, benden sonra arkadaşlarımın da en çok sevdiği jön de kartal tibet oldu. tibet'i ve filmlerini, kartal tibet'i onlara öylesine sevdirdim ki vefatına çok üzüldüler. keza ben de babam rahmetli olmuşçasına üzüldüm.
ikisi de sanki kimi zaman altay'ın dağlarından, yenisey'in ırmağından yola çıkıp gelmiş; kimi zamansa batı oğuz elinin türkmen obasından ulu, alımlı, ışığa batmış atıyla çıkıp gelmiş bir yakışıklılık, yiğitlik timsali çağıldıyordu. geçmiş zamanlarda, en ihtişamlı dönemlerde sanki on binlerce kıl çadıra beylik eden yörük türkmen beyinin alabildiğine yakışıklı, temiz, nurlu, yiğit-güleç yüzlü, şefkatli, yiğit, mert ve sıcak sağlam iki oğlu gibiydi. sanki seneler önce babamla beraber gençliklerinde arkadaşlarıyla eğlenceden ya da uzaklardan ışıl ışıl, güleç ve yiğit yüzleriyle kah yürüyüp kah koşa koşa gelecekmiş gibiydi. senede bir gün filminde emin'in uzaklardan nazlı'ya doğru gülerek koşması gibi...
hoşça kal turan elinin, altay'dan çıkıp gelmiş tatar oğlu...
https://www.youtube.com/w...mp;ab_channel=GEYLANMUSIC
https://www.youtube.com/w...;ab_channel=carolpresents
https://i.pinimg.com/orig...3c8140028f44cbf48a2db.jpg
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar