bugün
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi15
- 30 yaşından sonra aşk meşk işlerinin bitmesi8
- türkiye nin en büyük sorunu7
- eskortluk yapan sözlük yazarı34
- galatasaray ın en muhteşem üçlüsü4
- 19 ekim 20264
- yazarların almak istediği kol saatleri4
- kendi yaptığın yoğurt3
- git commit mesajı yazma kültürü3
- usualsuspects'in ayağı10
- yazarlara gelen son mesaj3
- fatma betül sayan kaya7
- çakarlı araçlara yol vermiyoruz kampanyası5
- ishale iyi gelen şeyler4
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter8
- faizsiz ev ve arabada yeni dönem2
- kolye142
- bir sözlük erkeğini dağa kaldırmak2
- aöf aşçılık4
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- uzaylı gelinler evlenirken duvar takıyor mu6
- uzaylılar madencilik yapıyorlar mı2
- kadınların yedekte erkek tutması9
- türk esnafı10
- opera tarayıcı6
- pişmiş yufka2
- zenginlik göstergesi2
- anın görüntüsü19
- köklersem rahat girer diyen tip2
- uzaylılar zamanı bükebilir mi2
- türküm doğruyum çalışkanım11
- uzaylılar diyet yapar mı2
- benimle bir gece geçirir misin diyen yazar2
- bm dünya gıda programı'nın gazze yardımını kesmesi2
- iltica27
- salvador dali2
- fon vurgunu29
- bilgisayar almak2
- aykolik efendi6
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı6
- bugün ne oldu3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı9
- ofis pornosu13
- ben bir yahudiyim4
- keşke nickim şu yazarınki olsaydı denen nickler4
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- ilişkiye ara vermek10
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek8
- cam açık ve çıplak uyumak6
Flamenko, Güney ispanya'nın Endülüs (Andalucia) bölgesine özgü ama bu bölgeyle sınırlı kalmamış, bir müzik ve dans türüdür ve Güney ispanya'nın kendi folklorik müziğiyle çingenelerin yaratmış oldukları müziğin kaynaşmasıyla ortaya çıkmıştır. Flamenko, coğrafik olarak evine çok bağlı da olsa, ne bütün Endülüs folk müzik ve dansları flamenkodur, ne de bütün flamenko sanatçıları Endülüs'lüdür denilebilir.
Bu toprakların tarihine bir göz atarsak: Cadiz (Kadiz) Avrupa'nın en eski yerleşimi olarak bilinmektedir. M.Ö. 1100'de Fenikeliler "Cadir" dedikleri Kadiz şehrini kurdular. Burada günümüz ispanya'sında halen canlandırılan danslara benzer dans tavırları ilk kez Fenikeliler tarafından sergilendi. M.Ö. 550'de Eski Yunanlılar Güney ispanya'yı kontrolleri altına aldılar. ispanya M.Ö. 201'den M.S. 206'ya kadar Roma imparatorluğunun bir parçası olmuştur. 711 senesinde ise Mağribiler (Faslılar) olarak bilinen Araplar, Suriyeliler ve Berberiler, Cebelitarık Boğazı'ndan ispanya'yı işgal ettiler. Yaklaşık yediyüz sene burada hakimiyet kurdular. Arap kültürü ispanya'yı çok büyük boyutlarda etkiledi. Müslümanlar buraya, şiir, şarkı ve müzikal enstrümanları da getirdiler. Ayrıca, ispanyol müziğine duygusallık ve duyarlılık kazandırdılar. ispanyol müziği ve Flamenkoda önem kazanan çoğu şarkının zambra, zorongo, zarabanda ve fandango gibi arapça isimleri vardır. Aslında "zambras" terimi o zamanki müzisyenlere ya da bunların çaldıkları toplantılara verilen isimdir. Günümüzde halen Kanada'daki çingeneler festivallerine "zambras" demektedirler...
1492'de ispanya tekrar Hıristiyan hakimiyetine girdi.
Günümüze ulaşan kayıtlara göre 1447 senesinde çingeneler ispanya'da görülmeye başladılar. Aynı dönem içinde kuzeyden nüfuz ederek Barselona'ya, oradan da sonraki yüzyıllar içerisinde ispanya'ya yayıldılar. Sekizinci- dokuzuncu yüzyılda Hindistan'dan göç etmeye başlayan bu esmer tenli insanlar usta metal işçileriydi ve kendi müzik ve dans kültürlerine sahiptiler. Çingenelerin getirdikleri kültürle, Endülüs kültürünün kaynaşmasıyla flamenko biçimlenmeye başlamıştır. Flamenko sadece Güney ispanya'ya (Andalucia) aittir. Dünyanın diğer yerlerindeki çingenelerin kültürlerinde flamenkoyu çağrıştıran ögeler yoktur. (ispanyol flamenkosunu temel alarak kendi özgün müziklerini geliştiren Güney Fransa çingeneleri hariç).
18. yüzyıla gelindiğinde şu iki unsurun Endülüs müziğini etkilediğini görüyoruz: 1700'lerden beri ispanyolların Afrika'yı yoğun bir şekilde keşfetmeye başlamaları ve Sevilla şehrinin ispanyol yarımadasının en büyük köle marketi haline gelmesi. (Bugün halen Andalucia'da yaşayan ve kökenleri o günlere dayanan zenci aileler vardır ve zenci müziğinin Endülüs müziği üzerinde mutlaka ki bir etkisi olmuştur). ikinci olarak da ispanyolların Amerika'nın keşfinde oynadıkları roldür. Güney Amerika'da oluşan Latin Amerika müziği, 19. yüzyılda geri gelen ispanyollarla Endülüs'e taşındı ve bu bölgenin müziğinde daha belirgin bir hal aldı. 1700'lerde gitar 6 telli oldu. 1800 senesinde ise kaynaklara göre, çingenelerin yaptığı 24 çeşit dans vardı. Bunların çoğu bugün yokolmuştur ve Fandangos ve Sevillianas gibi çingene tarzı taşımayan danslar dışında hiçbiri bu günkü bilinen çingene dansında belirli bir şekilde yer almamaktadır. O dönemki gezginlerin söylediklerine göreyse, dansçılar ayaklarını dans ederken kullanmaz, sadece kalça, vücudun üst kısmı ve kollarını hareket ettirirlermiş.
1840'lı yıllardan itibaren flamenkonun altın çağı başladı ve flamenko dansının doğasını etkileyen değişiklikler yaşandı. Şarkıya ve dansa daha çok önem verilmeye başlandı. Bilinen ilk "cafe cante" yani flamenko gece kulübü 1842 yılında Sevilla'da açıldı."Cafe Cantante" olarak bilinen bu dönem için, bu günkü flamenkonun başlangıcıdır demek hiç de yalan olmaz. 1910 senesi flamenkonun altın çağının ve Cafe Cantantanelerin sonu olarak bilinir.1921'den sonra yavaş yavaş klasik bale figürleri flamenko dansına girmeye başladı. Yavaş yavaş kadınlar pantalon giyip ayaklarını kullanmaya başladılar. Böylece flamenko yeni bir tarz kazanmış oldu.
1936'da başlayan iç savaş, birçok sanatçının ülkeyi terketmesine sebep oldu. Ancak bu durum flamenkonun dünyaya açılmasını da sağladı. Carmen Amaya ve ailesi Güney Amerika'ya giderek orada büyük başarı kazandılar. Carlos Montaya bir dans şirketi ile Amerika'ya gitti ve New York'ta kaldı. Vincente Escudero Paris'e, oradan da Amerika'ya gitti. Roman Montaya Paris, Londra, isviçre ve Buenos Aires (Arjantin)'de gitar resitalleri verdi.
1940'ların sonunda flamenkonun onlarca sene evvel başlayan tiyatro ve opera serüveni önemini yitirmeye başladı ve 1950'lerde de son buldu.
Flamenko, 1960'lardan itibaren rönesansını yaşamaya başladı. ispanya'da eski şarkıların çoğunu gelecek nesillere aktarmak için kayıtlar yapıldı. Entellektüel "aficionados"lar ise flamenkonun tarihini araştıran ve türlerini analiz eden kitaplar yazmaya başladılar. 1958'de Jeres de la Fontera'da kurulan "Catedra de Flamencologia", flamenkoyu korumayı ve bu konuda çalışmalar yapmayı amaçladı.
Müzikal bağlamda zor bir flamenko gitaristi olan Victor Monje "Serranito", ürkütücü his veren yeni bir teknik ve çok karmaşık bir müzik yarattı. 1960'ların sonunda Paco de Lucia'nın ilk albümü çıktığında, flamenko gitarının devrimi gerçek anlamda başlamış oldu. O dönemde çıkarttığı "Rumba" albümüyle de ispanya'daki ulusal ilgiyi flamenkonun üzerine çekmeyi başardı. Paco de Lucia'nın da beraber çalıştığı "cante"lerin (şarkı) genç dehası Camaron de la Isla, en az O'nun kadar önemliydi. Camaron 1970'lerin en etkili şarkıcısıydı; kendine has, ızdırap ve acı ile haykıran güçlü Arap nameleriyle dolu bir tarzı vardı. Paco ve Camaron bir düzinenin üzerinde albüm çıkardılar ve Flamenko severler için dünyada "yıldız" olarak tabir edilen kişilerden daha fazlası oldular.
1970'lerde, festival olgusu ortaya çıktı. Festivaller (fiesta) normalde gece 11 civarında başlar ve tan ağarana kadar sürerdi. Flamenkodaki samimiyet ve doğaçlama, yerini ustalığa ve ticarete bıraktı. Sanatçı içini saran isteği dindirmek için değil, sırası geldiği için dans etmeye başladı...
80'lerde ise sanatın her alanında teknik gelişmeler yaşandı. Bu da beraberinde ticari patlamayı getirdi. Son yirmi yıl içerisinde gitar teknikleri ve müzikal anlamda bilgiyi geliştirme oldukça iyi yollar aldı. Günümüzdeyse flamenko esnek yapısıyla gelişmelere açıktır, bir bakıma kontrol dışındadır.
kaynak: deniz reşit pınaroğlu
Bu toprakların tarihine bir göz atarsak: Cadiz (Kadiz) Avrupa'nın en eski yerleşimi olarak bilinmektedir. M.Ö. 1100'de Fenikeliler "Cadir" dedikleri Kadiz şehrini kurdular. Burada günümüz ispanya'sında halen canlandırılan danslara benzer dans tavırları ilk kez Fenikeliler tarafından sergilendi. M.Ö. 550'de Eski Yunanlılar Güney ispanya'yı kontrolleri altına aldılar. ispanya M.Ö. 201'den M.S. 206'ya kadar Roma imparatorluğunun bir parçası olmuştur. 711 senesinde ise Mağribiler (Faslılar) olarak bilinen Araplar, Suriyeliler ve Berberiler, Cebelitarık Boğazı'ndan ispanya'yı işgal ettiler. Yaklaşık yediyüz sene burada hakimiyet kurdular. Arap kültürü ispanya'yı çok büyük boyutlarda etkiledi. Müslümanlar buraya, şiir, şarkı ve müzikal enstrümanları da getirdiler. Ayrıca, ispanyol müziğine duygusallık ve duyarlılık kazandırdılar. ispanyol müziği ve Flamenkoda önem kazanan çoğu şarkının zambra, zorongo, zarabanda ve fandango gibi arapça isimleri vardır. Aslında "zambras" terimi o zamanki müzisyenlere ya da bunların çaldıkları toplantılara verilen isimdir. Günümüzde halen Kanada'daki çingeneler festivallerine "zambras" demektedirler...
1492'de ispanya tekrar Hıristiyan hakimiyetine girdi.
Günümüze ulaşan kayıtlara göre 1447 senesinde çingeneler ispanya'da görülmeye başladılar. Aynı dönem içinde kuzeyden nüfuz ederek Barselona'ya, oradan da sonraki yüzyıllar içerisinde ispanya'ya yayıldılar. Sekizinci- dokuzuncu yüzyılda Hindistan'dan göç etmeye başlayan bu esmer tenli insanlar usta metal işçileriydi ve kendi müzik ve dans kültürlerine sahiptiler. Çingenelerin getirdikleri kültürle, Endülüs kültürünün kaynaşmasıyla flamenko biçimlenmeye başlamıştır. Flamenko sadece Güney ispanya'ya (Andalucia) aittir. Dünyanın diğer yerlerindeki çingenelerin kültürlerinde flamenkoyu çağrıştıran ögeler yoktur. (ispanyol flamenkosunu temel alarak kendi özgün müziklerini geliştiren Güney Fransa çingeneleri hariç).
18. yüzyıla gelindiğinde şu iki unsurun Endülüs müziğini etkilediğini görüyoruz: 1700'lerden beri ispanyolların Afrika'yı yoğun bir şekilde keşfetmeye başlamaları ve Sevilla şehrinin ispanyol yarımadasının en büyük köle marketi haline gelmesi. (Bugün halen Andalucia'da yaşayan ve kökenleri o günlere dayanan zenci aileler vardır ve zenci müziğinin Endülüs müziği üzerinde mutlaka ki bir etkisi olmuştur). ikinci olarak da ispanyolların Amerika'nın keşfinde oynadıkları roldür. Güney Amerika'da oluşan Latin Amerika müziği, 19. yüzyılda geri gelen ispanyollarla Endülüs'e taşındı ve bu bölgenin müziğinde daha belirgin bir hal aldı. 1700'lerde gitar 6 telli oldu. 1800 senesinde ise kaynaklara göre, çingenelerin yaptığı 24 çeşit dans vardı. Bunların çoğu bugün yokolmuştur ve Fandangos ve Sevillianas gibi çingene tarzı taşımayan danslar dışında hiçbiri bu günkü bilinen çingene dansında belirli bir şekilde yer almamaktadır. O dönemki gezginlerin söylediklerine göreyse, dansçılar ayaklarını dans ederken kullanmaz, sadece kalça, vücudun üst kısmı ve kollarını hareket ettirirlermiş.
1840'lı yıllardan itibaren flamenkonun altın çağı başladı ve flamenko dansının doğasını etkileyen değişiklikler yaşandı. Şarkıya ve dansa daha çok önem verilmeye başlandı. Bilinen ilk "cafe cante" yani flamenko gece kulübü 1842 yılında Sevilla'da açıldı."Cafe Cantante" olarak bilinen bu dönem için, bu günkü flamenkonun başlangıcıdır demek hiç de yalan olmaz. 1910 senesi flamenkonun altın çağının ve Cafe Cantantanelerin sonu olarak bilinir.1921'den sonra yavaş yavaş klasik bale figürleri flamenko dansına girmeye başladı. Yavaş yavaş kadınlar pantalon giyip ayaklarını kullanmaya başladılar. Böylece flamenko yeni bir tarz kazanmış oldu.
1936'da başlayan iç savaş, birçok sanatçının ülkeyi terketmesine sebep oldu. Ancak bu durum flamenkonun dünyaya açılmasını da sağladı. Carmen Amaya ve ailesi Güney Amerika'ya giderek orada büyük başarı kazandılar. Carlos Montaya bir dans şirketi ile Amerika'ya gitti ve New York'ta kaldı. Vincente Escudero Paris'e, oradan da Amerika'ya gitti. Roman Montaya Paris, Londra, isviçre ve Buenos Aires (Arjantin)'de gitar resitalleri verdi.
1940'ların sonunda flamenkonun onlarca sene evvel başlayan tiyatro ve opera serüveni önemini yitirmeye başladı ve 1950'lerde de son buldu.
Flamenko, 1960'lardan itibaren rönesansını yaşamaya başladı. ispanya'da eski şarkıların çoğunu gelecek nesillere aktarmak için kayıtlar yapıldı. Entellektüel "aficionados"lar ise flamenkonun tarihini araştıran ve türlerini analiz eden kitaplar yazmaya başladılar. 1958'de Jeres de la Fontera'da kurulan "Catedra de Flamencologia", flamenkoyu korumayı ve bu konuda çalışmalar yapmayı amaçladı.
Müzikal bağlamda zor bir flamenko gitaristi olan Victor Monje "Serranito", ürkütücü his veren yeni bir teknik ve çok karmaşık bir müzik yarattı. 1960'ların sonunda Paco de Lucia'nın ilk albümü çıktığında, flamenko gitarının devrimi gerçek anlamda başlamış oldu. O dönemde çıkarttığı "Rumba" albümüyle de ispanya'daki ulusal ilgiyi flamenkonun üzerine çekmeyi başardı. Paco de Lucia'nın da beraber çalıştığı "cante"lerin (şarkı) genç dehası Camaron de la Isla, en az O'nun kadar önemliydi. Camaron 1970'lerin en etkili şarkıcısıydı; kendine has, ızdırap ve acı ile haykıran güçlü Arap nameleriyle dolu bir tarzı vardı. Paco ve Camaron bir düzinenin üzerinde albüm çıkardılar ve Flamenko severler için dünyada "yıldız" olarak tabir edilen kişilerden daha fazlası oldular.
1970'lerde, festival olgusu ortaya çıktı. Festivaller (fiesta) normalde gece 11 civarında başlar ve tan ağarana kadar sürerdi. Flamenkodaki samimiyet ve doğaçlama, yerini ustalığa ve ticarete bıraktı. Sanatçı içini saran isteği dindirmek için değil, sırası geldiği için dans etmeye başladı...
80'lerde ise sanatın her alanında teknik gelişmeler yaşandı. Bu da beraberinde ticari patlamayı getirdi. Son yirmi yıl içerisinde gitar teknikleri ve müzikal anlamda bilgiyi geliştirme oldukça iyi yollar aldı. Günümüzdeyse flamenko esnek yapısıyla gelişmelere açıktır, bir bakıma kontrol dışındadır.
kaynak: deniz reşit pınaroğlu
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar