bugün
- borsa istanbul20
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- iltica23
- yulaf lapası vs tost8
- fon vurgunu53
- berat albayrak'a iftira atılması11
- ekmek için ekmeleddin7
- mekke kutsal mıdır sorunsalı9
- horlayan birinin yanında uyuma rehberi10
- mandalina çıkmış arkadaşlar6
- sucuklu çekirdek3
- from gold from dust34
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi12
- küçük memeli kızların yaşama amacı4
- sözlük gey saati vs din saati vs akp saati6
- kürt dizilerinin tutmaması11
- kürk mantolu madonna abartılmış tırt bir kitaptır6
- 1 gün diyetteyim4
- cilt kanseri aşısında yüzde 42 başarı2
- köylülük7
- onurlu insanlar da var2
- komünist terör örgütleri2
- eskiden 20 liraya yediğim kebabın 50 lira olması8
- deli6
- en iyi çakmak markası8
- üçkağıtçının kralısın moderatör2
- yüksek enflasyon5
- küçük memeli3
- hulk gerçek mi6
- yazarların 1 milyon dolar için yapacağı şok şeyler5
- günün sözü10
- sabahın bir vakti çay içen insan köylüdür6
- bütün sözlük kızlarının gocu'nun peşinden koşması4
- fuhuştan yakalanan sınıf öğretmeni6
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi7
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- vurdurmaya meyilli araba5
- tayyiple yatıp tayyiple kalkmak5
- tmo'ya ait buğdayın lisanslı depolardan çalınması4
- redbull içip camdan atlayan çocuk3
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- sen nehrine siz diyen cahil2
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak6
- mağazadan ürün değiştirme paradoksu3
- queen ravenna ifşası15
- eski sevgilisi için sahibinden com'a ilan vern kız4
- akepe dönemi16
- sabahları 2 kilo bioxcin içen gürbüz genç3
Ne hikmetse bir tek Türkiye'ye uygulanan hukuk dalı.
Yunanistan lozan anlaşmasına göre silahsız olması gereken adaları silahlandırır, mültecileri dövüp geri yollar, Rusya "kazayla" 36 askerimizi öldürür, çin Uygurları soykırar, Amerika zaten Allah getire, bütün bunlara uygulanmayan uluslararası hukuk ne hikmetse Türkiye her baş gösterecek olduğunda aba altındaki sopa gibi gösterilip duruyor.
Dünyadaki ülkeleri üç lige ayırabiliriz, iyiler, eh işteler ve çöpler. Türkiye 2002 yılında eh işte liginin tepesindeki umut vaat eden ülkelerden biriyken 2021 yılı itibariyle aynı ligin dibinde, kümede kalmak gibi bir derdi olmayan, tam olarak ne yaptığı akıl ve mantıkla açıklanamayan bir ülke haline geldi.
Şayet Türkiye bir gün bir zamanlar iyiler ligine yükselmek gibi bir amaçla kurulmuş olduğunu hatırlarsa, yapması gereken şeylerden biri ülkenin elini kolunu bağlayan uluslararası hukuk anlaşmalarını tespit edip elimine etmektir.
Bakın mesela en son örnek olarak bu Paris iklim antlaşması denen nane 10 Kasım'da yürürlüğe girdi. Bu anlaşma uygulamaya tam anlamıyla koyulduğunda sanki araçlar yeterince masraflı değilmiş gibi bir de yine aynı araçlar için Türkolar olarak karbon sertifikası vb ek bedeller ödemek durumunda kalacağız.
Niye?
Dünya ekonomik forumundaki 100-150 adet doymak bilmez para babası daha fazla para ve güç (kontrol) edinebilsin diye.
Keza mülteci meselesinde de 10 milyon ne idüğü belirsiz insana türk milletinin bakma yükümlülüğü olduğunu iddia eden kötü niyetliler her fırsatta eğer bu 10 milyonu geldikleri yere gönderirseniz uluslararası hukuku ihlal edersiniz diye milleti tehdit edip duruyorlar.
Yine aynı şekilde bu duble yol, şehir hastaneleri vb aşırı masraflı mega yapılar için türk milleti dolar bazlı olarak borçlandırıldı ve bu bedeller de yine Londra'da yürütülen tahkim süreçlerine binaen imzalanan uluslararası anlaşmalar ile koruma altına alınmış durumda.
Yani diyebilirim ki biz yine, yeniden Lozan görüşmelerindeki gibi bağıra çağıra hakkımızı savunmak durumuna düşmüş durumdayız.
Ve bu uluslararası hukuk sözleşmelerini yırtmadığımız sürece yukarıda bahsettiğim en üst lige çıkmamız da mümkün değildir. Bu lige çıkmanın temel yolu eğitim, üretim, denizcilik, demiryolu, yerli tarımdır ama çok konu dışına çıktığı için bahsedemiyorum.
Herhangi bir hükümetten olumlu beklentilerim yok. Ne ponçik kemal, ne maral, ne Ekrem imamson bana umut veriyor. Bu insanlarda öylesine meydan okuyacak yürek, zeka veyahut vatan sevgisi bulunduğunu da sanmıyorum.
Ben bunları vatandaşlar için yazıyorum. Çünkü biliyorum ki Biz bilinçlenmediğimiz, istemediğimiz, zorlamadığımız sürece hiçbir şey değişmeyecek.
Lafı çok uzattım. Sözün özü, uluslararası hukuktu bilmem neydi gak guk demeden hakkımız olanı başka milletlere, milletler üstü para babalarına ve onların içerideki taşeronları olan müstemleke valilerine karşı şiddetle, evet şiddetle savunmak zorundayız.
Aksi takdirde Hindistan'dan beter bir yer olma adım adım ilerlediğimizi bilmenizi isterim.
Lloyd george zamanında kızılderililere ne olduysa Türklere de o olacak demişti. illa işin bu noktaya gelmesini istiyorsanız eğer, 20-30 sene ya kaldı ya kalmadı.
Bilginiz olsun.
Yunanistan lozan anlaşmasına göre silahsız olması gereken adaları silahlandırır, mültecileri dövüp geri yollar, Rusya "kazayla" 36 askerimizi öldürür, çin Uygurları soykırar, Amerika zaten Allah getire, bütün bunlara uygulanmayan uluslararası hukuk ne hikmetse Türkiye her baş gösterecek olduğunda aba altındaki sopa gibi gösterilip duruyor.
Dünyadaki ülkeleri üç lige ayırabiliriz, iyiler, eh işteler ve çöpler. Türkiye 2002 yılında eh işte liginin tepesindeki umut vaat eden ülkelerden biriyken 2021 yılı itibariyle aynı ligin dibinde, kümede kalmak gibi bir derdi olmayan, tam olarak ne yaptığı akıl ve mantıkla açıklanamayan bir ülke haline geldi.
Şayet Türkiye bir gün bir zamanlar iyiler ligine yükselmek gibi bir amaçla kurulmuş olduğunu hatırlarsa, yapması gereken şeylerden biri ülkenin elini kolunu bağlayan uluslararası hukuk anlaşmalarını tespit edip elimine etmektir.
Bakın mesela en son örnek olarak bu Paris iklim antlaşması denen nane 10 Kasım'da yürürlüğe girdi. Bu anlaşma uygulamaya tam anlamıyla koyulduğunda sanki araçlar yeterince masraflı değilmiş gibi bir de yine aynı araçlar için Türkolar olarak karbon sertifikası vb ek bedeller ödemek durumunda kalacağız.
Niye?
Dünya ekonomik forumundaki 100-150 adet doymak bilmez para babası daha fazla para ve güç (kontrol) edinebilsin diye.
Keza mülteci meselesinde de 10 milyon ne idüğü belirsiz insana türk milletinin bakma yükümlülüğü olduğunu iddia eden kötü niyetliler her fırsatta eğer bu 10 milyonu geldikleri yere gönderirseniz uluslararası hukuku ihlal edersiniz diye milleti tehdit edip duruyorlar.
Yine aynı şekilde bu duble yol, şehir hastaneleri vb aşırı masraflı mega yapılar için türk milleti dolar bazlı olarak borçlandırıldı ve bu bedeller de yine Londra'da yürütülen tahkim süreçlerine binaen imzalanan uluslararası anlaşmalar ile koruma altına alınmış durumda.
Yani diyebilirim ki biz yine, yeniden Lozan görüşmelerindeki gibi bağıra çağıra hakkımızı savunmak durumuna düşmüş durumdayız.
Ve bu uluslararası hukuk sözleşmelerini yırtmadığımız sürece yukarıda bahsettiğim en üst lige çıkmamız da mümkün değildir. Bu lige çıkmanın temel yolu eğitim, üretim, denizcilik, demiryolu, yerli tarımdır ama çok konu dışına çıktığı için bahsedemiyorum.
Herhangi bir hükümetten olumlu beklentilerim yok. Ne ponçik kemal, ne maral, ne Ekrem imamson bana umut veriyor. Bu insanlarda öylesine meydan okuyacak yürek, zeka veyahut vatan sevgisi bulunduğunu da sanmıyorum.
Ben bunları vatandaşlar için yazıyorum. Çünkü biliyorum ki Biz bilinçlenmediğimiz, istemediğimiz, zorlamadığımız sürece hiçbir şey değişmeyecek.
Lafı çok uzattım. Sözün özü, uluslararası hukuktu bilmem neydi gak guk demeden hakkımız olanı başka milletlere, milletler üstü para babalarına ve onların içerideki taşeronları olan müstemleke valilerine karşı şiddetle, evet şiddetle savunmak zorundayız.
Aksi takdirde Hindistan'dan beter bir yer olma adım adım ilerlediğimizi bilmenizi isterim.
Lloyd george zamanında kızılderililere ne olduysa Türklere de o olacak demişti. illa işin bu noktaya gelmesini istiyorsanız eğer, 20-30 sene ya kaldı ya kalmadı.
Bilginiz olsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar