bugün
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı40
- ölüm9
- dansöz izleme keyfi12
- enayimiknatisii36
- aziz yıldırım12
- ölümün delilinin olmadığı gerçeği4
- amerikada hasidik yahudi avı başlaması8
- yarın kpssye girecek yazarlar9
- insan olmaya ceyrek kala26
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı13
- öylesine bir şeyler yaz3
- hangi renksiniz17
- serhat kılıç13
- ne yazarsanız yazın anında gerçeğe dönüşseydi8
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- ismail kartal9
- açık oylayan yazar ne demek istiyor13
- online listesinden manita beğenmek7
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam14
- uzak durulası insan modelleri5
- kerem aktürkoğlu8
- fusya semsiyeli yabanci8
- özledim mesajına verilecek cevaplar13
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak6
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu21
- bik bik dondurma yapsın da görelim6
- geceye bir söz bırak8
- gocu50
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- geleneksel ciğer ısrmarlama şenlikleri9
- sözlükteki şer çetesi12
- evde dondurma yapmak5
- tai lung42
- anın görüntüsü24
- flat white4
- sözlükte herkesin avcı olması12
- sözlükteki zorbalar12
- s'i l v'e r m'i s t29
- sözlükteki fenerbahçeliler6
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı8
- milan skriniar5
- ragnarın memeleri5
- limonlu dondurma4
- 5 eylül 2026 fenerbahçe'ye döşenen boru5
- beşiktaş8
- fenerbahçe nin liverpool ile karşılaşacak olması4
- seri eksici6
- sözlük kızlarındaki libido yüksekliği4
- sürekli ilgi bekleyen erkek9
mükemmel bir kasidedir gerçekten hayran olmamak elde değildir.
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denli dutuşan odlara kılmaz çare su
sade türkçesi: "Ey göz! Gönlümde yanan ateşe, gözyaşından su saçma. Zira bu kadar fazla tutuşmuş ateşlere suyun faydası olamaz."
açıklama: Gönlünde bir aşk ateşi ve gözyaşı ile söndürme vardır. Ateşi söndürme insanın doğal tepkisidir. Göze Diyor ki boşuna uğraşıyorsun o orada zaten yanacaktır. Gözyaşından yardım istemesi gerekiyor ama şair bunu yapmıyor. Fuzuli'nin şiir anlayışını gösteren bir dizedir. Suyla söndürülebilecek bir yangın değildir. Aşk ateşidir, manevi bir yangındır. Maddi olarak düşündüğümüzde çok büyük bir yangındır söndürmek mümkün değildir. Bu dizeden memnuniyet anlamını da çıkarmak mümkündür. Fuzuli acıyı seven bir şairdir. Bununla birlikte düşündüğümüzde bu ateşle olgunlaşma anlamı çıkar. ilahi aşk terbiye edilişin en etkin yoludur. Yangını arzulamakla aşkı arzulamış olur.
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su
Bu beyti iki türlü açıklamak mümkündür:
a) O kadar çok ağladım ki, gözyaşlarım dönen gök kubbeyi doldurmuş. Bu yüzden renginin mavi olduğunu bilemiyorum. Yani gerçek rengini seçemiyorum, her tarafı su renginde görüyorum.
b) Ağlayan yaşlı gözlerle etrafa bakmaktan dolayı, gökyüzünün rengini bilemiyorum. Gökyüzü gözlük camının rengini aldığı gibi, yaşlı gözlerle de bakıldığında su rengini almış olur
Zevk-ı tîğinden aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ile bırâgur rahneler dîvâre su
Sade Türkçesi: "Senin kılıç gibi keskin ve delici bakışların, gönlümü delik deşik etse de, ben bundan zevk alırsam, bunda şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü akar sular geçtiği taşlık yerlerde (zevkli) oyuklar meydana getirirler."
Açıklama: Buradaki kılıçtan kasıt sevgilinin bakışlarıdır. Sevgilinin bakışları, yaralayıcı, kesici olarak kabul edilir. Yan bakış söz konusuysa, kaş çatmak varsa keskin bakış vardır. Gönülden kasıt kalptir ve kalbi yaralamak vardır. Ama bunun zevkini kastediyor.Kılıç demirden yapılır ve yapılırken yumuşaktır ve keskin değildir. Keskinleştirmek için kızgınlaştırıp su dökülür. Bu şekilde keskin hale gelir. Bu işlemi yaparken demirin özüne de su girer. Yanı kılıcın özündeki su gönüle girince az da olsa rahatlama hissi verir. Toprak yağmuru arzular, sevgilinin bakışı da âşık için rahmettir. Ancak yağmur toprağı çizer fakat toprak yağmurdan vazgeçmez. Âşık da sevgilinin bakışından vazgeçmez. Bunu tasavvufi olarak düşünmek mümkündür. Peygamberin bakışını görmeden cehennemlik olmak vardır. Peygamberin bakışı şefaattir. Bu yüzden mahşeri arzuluyor çünkü peygamberin bakışını ancak orada görebilir.
Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânın sözün
ihtiyât ilen içer her kimde olsa yâre su
Sade Türkçesi: "Yaralı gönül, senin okunun peykanının sözünü korkuyla söyler. Çünkü yaralı bir insan da suyu tedbirle içer!"
açıklama: Yaralı bir gönül var ve sebebi de aşktır. Divan şiirinde bakış kirpik, kaş ve göz kapağıyla birlikte kullanılır. Kaşlar çatıldığında kirpikler ok gibi gerilir ve aşığın kalbini parçalar. Gönül yarasına sevgilinin yan bakışı sebeptir. Gönül sevgilinin bakışlarıyla oyuk oyuk yaralanmıştır. Böyle bir bakış varken aşığın bakışı korkuyla ele almasının sebebi şudur: Peykan çelikten yapılır ve onunda özünde su vardır. Açık yara su ile temas ettirilemez. Burada da su ile yaranın ilişkisi düşünüldüğünde su yaraya iyi gelmez. Ancak ne pahasına olursa olsun bu bakışı yine ister. Şefaat arzusuyla o dert ile hasta düşmüş durumdadır ancak ondan vazgeçmiş durumda değildir.
Suya versün bağbân gülzârı zahmet çekmesün
Bir gül açılmaz yüzün tek verse min gülzâre su
Sade Türkçesi:"Bahçıvan gül bahçesine su vermekten vazgeçsin. Onu sele versin. O boşuna zahmet çekmesin. Çünkü değil bir bahçesine, bin gül bahçesine a da su verse, yine senin yüzün gibi bir gül yetiştiremez."
açıklama:Sevgilinin genelde dolaştığı mekân gül bahçesidir. Âşık sevgilisini burada arar. Gül yüzlü sevgili bir gül bahçesinde ama sevgili yok. Bahçıvan “sevgili yok, artık o gül bahçesine o kadar su ver ki eser kalmasın" diyor. Çünkü bir daha onun gibi gül açmayacaktır. Tasavvufi manada düşününce Peygamber ölünce kâinatın bir anlamı kalmamıştır. Gül yüzlü peygamberimizdir. Gülzar ise onun yaşadığı dönemdir. Kıyametin kopmasını istiyor çünkü peygambere kavuşmak söz konusudur. "Ey Allah'ım dünyayı sele ver gitsin, kıyamet kopsun, bende peygamberime kavuşayım&" anlamı çıkmaktadır.
Ohşadâbilmez gubârını muharrir hattına
Hâme tek bakmadan inse gözlerine kare su.
Sade Türkçesi: "Hattat bakmaktan gözlerine kalem gibi kara su inse de, yazısını yüzündeki tüylere benzetemez.
açıklama: Nakkaş eline bir kalem almış ve çizim yapmaktadır. Sevgilinin tasvirini resmetmektedir. Kalemi hokkaya ucuna doğru akar. Bu şekliyle göz arasında bir bağlantı kurmuştur. Siyah mürekkep, göze kara su inmesi gibi bir imaj oluşturur. Kalem sayfaya sürekli bakmak zorundadır ancak onu resmedemez. Çünkü sevgili eşsizdir. Ne kadar uğraşsa da o güzelliği çizemez. Hattı Hz. Muhammed'in yüzündeki bir tel olarak düşünürsek, bir nakkaşın Peygamberin sakalını bile çizemeyeceğini anlatır.
Ârızın yâdıyla nemnâk olsa müjgânım n'ola
Zâyi' olmaz gül temennâsıyla vermek hâre su
Sade Türkçesi: "Yanağını hatırlamaktan kirpiklerim ıslansa şaşılmaz. Gül elde etmek arzusuyla dikene su vermek boşuna değildir."
açıklama: Sevgilinin yanağını hatırlayarak ağlayan aşığın sebebi sevgiliye kavuşamamaktır. Bir sonraki dizede ağlamanın boşuna olmadığı belirtmiştir. Sevgili baharın gelmesiyle görülmeye başlar. Kış boyu sevgili görülmez. Kışın sevgiliyi hatırlar ve o özlemle gözyaşı döker. Diğer mevsimler gülü görebilmek mümkün değildir. Kuru bir dala dönüşür. Bahar mevsimi dışında gül dalı sulandığında gülü değil dikeni sulamış oluruz. Amaç gülü tekrar elde etmektir. Gülden kasıt peygamberdir. Gül arzusu Peygamberi görebilme arzusudur. Öldükten sonra yalnızca görebiliriz. Dünyada ise rüyada görebiliriz. Burada anlatılan Peygamber aşığının ağlayıp sızlayarak rüyada peygamberi görebilmek için Allah'a yalvarmasıdır. Kirpikler dikene, gözden akan yaş da gülü sulayan damlalara benzetilmiştir. Şefaate nail olmak için aşk ile gözyaşı dökmek gerekmektedir.*
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denli dutuşan odlara kılmaz çare su
sade türkçesi: "Ey göz! Gönlümde yanan ateşe, gözyaşından su saçma. Zira bu kadar fazla tutuşmuş ateşlere suyun faydası olamaz."
açıklama: Gönlünde bir aşk ateşi ve gözyaşı ile söndürme vardır. Ateşi söndürme insanın doğal tepkisidir. Göze Diyor ki boşuna uğraşıyorsun o orada zaten yanacaktır. Gözyaşından yardım istemesi gerekiyor ama şair bunu yapmıyor. Fuzuli'nin şiir anlayışını gösteren bir dizedir. Suyla söndürülebilecek bir yangın değildir. Aşk ateşidir, manevi bir yangındır. Maddi olarak düşündüğümüzde çok büyük bir yangındır söndürmek mümkün değildir. Bu dizeden memnuniyet anlamını da çıkarmak mümkündür. Fuzuli acıyı seven bir şairdir. Bununla birlikte düşündüğümüzde bu ateşle olgunlaşma anlamı çıkar. ilahi aşk terbiye edilişin en etkin yoludur. Yangını arzulamakla aşkı arzulamış olur.
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su
Bu beyti iki türlü açıklamak mümkündür:
a) O kadar çok ağladım ki, gözyaşlarım dönen gök kubbeyi doldurmuş. Bu yüzden renginin mavi olduğunu bilemiyorum. Yani gerçek rengini seçemiyorum, her tarafı su renginde görüyorum.
b) Ağlayan yaşlı gözlerle etrafa bakmaktan dolayı, gökyüzünün rengini bilemiyorum. Gökyüzü gözlük camının rengini aldığı gibi, yaşlı gözlerle de bakıldığında su rengini almış olur
Zevk-ı tîğinden aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ile bırâgur rahneler dîvâre su
Sade Türkçesi: "Senin kılıç gibi keskin ve delici bakışların, gönlümü delik deşik etse de, ben bundan zevk alırsam, bunda şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü akar sular geçtiği taşlık yerlerde (zevkli) oyuklar meydana getirirler."
Açıklama: Buradaki kılıçtan kasıt sevgilinin bakışlarıdır. Sevgilinin bakışları, yaralayıcı, kesici olarak kabul edilir. Yan bakış söz konusuysa, kaş çatmak varsa keskin bakış vardır. Gönülden kasıt kalptir ve kalbi yaralamak vardır. Ama bunun zevkini kastediyor.Kılıç demirden yapılır ve yapılırken yumuşaktır ve keskin değildir. Keskinleştirmek için kızgınlaştırıp su dökülür. Bu şekilde keskin hale gelir. Bu işlemi yaparken demirin özüne de su girer. Yanı kılıcın özündeki su gönüle girince az da olsa rahatlama hissi verir. Toprak yağmuru arzular, sevgilinin bakışı da âşık için rahmettir. Ancak yağmur toprağı çizer fakat toprak yağmurdan vazgeçmez. Âşık da sevgilinin bakışından vazgeçmez. Bunu tasavvufi olarak düşünmek mümkündür. Peygamberin bakışını görmeden cehennemlik olmak vardır. Peygamberin bakışı şefaattir. Bu yüzden mahşeri arzuluyor çünkü peygamberin bakışını ancak orada görebilir.
Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânın sözün
ihtiyât ilen içer her kimde olsa yâre su
Sade Türkçesi: "Yaralı gönül, senin okunun peykanının sözünü korkuyla söyler. Çünkü yaralı bir insan da suyu tedbirle içer!"
açıklama: Yaralı bir gönül var ve sebebi de aşktır. Divan şiirinde bakış kirpik, kaş ve göz kapağıyla birlikte kullanılır. Kaşlar çatıldığında kirpikler ok gibi gerilir ve aşığın kalbini parçalar. Gönül yarasına sevgilinin yan bakışı sebeptir. Gönül sevgilinin bakışlarıyla oyuk oyuk yaralanmıştır. Böyle bir bakış varken aşığın bakışı korkuyla ele almasının sebebi şudur: Peykan çelikten yapılır ve onunda özünde su vardır. Açık yara su ile temas ettirilemez. Burada da su ile yaranın ilişkisi düşünüldüğünde su yaraya iyi gelmez. Ancak ne pahasına olursa olsun bu bakışı yine ister. Şefaat arzusuyla o dert ile hasta düşmüş durumdadır ancak ondan vazgeçmiş durumda değildir.
Suya versün bağbân gülzârı zahmet çekmesün
Bir gül açılmaz yüzün tek verse min gülzâre su
Sade Türkçesi:"Bahçıvan gül bahçesine su vermekten vazgeçsin. Onu sele versin. O boşuna zahmet çekmesin. Çünkü değil bir bahçesine, bin gül bahçesine a da su verse, yine senin yüzün gibi bir gül yetiştiremez."
açıklama:Sevgilinin genelde dolaştığı mekân gül bahçesidir. Âşık sevgilisini burada arar. Gül yüzlü sevgili bir gül bahçesinde ama sevgili yok. Bahçıvan “sevgili yok, artık o gül bahçesine o kadar su ver ki eser kalmasın" diyor. Çünkü bir daha onun gibi gül açmayacaktır. Tasavvufi manada düşününce Peygamber ölünce kâinatın bir anlamı kalmamıştır. Gül yüzlü peygamberimizdir. Gülzar ise onun yaşadığı dönemdir. Kıyametin kopmasını istiyor çünkü peygambere kavuşmak söz konusudur. "Ey Allah'ım dünyayı sele ver gitsin, kıyamet kopsun, bende peygamberime kavuşayım&" anlamı çıkmaktadır.
Ohşadâbilmez gubârını muharrir hattına
Hâme tek bakmadan inse gözlerine kare su.
Sade Türkçesi: "Hattat bakmaktan gözlerine kalem gibi kara su inse de, yazısını yüzündeki tüylere benzetemez.
açıklama: Nakkaş eline bir kalem almış ve çizim yapmaktadır. Sevgilinin tasvirini resmetmektedir. Kalemi hokkaya ucuna doğru akar. Bu şekliyle göz arasında bir bağlantı kurmuştur. Siyah mürekkep, göze kara su inmesi gibi bir imaj oluşturur. Kalem sayfaya sürekli bakmak zorundadır ancak onu resmedemez. Çünkü sevgili eşsizdir. Ne kadar uğraşsa da o güzelliği çizemez. Hattı Hz. Muhammed'in yüzündeki bir tel olarak düşünürsek, bir nakkaşın Peygamberin sakalını bile çizemeyeceğini anlatır.
Ârızın yâdıyla nemnâk olsa müjgânım n'ola
Zâyi' olmaz gül temennâsıyla vermek hâre su
Sade Türkçesi: "Yanağını hatırlamaktan kirpiklerim ıslansa şaşılmaz. Gül elde etmek arzusuyla dikene su vermek boşuna değildir."
açıklama: Sevgilinin yanağını hatırlayarak ağlayan aşığın sebebi sevgiliye kavuşamamaktır. Bir sonraki dizede ağlamanın boşuna olmadığı belirtmiştir. Sevgili baharın gelmesiyle görülmeye başlar. Kış boyu sevgili görülmez. Kışın sevgiliyi hatırlar ve o özlemle gözyaşı döker. Diğer mevsimler gülü görebilmek mümkün değildir. Kuru bir dala dönüşür. Bahar mevsimi dışında gül dalı sulandığında gülü değil dikeni sulamış oluruz. Amaç gülü tekrar elde etmektir. Gülden kasıt peygamberdir. Gül arzusu Peygamberi görebilme arzusudur. Öldükten sonra yalnızca görebiliriz. Dünyada ise rüyada görebiliriz. Burada anlatılan Peygamber aşığının ağlayıp sızlayarak rüyada peygamberi görebilmek için Allah'a yalvarmasıdır. Kirpikler dikene, gözden akan yaş da gülü sulayan damlalara benzetilmiştir. Şefaate nail olmak için aşk ile gözyaşı dökmek gerekmektedir.*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar