bugün
- tomris uyar'ın üç şairi topaca çevirmesi6
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı19
- uyku ilacı içmeden uyuyamamak10
- cehaletln cazibesi11
- eş değiştirme nedeniyle travma yaşayan kadın3
- buz gibi süt içmek3
- kiremit rengi ruj2
- ciddi ciddi uludağsözlükte aktif olmak3
- işten istifa edip yeni bir şehre taşınmak3
- allah atatürk ten razı olsun4
- hindistanlı kızlar2
- bütün meseleleri harikulade saptırmak2
- yeni insanlarla tanışmak istememek13
- ismail kartal13
- pandela4
- sekerlivanilinn4
- kağıt toplayan çocuklar3
- hazreti musa israillileri görse ne derdi2
- memur olma umuduyla üniversite okumak2
- komşunun çaya davet etmesi3
- 18 haziran 2026 çekya güney afrika maçı3
- zeytin salatası2
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı24
- devletin görev ve sorumlulukları2
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri3
- hoşlanılan erkeğin kel olduğunu açıklaması9
- emeklilik sisteminin artık sürdürülememesi3
- ona bir şey söyle17
- saygılı olmak3
- yunan kültürü vs türk kültürü8
- edip cansever okumak4
- edip cansever in daktilosu3
- 18 haziran 2026 cemil tugay'ın chp den istifası3
- 18 haziran 2026 isviçre bosna hersek maçı2
- günün şiiri7
- karısını puanlayıp sosyal medyada paylaşan erkek17
- uludede2
- erkeğin kadını benimsemiş olmasının en net kanıtı2
- kilo verdiren gıda7
- atarax2
- yapay zeka ile flört uygulamaları2
- yalnızlıktan keyif almak4
- cemil tugay3
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler14
- prof dr yılmaz önal3
- bebek aspirini2
- kafakoparan dede3
- en son ne aldınız5
- deliler4
- myammar da katledilen müslümanlar2
görsel
Yakın zamanlarda V. Murad'ın kızı Fehime Sultan'ın Taksim Atatürk Kitaplığı'nda bir mektubu ortaya çıktı (No. 48222, Müteferrik Evrak).
Mektupta muhatap olarak Mahmud Şevket Paşa'ya bir hitap yoksa da, içeriğinde Harbiye Nâzırı'na yazıldığı belirtiliyor. Osmanlı devrinin son döneminde yetişen bir padişah kızının fikir düzeyi ve üslubunu göstermesi açısından, Abdülhamid'in dönemini "istibdat devri" olarak nitelendirdiği bu mektubun geniş bir özetini bugünkü Türkçe ile veriyoruz..
"Malumunuzdur ki ıı. Abdülhamid'in istibdat yönetiminde babamızın yanından alınarak dört yıl Yıldız'ın kat kat duvarları içinde mahsur edildikten sonra gönülsüzce, istemediğim halde Galip Paşa ile evlendirildim. O zaman zulüm ve istibdat devrinde insan hukukunu arayamadığından, daha doğrusu söz söyleme özgürlüğüne sahip olmadığından ister istemez bu duruma tahammül ettim. Amcamın zalimce kıydırdığı nikah ile Galip Paşa ile aramızda hukuki bir bağ oluştuysa da... sizi babam makamında telakki ettiğimden utanarak beyan ederim ki asla onun eşi olmadım. Dokuz sene istemediğim, zorla koca olarak tanıdığım bir adamla hayatımı geçirmeye mecbur oldum ki bunun ne kadar acı, ne kadar dayanılmaz, ıstırap dolu bir hayat olduğunun takdirini insafınıza bırakıyorum. An geldi, özgürlüğün parlak güneşi Rumeli'nden parladı (Hareket Ordusu'nun Selanik'ten istanbul'a gelişini kastediyor). O zalim idareyi kahredip mutluluk dönemini getirdi. Bu bizim gibi felakete uğramışlar için mutluluğun müjdesi idi..
Meşrutiyet'in ilk yılları, kavuştuğumuz şu beklenmeyen özgürlüğün verdiği dalgınlıkla geçti. Bu hal olağandı. Çünkü dünyaya geldiğim günden beri beni kucaklayan felaketten kurtulacağım o mutlu gün gelmişti. Herkes medeni ve kişisel haklarına ulaşıyor. Sürgünler sürgün yerlerinden, mahpuslar zindanlarından çıkıyor. Çoktan beri yüzüne hasret kaldıkları analarına, babalarına koşuyor. Her gün gazetelerde bu gibi sevinçli haberlere rastlıyorum. işte o zaman düşündüm ki madem ki Kanun-ı Esasi bize eşit olarak her hukuku veriyor, şeriat boşanmayı hak gösteriyor, neden ben de herkes gibi istibdat devrine gasp edilen haklarımı arayıp talep etmeyeyim. Neden dokuz yıldır çektiğim bu felakete bir son vermeyeyim.
"Dünya tarihinde eş benzeri görülmemiş dünya uygarlıklarını hayrete düşüren o şanlı ordunuza karşı bir bağlılık hissediyor, sizin mert, kahraman, namuslu oğullarınızdan birinin eşi olmayı hayal ediyorum. Meşrutiyet devrinden manen maddeten zarar gören Galip Paşa ise kendinden ayrılma ihtimalimi görerek, gece gündüz içmekle vakit geçirip o kadar kötü hareketlere başladı ki artık tahammülüme imkan kalmamıştır..
"Bunun üzerine artık birlikte yaşamanın mümkün olamayacağını küçük amcama (Vahdeddin olmalı) arz ederek bu felaketten kurtulmamaı büyük amcama (Sultan Reşad) arz etmelerini rica ettim. Bundan haberdar olan Galip Paşa pek arzu ettiğim askerlerle evlenmeme mani olmak için alçakça bir iftira attı. Ailesi de intikam sevdasıyla ona uydular. Bu uydurmalar, iftiralar üzerine mahkeme-i şeriyyeye müracaatla boşanma davası açtım. Bundan altı ay önce boşanmayı başardım. Genç bir sultan olmamdan dolayı birçok taliplerin sonu gelmez rahatsızlıklarına maruz kaldım. Amcamın (Sultan Reşad) Kosova seyahatinden on beş gün önce seçtiğim bir subayla evlenmeme izin vermesini istirham ettim. Haber göndereceklerini vaat ettikleri halde ses çıkmadığı gibi ikinci evliliğimi tanımayacakları haberini aldım. Bu arada evleneceğim subayın annesini ve kız kardeşini almak üzere istanbul'a izinli geldiğini haber alınca vekil ve şahitlerini de seçmesi haberini gönderdim. Nikâhımız kıyıldı, cemiyetimiz yapıldı. Padişah Kosova'dan döndükten sonra kocamın istanbul'da kalmasını istirham eyledim. Biz karışmayız, Harbiye Nâzırı karışır denildi.
"Şefkatli babam, işte size durumu arz ettim. Mağdur ve rahmetli pederimin ruhunu şad etmek isterseniz gereğini yapmanızı istirham ederim efendim.
30 Haziran 1911
Sultan Murâd kızı Fehime"
(SiNAN ÇULUK'un, #tarihdergi'nin Temmuz 2019 sayısında yer alan, "Devrik padişahın kızlarının özgürlük ve intikam aşkı" başlıklı yazısından alınmıştır.)
https://www.facebook.com/...5/posts/3606651146127259/
Yakın zamanlarda V. Murad'ın kızı Fehime Sultan'ın Taksim Atatürk Kitaplığı'nda bir mektubu ortaya çıktı (No. 48222, Müteferrik Evrak).
Mektupta muhatap olarak Mahmud Şevket Paşa'ya bir hitap yoksa da, içeriğinde Harbiye Nâzırı'na yazıldığı belirtiliyor. Osmanlı devrinin son döneminde yetişen bir padişah kızının fikir düzeyi ve üslubunu göstermesi açısından, Abdülhamid'in dönemini "istibdat devri" olarak nitelendirdiği bu mektubun geniş bir özetini bugünkü Türkçe ile veriyoruz..
"Malumunuzdur ki ıı. Abdülhamid'in istibdat yönetiminde babamızın yanından alınarak dört yıl Yıldız'ın kat kat duvarları içinde mahsur edildikten sonra gönülsüzce, istemediğim halde Galip Paşa ile evlendirildim. O zaman zulüm ve istibdat devrinde insan hukukunu arayamadığından, daha doğrusu söz söyleme özgürlüğüne sahip olmadığından ister istemez bu duruma tahammül ettim. Amcamın zalimce kıydırdığı nikah ile Galip Paşa ile aramızda hukuki bir bağ oluştuysa da... sizi babam makamında telakki ettiğimden utanarak beyan ederim ki asla onun eşi olmadım. Dokuz sene istemediğim, zorla koca olarak tanıdığım bir adamla hayatımı geçirmeye mecbur oldum ki bunun ne kadar acı, ne kadar dayanılmaz, ıstırap dolu bir hayat olduğunun takdirini insafınıza bırakıyorum. An geldi, özgürlüğün parlak güneşi Rumeli'nden parladı (Hareket Ordusu'nun Selanik'ten istanbul'a gelişini kastediyor). O zalim idareyi kahredip mutluluk dönemini getirdi. Bu bizim gibi felakete uğramışlar için mutluluğun müjdesi idi..
Meşrutiyet'in ilk yılları, kavuştuğumuz şu beklenmeyen özgürlüğün verdiği dalgınlıkla geçti. Bu hal olağandı. Çünkü dünyaya geldiğim günden beri beni kucaklayan felaketten kurtulacağım o mutlu gün gelmişti. Herkes medeni ve kişisel haklarına ulaşıyor. Sürgünler sürgün yerlerinden, mahpuslar zindanlarından çıkıyor. Çoktan beri yüzüne hasret kaldıkları analarına, babalarına koşuyor. Her gün gazetelerde bu gibi sevinçli haberlere rastlıyorum. işte o zaman düşündüm ki madem ki Kanun-ı Esasi bize eşit olarak her hukuku veriyor, şeriat boşanmayı hak gösteriyor, neden ben de herkes gibi istibdat devrine gasp edilen haklarımı arayıp talep etmeyeyim. Neden dokuz yıldır çektiğim bu felakete bir son vermeyeyim.
"Dünya tarihinde eş benzeri görülmemiş dünya uygarlıklarını hayrete düşüren o şanlı ordunuza karşı bir bağlılık hissediyor, sizin mert, kahraman, namuslu oğullarınızdan birinin eşi olmayı hayal ediyorum. Meşrutiyet devrinden manen maddeten zarar gören Galip Paşa ise kendinden ayrılma ihtimalimi görerek, gece gündüz içmekle vakit geçirip o kadar kötü hareketlere başladı ki artık tahammülüme imkan kalmamıştır..
"Bunun üzerine artık birlikte yaşamanın mümkün olamayacağını küçük amcama (Vahdeddin olmalı) arz ederek bu felaketten kurtulmamaı büyük amcama (Sultan Reşad) arz etmelerini rica ettim. Bundan haberdar olan Galip Paşa pek arzu ettiğim askerlerle evlenmeme mani olmak için alçakça bir iftira attı. Ailesi de intikam sevdasıyla ona uydular. Bu uydurmalar, iftiralar üzerine mahkeme-i şeriyyeye müracaatla boşanma davası açtım. Bundan altı ay önce boşanmayı başardım. Genç bir sultan olmamdan dolayı birçok taliplerin sonu gelmez rahatsızlıklarına maruz kaldım. Amcamın (Sultan Reşad) Kosova seyahatinden on beş gün önce seçtiğim bir subayla evlenmeme izin vermesini istirham ettim. Haber göndereceklerini vaat ettikleri halde ses çıkmadığı gibi ikinci evliliğimi tanımayacakları haberini aldım. Bu arada evleneceğim subayın annesini ve kız kardeşini almak üzere istanbul'a izinli geldiğini haber alınca vekil ve şahitlerini de seçmesi haberini gönderdim. Nikâhımız kıyıldı, cemiyetimiz yapıldı. Padişah Kosova'dan döndükten sonra kocamın istanbul'da kalmasını istirham eyledim. Biz karışmayız, Harbiye Nâzırı karışır denildi.
"Şefkatli babam, işte size durumu arz ettim. Mağdur ve rahmetli pederimin ruhunu şad etmek isterseniz gereğini yapmanızı istirham ederim efendim.
30 Haziran 1911
Sultan Murâd kızı Fehime"
(SiNAN ÇULUK'un, #tarihdergi'nin Temmuz 2019 sayısında yer alan, "Devrik padişahın kızlarının özgürlük ve intikam aşkı" başlıklı yazısından alınmıştır.)
https://www.facebook.com/...5/posts/3606651146127259/
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar