bugün
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- kabak tatlısını sevenler7
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı14
- nervio'nun asıl benzediği ünlü6
- kafanın çok büyük olması8
- barış alper yılmaz4
- nervio'nun gerçek yüzü3
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- bırak kolumu acıtıyorsun4
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam6
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- anın görüntüsü23
- 2019 tasarımı4
- birçok kadın evliliğini eskort hizmeti gibi yapıyo2
- nerdesiniz3
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- gazze de evlenen çiftin düğün fotoğrafı2
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- kabak tatlısını sevmeyenler2
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- mercedese binen memur2
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali5
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak3
- 30 kasım 20262
- 29 kasım 20262
- kabak tatlısının üzerine tahin dökmek2
- 27 kasım 20262
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- ismet gurbuz 20242
- mesibaglari2
- 19 kasım 20262
- duygu özaslan6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı24
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- timsah yürüyüşü4
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu3
- özel ders vermek4
- beni benden alırsan seni sana bırakmam3
- ya şeytan haklıysa5
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- beni benden alırsan bene nolur3
- hoşlanılan kızın şarz aletin var mı diye sorması2
- askerde özlenen şeyler9
- yoktan var etmek boş kağıda nokta koymak gibidir3
- trabzonspor'un evinde 90 maçtır yenilmemesi rekoru4
- iş arıyorum sözlük2
- 2008 09 süper lig3
- 90lar türkçe pop5
görsel
Yakın zamanlarda V. Murad'ın kızı Fehime Sultan'ın Taksim Atatürk Kitaplığı'nda bir mektubu ortaya çıktı (No. 48222, Müteferrik Evrak).
Mektupta muhatap olarak Mahmud Şevket Paşa'ya bir hitap yoksa da, içeriğinde Harbiye Nâzırı'na yazıldığı belirtiliyor. Osmanlı devrinin son döneminde yetişen bir padişah kızının fikir düzeyi ve üslubunu göstermesi açısından, Abdülhamid'in dönemini "istibdat devri" olarak nitelendirdiği bu mektubun geniş bir özetini bugünkü Türkçe ile veriyoruz..
"Malumunuzdur ki ıı. Abdülhamid'in istibdat yönetiminde babamızın yanından alınarak dört yıl Yıldız'ın kat kat duvarları içinde mahsur edildikten sonra gönülsüzce, istemediğim halde Galip Paşa ile evlendirildim. O zaman zulüm ve istibdat devrinde insan hukukunu arayamadığından, daha doğrusu söz söyleme özgürlüğüne sahip olmadığından ister istemez bu duruma tahammül ettim. Amcamın zalimce kıydırdığı nikah ile Galip Paşa ile aramızda hukuki bir bağ oluştuysa da... sizi babam makamında telakki ettiğimden utanarak beyan ederim ki asla onun eşi olmadım. Dokuz sene istemediğim, zorla koca olarak tanıdığım bir adamla hayatımı geçirmeye mecbur oldum ki bunun ne kadar acı, ne kadar dayanılmaz, ıstırap dolu bir hayat olduğunun takdirini insafınıza bırakıyorum. An geldi, özgürlüğün parlak güneşi Rumeli'nden parladı (Hareket Ordusu'nun Selanik'ten istanbul'a gelişini kastediyor). O zalim idareyi kahredip mutluluk dönemini getirdi. Bu bizim gibi felakete uğramışlar için mutluluğun müjdesi idi..
Meşrutiyet'in ilk yılları, kavuştuğumuz şu beklenmeyen özgürlüğün verdiği dalgınlıkla geçti. Bu hal olağandı. Çünkü dünyaya geldiğim günden beri beni kucaklayan felaketten kurtulacağım o mutlu gün gelmişti. Herkes medeni ve kişisel haklarına ulaşıyor. Sürgünler sürgün yerlerinden, mahpuslar zindanlarından çıkıyor. Çoktan beri yüzüne hasret kaldıkları analarına, babalarına koşuyor. Her gün gazetelerde bu gibi sevinçli haberlere rastlıyorum. işte o zaman düşündüm ki madem ki Kanun-ı Esasi bize eşit olarak her hukuku veriyor, şeriat boşanmayı hak gösteriyor, neden ben de herkes gibi istibdat devrine gasp edilen haklarımı arayıp talep etmeyeyim. Neden dokuz yıldır çektiğim bu felakete bir son vermeyeyim.
"Dünya tarihinde eş benzeri görülmemiş dünya uygarlıklarını hayrete düşüren o şanlı ordunuza karşı bir bağlılık hissediyor, sizin mert, kahraman, namuslu oğullarınızdan birinin eşi olmayı hayal ediyorum. Meşrutiyet devrinden manen maddeten zarar gören Galip Paşa ise kendinden ayrılma ihtimalimi görerek, gece gündüz içmekle vakit geçirip o kadar kötü hareketlere başladı ki artık tahammülüme imkan kalmamıştır..
"Bunun üzerine artık birlikte yaşamanın mümkün olamayacağını küçük amcama (Vahdeddin olmalı) arz ederek bu felaketten kurtulmamaı büyük amcama (Sultan Reşad) arz etmelerini rica ettim. Bundan haberdar olan Galip Paşa pek arzu ettiğim askerlerle evlenmeme mani olmak için alçakça bir iftira attı. Ailesi de intikam sevdasıyla ona uydular. Bu uydurmalar, iftiralar üzerine mahkeme-i şeriyyeye müracaatla boşanma davası açtım. Bundan altı ay önce boşanmayı başardım. Genç bir sultan olmamdan dolayı birçok taliplerin sonu gelmez rahatsızlıklarına maruz kaldım. Amcamın (Sultan Reşad) Kosova seyahatinden on beş gün önce seçtiğim bir subayla evlenmeme izin vermesini istirham ettim. Haber göndereceklerini vaat ettikleri halde ses çıkmadığı gibi ikinci evliliğimi tanımayacakları haberini aldım. Bu arada evleneceğim subayın annesini ve kız kardeşini almak üzere istanbul'a izinli geldiğini haber alınca vekil ve şahitlerini de seçmesi haberini gönderdim. Nikâhımız kıyıldı, cemiyetimiz yapıldı. Padişah Kosova'dan döndükten sonra kocamın istanbul'da kalmasını istirham eyledim. Biz karışmayız, Harbiye Nâzırı karışır denildi.
"Şefkatli babam, işte size durumu arz ettim. Mağdur ve rahmetli pederimin ruhunu şad etmek isterseniz gereğini yapmanızı istirham ederim efendim.
30 Haziran 1911
Sultan Murâd kızı Fehime"
(SiNAN ÇULUK'un, #tarihdergi'nin Temmuz 2019 sayısında yer alan, "Devrik padişahın kızlarının özgürlük ve intikam aşkı" başlıklı yazısından alınmıştır.)
https://www.facebook.com/...5/posts/3606651146127259/
Yakın zamanlarda V. Murad'ın kızı Fehime Sultan'ın Taksim Atatürk Kitaplığı'nda bir mektubu ortaya çıktı (No. 48222, Müteferrik Evrak).
Mektupta muhatap olarak Mahmud Şevket Paşa'ya bir hitap yoksa da, içeriğinde Harbiye Nâzırı'na yazıldığı belirtiliyor. Osmanlı devrinin son döneminde yetişen bir padişah kızının fikir düzeyi ve üslubunu göstermesi açısından, Abdülhamid'in dönemini "istibdat devri" olarak nitelendirdiği bu mektubun geniş bir özetini bugünkü Türkçe ile veriyoruz..
"Malumunuzdur ki ıı. Abdülhamid'in istibdat yönetiminde babamızın yanından alınarak dört yıl Yıldız'ın kat kat duvarları içinde mahsur edildikten sonra gönülsüzce, istemediğim halde Galip Paşa ile evlendirildim. O zaman zulüm ve istibdat devrinde insan hukukunu arayamadığından, daha doğrusu söz söyleme özgürlüğüne sahip olmadığından ister istemez bu duruma tahammül ettim. Amcamın zalimce kıydırdığı nikah ile Galip Paşa ile aramızda hukuki bir bağ oluştuysa da... sizi babam makamında telakki ettiğimden utanarak beyan ederim ki asla onun eşi olmadım. Dokuz sene istemediğim, zorla koca olarak tanıdığım bir adamla hayatımı geçirmeye mecbur oldum ki bunun ne kadar acı, ne kadar dayanılmaz, ıstırap dolu bir hayat olduğunun takdirini insafınıza bırakıyorum. An geldi, özgürlüğün parlak güneşi Rumeli'nden parladı (Hareket Ordusu'nun Selanik'ten istanbul'a gelişini kastediyor). O zalim idareyi kahredip mutluluk dönemini getirdi. Bu bizim gibi felakete uğramışlar için mutluluğun müjdesi idi..
Meşrutiyet'in ilk yılları, kavuştuğumuz şu beklenmeyen özgürlüğün verdiği dalgınlıkla geçti. Bu hal olağandı. Çünkü dünyaya geldiğim günden beri beni kucaklayan felaketten kurtulacağım o mutlu gün gelmişti. Herkes medeni ve kişisel haklarına ulaşıyor. Sürgünler sürgün yerlerinden, mahpuslar zindanlarından çıkıyor. Çoktan beri yüzüne hasret kaldıkları analarına, babalarına koşuyor. Her gün gazetelerde bu gibi sevinçli haberlere rastlıyorum. işte o zaman düşündüm ki madem ki Kanun-ı Esasi bize eşit olarak her hukuku veriyor, şeriat boşanmayı hak gösteriyor, neden ben de herkes gibi istibdat devrine gasp edilen haklarımı arayıp talep etmeyeyim. Neden dokuz yıldır çektiğim bu felakete bir son vermeyeyim.
"Dünya tarihinde eş benzeri görülmemiş dünya uygarlıklarını hayrete düşüren o şanlı ordunuza karşı bir bağlılık hissediyor, sizin mert, kahraman, namuslu oğullarınızdan birinin eşi olmayı hayal ediyorum. Meşrutiyet devrinden manen maddeten zarar gören Galip Paşa ise kendinden ayrılma ihtimalimi görerek, gece gündüz içmekle vakit geçirip o kadar kötü hareketlere başladı ki artık tahammülüme imkan kalmamıştır..
"Bunun üzerine artık birlikte yaşamanın mümkün olamayacağını küçük amcama (Vahdeddin olmalı) arz ederek bu felaketten kurtulmamaı büyük amcama (Sultan Reşad) arz etmelerini rica ettim. Bundan haberdar olan Galip Paşa pek arzu ettiğim askerlerle evlenmeme mani olmak için alçakça bir iftira attı. Ailesi de intikam sevdasıyla ona uydular. Bu uydurmalar, iftiralar üzerine mahkeme-i şeriyyeye müracaatla boşanma davası açtım. Bundan altı ay önce boşanmayı başardım. Genç bir sultan olmamdan dolayı birçok taliplerin sonu gelmez rahatsızlıklarına maruz kaldım. Amcamın (Sultan Reşad) Kosova seyahatinden on beş gün önce seçtiğim bir subayla evlenmeme izin vermesini istirham ettim. Haber göndereceklerini vaat ettikleri halde ses çıkmadığı gibi ikinci evliliğimi tanımayacakları haberini aldım. Bu arada evleneceğim subayın annesini ve kız kardeşini almak üzere istanbul'a izinli geldiğini haber alınca vekil ve şahitlerini de seçmesi haberini gönderdim. Nikâhımız kıyıldı, cemiyetimiz yapıldı. Padişah Kosova'dan döndükten sonra kocamın istanbul'da kalmasını istirham eyledim. Biz karışmayız, Harbiye Nâzırı karışır denildi.
"Şefkatli babam, işte size durumu arz ettim. Mağdur ve rahmetli pederimin ruhunu şad etmek isterseniz gereğini yapmanızı istirham ederim efendim.
30 Haziran 1911
Sultan Murâd kızı Fehime"
(SiNAN ÇULUK'un, #tarihdergi'nin Temmuz 2019 sayısında yer alan, "Devrik padişahın kızlarının özgürlük ve intikam aşkı" başlıklı yazısından alınmıştır.)
https://www.facebook.com/...5/posts/3606651146127259/
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com