bugün
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata14
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı18
- üç sözlük kızına evlenme teklif etmek7
- kale3112'nin yanında işe girip tiktok çekmek7
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz19
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- akşam yemeğinden sonra uyumak3
- zorda kalsanız kendinizden küçükle sevişir misiniz3
- coskuyla sabunlanan pipi8
- erkek düşmanlığı yapan kadınlar9
- caminin tuvaletinde 31 çekmek5
- bira şişeden mi kutudan mı içilir sorunsalı2
- sözlüğün en güzel kızları sıralı liste9
- herhangi bir arkadaşa ihtiyaç duymamak3
- salata bile yapamayan tip5
- üşümek hiç ısınmamak2
- gecenin bir vakti gelip vurdurmam lazım diyen kız8
- fransa da sokağa çıkma yasakları4
- uzaylıların beyini bizden büyük mü2
- uzaylılarda düğün geleneği var mı2
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı14
- sözlük erkeği düşürmeye çalışan kız6
- mandalinanın yanında ekmek yemek3
- kolye140
- 20583
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi20
- sözlük yazarlarının salataları15
- moonlight'ın külo vermesi2
- kale3112 ifşa2
- bdsm ci kadın yazar12
- egzotikbirkul6
- ortadoğu haritasını kim çizdi2
- hangi 3 futbolcu ile ev arkadaşı olmak isterdiniz6
- arkadaşlar cenabet kim3
- telefona eşini benim karı diye kaydeden erkek3
- güzellik göreceli değildir3
- kalp krizi2
- yapay zekanın saracadan intikamı3
- from gold from dust6
- çizme giyen bir kadının daha kadın olduğu gerçegi2
- belinde don t stop dövmesi olan kız7
- türkiye nin en büyük sorunu13
- kekim kabarmıyor uff diye mesaj atan kız4
- kürt kızlarının afet'i devran olması4
- duş almak yerine sadece kafasını yıkayan insan6
- spk başkanı mahmut sütcü'nün istifası3
- kızı için şoför arayan adamın ilanı10
- usualsuspects'in ayağı15
- tuttuğunu koparan kadın3
- dişi bir yazarla karşılıklı çay içmek7
Türklerin islâm Öncesi dönemde de vahdet temalı bir inanış olan Kök Tengri inancına mensup oldukları bilinmektedir. Bazı tarihçiler Kök Tengri inancıyla Şamanizmi aynı inanç sistemi olarak görseler de teologlar iki inanç sistemi arasında bariz farklar olduğu görüşünde hemfikirdirler. Özellikle totemizm benzeri bazı uygulamaların Kök Tengri inancında da var olması belki de bu anlayışın bir sonucu olmuştur.
Bu inancın kökenleri Hun Türkleri’ne kadar dayanmaktadır. Öyle ki bu inanca göre, herşeyi görüp gözeten, bilip işleyen ve mekânı gökler olarak tanımlanan bir Tanrı olduğuna inanılmış ve Türk Hakanları’nın da bu Tanrı tarafından yetkilendirildiği düşünülmüştür. Türk Tarihi’nde Kut Anlayışı denilen bu inanç, bir anlamda “Tanrı’nın Onadığı” anlamına gelmektedir.
Göktanrı inancında tabiatla iç içe yaşayan Türkler, tabiattaki bazı şeylere de kutsiyet atfetmişler ancak bunları Tanrı olarak nitelememişlerdir. Örneğin güneş figürü, Türk Kültürü’nde çok önemli olsa da, bahar dönemi kutsal bir havayla geçirilse de bozkurt figürü Tanrısallığı çağrıştırsa da bunlar birer puta dönüştürülmemiş, sadece Gök Tanrı tarafından Türklere gönderilen nimetler olarak görülmüştür.
Eski Türkler’de kutsallık “ıduk” kavramıyla ifade edilmiş ve özellikle birer tabiat unsuru olan sular ve dağlar ıduk sayılmıştır. Öyle ki her boyun bir kutsal dağı olmuş ve bu dağ adeta Tanrı’nın bu boya hediyesi gibi görülüp bu boy için ıduk olarak kabul edilmiştir.
Eski Türkler, Tanrı tarafından gönderilen dişi kurdun soyundan türediklerine (Bozkurt Efsanesi) inanmışlardır ki, bu da bir nevi mitolojik ıduk sayılır.
Tengriciliğin inanç Esasları
Tek Tanrı inancına dayalı bu inanç sisteminde insanların dünyadaki yaşamlarına göre ahirette yer tutacaklarına inanılmış, Tanrı adına kurbanlar (daha çok atlar) kesilmiş, haşre olan inançtan ötürü ölüler eşyalarıyla birlikte gömülmüş ve ölen kişilerin ruhları rahatsız edilmesin diye adeta mezarların üzerine titrenilmiştir. Öyle ki Attila’nın sırf bazı Türkler’in mezarları Margus Papazları tarafından açıldığı için çıktığı bir sefer bile vardır.
Orhun Abideleri’nde rastlanan Tengri lafzı, Köktürkler’den önce de sonra da kullanılmıştır. Öyle ki Büyük Hun Hakanı Mete Han bile Tanrıkut ismini kullanarak, bir anlamda Göktanrı tarafından yetkilendirildiğini belirtmek istemiştir.
Gök Tanrı inancında Ahiret, Cennet ve Cehennem
Bu inanca göre ruh (tin) ölümsüzdür. Ölenlerin iyilerinin uçmak'a (cennet kavramının karşılığı) gideceğine inanılırken, kötülerin tamu'ya (cehennem kavramının karşılığı) yedi kat yerin dibine gideceği dile getirilmiş ve tabiata saygılı olunduğu ve töreye uyulduğu sürece Tanrı’nın kendilerinden razı olacağına inanılmıştır.
Dahası, Göktanrı’ya kurban sunulurken, her boy kendisi için kutsal sayılan dağda bu kurban törenini gerçekleştirmiş ve kesilen kurban ya iyilik meleği “Bay Ülgen” ya da kötü ruhların sembolü “Erlik Han” adına kesilmiştir.
Bunların dışında Türk inanç sisteminde Atalar Kültü denilen ölen ataların ruhlarına saygı ve bu ruhların o toplumu koruduğu inancı da egemen olmuştur. Ayrıca doğayla içiçe yaşamanın bir sonucu olarak Şamanizm inancı da yaygın olarak var olmuş, şaman ya da kam denilen din adamlarının tabiatın ruhuyla trans kurduklarına da inanılmıştır.
Özetle, Türkler’in tarih boyunca putperestlik gibi mantık dışı dinlerden uzak durduğu ve genellikle vahdet üzere bir imanlarının oldukları anlaşılmaktadır. Türklerin islâm Öncesi dönemde de vahdet temalı bir inanış olan Kök Tengri inancına mensup oldukları bilinmektedir. Bazı tarihçiler Kök Tengri inancıyla Şamanizmi aynı inanç sistemi olarak görseler de teologlar iki inanç sistemi arasında bariz farklar olduğu görüşünde hemfikirdirler. Özellikle totemizm benzeri bazı uygulamaların Kök Tengri inancında da var olması belki de bu anlayışın bir sonucu olmuştur.
Bu inancın kökenleri Hun Türkleri’ne kadar dayanmaktadır. Öyle ki bu inanca göre, herşeyi görüp gözeten, bilip işleyen ve mekânı gökler olarak tanımlanan bir Tanrı olduğuna inanılmış ve Türk Hakanları’nın da bu Tanrı tarafından yetkilendirildiği düşünülmüştür. Türk Tarihi’nde Kut Anlayışı denilen bu inanç, bir anlamda “Tanrı’nın Onadığı” anlamına gelmektedir.
Göktanrı inancında tabiatla iç içe yaşayan Türkler, tabiattaki bazı şeylere de kutsiyet atfetmişler ancak bunları Tanrı olarak nitelememişlerdir. Örneğin güneş figürü, Türk Kültürü’nde çok önemli olsa da, bahar dönemi kutsal bir havayla geçirilse de bozkurt figürü Tanrısallığı çağrıştırsa da bunlar birer puta dönüştürülmemiş, sadece Gök Tanrı tarafından Türklere gönderilen nimetler olarak görülmüştür.
Eski Türkler’de kutsallık “ıduk” kavramıyla ifade edilmiş ve özellikle birer tabiat unsuru olan sular ve dağlar ıduk sayılmıştır. Öyle ki her boyun bir kutsal dağı olmuş ve bu dağ adeta Tanrı’nın bu boya hediyesi gibi görülüp bu boy için ıduk olarak kabul edilmiştir.
Eski Türkler, Tanrı tarafından gönderilen dişi kurdun soyundan türediklerine (Bozkurt Efsanesi) inanmışlardır ki, bu da bir nevi mitolojik ıduk sayılır.
Tengriciliğin inanç Esasları
Tek Tanrı inancına dayalı bu inanç sisteminde insanların dünyadaki yaşamlarına göre ahirette yer tutacaklarına inanılmış, Tanrı adına kurbanlar (daha çok atlar) kesilmiş, haşre olan inançtan ötürü ölüler eşyalarıyla birlikte gömülmüş ve ölen kişilerin ruhları rahatsız edilmesin diye adeta mezarların üzerine titrenilmiştir. Öyle ki Attila’nın sırf bazı Türkler’in mezarları Margus Papazları tarafından açıldığı için çıktığı bir sefer bile vardır.
Orhun Abideleri’nde rastlanan Tengri lafzı, Köktürkler’den önce de sonra da kullanılmıştır. Öyle ki Büyük Hun Hakanı Mete Han bile Tanrıkut ismini kullanarak, bir anlamda Göktanrı tarafından yetkilendirildiğini belirtmek istemiştir.
Gök Tanrı inancında Ahiret, Cennet ve Cehennem
Bu inanca göre ruh (tin) ölümsüzdür. Ölenlerin iyilerinin uçmak'a (cennet kavramının karşılığı) gideceğine inanılırken, kötülerin tamu'ya (cehennem kavramının karşılığı) yedi kat yerin dibine gideceği dile getirilmiş ve tabiata saygılı olunduğu ve töreye uyulduğu sürece Tanrı’nın kendilerinden razı olacağına inanılmıştır.
Dahası, Göktanrı’ya kurban sunulurken, her boy kendisi için kutsal sayılan dağda bu kurban törenini gerçekleştirmiş ve kesilen kurban ya iyilik meleği “Bay Ülgen” ya da kötü ruhların sembolü “Erlik Han” adına kesilmiştir.
Bunların dışında Türk inanç sisteminde Atalar Kültü denilen ölen ataların ruhlarına saygı ve bu ruhların o toplumu koruduğu inancı da egemen olmuştur. Ayrıca doğayla içiçe yaşamanın bir sonucu olarak Şamanizm inancı da yaygın olarak var olmuş, şaman ya da kam denilen din adamlarının tabiatın ruhuyla trans kurduklarına da inanılmıştır.
Özetle, Türkler’in tarih boyunca putperestlik gibi mantık dışı dinlerden uzak durduğu ve genellikle vahdet üzere bir imanlarının oldukları anlaşılmaktadır. Türklerin islâm Öncesi dönemde de vahdet temalı bir inanış olan Kök Tengri inancına mensup oldukları bilinmektedir. Bazı tarihçiler Kök Tengri inancıyla Şamanizmi aynı inanç sistemi olarak görseler de teologlar iki inanç sistemi arasında bariz farklar olduğu görüşünde hemfikirdirler. Özellikle totemizm benzeri bazı uygulamaların Kök Tengri inancında da var olması belki de bu anlayışın bir sonucu olmuştur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar