bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- yaşanmamışların yası6
- en iyi vampir filmi4
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- en iyi kurt adam filmi3
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak4
- gary oldman2
- claudian clouds33
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- the crow2
- cok da abartmaya gerek uok6
- insan ne ister4
- annem2
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- anın görüntüsü25
- yazarların akşam yemekleri5
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- günlük2
- sözlük kızlarının kekleri24
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu2
- true'nun engelli olması6
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- kadınlar6
- okan buruk9
- true ile tatlı sert3
- önyargı2
- allah11
- meriç dükalığı8
- sarapci koala hatayi33
- morkstar2
- sevdiğiniz yazarlar8
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- islamda namaz yoktur30
- gücünden sıkılıp kendini yok eden tanrı2
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- fusya semsiyeli yabanci22
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- kürdistan10
- tai lung8
- seni tanıyorum4
- amedspor maçından korkmak3
- dantelli sütyen takan erkek12
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- alışkanlığı karakter sanmak2
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- victor osimhen2
- mazotun yarım litresi 50 tl28
Eveeet, uyuyamıyor değilim ama biraz fazla okumak istedim. Yazı denemelerini bıraktığımdan bu yana daha büyük bir ferahlıkla okuyorum. Halihazırda sevdiğim şairleri ve bir iki romanını okuyup devam edemediğim yazarları. Hikaye ile hala aram hoş değil. Buket Uzuner'in kumral ada mavi tuna'sı da çok eski hezeyanlarımın arasına sıkışıp kalmıştı. Okurken bir anda bir sayfa geldi gözümün önüne. Geçeyim.
Hafta sonu memlekete gittim. Tam olarak 16 senedir orada beni koruyan bir odam ve istanbul'a taşınırken evimizle bağım kopmasın diye neredeyse hiç dokunmadığım, raflarından toz dışında hiçbir şey almadığım devasa üç kitaplığım var. Bu, hayatta beni çok ama çok mutlu eden bir şeydir. Odama her girişimde önce kitaplıklarıma bakarım. Birkaç kitap alıp karıştırırım. Bin kez açtığım sayfalarda güvende hissederim. Bir de elbette defterlerim. Yıllarca kendimi, başkalarını yazdığım, o zamanlar saklanamayan telefon mesajlarını dahi kaydettiğim (Bu kadar arşivci olmak iyi bir şey değil) irili ufaklı onlarca defter. Peki nereye varacağım?
Turgut Uyar benim için daima bir keskin bir viraj, tanıştıktan sonra daha yükseğine varamadığım bir doruk oldu. Ömrümce böyle devam edecek mi? Muhtemelen. Çünkü kimseyi okumadığım kadar onu okudum. Turgut Uyar ne alaka?
Çok güzel bir defter buldum işte bu gidişimde. Tanıdık ama uzaktan bir tanıdık. ilk sayfasında her gece diye bir şiir yazıyor. En sevdiğim el yazımla (bunu belki anlatamayabilirim) ve o sıralar çok sevdiğim kahverengi bir kalemle yazmışım. Ama ben kahverengi sevmem? (Geri dönüp bakınca kendimi öyle çok törpülemişim ki, hırpalamakmış aslında)
Şöyle diyor Turgut Uyar, olağanüstü ışıklı bir kısa film:
Her gece yatağın yere yakın başucunda
Büyülü bir şey görüyordu sanki
Deniz dibi oynak akışkan
Eski bir kadının anısını çağrıştırıyor
Sonra görkemli çarşıları anımsatıyor
Yaşlı bir kadın elinden çıkmış
Tığ işi bir yatak örtüsünü yüz yıllık
Parlak ışıldayan bir duvar
Önce lambanın ışıması sandı
Ama değildi
Yanında yatan oydu bunu yaratan
Bilir misiniz aşk şiiri yazmaktan utanıyoruz artık
Ne kadar ayıp değil mi
Ama lambanın duvara öyle yansıması
Ne güzeldi
Aşkmış gibi*
Hafta sonu memlekete gittim. Tam olarak 16 senedir orada beni koruyan bir odam ve istanbul'a taşınırken evimizle bağım kopmasın diye neredeyse hiç dokunmadığım, raflarından toz dışında hiçbir şey almadığım devasa üç kitaplığım var. Bu, hayatta beni çok ama çok mutlu eden bir şeydir. Odama her girişimde önce kitaplıklarıma bakarım. Birkaç kitap alıp karıştırırım. Bin kez açtığım sayfalarda güvende hissederim. Bir de elbette defterlerim. Yıllarca kendimi, başkalarını yazdığım, o zamanlar saklanamayan telefon mesajlarını dahi kaydettiğim (Bu kadar arşivci olmak iyi bir şey değil) irili ufaklı onlarca defter. Peki nereye varacağım?
Turgut Uyar benim için daima bir keskin bir viraj, tanıştıktan sonra daha yükseğine varamadığım bir doruk oldu. Ömrümce böyle devam edecek mi? Muhtemelen. Çünkü kimseyi okumadığım kadar onu okudum. Turgut Uyar ne alaka?
Çok güzel bir defter buldum işte bu gidişimde. Tanıdık ama uzaktan bir tanıdık. ilk sayfasında her gece diye bir şiir yazıyor. En sevdiğim el yazımla (bunu belki anlatamayabilirim) ve o sıralar çok sevdiğim kahverengi bir kalemle yazmışım. Ama ben kahverengi sevmem? (Geri dönüp bakınca kendimi öyle çok törpülemişim ki, hırpalamakmış aslında)
Şöyle diyor Turgut Uyar, olağanüstü ışıklı bir kısa film:
Her gece yatağın yere yakın başucunda
Büyülü bir şey görüyordu sanki
Deniz dibi oynak akışkan
Eski bir kadının anısını çağrıştırıyor
Sonra görkemli çarşıları anımsatıyor
Yaşlı bir kadın elinden çıkmış
Tığ işi bir yatak örtüsünü yüz yıllık
Parlak ışıldayan bir duvar
Önce lambanın ışıması sandı
Ama değildi
Yanında yatan oydu bunu yaratan
Bilir misiniz aşk şiiri yazmaktan utanıyoruz artık
Ne kadar ayıp değil mi
Ama lambanın duvara öyle yansıması
Ne güzeldi
Aşkmış gibi*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar