bugün
- true'nun çaylak olması15
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet4
- arkadaşlar uyudunuz mu5
- arapça okuyabilen yazarlar3
- yapay zekanın her entrymi silmesi2
- kadir inanır14
- velvet28
- memesi güzel olan bir kadını alıp çıkacağım4
- 2026 dünya kupası27
- pringles 12 tl oldu kimsenin umrunda değil4
- futbol21
- dinci insanlar efkarlandığında ne içiyor sorunsalı10
- sözlüğü bırakmak istemek8
- kendi kendine gülmek3
- barda şişenin üstüne oturmuş kız görmek5
- salak erkek neden bu kadar çok8
- 20102
- anın görüntüsü17
- üniversitelerin gereksiz olması12
- israil2
- yazarların iyi olduğu konular9
- kemalist dünya19
- türk soyu ve arap soyu birdir6
- aile evinde yaşamak13
- sedat pekmez21
- özlü sözler5
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı29
- 27 haziran 20262
- seri gizli artı oy veren melek7
- erleg han ile revani yemek3
- 26 haziran 20266
- yeni tanışılan kızdan istemek5
- zor zaman şarkıları2
- ıhlamur kokusu2
- kemalistlerin sanki biraz şey olması10
- kadir mısıroğlu'nun soyu18
- ayağımla nah çekebilme yeteneğim6
- türklere devşirme diye laf atan kürt5
- yürüyüş flörtü3
- aylık 320 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- kürtçülerin algıları5
- kürtçülük5
- ırak2
- ana dilimiz kürtçe olsun kampanyası4
- galatasaray lobisi11
- tüm mahlukatın cenneti yaşayacak olması2
- sözlük yazarlarının kombinleri9
- eski sevgilinin dolgun göğüslerini özlemek7
- aylık 317 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- ktç abinin çaylak olması5
Eveeet, uyuyamıyor değilim ama biraz fazla okumak istedim. Yazı denemelerini bıraktığımdan bu yana daha büyük bir ferahlıkla okuyorum. Halihazırda sevdiğim şairleri ve bir iki romanını okuyup devam edemediğim yazarları. Hikaye ile hala aram hoş değil. Buket Uzuner'in kumral ada mavi tuna'sı da çok eski hezeyanlarımın arasına sıkışıp kalmıştı. Okurken bir anda bir sayfa geldi gözümün önüne. Geçeyim.
Hafta sonu memlekete gittim. Tam olarak 16 senedir orada beni koruyan bir odam ve istanbul'a taşınırken evimizle bağım kopmasın diye neredeyse hiç dokunmadığım, raflarından toz dışında hiçbir şey almadığım devasa üç kitaplığım var. Bu, hayatta beni çok ama çok mutlu eden bir şeydir. Odama her girişimde önce kitaplıklarıma bakarım. Birkaç kitap alıp karıştırırım. Bin kez açtığım sayfalarda güvende hissederim. Bir de elbette defterlerim. Yıllarca kendimi, başkalarını yazdığım, o zamanlar saklanamayan telefon mesajlarını dahi kaydettiğim (Bu kadar arşivci olmak iyi bir şey değil) irili ufaklı onlarca defter. Peki nereye varacağım?
Turgut Uyar benim için daima bir keskin bir viraj, tanıştıktan sonra daha yükseğine varamadığım bir doruk oldu. Ömrümce böyle devam edecek mi? Muhtemelen. Çünkü kimseyi okumadığım kadar onu okudum. Turgut Uyar ne alaka?
Çok güzel bir defter buldum işte bu gidişimde. Tanıdık ama uzaktan bir tanıdık. ilk sayfasında her gece diye bir şiir yazıyor. En sevdiğim el yazımla (bunu belki anlatamayabilirim) ve o sıralar çok sevdiğim kahverengi bir kalemle yazmışım. Ama ben kahverengi sevmem? (Geri dönüp bakınca kendimi öyle çok törpülemişim ki, hırpalamakmış aslında)
Şöyle diyor Turgut Uyar, olağanüstü ışıklı bir kısa film:
Her gece yatağın yere yakın başucunda
Büyülü bir şey görüyordu sanki
Deniz dibi oynak akışkan
Eski bir kadının anısını çağrıştırıyor
Sonra görkemli çarşıları anımsatıyor
Yaşlı bir kadın elinden çıkmış
Tığ işi bir yatak örtüsünü yüz yıllık
Parlak ışıldayan bir duvar
Önce lambanın ışıması sandı
Ama değildi
Yanında yatan oydu bunu yaratan
Bilir misiniz aşk şiiri yazmaktan utanıyoruz artık
Ne kadar ayıp değil mi
Ama lambanın duvara öyle yansıması
Ne güzeldi
Aşkmış gibi*
Hafta sonu memlekete gittim. Tam olarak 16 senedir orada beni koruyan bir odam ve istanbul'a taşınırken evimizle bağım kopmasın diye neredeyse hiç dokunmadığım, raflarından toz dışında hiçbir şey almadığım devasa üç kitaplığım var. Bu, hayatta beni çok ama çok mutlu eden bir şeydir. Odama her girişimde önce kitaplıklarıma bakarım. Birkaç kitap alıp karıştırırım. Bin kez açtığım sayfalarda güvende hissederim. Bir de elbette defterlerim. Yıllarca kendimi, başkalarını yazdığım, o zamanlar saklanamayan telefon mesajlarını dahi kaydettiğim (Bu kadar arşivci olmak iyi bir şey değil) irili ufaklı onlarca defter. Peki nereye varacağım?
Turgut Uyar benim için daima bir keskin bir viraj, tanıştıktan sonra daha yükseğine varamadığım bir doruk oldu. Ömrümce böyle devam edecek mi? Muhtemelen. Çünkü kimseyi okumadığım kadar onu okudum. Turgut Uyar ne alaka?
Çok güzel bir defter buldum işte bu gidişimde. Tanıdık ama uzaktan bir tanıdık. ilk sayfasında her gece diye bir şiir yazıyor. En sevdiğim el yazımla (bunu belki anlatamayabilirim) ve o sıralar çok sevdiğim kahverengi bir kalemle yazmışım. Ama ben kahverengi sevmem? (Geri dönüp bakınca kendimi öyle çok törpülemişim ki, hırpalamakmış aslında)
Şöyle diyor Turgut Uyar, olağanüstü ışıklı bir kısa film:
Her gece yatağın yere yakın başucunda
Büyülü bir şey görüyordu sanki
Deniz dibi oynak akışkan
Eski bir kadının anısını çağrıştırıyor
Sonra görkemli çarşıları anımsatıyor
Yaşlı bir kadın elinden çıkmış
Tığ işi bir yatak örtüsünü yüz yıllık
Parlak ışıldayan bir duvar
Önce lambanın ışıması sandı
Ama değildi
Yanında yatan oydu bunu yaratan
Bilir misiniz aşk şiiri yazmaktan utanıyoruz artık
Ne kadar ayıp değil mi
Ama lambanın duvara öyle yansıması
Ne güzeldi
Aşkmış gibi*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar