bugün
- kolye140
- rüzgar11
- cep telefonu11
- nokia10
- lale13
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- kuş5
- var olmak için ne yaptınız12
- gece gece sinirlenmek4
- rüzgar türbini2
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- mavi4
- türk dizi tarihinin en kötü oyuncuları2
- billie eilish'in memeleri7
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- fil9
- tabiat4
- at6
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- flamingo3
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- öğretmenlerin kravat takma zorunluluğu2
- kaplan17
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek3
- evi ev yapan şeyler14
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- aslan15
- brezilya7
- z kusagi4
- sevgili nedir7
- kötüyü alaşağı etmek4
- gül7
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- anın görüntüsü22
- bileklik19
- netflix asaf dizisi3
- cemil tugay6
- pıtı atma4
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak3
- yol5
- yogartiksen39
- ankara8
- erken ölüm2
- elma5
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- sarı teker kim sorunsalı8
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- galatasaray19
hayatımda bugüne kadar gördüğüm nem nem değilmiş sıcak sıcak değilmiş diye, neredeyse seraplar gösterecek sıcaklığıyla bizi hayatın gerçekleriyle pişirmiş şehir. kendi vücut tuzlarımın, başımdan aşağı akan terin ağzıma gelmesi ile içmeme sebep olan iklimiyle herhalde kışın da böyle sıcak olacak diye düşündüm askerlik yaptığım zamanlarda. hayır tam aksine bir zamanlar karasu da üniversite okurken gündüz sıcağına aldanıp akşam ikinci öğretimden titreyerek döndüğümüz kuru soğukla tanıştığım gibi, izmir'de de gece nöbetlerinde hem uyku sersemi olmanın verdiği düşük vücut sıcaklığıyla hemde izmir'in havasının sersemletmesiyle ekim aylarında üzerimize büyük paltolar alıp yüzümüzü gözümüzü kapatarak nöbet tutmamız gerektiğini öğreten iklime sahip şehir. birde 12 sene önce izmir'de yaşayan bir kız arkadaşım vardı. o kız arkadaşım, churcill diye soda,limon,tuzla yapılan içeceği öğretmişti. bu öğrettiğini, askerlik yaptığım zamanlarda bizim kadın üsteğmenimiz bir gün bu sıcak havalarda hem tuz kaybını geri almamız için hemde daha dinç olabilmek için "arkadaşlar, sodaya biraz tuz katıp için" diye söyleyince o kız arkadaşım aklıma gelmişti ve "vay be" demiştim "seneler sonra churcill he..."
gezmiş olduğum büyükşehirler arasında takıntısı en az olan insanlar izmir'de bence. özellikle çarşı iznine çıkınca biraz felsefi ve biraz da sosyolojiye meraklı bir zihinle, insanları rahatsız etmemeye gayret ederek gözlem yapmak için, gerek erkeklere gerek de kadınlara bakarak gözlemler yaptım. ne bir erkek çıkıp da "ne bakıyorsun lan" demediği gibi bir çok kadın da bakışlarımı üstüne alınmadı, farketse bile üstüne alınmadı. ve yine bir çok kadın "sapık mısın ne bakıyorsun" anlamın da bir bakış atmadı ya gülümsedi insani bir tepki olarak bir mana olarak değil ya da sanki raslantısal olarak göz göze gelmişiz gibi kendine odaklanarak hayatına devam etti. bu yönüyle insani ilişkilerin geliştiği bir şehir olarak öğrendim ben izmir'i daha doğrusu gözlem yaptığım yer olan "bornova,bayraklı,konak,alsancak,kordon,narlıdere,fahrettin altay,üçyol" mevkilerinden edindiğim gözlemlerle. ayrıca komuta kademesinden değil de, kişiliği oturmamış genç askerlerin yoğunca dolaştığı yerlerde halkın bu 20 yaşındaki askerlerden biraz rahatsızlık yaşamış olduğunu da gözlemledim yani bu artık ön kabul görmüş bir hal almış görünümündeydi. bizden rahatsızlık duymuyorlardı o zamanlar 27 yaşında kısa dönem gittiğimizden ötürü, kafamız oturmuş olduğu için.
kendim için kişisel manada düşündüğüm şeyleri yazmama gerek yok ama kişisel olarak verdiğim karar "günün birinde geleceğe yatırım yapacak bir mevkide olursam,bu izmir olacak" diye bir karar verdim.
gezmiş olduğum büyükşehirler arasında takıntısı en az olan insanlar izmir'de bence. özellikle çarşı iznine çıkınca biraz felsefi ve biraz da sosyolojiye meraklı bir zihinle, insanları rahatsız etmemeye gayret ederek gözlem yapmak için, gerek erkeklere gerek de kadınlara bakarak gözlemler yaptım. ne bir erkek çıkıp da "ne bakıyorsun lan" demediği gibi bir çok kadın da bakışlarımı üstüne alınmadı, farketse bile üstüne alınmadı. ve yine bir çok kadın "sapık mısın ne bakıyorsun" anlamın da bir bakış atmadı ya gülümsedi insani bir tepki olarak bir mana olarak değil ya da sanki raslantısal olarak göz göze gelmişiz gibi kendine odaklanarak hayatına devam etti. bu yönüyle insani ilişkilerin geliştiği bir şehir olarak öğrendim ben izmir'i daha doğrusu gözlem yaptığım yer olan "bornova,bayraklı,konak,alsancak,kordon,narlıdere,fahrettin altay,üçyol" mevkilerinden edindiğim gözlemlerle. ayrıca komuta kademesinden değil de, kişiliği oturmamış genç askerlerin yoğunca dolaştığı yerlerde halkın bu 20 yaşındaki askerlerden biraz rahatsızlık yaşamış olduğunu da gözlemledim yani bu artık ön kabul görmüş bir hal almış görünümündeydi. bizden rahatsızlık duymuyorlardı o zamanlar 27 yaşında kısa dönem gittiğimizden ötürü, kafamız oturmuş olduğu için.
kendim için kişisel manada düşündüğüm şeyleri yazmama gerek yok ama kişisel olarak verdiğim karar "günün birinde geleceğe yatırım yapacak bir mevkide olursam,bu izmir olacak" diye bir karar verdim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar