bugün

amartya sen

john rawls'un justice and fairness kitabındaki adalet yaklaşımını eleştirir. ama bunu yaparken çok yumuşak bir dile başvurur. mesela aijaz ahmad'ın edward said'i eleştirirken "biz senin babanı da biliriz" türünden çiğliklere yer vermez. rawls hepimizin hocasıdır, ondan çok şey öğrendik, adalet meselesini gündeme getirmiştir, büyük bir dehadır, türünden cümlelerle girer the idea of justice eserine. hatta adam rawls'u eleştirirken bile, "benim anladığım kadarıyla..." falan diyerek eleştiriyor. neyse, işte amartya sen rawls'a diyor ki neden birincil (güya) ihtiyaçlarımız; özgürlük, eşitlik, saygı gibi değerlerimizden daha öncelikli olmak zorunda olsun ki? kaldı ki rawls eşitsizlikleri azaltacak ekonomik bir yeniden dağıtımı önerse bile bu bireylerin aldıkları üründen birincil (primary) ihtiyaçlarını giderebilecekleri anlamına gelmez ki. bu işte itirazının temelidir. amartya sen öyle fırsat eşitliğini çıkıp da joker cevap gibi görenlere pabuç bırakmaz. iyi amk, eşitsizliğe dayalı bir düzen yarat ondan sonra "herkese eşit şans verilirse isteyen cumhurbaşkanı bile olur" de. yemezler.
© copyright 2005 - 2026