bugün
- cadılar bayramında ne olacaksınız9
- 24 yaşına kadar hiç kız arkadaşı olmamış insan7
- yavuz sultan selim15
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok29
- aykolik'in gün geçtikçe bilgeleşmesi4
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı30
- çok film izleyen insandan zarar gelmez29
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası42
- en sevilen game of thrones karakteri6
- ofsaytımsı vol 220
- uludağ sözlüğün muhafazakarlaşması5
- simko332
- soğuk havalarda sevişmenin eziyete dönüşmesi7
- etrafındaki detayları yakalayamayan zihin3
- bahçeli'nin arabistan'a askeri destek çağrısı2
- birader bey olanlar3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- bir kadına dizi önermek2
- gece çay sigara eşliğinde sayfalarca yazı yazmak2
- orta çağda gece yolculuğu yapmak3
- diamond bey birader ila kartoncu birader2
- hamburg toplu taşıma sistemi8
- galassaray maçı kaçta2
- ilk buluşmada tandır lavaşla tulum peyniri yemek4
- bik bik'in ayaklarıyla ezdiği üzümden içmek4
- lambada titreyen alevin üzerini örtmek2
- bende kara patlıcan oturtması severim diyen kız8
- devlet bahçeli2
- sözlükteki ilişki skandalı39
- dem terör partisi8
- ilham aliyev26
- mükemmeliyetçilik insanlığın felaketi olabilir2
- seminerlerde nefret ettiğiniz davranışlar5
- sözlük kızlarının ravenna hariç iyi olması3
- nürnberg havalimanı6
- almancı yuzır3
- nietzsche freud dostoyevski okumuş erkek3
- tinder'ın algoritması3
- sözlük müminlerine sorulan sorular2
- türk lirasının israil şekelinden değersiz olması2
- durduk yere arabistan husi savaşına dahil olmak10
- sözlük yazarlarının en son okuduğu kitap4
- barça bu galatasaray'a kaç atar6
- mersin merkezli 4 ilde ışid operasyonu 10 gözaltı2
- seküler sanılan muhafazakarlar5
- nervio16
- sıcak çıtır lahmacun ezme salata buz gibi kola7
- 1000 tl'nin 34 manat etmesi2
- fransa da akılalmaz siber saldırı3
- kara para nasıl aklanır sorunsalı6
--alıntı--
böyledir bizim ermenimiz
Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül'ün milli maça gitmesiyle başlayan iki ülke arasındaki dostluk hızla gelişirken, "Ermeni dostların sporumuza ne tür bir katkıları olmuştur" sorusuna cevap aramaya başladım. Yaptığım araştırma sonucu karşıma ilginç hayat hikayeleri çıktı. En ilginç olanını sizlerle paylaşmak istedim. Bu satırları okuyunca bir insanın yaşadığı toprağı "vatan" olarak sahiplenmesi için dil, din, ırk gibi farklılıkların çok fazla önemi olmadığını göreceksiniz. işte içimizdeki sporcu Ermeni dostlarımızdan birinin vatan sevdasını da içeren ilginç hikayesi: Her sabah, Bebek'ten Bab-ı Ali'ye koşuyordu...
Bunu spor olsun diye değil gazete bayii olan babasına gerekli olan gazeteleri taşımak için yapıyordu. Bir gün Selim Sırrı beyin "Sabah" ve "ikdam" gazetelerinde olimpiyata katılacak amatör sporcularla ilgili ilanı görünce kalbi yerinden fırlayacak gibi olur... Ver elini gazete... Gider gitmesine de sevinci kursağında kalır... Olimpiyata katılacak olan amatör sporcular kendi masraflarını kendileri karşılamak zorundadır. Çok üzülür ama pes etmez... Zaten üyesi olduğu Ardavas kulübü yöneticilerine durumu açar. Onlar da heyecana kapılıp para arayışına başlarlar. Derken Rum tiyatrosunda oynanan "Cesur Gemici" diye bir oyun ve toplanan para, Stockholm'deki 5. Olimpiyatlar için gidiş-geliş harcırahı olur onun için. Osmanlı Olimpiyat Cemiyeti'nden belgelerini alır ve düşer isveç yollarına...
Tarih 5 Mayıs 1912... Stockholm caddelerinde olimpiyat oyunlarına katılan 27 ülkenin bayrağı dalgalanıyor, biri hariç; o da Türkiye. Bir tek Türk bayrağı yok caddelerde. isyan eder... Büyükelçi Ahmet beyi bulur ve durumu anlatarak şöyle der: "Eğer bayrağımız asılmazsa ben olimpiyatlarda yarışmam." Büyükelçinin durumu gerekli yerlere bildirmesiyle Şanlı Bayrak asılır Stockholm sokaklarına. Bu arada olimpiyatta yarışacağı kırmızı atletin üzerine de bizzat büyükelçi Ahmet Bey'in eşi kendi eliyle beyaz bir Ay-Yıldız işler... Artık hazırdır, Ay-Yıldızlı formasıyla, ülkesini temsil etmeye. Eder de... Katıldığı bin 500 metre yarışını son düzlüğe kadar önde götürür... Büyükelçi Ahmet Bey kordiplomatik locasından fırlayıp pistin kenarına kadar gelerek ona destek verir... Tam kazandı derken son 20-25 metrede kendini kaybeder ve piste yığılıp kalır. Şimdi diyeceksiniz ki, kimdir bu vatansever? Söyleyeyim, içimizdeki Ermenilerden biri o; Vahram Papazyan. Türk bayrağını Stockholm caddelerine çektiren, göğsünde Ay-Yıldızla ölümüne koşan bir genç adam. Olimpiyatlarda resmi olarak Türkiye'yi temsil eden iki kişiden biri. Eldeki bilgilere göre 1954'te ABD'de vefat etmiş. Ruhu şaad olsun... Bir de Mıgırdıç Mıgıryan var. Dekatloncu. "Kızılderili Jim Thorpe" ile yarışma gururu yaşamış bir vatandaşımız. Onu da başka bir gün anlatırım size.
--alıntı--
http://www.hyetert.com/ha....asp?Id=30849&DilId=1
böyledir bizim ermenimiz
Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül'ün milli maça gitmesiyle başlayan iki ülke arasındaki dostluk hızla gelişirken, "Ermeni dostların sporumuza ne tür bir katkıları olmuştur" sorusuna cevap aramaya başladım. Yaptığım araştırma sonucu karşıma ilginç hayat hikayeleri çıktı. En ilginç olanını sizlerle paylaşmak istedim. Bu satırları okuyunca bir insanın yaşadığı toprağı "vatan" olarak sahiplenmesi için dil, din, ırk gibi farklılıkların çok fazla önemi olmadığını göreceksiniz. işte içimizdeki sporcu Ermeni dostlarımızdan birinin vatan sevdasını da içeren ilginç hikayesi: Her sabah, Bebek'ten Bab-ı Ali'ye koşuyordu...
Bunu spor olsun diye değil gazete bayii olan babasına gerekli olan gazeteleri taşımak için yapıyordu. Bir gün Selim Sırrı beyin "Sabah" ve "ikdam" gazetelerinde olimpiyata katılacak amatör sporcularla ilgili ilanı görünce kalbi yerinden fırlayacak gibi olur... Ver elini gazete... Gider gitmesine de sevinci kursağında kalır... Olimpiyata katılacak olan amatör sporcular kendi masraflarını kendileri karşılamak zorundadır. Çok üzülür ama pes etmez... Zaten üyesi olduğu Ardavas kulübü yöneticilerine durumu açar. Onlar da heyecana kapılıp para arayışına başlarlar. Derken Rum tiyatrosunda oynanan "Cesur Gemici" diye bir oyun ve toplanan para, Stockholm'deki 5. Olimpiyatlar için gidiş-geliş harcırahı olur onun için. Osmanlı Olimpiyat Cemiyeti'nden belgelerini alır ve düşer isveç yollarına...
Tarih 5 Mayıs 1912... Stockholm caddelerinde olimpiyat oyunlarına katılan 27 ülkenin bayrağı dalgalanıyor, biri hariç; o da Türkiye. Bir tek Türk bayrağı yok caddelerde. isyan eder... Büyükelçi Ahmet beyi bulur ve durumu anlatarak şöyle der: "Eğer bayrağımız asılmazsa ben olimpiyatlarda yarışmam." Büyükelçinin durumu gerekli yerlere bildirmesiyle Şanlı Bayrak asılır Stockholm sokaklarına. Bu arada olimpiyatta yarışacağı kırmızı atletin üzerine de bizzat büyükelçi Ahmet Bey'in eşi kendi eliyle beyaz bir Ay-Yıldız işler... Artık hazırdır, Ay-Yıldızlı formasıyla, ülkesini temsil etmeye. Eder de... Katıldığı bin 500 metre yarışını son düzlüğe kadar önde götürür... Büyükelçi Ahmet Bey kordiplomatik locasından fırlayıp pistin kenarına kadar gelerek ona destek verir... Tam kazandı derken son 20-25 metrede kendini kaybeder ve piste yığılıp kalır. Şimdi diyeceksiniz ki, kimdir bu vatansever? Söyleyeyim, içimizdeki Ermenilerden biri o; Vahram Papazyan. Türk bayrağını Stockholm caddelerine çektiren, göğsünde Ay-Yıldızla ölümüne koşan bir genç adam. Olimpiyatlarda resmi olarak Türkiye'yi temsil eden iki kişiden biri. Eldeki bilgilere göre 1954'te ABD'de vefat etmiş. Ruhu şaad olsun... Bir de Mıgırdıç Mıgıryan var. Dekatloncu. "Kızılderili Jim Thorpe" ile yarışma gururu yaşamış bir vatandaşımız. Onu da başka bir gün anlatırım size.
--alıntı--
http://www.hyetert.com/ha....asp?Id=30849&DilId=1
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar