bugün
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi16
- fatma betül sayan kaya48
- gocu'ya özgürlük2
- cin filmleri4
- senden benden trilyonları çalanlar2
- türk korku filmi klişeleri3
- iwf yapay zeka çocuk istismarı materyali artışı2
- sarımsak6
- italya türkiye maçı saat 21 45 te atv de3
- asrın soygunu14
- sabahları nefret edilen şeyler10
- pizza5
- pizza margarita4
- cin musallat olan kişi nasıl anlaşılır3
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat10
- tarsus ta karpuz yüklü kamyonun devrilmesi2
- türkiye'nin yemen de mekke ittifakı tartışması2
- riyad da ikinci mekke ittifakı toplantısı2
- dünyanın en yakışıklı erkekleri listesi8
- damarsız tüysüz manisa yaprağı18
- sözlük gıybeti12
- yeşil parka giyen kız2
- pazartesi sabahı erken kalkmak için bir neden2
- hangi tatlısınız10
- domates2
- nasıl birisiniz8
- kendinizde değiştirmek istediğiniz şeyler7
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- akp seçmeni16
- anın görüntüsü20
- napıyorsunuz8
- dokunulmasından hoşlanmadığınız yerleriniz7
- kavun2
- kız kardeşlerim6
- gunluklerim aylik olmus11
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak4
- arkadaşlar naber ya8
- kesme mantı2
- hoşlanılan kızın naber lan ezik diye mesaj atması4
- üniversiteye gitme nedeni5
- mesajlaşırken btw yazmak9
- ok mesajına cevap veren erkek6
- tevratta anlatılan ensest ilişki13
- sözlük erkeklerinin kaslı ve damarlı kolları4
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak18
- sevdiğiniz kişinin sakızını çiğner misiniz5
- benim açık oylarım görünüyor mu3
- bu saatte uyumayan yazarlar ne yapıyor3
- yazarların güncel flört listesi7
- tekerlek toplayan cocuk17
sabah erkenden kalkıp, berbere gittim. gittim gitmesine de, berber daha gelmemiş. saate baktım, 06:55. uyku tutmadı, n'apim? neyse, sekize doğru geldi kenan abi. selamın aleyküm, aleyküm selam.. siftahı benimle yaptı anlayacağınız. sohbet muhabbet, ve sonrasında vedalaşma.
akabinde, hazır boşum ya; arabayı da yıkatayım dedim. yağmur yağıyordu ama önemsemedim. sıkıldım çünkü.
sürekli gittiğim bir yıkamacı var, oraya gittim. iç temizliği yapan personelin ara ara değiştiği, ama dışını yıkayan elemanın yıllardır sabit kaldığı bir yer burası. bu elemana civar esnaf "atmaca" diye seslenir. ben ise, müdür diyorum. böyle kara kuru, ufak tefek bir adam. 34 yaşında, yalnız başına yaşayan, esnaf haricinde pek de arkadaşı olmayan, günü kurtarmaktan öteye gidemeyen birisi. sözün özü, kaybedenler kulübünden.
atmaca, aracın dışını yıkadıktan sonra, iç temizliğin yapılacağı yere yanaştırdı kızımı. çocuklar, içi ile samimiyet kurar iken, biz de sohbete başladık müdür ilen. arkadaşımdır kendisi. arkadaşı bellemiştir sağ olsun beni. hani şu az sayıda olanlardan..
"doktorlar" dedi, "televizyondan meyve yememizi söylüyorlar. nasıl yiyelim ki abi? para mı var meyve almaya?" dedi.
"haklısın, her geçen gün daha da eksiye düşüyoruz" dedim. akabinde, bir süre daha temel gıda fiyatlarından bahsettik. işin içine kırmızı et girince, sustuk. birer sigara yaktık, çayımızı yudumladık. sustuk yani, hep olduğu gibi. ne de olsa, sükut ikrardan gelir bizim memlekette.. sustuk amk..
dayanamayıp sordum; "ayıptır sorması, ne kadar alıyorsun?" dedim. "sigortam yatıyor abi, kafam da rahat burada, biliyorsun."
"ee?" dedim, "kaç yani?
- 1600, abi..
sigortası yatıyormuş atmaca'nın, kafası da rahatmış. yaşı olmuş 34, senelerini harcamış bahse işletmeye, 1600 lira hak görülmüş atmaca'ya. sigortası yatıyormuş çünkü..
velhasıl, sorduğuma pişman oldum. içim cız etti. evi yok, yurdu yok. arkada küçük bir odası var, orada yatıyor, orada kalkıyor. karga bokunu yemeden alıyor kararmış ve nasırlaşmış avuçlarının arasına basınçlı yıkama makinesinin namlusunu, sıka sıka akşam ediyor. yıllardır sıkıyor, ama beyhude sıkıyor anlayacağınız. sigortası yatıyor ya, ses etmiyor.. hak görülmüş ya o'na 1600, "yetiyor abi" diyor. sigortam yatıyor diyor, bir sigara daha yakıyor..
ne diyeyim ki atmaca, sana meyve bile yedirmeyen bu düzenin ta avradını sikeyim!
bizim müdür sigarayı biraz fazla tüketir. aldığı paranın yarısı sigaraya gidiyordur, eminim. zaten geri kalanıyla da beslenemediği için, ufak tefek bir adama dönüşmüş. pek de sikinde olduğunu zannetmiyorum gerçi. zira, bakışları yorgun, bitsin de gideyim der gibi.. yavaş yavaş intihar edenlerden.
tahmin edeceksiniz ki, evlenemiyor da atmaca. hem zaten, nasıl evlensin ki? kendisi bile şu an meyve yiyemez iken, mandalina diye aş erecek olan evladına nasıl hesap versin? nasıl baksın yüzüne? nasıl dokunsun o öz güvenini yitirmiş yüreği ilen eşine?
ne diyeyim ki atmaca, sana bir kadınla beraber kocamayı bile hak görmeyen, evladına mandalina yedirtmeyi geçtim, hayalini bile kurdurtmayan bu düzenin ta avradını sikeyim! sikeyim değil mi atmaca? sikeyim, sikeyim!
canımsın atmaca,
sık dişini kardeşim!
kaldıysa tabii..
akabinde, hazır boşum ya; arabayı da yıkatayım dedim. yağmur yağıyordu ama önemsemedim. sıkıldım çünkü.
sürekli gittiğim bir yıkamacı var, oraya gittim. iç temizliği yapan personelin ara ara değiştiği, ama dışını yıkayan elemanın yıllardır sabit kaldığı bir yer burası. bu elemana civar esnaf "atmaca" diye seslenir. ben ise, müdür diyorum. böyle kara kuru, ufak tefek bir adam. 34 yaşında, yalnız başına yaşayan, esnaf haricinde pek de arkadaşı olmayan, günü kurtarmaktan öteye gidemeyen birisi. sözün özü, kaybedenler kulübünden.
atmaca, aracın dışını yıkadıktan sonra, iç temizliğin yapılacağı yere yanaştırdı kızımı. çocuklar, içi ile samimiyet kurar iken, biz de sohbete başladık müdür ilen. arkadaşımdır kendisi. arkadaşı bellemiştir sağ olsun beni. hani şu az sayıda olanlardan..
"doktorlar" dedi, "televizyondan meyve yememizi söylüyorlar. nasıl yiyelim ki abi? para mı var meyve almaya?" dedi.
"haklısın, her geçen gün daha da eksiye düşüyoruz" dedim. akabinde, bir süre daha temel gıda fiyatlarından bahsettik. işin içine kırmızı et girince, sustuk. birer sigara yaktık, çayımızı yudumladık. sustuk yani, hep olduğu gibi. ne de olsa, sükut ikrardan gelir bizim memlekette.. sustuk amk..
dayanamayıp sordum; "ayıptır sorması, ne kadar alıyorsun?" dedim. "sigortam yatıyor abi, kafam da rahat burada, biliyorsun."
"ee?" dedim, "kaç yani?
- 1600, abi..
sigortası yatıyormuş atmaca'nın, kafası da rahatmış. yaşı olmuş 34, senelerini harcamış bahse işletmeye, 1600 lira hak görülmüş atmaca'ya. sigortası yatıyormuş çünkü..
velhasıl, sorduğuma pişman oldum. içim cız etti. evi yok, yurdu yok. arkada küçük bir odası var, orada yatıyor, orada kalkıyor. karga bokunu yemeden alıyor kararmış ve nasırlaşmış avuçlarının arasına basınçlı yıkama makinesinin namlusunu, sıka sıka akşam ediyor. yıllardır sıkıyor, ama beyhude sıkıyor anlayacağınız. sigortası yatıyor ya, ses etmiyor.. hak görülmüş ya o'na 1600, "yetiyor abi" diyor. sigortam yatıyor diyor, bir sigara daha yakıyor..
ne diyeyim ki atmaca, sana meyve bile yedirmeyen bu düzenin ta avradını sikeyim!
bizim müdür sigarayı biraz fazla tüketir. aldığı paranın yarısı sigaraya gidiyordur, eminim. zaten geri kalanıyla da beslenemediği için, ufak tefek bir adama dönüşmüş. pek de sikinde olduğunu zannetmiyorum gerçi. zira, bakışları yorgun, bitsin de gideyim der gibi.. yavaş yavaş intihar edenlerden.
tahmin edeceksiniz ki, evlenemiyor da atmaca. hem zaten, nasıl evlensin ki? kendisi bile şu an meyve yiyemez iken, mandalina diye aş erecek olan evladına nasıl hesap versin? nasıl baksın yüzüne? nasıl dokunsun o öz güvenini yitirmiş yüreği ilen eşine?
ne diyeyim ki atmaca, sana bir kadınla beraber kocamayı bile hak görmeyen, evladına mandalina yedirtmeyi geçtim, hayalini bile kurdurtmayan bu düzenin ta avradını sikeyim! sikeyim değil mi atmaca? sikeyim, sikeyim!
canımsın atmaca,
sık dişini kardeşim!
kaldıysa tabii..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar