bugün
- askerde sahip olunan en büyük lüks15
- habire1215
- kadir inanır'ın mirası8
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- sözlükteki sinsi köpekler8
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi14
- sözlüğün aptal kaynaması3
- of çok sıkıcı olmanız3
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- kablolu kulaklık kullanan son insan olmak3
- haddini bil otur aşağıya frankyfourfingers2
- kızların çok açık giyinmesi5
- true ile tatlı sert5
- rakı arasında çay içmek5
- atatürk diyor ki5
- sıfır atık vakfı11
- arap gel oğlum kuçu kuçu5
- 0 0 717
- platon'un mağara alegorisi ve telefon ekranı2
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- sözlükteki arap döven kızlar5
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı35
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- jt money3
- bilerek ponziye dahil olmak7
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- diyanet işlerinde çalışmak2
- cop318
- era7capone4
- evrene enerji gönderen müslüman9
- amedspor'un süper ligin lideri olması8
- habire'nin fendi kadını yendi4
- hesap ödemeyi teklif dahi etmeyen kız4
- samed ağırbaş7
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı3
- ilk buluşmada evden kek getiren kız5
- aslan dövmenin aslında zor olmaması5
- yahudi kürt ailenin çocuğu olmak4
- ceketimizi koysak kazanırız zaten7
- aleksey batrakov5
- fusya semsiyeli yabanci25
- karı koca sözlükte takılan yazarlar4
- çaylak olmadan önceki son kahve3
- askerde yenilen iskender kebap2
- uluslararası ilişkiler bölümünün özeti3
- istanbul4
- 1000 mbps internet3
- yalnız yaşamak2
- sözlüğün embesillerle dolu olması4
SEVR;i ANLAMAK
Hepimizin bildiği gibi,Osmanlı Devleti 1.Dünya Savaşına,biraz yönetimdeki paşaların Alman hayranlığı,biraz da Almanya;nın baskıları sonucu girdi.Amaç kaybedilen toprakları geri almak,eski görkemli günlere dönebilmekti.Ama savaş hiçte umulduğu gibi bitmedi ve Osmanlı Devleti,diğer ittifak devletleri gibi ateşkese mahkum oldu.Savaş devam ederken itilafçılar tarafından imzalanan Sykes-Picot antlaşması,Osmanlı topraklarının paylaşımını içeren gizli bir misyon yüklüydü ve bizim açımızdan savaşı bitiren 30 ekim 1918 tarihli Mondros ateşkes antlaşması ile gizli planlar icra edilmeye başlandı.
Mondros ateşkesi ile Osmanlı;nın egemenliği kısıtlanıyor,ülkenin toprakları işgale maruz kalıyordu.Bu sırada ulu önder Atatürk Anadolu;da yoğun çalışmalar yapıyor,halkı örgütlemeye ve ülkeye tekrar bağımsızlık kazandırmaya çalışıyordu.istanbul hükümeti ise itilaf devletlerinin kontrolünde kuklalık yapmaya mecbur bırakılıyordu.
Tarihler 10 ağustos 1920;yi gösterdiğinde Paris;te imzalanan Sevr barış antlaşması ile Osmanlı Devleti;ne,ingilizlerin tabiriyle hindinin tüyleri bırakılıyor,ülkemizin kalan toprakları işgal ediliyor ve Türkler tarihten silinmeye çalışılıyordu.
Bu duruma seyirci kalmayan Atatürk ve yüce Türk milleti,cennet vatanımız için ulusal bir direnişe başladı,bir çok zaferler kazandı ve TBMM;yi tüm dünyaya benimseterek,düşmanlarımızı derinden yaraladı.Özellikle 26 ağustos 1922 günü başlayan Büyük Taarruz ile topyekün savaşa giren Türk ordusu,eylül ayının ortalarında Anadolu;da tek bir yunan askeri bile bırakmadı.Sıra bu zaferi siyasal bir sonuçlandırmaya gelmişti.Yani artık Boğazlar ve Doğu Trakya için görüşmeler başlamalı ve kesin bir barışa imza atılmalıydı.Mudanya ateşkes antlaşması ile bu misyon azda olsa başarıldı,askeri ve diplomatik zafer kazanılan bu süreçten sonra saltanatın kaldırılması ile devletin çift başlılığı son buldu.
Geçen zamanla birlikte Mudanya ateşkesini Lozan barışı izledi.Heyet başkanı olarak ,1. ve 2. inönü savaşları komutanı ismet paşa,Lozan;daki psikolojik harbe yollanan kişi oldu.Neredeyse 2 yıl süren konferans 24 temmuz 1923 günü antlaşmanın imzalanmasıyla son buldu.Türkiye uluslararası alanda siyasi olarak tanındı ve iktisadi bağımsızlığına kavuştu.Misak-ı milli sınırları ise hemen hemen gerçekleşti.ingiliz temsilcisi Lord Curzon,bu antlaşmayı imzalarken,ismet Paşaya nefret dolu bir ifadeyle ,bir gün elbet batının eline düşeceksiniz diyordu.
Cumhuriyetin ilanından sonra,Lozan;da çözüme kavuşmayan musul-kerkük meselesi ingilizlerin bölgedeki petrol emelleri nedeniyle epey uzamıştı.Misak-ı milli sınırları içindeki bu bölge -ingilizlerin Şeyh Sait ayaklanmasını tertip etmesi sonucu TC'nin dikkati dağıtlııyor- uluslar arası mahkemelerce ingilizlere bırakılıyordu.
Lozan sonrası,Atatürk ölene kadar dış politikamız gayet aktifken,1938 sonrasında Lord Curzon;un dedikleri gerçekleşmeye başladı.2.Dünya Savaşına girmemeyi başaran Türkiye daha sonra oluşan sovyet tehditine karşı ABD;nin yanında batı bloğunda yer alıyordu.Marshall planı ve Truman doktrini ile ABD güdümüne giren ülkemiz,bir bakıma kapitülasyon sayılan bu tür gelişmelerle,ağır sanayisi olmayan bir tarım devleti haline getirilmek istendi.Bunu reddeden Türkiye,Ereğli demir-çelik Fabrikası ve Ali ağa rafinerisi gibi kalkınma kurumları için SSCB;den kredi aldı.Denge politikamız,dönemin başbakanlarından Adnan Menderes;in iktidardan düşürülmesiyle ters etki yaptı.
1960;lı yıllarda Kıbrıs;ta başlayan rum katliamları ile Kıbrıslı Türkler öldürülüyor,1974 çıkarmasına kadar ABD,Türkiye;yi adaya olabilecek bir müdahaleye karşı engelliyordu.Dönemin ABD başkanı Johnson,küstahça bir mektupla ismet inönü;yü uyarıyor ve ABD;den alınan silahların böyle bir operasyonda kullanılamayacağını belirtip,ambargo tehditinde bulunuyordu.Aynı zamanda GAP projesine gelen batı tepkisi de dikkat çekiciydi.Bu proje de ABD ve batı kaynaklı olmayan yollarla hayata geçirilmiştir.
Gelelim AB;ye ve üyelik müzakerelerinde sürekli önümüzde engel teşkil eden azınlık sorununa.Lozan;da,sadece tek tür azınlık vardı,o da gayrimüslimler.Herkes milliyet fark etmeksizin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kabul edildi.Şu an ise özerklik,imtiyazlar v.s. gibi baskılar ile Sevr tekrar dayatılmakta,Kıbrıs dosyasında hiç de etik olmayan bir yaklaşım sergilenmektedir.izolasyonu kaldırmamakta ısrar eden AB ve ABD güdümlü yeni dünya düzeni,Rumlarla ilişkilerini geliştirmeye devam etmektedir.Ülkemizin topraklarında suni azınlıklar meydana getirilmekte ve kürt olarak etnik misyon yüklenen bu vatandaşlarımız kandırılmaktadır.Abdullah öcalanlar yaratılmakta, 1995;te dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel;in de dediği gibi,batı apaçık Sevr;i istemektedir.
Ermeniler ise ABD;nin Lozan;a taraf olmadığını,Sevres;te bulunan tüm devletlerin Lozan;da bulunmadığını ve dolaylı olarak Sevr;in hala devam ettiğini iddia etmekte.Türkiye;ye sözde Ermeni soykırımını dayatan,Fransa&;nın öncülüğünü yaptığı kendini bilmez batı,Ermenilerin toprak ve tazminat alabileceğini umuyor.Devletimiz bugün IMF;nin 3.sınıf bürokratları tarafından mali sorgulamaya çekiliyor.Gümrük Birliği adı altında ekonomik fayda sağlayan(!) mali kısıtlamalarla uğraşıyor.işte azınlık sorunu,işte kapitülasyonlar,işte sınırlar.
Sevgili Türk halkı,ülkemiz için planlanan nice kalleşlikler var daha,kim bilir?Eğer bir bütün olabilirsek ve atalarımızı biraz anlayabilirsek,Lozan;ıda Sevr;ide çözebiliriz ve Atatürk;ün dediği gibi devletimiz ilelebet payidar kalır.Ne mutlu Türküm diyebilmek için,dedelerimizin ve ninelerimizin kanıyla sulanmış bu vatanı koruyabilmek umuduyla!..
alıntıdır
http://www.facebook.com/s...58556&oid=43286587680
Hepimizin bildiği gibi,Osmanlı Devleti 1.Dünya Savaşına,biraz yönetimdeki paşaların Alman hayranlığı,biraz da Almanya;nın baskıları sonucu girdi.Amaç kaybedilen toprakları geri almak,eski görkemli günlere dönebilmekti.Ama savaş hiçte umulduğu gibi bitmedi ve Osmanlı Devleti,diğer ittifak devletleri gibi ateşkese mahkum oldu.Savaş devam ederken itilafçılar tarafından imzalanan Sykes-Picot antlaşması,Osmanlı topraklarının paylaşımını içeren gizli bir misyon yüklüydü ve bizim açımızdan savaşı bitiren 30 ekim 1918 tarihli Mondros ateşkes antlaşması ile gizli planlar icra edilmeye başlandı.
Mondros ateşkesi ile Osmanlı;nın egemenliği kısıtlanıyor,ülkenin toprakları işgale maruz kalıyordu.Bu sırada ulu önder Atatürk Anadolu;da yoğun çalışmalar yapıyor,halkı örgütlemeye ve ülkeye tekrar bağımsızlık kazandırmaya çalışıyordu.istanbul hükümeti ise itilaf devletlerinin kontrolünde kuklalık yapmaya mecbur bırakılıyordu.
Tarihler 10 ağustos 1920;yi gösterdiğinde Paris;te imzalanan Sevr barış antlaşması ile Osmanlı Devleti;ne,ingilizlerin tabiriyle hindinin tüyleri bırakılıyor,ülkemizin kalan toprakları işgal ediliyor ve Türkler tarihten silinmeye çalışılıyordu.
Bu duruma seyirci kalmayan Atatürk ve yüce Türk milleti,cennet vatanımız için ulusal bir direnişe başladı,bir çok zaferler kazandı ve TBMM;yi tüm dünyaya benimseterek,düşmanlarımızı derinden yaraladı.Özellikle 26 ağustos 1922 günü başlayan Büyük Taarruz ile topyekün savaşa giren Türk ordusu,eylül ayının ortalarında Anadolu;da tek bir yunan askeri bile bırakmadı.Sıra bu zaferi siyasal bir sonuçlandırmaya gelmişti.Yani artık Boğazlar ve Doğu Trakya için görüşmeler başlamalı ve kesin bir barışa imza atılmalıydı.Mudanya ateşkes antlaşması ile bu misyon azda olsa başarıldı,askeri ve diplomatik zafer kazanılan bu süreçten sonra saltanatın kaldırılması ile devletin çift başlılığı son buldu.
Geçen zamanla birlikte Mudanya ateşkesini Lozan barışı izledi.Heyet başkanı olarak ,1. ve 2. inönü savaşları komutanı ismet paşa,Lozan;daki psikolojik harbe yollanan kişi oldu.Neredeyse 2 yıl süren konferans 24 temmuz 1923 günü antlaşmanın imzalanmasıyla son buldu.Türkiye uluslararası alanda siyasi olarak tanındı ve iktisadi bağımsızlığına kavuştu.Misak-ı milli sınırları ise hemen hemen gerçekleşti.ingiliz temsilcisi Lord Curzon,bu antlaşmayı imzalarken,ismet Paşaya nefret dolu bir ifadeyle ,bir gün elbet batının eline düşeceksiniz diyordu.
Cumhuriyetin ilanından sonra,Lozan;da çözüme kavuşmayan musul-kerkük meselesi ingilizlerin bölgedeki petrol emelleri nedeniyle epey uzamıştı.Misak-ı milli sınırları içindeki bu bölge -ingilizlerin Şeyh Sait ayaklanmasını tertip etmesi sonucu TC'nin dikkati dağıtlııyor- uluslar arası mahkemelerce ingilizlere bırakılıyordu.
Lozan sonrası,Atatürk ölene kadar dış politikamız gayet aktifken,1938 sonrasında Lord Curzon;un dedikleri gerçekleşmeye başladı.2.Dünya Savaşına girmemeyi başaran Türkiye daha sonra oluşan sovyet tehditine karşı ABD;nin yanında batı bloğunda yer alıyordu.Marshall planı ve Truman doktrini ile ABD güdümüne giren ülkemiz,bir bakıma kapitülasyon sayılan bu tür gelişmelerle,ağır sanayisi olmayan bir tarım devleti haline getirilmek istendi.Bunu reddeden Türkiye,Ereğli demir-çelik Fabrikası ve Ali ağa rafinerisi gibi kalkınma kurumları için SSCB;den kredi aldı.Denge politikamız,dönemin başbakanlarından Adnan Menderes;in iktidardan düşürülmesiyle ters etki yaptı.
1960;lı yıllarda Kıbrıs;ta başlayan rum katliamları ile Kıbrıslı Türkler öldürülüyor,1974 çıkarmasına kadar ABD,Türkiye;yi adaya olabilecek bir müdahaleye karşı engelliyordu.Dönemin ABD başkanı Johnson,küstahça bir mektupla ismet inönü;yü uyarıyor ve ABD;den alınan silahların böyle bir operasyonda kullanılamayacağını belirtip,ambargo tehditinde bulunuyordu.Aynı zamanda GAP projesine gelen batı tepkisi de dikkat çekiciydi.Bu proje de ABD ve batı kaynaklı olmayan yollarla hayata geçirilmiştir.
Gelelim AB;ye ve üyelik müzakerelerinde sürekli önümüzde engel teşkil eden azınlık sorununa.Lozan;da,sadece tek tür azınlık vardı,o da gayrimüslimler.Herkes milliyet fark etmeksizin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kabul edildi.Şu an ise özerklik,imtiyazlar v.s. gibi baskılar ile Sevr tekrar dayatılmakta,Kıbrıs dosyasında hiç de etik olmayan bir yaklaşım sergilenmektedir.izolasyonu kaldırmamakta ısrar eden AB ve ABD güdümlü yeni dünya düzeni,Rumlarla ilişkilerini geliştirmeye devam etmektedir.Ülkemizin topraklarında suni azınlıklar meydana getirilmekte ve kürt olarak etnik misyon yüklenen bu vatandaşlarımız kandırılmaktadır.Abdullah öcalanlar yaratılmakta, 1995;te dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel;in de dediği gibi,batı apaçık Sevr;i istemektedir.
Ermeniler ise ABD;nin Lozan;a taraf olmadığını,Sevres;te bulunan tüm devletlerin Lozan;da bulunmadığını ve dolaylı olarak Sevr;in hala devam ettiğini iddia etmekte.Türkiye;ye sözde Ermeni soykırımını dayatan,Fransa&;nın öncülüğünü yaptığı kendini bilmez batı,Ermenilerin toprak ve tazminat alabileceğini umuyor.Devletimiz bugün IMF;nin 3.sınıf bürokratları tarafından mali sorgulamaya çekiliyor.Gümrük Birliği adı altında ekonomik fayda sağlayan(!) mali kısıtlamalarla uğraşıyor.işte azınlık sorunu,işte kapitülasyonlar,işte sınırlar.
Sevgili Türk halkı,ülkemiz için planlanan nice kalleşlikler var daha,kim bilir?Eğer bir bütün olabilirsek ve atalarımızı biraz anlayabilirsek,Lozan;ıda Sevr;ide çözebiliriz ve Atatürk;ün dediği gibi devletimiz ilelebet payidar kalır.Ne mutlu Türküm diyebilmek için,dedelerimizin ve ninelerimizin kanıyla sulanmış bu vatanı koruyabilmek umuduyla!..
alıntıdır
http://www.facebook.com/s...58556&oid=43286587680
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar