bugün
- tüm çıplaklığımla burdayım10
- hoşlanılan kızı adamın birinin yemesi6
- herkesle iyi anlaşan insan13
- truesuzluk3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle24
- 1 temmuz 2026 belçika senegal maçı2
- deniz baykal2
- 2 temmuz 2026 ispanya avusturya maçı2
- 3 temmuz 2026 portekiz hırvatistan maçı2
- kadir inanır'ın vefatı7
- deniz göktaş'ın 3 günde 4 milyon izlenmesi9
- 19 yaşında kızla yatmak14
- saraca finch house7
- japonya9
- 29 haziran 2026 almanya paraguay maçı3
- 1 temmuz kabotaj bayramı8
- ilişkiye bir süre ara vermek10
- günün şiiri7
- aylık 321 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- 4 temmuz 2026 arjantin yeşil burun adaları maçı4
- 30 haziran 2026 hollanda fas maçı4
- 3 temmuz 2026 avustralya mısır maçı2
- 28 haziran 2026 güney afrika kanada maçı3
- 30 haziran 2026 fildişi sahili norveç maçı2
- 29 haziran 2026 brezilya japonya maçı2
- 2 temmuz 2026 abd bosna hersek maçı2
- unutulmayan sadakat örnekleri6
- 1 temmuz 2026 fransa isveç maçı2
- başbakanımız bizim için adeta ikinci peygamberdir5
- demokratik kongo cumhuriyeti6
- 5 vakit namaz kılan erkeklere bayılmak5
- kolombiya5
- çok güzel bir mercedes mi yoksa sıfır kız mı2
- ankara nın en güzel yanı7
- amerika birleşik devletleri8
- cüneyt arkın3
- gana2
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız12
- portekiz6
- hala israil'e taraf olacak kadar sığır olmak3
- ingiltere2
- cezayir3
- isviçre2
- mısır2
- avustralya2
- hırvatistan4
- arjantin2
- ekvador2
- norveç2
- meksika2
can dündarın atatürk hakkında -mustafa demek bile tabu yapıldığına göre atatürk hakkında demeliyiz- çektiği belgesel filmidir. * * koskoca göya kurumsal firmamızın yönetim kurulu'nda dahi tartışmalara neden olan bu filme kulakları tıkamak imkansız lakin sırf bu kadar konuşuldu diye görmesem de olur ben de konuşayım diyenlerin -o yüksek seslerine aldanmamak gerek siz mutlaka sorun izledin mi diye- filmi izlemediklerini öğrendiğimizde ettikleri kelamı nasıl kaale alırız bilemiyorum! negatif önyargılarını kırmaya müsait biriyimdir lakin pozitif önyargılarım daha sağlamdır dolayısıyla bu kadar bok atıldıktan sonra can çekişen can dündar hakkında endişeler içine düştüm önyargıları bunca gürültüden sonra başarmak ne kadar mümkünse o kadar başarıyla dışarda bırakarak filme gittim. *
--spoiler--
çıktığımda özetle; bu denli eleştiriyi haksız buldum mutlaka izlenmeli demiyorum -ama tabii hakkında konuşmayı zevk edinmişler önce bir izlemeli- etkileyici birkaç sahnesi var; dağ başını duman almış marşı sahnesi, çakalların sahnesi, 4 mevsim tablosuyla filmin başlangıcı güzel bir görsellik sunuyor. kronolojik bir özet olması açısından öncesinin es geçildiği sadece cumhuriyet ilanı ve meclis görüntülerinden oluşan belgesellere kıyasla bir eksiği kapatmış. zaten başlıbaşına yola çıkış düşüncesiyle de bir eksiği kapatmak istemiş filmi eksik bulanlara filmin yerini doldurmalarını tavsiye ediyoruz.
arkadaşlarla film çıkışı yapılan yorumlardan toplama olarak; tabii çok eksik var tam işte burda demişti herhalde şu özlü sözünü diye beklerken başka sahneye geçiyor, nutuk'un birazı veriliyor lakin 'ne mutlu türküm diyene' yi duymuyoruz bildiklerimizi zihnimizden tamamlamamız istenmiş belki de, filmin bazı yerlerde de 'eee yani' diyoruz bulgar güzeliyle yazışmaları yerine hayatında çok önemli yeri olan fikriye'nin varlığına daha çok değinilseydi diye hayıflanıyoruz sözkonusu kişi bazılarınca peygamberleştirilmiş, bazılarınca hala tehlikeli bir düşman bellenmiş ve insani yönü saptırılmış bir kişi hal böyle olunca atatürkü putlaştıranlar onun için nasıl böyle derler 'ah atam göreydin bu halleri vah vah püü yazıklar olsun' diye dövünmekteler çok korktukları karşı cephe onlar kadar bağırmıyor 'atatürkün içkiciliğini, dine dair göndermelerini, yalnızlığını'. can dündar'ın bu filme dair en büyük yanlışı bence şudur; yıllardır taraf olmaya çağrılan düşünmesi, yargılaması, yorumlaması kısır bir halka ben sana belgelerin içinden seçtiklerimi sunuyorum -bu seçimin nedenleri can dündar'ın bakışı sponsorlar etkileyen faktörler vs. tartışılabilir- sakin sesimle olanı anlatıyorum ayrıca yorumlamıyor sana bırakıyorum demesidir bu yaptığı hatayla kendi ipini çekmiştir çünkü illa ki onun taraf olmasını bekleyenler hayalkırıklığına uğramışlardır.
zira sığ beyinler çevrelerine baktıklarında aslında herkesin özellikle başarılı insanların -işyerinizdeki başarılı yöneticilere bakın kaç dostu vardır işyerinden- yalnızlık yazgısını, kafası düşüncelerden yorgun düşmüş bedeni yorgun ama beyni genç yapacakları çok ama zamanı kısıtlı birinin içkiyle bir nebze teselli buluşunu, -sahi hangi lider içkiyle bozulmuş ben bile ne kadar içersem içeyim midemden fire veriyorum ya da uyukluyorum lakin süper egom beni koruyorken bir lider içip kendini bozabilir mi içki onun duruşunu ne kadar etkileyebilirki- yıllarca erkeklerle içiçe anasına ve kardeşine bile uzak bir askerin kadınlara merakını ve bir o kadar onlara karşı beceriksizliğini -çevresi kadınlarla dolu ben bilirim adamları bile çözemezken kadınları asker biri ne kadar anlayabilirki kadın ruhundan-, dönemin şartları gereği öyle söylenen bugün için bu hale getirdiğimizden ötürü çözümsüzleşen sorunların o dönemde farklı bakış açısıyla değerlendirilişini, lale devirleri yaşamış bir halkın torunları topkapı sarayının ihtişamlı altından çanakların mirascıları olarak atatürkün bulunduğu yere nazaran zevk düşkünü değil aksine ne kadar yalın sade yaşadığını -bugünkü liderlerin lüksüne bakılıp dahi anlaşılabilir osmanlı ihtişamından sonra ve döneminin avrupadaki liderlerine kıyasla atatürkün lüksü nedirki- vs. insani ayrıntıları kendilerine bile açıklayamazlar ve parlattıkları putlarının zarar gördüklerini düşünüp dövünürler.
kendi adıma putlaştırmadığımdan saygıyla eleştiri yapmam gerekirse atatürk'ün militarist kişiliğini eleştirebilirim filmde avrupada yüzyıllarda yapılan devrimlerin türkiyede on yıldan kısa sürede gerçekleştirildiği söyleniyor buna çoğu kişi gülümserken ben vahlanıyorum işte onun içindir ki bugün buralardayız birşeyleri kanıksamadan sindirmeden dikta ile taklit ile üstüne giyinen halk yıllar sonra bugün geriye dönüşte de aynısını yapmaktadır. zamanında paşa sevdasına kitaplara, dile, müziğe, sanata ilgi duymazken -o zamanların aydınlarını ve bu zamanların bir avuç aydınını dışında tutarak- sadece giyinip kuşanıp şapka takınanların torunları şimdi de türban takınmaktadırlar belkide... bu ülkede eğer afife jalenin kıymeti bilinseydi şapka kanunu çıkarıldığı zamanlarda bir baba kızı sahneye çıktı diye ona fahişe demesiydi kesinlikle bugün farklı olurduk pek tabii günün şartlarıyla ortamıyla halkın dini inançlarıyla bir fransız ihtilali beklenemezdi ancak şu günlere gelmemizde hızlandırılmış değişimin geri tepmesi var diye düşünmekteyim.
ata'nın mirasçıları şimdi rejimi korumak için ne diyorlar 'yaşasın asker' 'gerekirse darbe' 'cumhuriyet için yürüyelim' bu ülkede ne zamanki kalemle, düşünceyle değişir birşeyler topukların vurulması kaşların çatılması komik bir geçmiş olur ancak o zaman gerçek değişim yaşanır. atatürk'ün kısa ömrüne sığdırdığı görmek istediği toplumun başlangıcını yaptığı gerçekten cumhuriyetci, ileri halk o zaman hayalden veya göstermelikten gerçeğe dönüşür.
umarım film öncesi konuşurken 'kara çarşaflıları sallandıralım' diyen arkadaşıma çözümün bu olmadığını insancıl yolla olması gereği konusundaki derdimi yukarıda yazdığım üzre anlatabildiğim gibi okuyanlara da anlatabilmişimdir...
filmi izlerken bir kez daha anladım ve yineliyorum şu anda ülkemizin başındaki iktidar -ki monarşi- zeki ve planlı hareket etmektedir. amaçlarını atatürk'ün devrimlerini geriye sararak planlı bir şekilde gerçekleştirmektedirler neyse ki onun kadar hızlı ve başarılı değiller ancak korktuğumuz bu gerileme onların istediği gibi gerçekleşse dahi birgün geri tepecektir çünkü geçmişimizde şapkanın altındakini geliştirmeden şapka takınanlar bugün inanç ne bilmeden örtünmektedirler.
tepki çekeceğimi, anlaşılmayacağımı, suya yazı yazdığımı biliyorum sanıyorum uyutulmalıyım...
--spoiler--
--spoiler--
çıktığımda özetle; bu denli eleştiriyi haksız buldum mutlaka izlenmeli demiyorum -ama tabii hakkında konuşmayı zevk edinmişler önce bir izlemeli- etkileyici birkaç sahnesi var; dağ başını duman almış marşı sahnesi, çakalların sahnesi, 4 mevsim tablosuyla filmin başlangıcı güzel bir görsellik sunuyor. kronolojik bir özet olması açısından öncesinin es geçildiği sadece cumhuriyet ilanı ve meclis görüntülerinden oluşan belgesellere kıyasla bir eksiği kapatmış. zaten başlıbaşına yola çıkış düşüncesiyle de bir eksiği kapatmak istemiş filmi eksik bulanlara filmin yerini doldurmalarını tavsiye ediyoruz.
arkadaşlarla film çıkışı yapılan yorumlardan toplama olarak; tabii çok eksik var tam işte burda demişti herhalde şu özlü sözünü diye beklerken başka sahneye geçiyor, nutuk'un birazı veriliyor lakin 'ne mutlu türküm diyene' yi duymuyoruz bildiklerimizi zihnimizden tamamlamamız istenmiş belki de, filmin bazı yerlerde de 'eee yani' diyoruz bulgar güzeliyle yazışmaları yerine hayatında çok önemli yeri olan fikriye'nin varlığına daha çok değinilseydi diye hayıflanıyoruz sözkonusu kişi bazılarınca peygamberleştirilmiş, bazılarınca hala tehlikeli bir düşman bellenmiş ve insani yönü saptırılmış bir kişi hal böyle olunca atatürkü putlaştıranlar onun için nasıl böyle derler 'ah atam göreydin bu halleri vah vah püü yazıklar olsun' diye dövünmekteler çok korktukları karşı cephe onlar kadar bağırmıyor 'atatürkün içkiciliğini, dine dair göndermelerini, yalnızlığını'. can dündar'ın bu filme dair en büyük yanlışı bence şudur; yıllardır taraf olmaya çağrılan düşünmesi, yargılaması, yorumlaması kısır bir halka ben sana belgelerin içinden seçtiklerimi sunuyorum -bu seçimin nedenleri can dündar'ın bakışı sponsorlar etkileyen faktörler vs. tartışılabilir- sakin sesimle olanı anlatıyorum ayrıca yorumlamıyor sana bırakıyorum demesidir bu yaptığı hatayla kendi ipini çekmiştir çünkü illa ki onun taraf olmasını bekleyenler hayalkırıklığına uğramışlardır.
zira sığ beyinler çevrelerine baktıklarında aslında herkesin özellikle başarılı insanların -işyerinizdeki başarılı yöneticilere bakın kaç dostu vardır işyerinden- yalnızlık yazgısını, kafası düşüncelerden yorgun düşmüş bedeni yorgun ama beyni genç yapacakları çok ama zamanı kısıtlı birinin içkiyle bir nebze teselli buluşunu, -sahi hangi lider içkiyle bozulmuş ben bile ne kadar içersem içeyim midemden fire veriyorum ya da uyukluyorum lakin süper egom beni koruyorken bir lider içip kendini bozabilir mi içki onun duruşunu ne kadar etkileyebilirki- yıllarca erkeklerle içiçe anasına ve kardeşine bile uzak bir askerin kadınlara merakını ve bir o kadar onlara karşı beceriksizliğini -çevresi kadınlarla dolu ben bilirim adamları bile çözemezken kadınları asker biri ne kadar anlayabilirki kadın ruhundan-, dönemin şartları gereği öyle söylenen bugün için bu hale getirdiğimizden ötürü çözümsüzleşen sorunların o dönemde farklı bakış açısıyla değerlendirilişini, lale devirleri yaşamış bir halkın torunları topkapı sarayının ihtişamlı altından çanakların mirascıları olarak atatürkün bulunduğu yere nazaran zevk düşkünü değil aksine ne kadar yalın sade yaşadığını -bugünkü liderlerin lüksüne bakılıp dahi anlaşılabilir osmanlı ihtişamından sonra ve döneminin avrupadaki liderlerine kıyasla atatürkün lüksü nedirki- vs. insani ayrıntıları kendilerine bile açıklayamazlar ve parlattıkları putlarının zarar gördüklerini düşünüp dövünürler.
kendi adıma putlaştırmadığımdan saygıyla eleştiri yapmam gerekirse atatürk'ün militarist kişiliğini eleştirebilirim filmde avrupada yüzyıllarda yapılan devrimlerin türkiyede on yıldan kısa sürede gerçekleştirildiği söyleniyor buna çoğu kişi gülümserken ben vahlanıyorum işte onun içindir ki bugün buralardayız birşeyleri kanıksamadan sindirmeden dikta ile taklit ile üstüne giyinen halk yıllar sonra bugün geriye dönüşte de aynısını yapmaktadır. zamanında paşa sevdasına kitaplara, dile, müziğe, sanata ilgi duymazken -o zamanların aydınlarını ve bu zamanların bir avuç aydınını dışında tutarak- sadece giyinip kuşanıp şapka takınanların torunları şimdi de türban takınmaktadırlar belkide... bu ülkede eğer afife jalenin kıymeti bilinseydi şapka kanunu çıkarıldığı zamanlarda bir baba kızı sahneye çıktı diye ona fahişe demesiydi kesinlikle bugün farklı olurduk pek tabii günün şartlarıyla ortamıyla halkın dini inançlarıyla bir fransız ihtilali beklenemezdi ancak şu günlere gelmemizde hızlandırılmış değişimin geri tepmesi var diye düşünmekteyim.
ata'nın mirasçıları şimdi rejimi korumak için ne diyorlar 'yaşasın asker' 'gerekirse darbe' 'cumhuriyet için yürüyelim' bu ülkede ne zamanki kalemle, düşünceyle değişir birşeyler topukların vurulması kaşların çatılması komik bir geçmiş olur ancak o zaman gerçek değişim yaşanır. atatürk'ün kısa ömrüne sığdırdığı görmek istediği toplumun başlangıcını yaptığı gerçekten cumhuriyetci, ileri halk o zaman hayalden veya göstermelikten gerçeğe dönüşür.
umarım film öncesi konuşurken 'kara çarşaflıları sallandıralım' diyen arkadaşıma çözümün bu olmadığını insancıl yolla olması gereği konusundaki derdimi yukarıda yazdığım üzre anlatabildiğim gibi okuyanlara da anlatabilmişimdir...
filmi izlerken bir kez daha anladım ve yineliyorum şu anda ülkemizin başındaki iktidar -ki monarşi- zeki ve planlı hareket etmektedir. amaçlarını atatürk'ün devrimlerini geriye sararak planlı bir şekilde gerçekleştirmektedirler neyse ki onun kadar hızlı ve başarılı değiller ancak korktuğumuz bu gerileme onların istediği gibi gerçekleşse dahi birgün geri tepecektir çünkü geçmişimizde şapkanın altındakini geliştirmeden şapka takınanlar bugün inanç ne bilmeden örtünmektedirler.
tepki çekeceğimi, anlaşılmayacağımı, suya yazı yazdığımı biliyorum sanıyorum uyutulmalıyım...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar