bugün
- araba alınca yapılacak şımarıklıklar6
- kürdü sevin21
- mazotun yarım litresi 50 tl15
- erkekler neden evlenmek ister4
- saddam hüseyin8
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya8
- fren kaliperlerine baktır araçta ses var diyen kız3
- reddedilince brad pitt ten neyim eksik diyen erkek6
- tavuk kanadı ne işe yarıyor sorunsalı11
- güne almanca bir cümle bırak10
- eksi karmalara meslek isimleri verilmesi4
- seri eksi veren ibne ye açık mektup3
- hava muhalefeti6
- çocukken en sevilen çizgi film2
- karmamın bir gecede 15 puan birden düşmesi4
- hangi sözlük kızısın2
- vermio vs nervio3
- grup yorum uğurlama3
- ezik erkek psikolojisi2
- gecenin korkunç yaratıkları7
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- bakan gürlek borsa soruşturmasında dört tutuklama4
- iblis'in sesini duymak14
- 28 bine çalışmak9
- cb külliyesinde türk bayrağı olmaması8
- çağla idi22
- kanadalı ünlüler10
- noldu bize sözlük2
- amerika5
- borsa faciasının ertesi günü ünlüler operasyonu3
- yazarların öğle yemekleri2
- mazotun litresi 101 lira35
- eski sevgilinin aylar sonra yazması17
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı15
- aslan burcu6
- arkadaşlar nasılsınız3
- sabahları nefret edilen şeyler20
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz46
- pipinin ortasında kıllar çıkması5
- arkadaşlar bir şey danışacağım11
- beni kaybettin diyen erkek14
- arkadaşlar yeni işe başladım16
- s'i l v'e r m'i s t7
- yazarların yapmayı düşündükleri çocuk sayısı15
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler26
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- bal tereyağ kaşar peynir ve çay4
- hoslanilan kızın adının makbule olması5
- vermio5
- gagavuzları çok seviyorum ne yapmalıyım4
ilker belek'in sol.org.tr'de bugün çıkan yazısıdır. kürt hareketinin federasyon talebine ilişkin bir yazı yazılmış ve bu düzende bu isteğin olsa olsa kürt yoksul emekçisiyle, türk yoksul emekçisi arasındaki bağın daha da kopacağını nitelendirmiş, asıl olanın sosyalist türkiye için birlikte mücadele olduğunu vurgulamıştır.
"federasyon"
"Kapitalist sistemde yerelleşme yönündeki her eğilim eşitsizlikleri artırır. Hele ki, özelleştirmeci politikaların baskın olduğu günümüzde. Hele ki, bölgesel eşitsizliklerin bu kadar büyük olduğu ülkemizde.
Bunun nedeni, kapitalizmin eşitsizlikçi karakteridir. Yerelleşme-federasyon, bölgesel özerklikler anlamına geldiği için, merkezi denetimin olduğu kadar, dezavantajlı bölgelere merkezi desteğin de azalması sonucunu verir. inanmayan bir refah ülkesi olan ve siyasal yönetimin bölgesel esasta örgütlenmiş olduğu isveç'in durumuna bakabilir. Kürt hareketi, federasyon önerisiyle, ceberut devletin denetiminden kurtulayım derken, Kürt yoksullarını orta çağ koşullarına mahkum etmektedir.
Kapitalist Türkiye'de federatif düzen Kürt toprak ağalarının düzenidir. Federasyon türü bir siyasal düzenlemenin eşitlikçi sonuçlar verebilmesi, ezilen geniş yığınlara hizmet edebilmesi için sosyalist bir zeminde uygulanması gerekir. Ancak sosyalizmde, özerk bölgelerin arasındaki büyük eşitsizlikleri dikkate alacak merkezi bir planlama ve destekleme mekanizması kurulabilir; zengin bölgelerden, sınıflardan, yoksullara doğru kaynak aktarımı gerçekleştirilebilir; halk sınıflarının siyasal katılımıyla demokrasi geliştirilebilir. Buradaki örnek de Sovyet modelidir.
Federasyonda, mevcut ortak sınırlarda birlikte yaşamaya devam edilecekse, bunun gerek koşulu, dezavantajlıları kayıran merkezi mekanizmalardır. Aksi durumda, federatif dönüşüme rağmen federasyonlar arasındaki savaş kaçınılmaz olur. Burada da Yugoslavya'ya bakmak gerekir. Demek ki, birlikte yaşamanın asgari koşulu, farklıları gönüllülük zemininde bir arada tutacak merkezi kayırıcı politikalardır. Gönüllü birliktelik (ekonomik, kültürel, siyasal) eşitlik zemininde sağlanabilir. Bunun adı zaten sosyalizmdir.
Sosyalizm işçi ve emekçi sınıflarının ortak yolu ve iktidarıdır. Sosyalist iktidar için her kimlikten emekçilerin birlikte mücadelesinin örülmesi gerekir.
Kürt siyaseti, yalnızca Kürt siyaseti olduğu için, Kürtlerin çoğu yoksul olsa da emekçi kimlikli değildir ve Türk ve Kürt işçi sınıflarını milliyetçileştirmekte, milliyetçilik halklarımızı birbirinden uzaklaştırmaktadır. Kürt hareketi bu tarzıyla Türkiye'yi değilse bile işçi sınıfımızı başarıyla bölmektedir. Türkiye'nin bölünmesi ise Kürt hareketinin değil, emperyalistlerin becerebileceği bir iştir. Sosyalist sistemin çöktüğü günümüzde, sınıf dışı federasyon taleplerinin emperyalist merkezlere maniplasyon şansı tanıdığı da açıktır.
Bu koşullarda, federatif ya da değil, bir arada yaşamanın koşulları giderek zayıflıyor. O nedenle, kusura bakılmasın, ortak sınırlarda federasyon önerisi büyük oranda takiyye karakteri taşıyor.
Bu öneri, koşullara bağlı olarak büyük güçlerden destek görebilir. Ancak kendisini Türk emekçilerine ve sosyalistlerine anlatması olanaklı değildir. Türk emekçileri, etnik karakterli siyaseti dışarıdan kontrol edilen ve ortak kaderimize vurulan darbe olarak algılıyor. Ortak kader anlayışı içinde Kürt kimliğinin anlam bulmadığı açıktır, ancak, sınıf kimliğiyle ilgisi kalmamış Kürt siyasetinin bu milliyetçi kodlamaya doğrudan katkı koyduğu da kabul edilmelidir. Obama'ya yazılan mektup, bu anlamda, işin tuzu biberi olmuştur.
Sosyalistler bir emekçi iktidarı, sosyalist bir düzen isterler. O nedenle Kürt siyasetinin sosyalist taleplerle temas eden hiçbir argümanı da kalmamıştır. Cürmü dikkate alınabilir değerde değil düşüncesiyle sosyalist oluşumlar gözden çıkarılmadıysa eğer, Kürtler'in bu siyasetleri için sosyalistlerden destek beklemeye hakları yoktur. Bu durumda Türkiye coğrafyasında Kürt siyasetine sıcak bakacak tek çevre olarak geriye Amerikancılar, piyasacılar kalmaktadır.
Kürt siyaseti tam bir kısır döngü içindedir. Kürt yoksullarını milliyetçiliğe, kendisini de Türkiye'nin entel liberal çevrelerine mahkum etmekte, bu da sol ve emekçi kimliğiyle arasındaki mesafeyi daha da açmaktadır.
Türk ve Kürt emekçi sınıfları birbirine mecburdur. Herkesin kendi dilinde konuşup, eğitim aldığı, bunun için gerekli asgari siyasal organizasyonel değişikliklerin yapıldığı eşit, adil, sosyalist bir düzen için.
Bunun asgari koşulu ise emekçi sınıflarımızı ortak bir kimlikle bir araya getirecek, ortak bir yürüyüş koluna sokacak antikapitalist, antiemperyalist siyasal programdır."
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/5956.html
"federasyon"
"Kapitalist sistemde yerelleşme yönündeki her eğilim eşitsizlikleri artırır. Hele ki, özelleştirmeci politikaların baskın olduğu günümüzde. Hele ki, bölgesel eşitsizliklerin bu kadar büyük olduğu ülkemizde.
Bunun nedeni, kapitalizmin eşitsizlikçi karakteridir. Yerelleşme-federasyon, bölgesel özerklikler anlamına geldiği için, merkezi denetimin olduğu kadar, dezavantajlı bölgelere merkezi desteğin de azalması sonucunu verir. inanmayan bir refah ülkesi olan ve siyasal yönetimin bölgesel esasta örgütlenmiş olduğu isveç'in durumuna bakabilir. Kürt hareketi, federasyon önerisiyle, ceberut devletin denetiminden kurtulayım derken, Kürt yoksullarını orta çağ koşullarına mahkum etmektedir.
Kapitalist Türkiye'de federatif düzen Kürt toprak ağalarının düzenidir. Federasyon türü bir siyasal düzenlemenin eşitlikçi sonuçlar verebilmesi, ezilen geniş yığınlara hizmet edebilmesi için sosyalist bir zeminde uygulanması gerekir. Ancak sosyalizmde, özerk bölgelerin arasındaki büyük eşitsizlikleri dikkate alacak merkezi bir planlama ve destekleme mekanizması kurulabilir; zengin bölgelerden, sınıflardan, yoksullara doğru kaynak aktarımı gerçekleştirilebilir; halk sınıflarının siyasal katılımıyla demokrasi geliştirilebilir. Buradaki örnek de Sovyet modelidir.
Federasyonda, mevcut ortak sınırlarda birlikte yaşamaya devam edilecekse, bunun gerek koşulu, dezavantajlıları kayıran merkezi mekanizmalardır. Aksi durumda, federatif dönüşüme rağmen federasyonlar arasındaki savaş kaçınılmaz olur. Burada da Yugoslavya'ya bakmak gerekir. Demek ki, birlikte yaşamanın asgari koşulu, farklıları gönüllülük zemininde bir arada tutacak merkezi kayırıcı politikalardır. Gönüllü birliktelik (ekonomik, kültürel, siyasal) eşitlik zemininde sağlanabilir. Bunun adı zaten sosyalizmdir.
Sosyalizm işçi ve emekçi sınıflarının ortak yolu ve iktidarıdır. Sosyalist iktidar için her kimlikten emekçilerin birlikte mücadelesinin örülmesi gerekir.
Kürt siyaseti, yalnızca Kürt siyaseti olduğu için, Kürtlerin çoğu yoksul olsa da emekçi kimlikli değildir ve Türk ve Kürt işçi sınıflarını milliyetçileştirmekte, milliyetçilik halklarımızı birbirinden uzaklaştırmaktadır. Kürt hareketi bu tarzıyla Türkiye'yi değilse bile işçi sınıfımızı başarıyla bölmektedir. Türkiye'nin bölünmesi ise Kürt hareketinin değil, emperyalistlerin becerebileceği bir iştir. Sosyalist sistemin çöktüğü günümüzde, sınıf dışı federasyon taleplerinin emperyalist merkezlere maniplasyon şansı tanıdığı da açıktır.
Bu koşullarda, federatif ya da değil, bir arada yaşamanın koşulları giderek zayıflıyor. O nedenle, kusura bakılmasın, ortak sınırlarda federasyon önerisi büyük oranda takiyye karakteri taşıyor.
Bu öneri, koşullara bağlı olarak büyük güçlerden destek görebilir. Ancak kendisini Türk emekçilerine ve sosyalistlerine anlatması olanaklı değildir. Türk emekçileri, etnik karakterli siyaseti dışarıdan kontrol edilen ve ortak kaderimize vurulan darbe olarak algılıyor. Ortak kader anlayışı içinde Kürt kimliğinin anlam bulmadığı açıktır, ancak, sınıf kimliğiyle ilgisi kalmamış Kürt siyasetinin bu milliyetçi kodlamaya doğrudan katkı koyduğu da kabul edilmelidir. Obama'ya yazılan mektup, bu anlamda, işin tuzu biberi olmuştur.
Sosyalistler bir emekçi iktidarı, sosyalist bir düzen isterler. O nedenle Kürt siyasetinin sosyalist taleplerle temas eden hiçbir argümanı da kalmamıştır. Cürmü dikkate alınabilir değerde değil düşüncesiyle sosyalist oluşumlar gözden çıkarılmadıysa eğer, Kürtler'in bu siyasetleri için sosyalistlerden destek beklemeye hakları yoktur. Bu durumda Türkiye coğrafyasında Kürt siyasetine sıcak bakacak tek çevre olarak geriye Amerikancılar, piyasacılar kalmaktadır.
Kürt siyaseti tam bir kısır döngü içindedir. Kürt yoksullarını milliyetçiliğe, kendisini de Türkiye'nin entel liberal çevrelerine mahkum etmekte, bu da sol ve emekçi kimliğiyle arasındaki mesafeyi daha da açmaktadır.
Türk ve Kürt emekçi sınıfları birbirine mecburdur. Herkesin kendi dilinde konuşup, eğitim aldığı, bunun için gerekli asgari siyasal organizasyonel değişikliklerin yapıldığı eşit, adil, sosyalist bir düzen için.
Bunun asgari koşulu ise emekçi sınıflarımızı ortak bir kimlikle bir araya getirecek, ortak bir yürüyüş koluna sokacak antikapitalist, antiemperyalist siyasal programdır."
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/5956.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar