bugün
- arkadaşlar size bi soru sorucam57
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı75
- silvermist11
- erkeği karizmatik gösteren şeyler21
- herkes istediği yazarı yazsın20
- beni neden sevmediniz13
- kendin hakkında bir gerçek bırak7
- öldürmek kastı olmadan 58 kere bıçaklamak3
- kendini sevmek5
- kısa boylu olmak6
- sözlükteki galatasaraylılar8
- bekar erkeklerin en büyük neşesi8
- cadılar bayramında ne olacaksınız16
- keşke benim olsa denilen yazarlar10
- trump'ın erdoğan'dan yemen için asker istemesi3
- 24 yaşına kadar hiç kız arkadaşı olmamış insan15
- kedi öldürmek suçsa sinek öldürmek de suçtur2
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası43
- ne kadar paranız var9
- galatasaray9
- arkadaşlar ben nişanlanıyorum12
- sevgiliye saat hediye etmek5
- victor osimhen7
- sevmek bir başkasını geliştirmektir4
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok28
- marksizm bu topraklarda biterse dünyada biter4
- simko332
- bastırılmış üzüntü3
- sözlük erkeklerine bir hediye bırak7
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- ilham aliyev28
- 2027 de neler olsun8
- baloncan çakır5
- yavuz sultan selim16
- sevgilinin bisepsinden sushi yemek6
- ofsaytımsı vol 220
- youtube shorts6
- 12 eylül kemalizm'in reddidir3
- karton toplayan piç5
- çok film izleyen insandan zarar gelmez29
- çorba8
- galatahahahahahaha2
- çok azdım porno izliyorum2
- ortadoğuda kartlar dağıtılıyor4
- meksika açmazı macerası14
- hayat felsefesi yapılabilecek en güzel söz3
- yağmurlu havayı seven insan2
- arkadaşlar bi bakar mısınız5
- cemil tugay16
- ahmet çakar3
Bugünkü meselemin dünyanın en mühim meselesi olmadığını, hatta en ehemmiyetsiz hüzünlerden birisi olduğunu biliyorum. Lakin içimdekileri buraya yazmaz isem unutmam veya kendimi avutmam mümküm olmayacaktır.
Gün içerisinde duygusal olarak 4 mevsim yaşayan bir insanım. Bir anda heyecanlanıp bir anda her şeyden el etek çekebiliyorum.
Günün ilk ışıklarında her şey kendi alışmış düzenimin dahilinde normal idi.
Ama bazı insanlar- burada dahi isim vermek gerekliğini görmüyorum- bana yüksek kelimeler ile konuştukları için huzursuzlanıp gün boyunca susmayı tercih ettikten sonra sonbahara döndü ruhum. Elbette sevdiğim insanlar olmasalar uzaklaşıp unutabilirdim ama susmayı tercih etmemdeki asıl amaç karşı tarafın kendisini haklı görmekliğini bozmamak ve olayları daha fazla kızıştırmamaktan gelir. Gün boyunca konuşmamayı düşünüyordum. Bana söylenenleri yapacak kendi fikirlerimi dış dünyaya aktarmayacaktım. Araba ile bulunduğumuz yerden ayrılıp aile efradınca sakin bir yere gidip orada karnımızı doyurup eyleşmeye gidecektik. Planlar doğrultusunda hedefe vardık. Vardık ki farklı insanların da olması ile küçükten kıvılcımlanan ruhum konuşma isteği duydu.( Burada, karşılaştığımız insanlarla, kendimde duyduğum konuşma mecburiyeti baskın geldi ve suskunluğumu bozmak mecburiyetinde kaldım)
Ama her ne sebepten bilmiyorum içimdekileri özgürce ifade edemiyordum. Oysa karşımda kendimi en özgür şekilde ifade etmem gereken insanlar vardı. Ama bu sevgili insanlarım, beni çok fazla tanımıyorlar idi. En azından ben öyle düşünüyorum. Diğer arkadaşlarıma kendim hakkımda daha fazla paylaşımda bulunduğumu ve en yakınlarımın beni, arkadaşlarım kadar idrak edemedikleri kanısında idim.
Neden bilmiyorum. Kendi yaşantımın bulunduğu bu topraklarda kendimi huzursuz hissediyorum. Bu huzursuzluk kendimi net ifade edememekten, onların istediği insam profilinin dışına çıkmamaktan geliyor olsa gerek. Bunun haricinde mevcut insanların sıcaklıklarını yokluklarında arıyorum.
Akşam oldu.
Geçici konakladığımız, evimiz sayılmakla beraber yarı misafiri olduğumuz eve akrabalar dahilinde misafirlerin geleceğini duyunca üst kata çıktım.
Onlar gidene kadar da aşağıya inmedim.
Bunu zaman zaman yapıyorum. Ergenlikten midir bu?
Ergen olmamam gerekiyor.
Ama bu akrabalarımız ile senede 2 kez bayramlar ile birleşiriz sadece. Bazen- neşeli isem güzel vakitlerin geçtiğine inanırım. Ama bugün bunların boş olduğu düşüncesi ile aşağıya inmedim.
Herkesin aşağıda gülmesi ve benim tek başıma yukarıda olmam - elbetteki benim tercihim- beni biraz hüzünlendirdi.
Her zaman böyle bir insan değilim. Buna şaşıyorum. Kimi zaman herkes ile konuşma isteği duyarken kimi zaman hiçkimse ile konuşma isteği duymuyorum.
Ne oluyor bana?
Neden sabit olağan insanlardan değilim.
Memleketimi uzakta iken özlüyorken yakında bulunduğumda -uzun zaman kalmışsam- neden terk etmek istiyorum.
Her zamanki gibi neden her şeyi yazmak niyeti ile başlayıp yazımın sonlarına yaklaşınca hiçbir şey anlatamadığımı düşünüyorum.
Gün içerisinde duygusal olarak 4 mevsim yaşayan bir insanım. Bir anda heyecanlanıp bir anda her şeyden el etek çekebiliyorum.
Günün ilk ışıklarında her şey kendi alışmış düzenimin dahilinde normal idi.
Ama bazı insanlar- burada dahi isim vermek gerekliğini görmüyorum- bana yüksek kelimeler ile konuştukları için huzursuzlanıp gün boyunca susmayı tercih ettikten sonra sonbahara döndü ruhum. Elbette sevdiğim insanlar olmasalar uzaklaşıp unutabilirdim ama susmayı tercih etmemdeki asıl amaç karşı tarafın kendisini haklı görmekliğini bozmamak ve olayları daha fazla kızıştırmamaktan gelir. Gün boyunca konuşmamayı düşünüyordum. Bana söylenenleri yapacak kendi fikirlerimi dış dünyaya aktarmayacaktım. Araba ile bulunduğumuz yerden ayrılıp aile efradınca sakin bir yere gidip orada karnımızı doyurup eyleşmeye gidecektik. Planlar doğrultusunda hedefe vardık. Vardık ki farklı insanların da olması ile küçükten kıvılcımlanan ruhum konuşma isteği duydu.( Burada, karşılaştığımız insanlarla, kendimde duyduğum konuşma mecburiyeti baskın geldi ve suskunluğumu bozmak mecburiyetinde kaldım)
Ama her ne sebepten bilmiyorum içimdekileri özgürce ifade edemiyordum. Oysa karşımda kendimi en özgür şekilde ifade etmem gereken insanlar vardı. Ama bu sevgili insanlarım, beni çok fazla tanımıyorlar idi. En azından ben öyle düşünüyorum. Diğer arkadaşlarıma kendim hakkımda daha fazla paylaşımda bulunduğumu ve en yakınlarımın beni, arkadaşlarım kadar idrak edemedikleri kanısında idim.
Neden bilmiyorum. Kendi yaşantımın bulunduğu bu topraklarda kendimi huzursuz hissediyorum. Bu huzursuzluk kendimi net ifade edememekten, onların istediği insam profilinin dışına çıkmamaktan geliyor olsa gerek. Bunun haricinde mevcut insanların sıcaklıklarını yokluklarında arıyorum.
Akşam oldu.
Geçici konakladığımız, evimiz sayılmakla beraber yarı misafiri olduğumuz eve akrabalar dahilinde misafirlerin geleceğini duyunca üst kata çıktım.
Onlar gidene kadar da aşağıya inmedim.
Bunu zaman zaman yapıyorum. Ergenlikten midir bu?
Ergen olmamam gerekiyor.
Ama bu akrabalarımız ile senede 2 kez bayramlar ile birleşiriz sadece. Bazen- neşeli isem güzel vakitlerin geçtiğine inanırım. Ama bugün bunların boş olduğu düşüncesi ile aşağıya inmedim.
Herkesin aşağıda gülmesi ve benim tek başıma yukarıda olmam - elbetteki benim tercihim- beni biraz hüzünlendirdi.
Her zaman böyle bir insan değilim. Buna şaşıyorum. Kimi zaman herkes ile konuşma isteği duyarken kimi zaman hiçkimse ile konuşma isteği duymuyorum.
Ne oluyor bana?
Neden sabit olağan insanlardan değilim.
Memleketimi uzakta iken özlüyorken yakında bulunduğumda -uzun zaman kalmışsam- neden terk etmek istiyorum.
Her zamanki gibi neden her şeyi yazmak niyeti ile başlayıp yazımın sonlarına yaklaşınca hiçbir şey anlatamadığımı düşünüyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar