bugün
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin23
- meteoroloji'nin yeni yağışlı sistem uyarısı5
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi4
- atatürk diyor ki12
- acı gerçekler13
- sözlük erkeklerinin tipleri4
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- suya giden eşeğin asıl amacı5
- ortadoğu insanı3
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog6
- ağlamak7
- jagermeister3
- sözlükte aile kurmak8
- gammazlar göreve8
- müzik dinleyen 45 yaş üstü dallama4
- en lezzetli balık24
- demet evgar6
- ellerim bos gonlum hos7
- yaz mevsiminin avuçlarımızdan kayıp gidivermesi5
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- bol mini etek3
- kova burcu erkeği akrep kadını5
- motorla kaza yapan kadın7
- birikim yapmak6
- nejat uygur5
- slayer ın bok gibi bir grup olduğu gerçeği2
- ata iyi binen erkek4
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- anın görüntüsü29
- gece çölde deveyle yol alırken dinlenecek şarkılar7
- spk soruşturmasında 387 milyon lira dondurulması6
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- ilişkilerde ortak zevklerin önemi6
- ilk buluşmaya 46 adet deveyle gelen kız7
- doom slayer2
- büyük istanbul depremi5
- emekliliğini bekleyen taş gibi kadın4
- evrendeki en güçlü iblislerden kurtulmak2
- köy7
- hünkar beğendi vs alinazik9
- queen ravenna'yı cinlerden kurtarmak2
- yılbaşı2
- ergen gibi davranan 35 yaş üstü dingil4
- gölcük depremi4
- o kişi sözlüğe girince ne yapmalı6
- queen ravenna'nın arabasını çalmak4
- karton toplarken kafaya yıldırım düşmesi6
- aydinoglu nebula2
- sözlüğe davul zurna çağırmak2
- keşif2
chp'lilere ve hüseyin üzmeze verdiği ayar.
O başlığı atmadan önce, "Yayın Kurulu"nda çok tartıştık... "Olayı en güzel yansıtan" başlık ne olmalıydı?.. Yayın Kurulu üyelerimizden bazıları, "Ergenekon avukatlığına soyunan CHP'liler, Silivri'den sonra gazetemizi de bastı" ifadesinin öne çıkarılmasını isterken, bir kısmı da "CHP'li eylemciler"in "CHP'li belediyelerin resmi plâkalı araçları" ile taşınmasına vurgu yapılarak, "Resmi araçlarla provokasyon" başlığının kullanılmasını teklif ettiler...
Bazı arkadaşlarımız ise; "CHP'li yaşlı kadınlar"ın derdinin "Baykal'ın dostu Hüseyin Üzmez" değil, doğrudan "Vakit" olduğunun ortaya çıktığını ifade ederek, "CHP'nin derdi Vakit" başlığının kullanılmasını istediler... Ancak, ortada bir "saldırı" vardı... CHP'liler, idare binamızın önüne sanki "gösteri" için değil, "saldırı" ve "arbede" için gelmişlerdi...
Öyle ya; hem "muhabirlerimizi" iteklemeye, hem de yazarımız Ali ihsan Karahasanoğlu'na saldırmaya cür'et etmişlerdi... O halde, bu durumu yansıtan bir başlık kullanmalıydık... Sonunda, "CHP'den şirretlik" başlığını uygun bulduk... Zira, 100-150 kadar "bindirilmiş tayfa"nın dün yaptığı, resmen ve alenen "şirretlik"ti!
HÜSEYiN ÜZMEZ’i HiÇ SAVUNMADIK Ki!
Evet, hem "şirretlik"ti, hem “çirkeflik”ti...
Çünkü yaptıkları eylem, bir "kınama" eylemini aşmış, açık ve net bir "saldırı"ya dönüşmüştü!..
Hem, niye "Vakit önünde eylem" yapıyorlardı ki?.. "Protesto" ettikleri Hüseyin Üzmez ise, niye onun evinin önüne gitmiyorlar da, bizim kapımıza geliyorlardı?..
Kaldı ki, bu gazete; Hüseyin Üzmez'in yaptığı iddia edilen "cinsel taciz"i de, tahliye edildikten sonra çıktığı "televizyon ekranları"nda yaptığı "konuşma"ları da "onaylamadığını" ve kesinlikle "tasvip etmediğini" deklâre etmiştir!..
Sadece bununla yetinmemiş, "Üzmez'in tutuklanışı"ndan bu yana geçen "6 aylık süre"de, Hüseyin Üzmez'e "tek bir yazı dahi" yazdırmamış, yazdırmayı da düşünmemektedir!..
Bütün bunlara rağmen, gerek "CHP'li provokatör"lerin, gerek "başkaları"nın; doğrudan Hüseyin Üzmez'i hedef almak yerine hâlâ Vakit'e saldırması; sadece ve sadece "kuyruk acılarının tatmini" olsa gerek!..
KANAL D SAPIĞINA GIKLARI ÇIKMADI
Küçük kız çocuklarına taciz "suç"tur ve "ahlâksızlık"tır da, "erkek çocukları"na tecavüz suç ve ahlâksızlık değil midir?.. Tecavüzle suçlanan kişi "Kanal D çalışanı" olunca "tepki gösterilmez" de; "Vakit'le yollarını ayıran" bir kişi olunca mı tepki gösterilir?..
Bir ayrıntı daha:
Biraz önce ifade ettiğimiz gibi; "kesinlikle tasvip etmediğimiz olay"dan bu yana, "Hüseyin Üzmez lehinde" bir tek satır çıkmadı bu gazetede...
Dahası; "6 aydır, bir tek yazısını da yayınlamadık!"
Peki, bizi "Üzmez aleyhinde haber yapmamak"la suçlayanlara sormak lâzım değil mi;
Hürriyet gazetesi, "Kanal D'nin sapık kameramanı" hakkında kaç haber yaptı acaba?..
Bilebildiğim kadarıyla, "3. sayfadan üç-beş satırla tutuklandığını" yazdılar, o kadar!..
O haberde de; kameramanın "5 yaşında bir çocuğa tacizde bulunduğu"ndan hiç bahis yoktu, iyi mi?..
Tabiî, "CHP'li bağyanlar"a şunu da sormak lâzım: Tamam, "14 yaşındaki kız çocuğuna cinsel taciz"den dolayı Hüseyin Üzmez'e, daha doğrusu "Hüseyin Üzmez üzerinden Vakit'e" saldırıyorsunuz, "Vakit binasına baskın" düzenliyorsunuz da; aynı eylemi, meselâ "Kanal D önünde" niye yapmadınız?..
Öyle ya; "Kanal D kameramanı" olan bir sapık, "14 yaşında bir kıza" değil, hem de "5 yaşındaki bir erkek çocuğu"na "tecavüz"de bulunmak isterken, "suçüstü" yakalanmış, tutuklanmış ve mahkeme tarafından "suçlu" bulunarak "mahkûm" edilmişti!..
Peki, sormaz mıyım ben şimdi;
"CHP'li eylemciler"in ve "Ergenekoncu medyatörler"in bu çifte standartlı tavrı, en az "taciz" kadar "iğrenç, pespaye, müptezel ve alçakça" değil midir?..
ALi KIRCA’YI NiYE PROTESTO ETMEDiNiZ?
"CHP'li bağyan"lara ve elbette "ahlâksızlığın sembolü" oldukları halde başımıza "ahlâk bekçisi" kesilen "medyatör"lere şunu da sormak hakkımız değil mi?..
"Ahlâk" konusuna madem bu kadar önem veriyorsunuz, madem "taciz ve tecavüz"e karşı çıkıp, bunun "çok büyük bir ayıp" olduğunu söylüyorsunuz, o halde cevap verin:
"Zina suç olmasın!.. Zina serbest bırakılsın!" diye bas bas bağıran sizler, yani "CHP'liler" ve "karteloz"lar değil miydi?..
Neredeyse "zinaya özgürlük" kampanyası yürüttüğünüzü unuttuk mu sanıyorsunuz?..
Sorarım sizlere;
"Taciz", "tecavüz" ve "zina"nın mağduru olanlar, sonuç itibariyle "kadın"lar değil midir?..
Öyle ya;
Kadınlar hem "taciz" edilmekte, hem "tecavüz"e uğramakta, hem de "eşleri tarafından aldatılmakta" ve dolayısıyla "büyük bir travma" yaşamaktadır!..
Heeeyyy CHP'li hanımlar; "taciz, tecavüz ve zina"ya karşı madem bu kadar "duyarlı"sınız, peki Ali Kırca, hem de "döve döve kadın severken(!)" neredeydiniz? Yoksa, “regl partisi”ne mi gitmiştiniz!..
Evet, evet; 2006 Ağustos'unda internet sitelerinde yayınlanan "porno görüntü"lerde Ali Kırca, yatak odasında "seviştiği" kadına hem "şaplak" indiriyor, hem eline, koluna, yüzüne vuruyor ve hem de "kalça"sını tokatlıyordu!..
Ali Kırca "sadist", kadın "mazoşist" olmalı ki, tepki yok!.. Kimbilir, belki bu da "cinsel bir fantezi"dir!..
Ama, ortada bir gerçek var:
"Ali Kırca, o an eşini aldatmaktadır!"
Hayır, "o an" da değil, bir "gece kulübü"nde tanıştıkları 2005'in Ağustos ayından 2006'nın Mayıs ayına kadar sürdürdükleri ilişki boyunca, Ali Kırca; "defalarca" aldatmıştır karısını!..
Peki, "CHP'li bağyanlar" o zamanlar neredeydi?.. "Ali Kırca'nın aldattığı karısı"na niye sahip çıkmadılar?.. Ya da, "karısını aldattığı" için Ali Kırca'yı niye protesto etmediler?..
Ne yani;
Bir başkasına "haram" olan sapıkça ilişkiler, Ali Kırca'ya "helâl" midir?..
Ne ilginç değil mi;
"Karısını aldattığı"ndan dolayı başta CHP'liler olmak üzere hiçbir kadın kuruluşunun tepkisine maruz kalmayan Ali Kırca, olaydan birkaç hafta sonra "işbaşı" yapıp ekranlara döndü ve hiç kimseden de "gık" çıkmadı ama, "Hüseyin Üzmez'e sayfalarını açmadığı" halde, hâlâ Vakit'e saldırıyorlar ya, "çifte standart"ın böylesine yuh olsun!..
ÜZMEZ, BiR BAYKAL HAYRANI!
Kaldı ki;
Gerek "şuyuu, vukuundan beter rezalet"ini , gerek "ekranlardaki sözleri"ni kesinlikle tasvip etmediğimiz, bunu da açıkça deklâre ettiğimiz Hüseyin Üzmez, bizim değil "Baykal'ın dostu"dur!..
Evet, evet;
"Hüseyin Üzmez, Baykal'ın dostudur!"
"Vakit'in hiç onaylamadığı" bu dostluk o kadar "ileri boyutta"dır ki; işte o "övgü"lerden bir cümle:
¥ "Sayın Deniz Baykal'ı takdir ediyorum... Açık, net ve mert!" (30.07.1997)
¥ "Sayın Deniz Baykal'ın ismi, hiçbir pisliğe karışmadı... Dürüstlüğünden ve yurtseverliğinden kuşkumuz yok!" (13.05.2005)
¥ "Bizim bildiğimiz, CHP'ye; Sayın Baykal kadar dine saygılı bir genel başkan gelmemiştir" (05.06.2005)
¥ "Bizce Sayın Baykal, adı pisliklere karışmamış, yüzde yüz yerli, temiz bir Anadolu çocuğudur. Bugün Ana Muhalefet olan CHP'nin başında bulunması da milletimiz için bir şanstır." (12.10.2005)
Üzmez’in; Baykal hakkında bunun gibi, daha nice "yıkama-yağlama" ve övgü yazısı var...
Ama, "Hüseyin Üzmez'in dostluğu"ndan "Deniz Baykal'ın da ne kadar memnun olduğunu" gösteren son bir örnek vereyim:
Yazan Hüseyin Üzmez... Tarih, 15 Şubat 2008.
¥ "Sayın Baykal'ın nezaketi - 13 Şubat Çarşamba günü, saat 20.00 sularında CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal telefonla beni aradı. 12 Şubat Salı günü de Sayın Emin Çölaşan aramıştı. Bu iki dostun, birer gün arayla, art arda aramaları doğrusu beni memnun etti.
O konuda ‘Birer gün arayla iki dost aradı’ başlığı altında bir yazı yazdım. Ancak her iki dostun söylediklerini köşeme sığdıramadım. Onun için bu yazıyı yazıyorum. Sayın Baykal zaman zaman kendileri için yazdığım yazıları okuyormuş...
Onun için beni aramış. Konuşmamız epeyce uzun sürdü. Sağ olsun. Bana teşekkür ediyordu."
Sadece yukarıdaki şu satırlar, "Üzmez-Baykal dostluğu"nun hangi boyutlarda olduğunu görmeye ve göstermeye herhalde yeterlidir!..
Bu, "ne yaman çelişki"dir ki;
Hüseyin Üzmez'i ilk protesto edenler, "CHP'li dostları" oldu!..
Eee, ne demiş atalarımız;
"Besle kargayı, oysun gözünü!"
Sen, "CHP ve Baykal ile bu kadar dost olur" isen ve hemen her yazında "Baykal dostluğu"nu beslersen, sonunda olacağı budur!..
Bu da Üzmez'e "kapak" olsun!..
RESMi ARAÇLARLA PROVOKASYON!
Dünkü olayın, bir de "CHP'li provokatörlere tahsis edilen belediye otobüsleri" boyutu vardı ki, ona da değinmeden geçemeyeceğim...
Malûm;
Danıştay, daha 2 ay kadar önce, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi'nin, "Ankara'da gönüllü kuruluşlarca açılmış, kâr amacı gütmeyen öğrenci yurtları ile Diyanet'e bağlı Kur'an Kurslarına destek olmak üzere kış mevsiminde yakacak ve giyim yardımı" yapılmasına imkân sağlayan kararının yürütmesini durdurmuştu!..
Evet durdurmuştu, çünkü;
"Gariban çocukları"na yapılacak "yakacak ve giyecek yardımı"nda "kamu yararı yok"tu!!!.
Ben demiyorum, bunu mahkeme diyordu:
"Kamu yararı yok!.. Dolayısıyla, belediyenin imkânlarını yurt ve kurslara tahsis edemezsiniz!"
Şimdi sormak istiyorum;
"Belediye imkânlarının gariban öğrencilere tahsis edilmesi"ne karşı çıkan Danıştay, bakalım "CHP'li Belediyelerin, CHP'li provokatörlere otobüs tahsis etmesine" ne diyecek?..
Hesap mı soracak, yoksa "Olur böyle vakalar" deyip geçiştirecek mi?..
Bekleyelim ve görelim...
Eee, bizim suçumuz ne?..
Evet, Hüseyin Üzmez 6 ay önce "yazarımız"dı, ama şu anda "Vakit yazarı" değil... Bundan sonra olacak da değil!..
O halde, "Vakit'e saldırı" niye?..
Yoksa, bu da "Ergenekoncu taktikleri"nden biri mi?..
O başlığı atmadan önce, "Yayın Kurulu"nda çok tartıştık... "Olayı en güzel yansıtan" başlık ne olmalıydı?.. Yayın Kurulu üyelerimizden bazıları, "Ergenekon avukatlığına soyunan CHP'liler, Silivri'den sonra gazetemizi de bastı" ifadesinin öne çıkarılmasını isterken, bir kısmı da "CHP'li eylemciler"in "CHP'li belediyelerin resmi plâkalı araçları" ile taşınmasına vurgu yapılarak, "Resmi araçlarla provokasyon" başlığının kullanılmasını teklif ettiler...
Bazı arkadaşlarımız ise; "CHP'li yaşlı kadınlar"ın derdinin "Baykal'ın dostu Hüseyin Üzmez" değil, doğrudan "Vakit" olduğunun ortaya çıktığını ifade ederek, "CHP'nin derdi Vakit" başlığının kullanılmasını istediler... Ancak, ortada bir "saldırı" vardı... CHP'liler, idare binamızın önüne sanki "gösteri" için değil, "saldırı" ve "arbede" için gelmişlerdi...
Öyle ya; hem "muhabirlerimizi" iteklemeye, hem de yazarımız Ali ihsan Karahasanoğlu'na saldırmaya cür'et etmişlerdi... O halde, bu durumu yansıtan bir başlık kullanmalıydık... Sonunda, "CHP'den şirretlik" başlığını uygun bulduk... Zira, 100-150 kadar "bindirilmiş tayfa"nın dün yaptığı, resmen ve alenen "şirretlik"ti!
HÜSEYiN ÜZMEZ’i HiÇ SAVUNMADIK Ki!
Evet, hem "şirretlik"ti, hem “çirkeflik”ti...
Çünkü yaptıkları eylem, bir "kınama" eylemini aşmış, açık ve net bir "saldırı"ya dönüşmüştü!..
Hem, niye "Vakit önünde eylem" yapıyorlardı ki?.. "Protesto" ettikleri Hüseyin Üzmez ise, niye onun evinin önüne gitmiyorlar da, bizim kapımıza geliyorlardı?..
Kaldı ki, bu gazete; Hüseyin Üzmez'in yaptığı iddia edilen "cinsel taciz"i de, tahliye edildikten sonra çıktığı "televizyon ekranları"nda yaptığı "konuşma"ları da "onaylamadığını" ve kesinlikle "tasvip etmediğini" deklâre etmiştir!..
Sadece bununla yetinmemiş, "Üzmez'in tutuklanışı"ndan bu yana geçen "6 aylık süre"de, Hüseyin Üzmez'e "tek bir yazı dahi" yazdırmamış, yazdırmayı da düşünmemektedir!..
Bütün bunlara rağmen, gerek "CHP'li provokatör"lerin, gerek "başkaları"nın; doğrudan Hüseyin Üzmez'i hedef almak yerine hâlâ Vakit'e saldırması; sadece ve sadece "kuyruk acılarının tatmini" olsa gerek!..
KANAL D SAPIĞINA GIKLARI ÇIKMADI
Küçük kız çocuklarına taciz "suç"tur ve "ahlâksızlık"tır da, "erkek çocukları"na tecavüz suç ve ahlâksızlık değil midir?.. Tecavüzle suçlanan kişi "Kanal D çalışanı" olunca "tepki gösterilmez" de; "Vakit'le yollarını ayıran" bir kişi olunca mı tepki gösterilir?..
Bir ayrıntı daha:
Biraz önce ifade ettiğimiz gibi; "kesinlikle tasvip etmediğimiz olay"dan bu yana, "Hüseyin Üzmez lehinde" bir tek satır çıkmadı bu gazetede...
Dahası; "6 aydır, bir tek yazısını da yayınlamadık!"
Peki, bizi "Üzmez aleyhinde haber yapmamak"la suçlayanlara sormak lâzım değil mi;
Hürriyet gazetesi, "Kanal D'nin sapık kameramanı" hakkında kaç haber yaptı acaba?..
Bilebildiğim kadarıyla, "3. sayfadan üç-beş satırla tutuklandığını" yazdılar, o kadar!..
O haberde de; kameramanın "5 yaşında bir çocuğa tacizde bulunduğu"ndan hiç bahis yoktu, iyi mi?..
Tabiî, "CHP'li bağyanlar"a şunu da sormak lâzım: Tamam, "14 yaşındaki kız çocuğuna cinsel taciz"den dolayı Hüseyin Üzmez'e, daha doğrusu "Hüseyin Üzmez üzerinden Vakit'e" saldırıyorsunuz, "Vakit binasına baskın" düzenliyorsunuz da; aynı eylemi, meselâ "Kanal D önünde" niye yapmadınız?..
Öyle ya; "Kanal D kameramanı" olan bir sapık, "14 yaşında bir kıza" değil, hem de "5 yaşındaki bir erkek çocuğu"na "tecavüz"de bulunmak isterken, "suçüstü" yakalanmış, tutuklanmış ve mahkeme tarafından "suçlu" bulunarak "mahkûm" edilmişti!..
Peki, sormaz mıyım ben şimdi;
"CHP'li eylemciler"in ve "Ergenekoncu medyatörler"in bu çifte standartlı tavrı, en az "taciz" kadar "iğrenç, pespaye, müptezel ve alçakça" değil midir?..
ALi KIRCA’YI NiYE PROTESTO ETMEDiNiZ?
"CHP'li bağyan"lara ve elbette "ahlâksızlığın sembolü" oldukları halde başımıza "ahlâk bekçisi" kesilen "medyatör"lere şunu da sormak hakkımız değil mi?..
"Ahlâk" konusuna madem bu kadar önem veriyorsunuz, madem "taciz ve tecavüz"e karşı çıkıp, bunun "çok büyük bir ayıp" olduğunu söylüyorsunuz, o halde cevap verin:
"Zina suç olmasın!.. Zina serbest bırakılsın!" diye bas bas bağıran sizler, yani "CHP'liler" ve "karteloz"lar değil miydi?..
Neredeyse "zinaya özgürlük" kampanyası yürüttüğünüzü unuttuk mu sanıyorsunuz?..
Sorarım sizlere;
"Taciz", "tecavüz" ve "zina"nın mağduru olanlar, sonuç itibariyle "kadın"lar değil midir?..
Öyle ya;
Kadınlar hem "taciz" edilmekte, hem "tecavüz"e uğramakta, hem de "eşleri tarafından aldatılmakta" ve dolayısıyla "büyük bir travma" yaşamaktadır!..
Heeeyyy CHP'li hanımlar; "taciz, tecavüz ve zina"ya karşı madem bu kadar "duyarlı"sınız, peki Ali Kırca, hem de "döve döve kadın severken(!)" neredeydiniz? Yoksa, “regl partisi”ne mi gitmiştiniz!..
Evet, evet; 2006 Ağustos'unda internet sitelerinde yayınlanan "porno görüntü"lerde Ali Kırca, yatak odasında "seviştiği" kadına hem "şaplak" indiriyor, hem eline, koluna, yüzüne vuruyor ve hem de "kalça"sını tokatlıyordu!..
Ali Kırca "sadist", kadın "mazoşist" olmalı ki, tepki yok!.. Kimbilir, belki bu da "cinsel bir fantezi"dir!..
Ama, ortada bir gerçek var:
"Ali Kırca, o an eşini aldatmaktadır!"
Hayır, "o an" da değil, bir "gece kulübü"nde tanıştıkları 2005'in Ağustos ayından 2006'nın Mayıs ayına kadar sürdürdükleri ilişki boyunca, Ali Kırca; "defalarca" aldatmıştır karısını!..
Peki, "CHP'li bağyanlar" o zamanlar neredeydi?.. "Ali Kırca'nın aldattığı karısı"na niye sahip çıkmadılar?.. Ya da, "karısını aldattığı" için Ali Kırca'yı niye protesto etmediler?..
Ne yani;
Bir başkasına "haram" olan sapıkça ilişkiler, Ali Kırca'ya "helâl" midir?..
Ne ilginç değil mi;
"Karısını aldattığı"ndan dolayı başta CHP'liler olmak üzere hiçbir kadın kuruluşunun tepkisine maruz kalmayan Ali Kırca, olaydan birkaç hafta sonra "işbaşı" yapıp ekranlara döndü ve hiç kimseden de "gık" çıkmadı ama, "Hüseyin Üzmez'e sayfalarını açmadığı" halde, hâlâ Vakit'e saldırıyorlar ya, "çifte standart"ın böylesine yuh olsun!..
ÜZMEZ, BiR BAYKAL HAYRANI!
Kaldı ki;
Gerek "şuyuu, vukuundan beter rezalet"ini , gerek "ekranlardaki sözleri"ni kesinlikle tasvip etmediğimiz, bunu da açıkça deklâre ettiğimiz Hüseyin Üzmez, bizim değil "Baykal'ın dostu"dur!..
Evet, evet;
"Hüseyin Üzmez, Baykal'ın dostudur!"
"Vakit'in hiç onaylamadığı" bu dostluk o kadar "ileri boyutta"dır ki; işte o "övgü"lerden bir cümle:
¥ "Sayın Deniz Baykal'ı takdir ediyorum... Açık, net ve mert!" (30.07.1997)
¥ "Sayın Deniz Baykal'ın ismi, hiçbir pisliğe karışmadı... Dürüstlüğünden ve yurtseverliğinden kuşkumuz yok!" (13.05.2005)
¥ "Bizim bildiğimiz, CHP'ye; Sayın Baykal kadar dine saygılı bir genel başkan gelmemiştir" (05.06.2005)
¥ "Bizce Sayın Baykal, adı pisliklere karışmamış, yüzde yüz yerli, temiz bir Anadolu çocuğudur. Bugün Ana Muhalefet olan CHP'nin başında bulunması da milletimiz için bir şanstır." (12.10.2005)
Üzmez’in; Baykal hakkında bunun gibi, daha nice "yıkama-yağlama" ve övgü yazısı var...
Ama, "Hüseyin Üzmez'in dostluğu"ndan "Deniz Baykal'ın da ne kadar memnun olduğunu" gösteren son bir örnek vereyim:
Yazan Hüseyin Üzmez... Tarih, 15 Şubat 2008.
¥ "Sayın Baykal'ın nezaketi - 13 Şubat Çarşamba günü, saat 20.00 sularında CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal telefonla beni aradı. 12 Şubat Salı günü de Sayın Emin Çölaşan aramıştı. Bu iki dostun, birer gün arayla, art arda aramaları doğrusu beni memnun etti.
O konuda ‘Birer gün arayla iki dost aradı’ başlığı altında bir yazı yazdım. Ancak her iki dostun söylediklerini köşeme sığdıramadım. Onun için bu yazıyı yazıyorum. Sayın Baykal zaman zaman kendileri için yazdığım yazıları okuyormuş...
Onun için beni aramış. Konuşmamız epeyce uzun sürdü. Sağ olsun. Bana teşekkür ediyordu."
Sadece yukarıdaki şu satırlar, "Üzmez-Baykal dostluğu"nun hangi boyutlarda olduğunu görmeye ve göstermeye herhalde yeterlidir!..
Bu, "ne yaman çelişki"dir ki;
Hüseyin Üzmez'i ilk protesto edenler, "CHP'li dostları" oldu!..
Eee, ne demiş atalarımız;
"Besle kargayı, oysun gözünü!"
Sen, "CHP ve Baykal ile bu kadar dost olur" isen ve hemen her yazında "Baykal dostluğu"nu beslersen, sonunda olacağı budur!..
Bu da Üzmez'e "kapak" olsun!..
RESMi ARAÇLARLA PROVOKASYON!
Dünkü olayın, bir de "CHP'li provokatörlere tahsis edilen belediye otobüsleri" boyutu vardı ki, ona da değinmeden geçemeyeceğim...
Malûm;
Danıştay, daha 2 ay kadar önce, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi'nin, "Ankara'da gönüllü kuruluşlarca açılmış, kâr amacı gütmeyen öğrenci yurtları ile Diyanet'e bağlı Kur'an Kurslarına destek olmak üzere kış mevsiminde yakacak ve giyim yardımı" yapılmasına imkân sağlayan kararının yürütmesini durdurmuştu!..
Evet durdurmuştu, çünkü;
"Gariban çocukları"na yapılacak "yakacak ve giyecek yardımı"nda "kamu yararı yok"tu!!!.
Ben demiyorum, bunu mahkeme diyordu:
"Kamu yararı yok!.. Dolayısıyla, belediyenin imkânlarını yurt ve kurslara tahsis edemezsiniz!"
Şimdi sormak istiyorum;
"Belediye imkânlarının gariban öğrencilere tahsis edilmesi"ne karşı çıkan Danıştay, bakalım "CHP'li Belediyelerin, CHP'li provokatörlere otobüs tahsis etmesine" ne diyecek?..
Hesap mı soracak, yoksa "Olur böyle vakalar" deyip geçiştirecek mi?..
Bekleyelim ve görelim...
Eee, bizim suçumuz ne?..
Evet, Hüseyin Üzmez 6 ay önce "yazarımız"dı, ama şu anda "Vakit yazarı" değil... Bundan sonra olacak da değil!..
O halde, "Vakit'e saldırı" niye?..
Yoksa, bu da "Ergenekoncu taktikleri"nden biri mi?..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar