bugün
- ayağa boşmalmak9
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum11
- ayakçı ve patici yazarlar derneği6
- ümit kocasakal20
- ayak sevecek kadar abaza olmak6
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı4
- seri oylayınca hoşlanıyor sanan tipler6
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları8
- baş ayakçı4
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı74
- ilk buluşmada hesabı kim öder7
- sarı gelinin nenesi neden ölüyor sorunsalı3
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması18
- kadın dediğin şakk diye masaya ayağını vuracak4
- yağmur yağarken 1 60 lık kucaklayıp koşmak4
- kuru amlı6
- nervio tarzı entry girmek20
- ayak seven dayak da sever3
- doğu akdeniz de libya mutabakatı tartışması3
- mersin7
- ayak fetişleri için ayak fotoğrafını paylaşan kız3
- from gold from dust35
- yanında lipstick taşımayan yollu erkek6
- instagram da artan erotizm sebebi2
- french kiss yapamayan erkek2
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak15
- neden sürekli gülümsüyorum4
- fast food2
- kızıl kmerler3
- beyler sakin2
- drama köprüsü ndeki hasan olmak3
- güney kore34
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar12
- vergi dairesine gidip fiş almazsak kaça olur demek2
- motorcuların trafikte terör yaratması8
- 4 tabak makarna yemek3
- adana4
- israil de erken katılım rekoru3
- kadınların 1 saatte modunun değişmesi6
- uludağ yönetimi sözlük kızlarını banlama kararı5
- kamos2
- ayaklarını bile göstermeyen bir kızı ciddiye almak2
- cadılar bayramında kabak tatlısı yapıp getiren kız4
- ismail kartal20
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor8
- ben bir ceviz ağacıyım2
- victor osimhen15
- zemzem suyunun yüzyıllardır bitmemesi7
- kimsenin sizi sevmemesi12
- üç arkadaş2
övgüye ihtiyacı olmayan tek kavramdır. vardır ki yokluğunu ispatlayan olmamıştır.
hatırlıyorum da ortaokulda ki din öğretmenimiz allahı ''insan aklının hayal edemeyeceği varlık'' olarak tanımlamıştı bizlere. pis adam moralimi bozmuştu.
kendimi bildim bileli allahı kafamda hep ''insan'' olarak tasvir etmiştim. ilkokulumun bakırköy'de olmasından mıdır nedir hep; bakırköy'de oturan, siyah takım elbiseli, elinde iş çantalı bir adam olarak düşünmüştüm onu. sabahları kalkar halkın arasına karışır akşam olunca evine gider diye.
alternatif bir tavfisirim daha vardı allah için; büyük büyük kayalar üst üste koyulmuş, taşlarla elleri kolları yapılmış dev bir yığın olarak düşünmüştüm, gözleri falan da vardı.
nedense o'nunla ilgili hayallerim hiç akla hayale gelmeyecek şeyler olmamıştı. hala düşünürüm neye benzer diye ve hala cevaplar bulurum kendimce.
bence o yarattığı varlıkların kılığına giriyor. zaman zaman insan oluyor zaman zaman başka bir varlık. bunu yapma nedeni bazen ne hissettiğimizi anlamak için olsa da bazen bizi kıskandığı için yapıyor.
şimdi ''sümme haşa, bire kafir sen ne biçim konuşuyorsun allah için'' diyeceksiniz ama bence o'ndan korkulmaz, o sevilir, onunla konuşulur, o anlayışlıdır ki ne dersek diyelim yanında cahil kalışımızdandır.
bir de ben küçükken severdi beni o.
babaannemden heves edip namaz kıldığım zamanlar geliyor aklımla. alnımı o çocuk aklımla, dua bilmeden secdeye dayadığım an geliyor. o an dua bilmezliğimden olsa gerek tek söylediğim ''allahım beni sev, allahım beni sev, allahım beni sev...'' idi ta ki babaannem secdeden kalkana kadar.
ama alnımı secdeye dayayıp gözlerimi yumduğumda görürdüm o'nu hep. gözlerimi yumduğumda kabe'nin karşısında görürdüm kendmi. önümde kabe ve kabenin arkası kapkaranlık. işte o karanlığın ardında bir çift göz vardı ve elini beline koymuş beni tebessümle seyrettiğini görürdüm. evet alnımı ne zaman secdeye koysam, ben kabenin önünde ''allahım beni sev'' derdim o ise tebessümle beni izlerdi.
kendisiyle ilgili bildiğim tek şey; çocuk kullarına tebessümle baktığıdır. zira gördüm...
hatırlıyorum da ortaokulda ki din öğretmenimiz allahı ''insan aklının hayal edemeyeceği varlık'' olarak tanımlamıştı bizlere. pis adam moralimi bozmuştu.
kendimi bildim bileli allahı kafamda hep ''insan'' olarak tasvir etmiştim. ilkokulumun bakırköy'de olmasından mıdır nedir hep; bakırköy'de oturan, siyah takım elbiseli, elinde iş çantalı bir adam olarak düşünmüştüm onu. sabahları kalkar halkın arasına karışır akşam olunca evine gider diye.
alternatif bir tavfisirim daha vardı allah için; büyük büyük kayalar üst üste koyulmuş, taşlarla elleri kolları yapılmış dev bir yığın olarak düşünmüştüm, gözleri falan da vardı.
nedense o'nunla ilgili hayallerim hiç akla hayale gelmeyecek şeyler olmamıştı. hala düşünürüm neye benzer diye ve hala cevaplar bulurum kendimce.
bence o yarattığı varlıkların kılığına giriyor. zaman zaman insan oluyor zaman zaman başka bir varlık. bunu yapma nedeni bazen ne hissettiğimizi anlamak için olsa da bazen bizi kıskandığı için yapıyor.
şimdi ''sümme haşa, bire kafir sen ne biçim konuşuyorsun allah için'' diyeceksiniz ama bence o'ndan korkulmaz, o sevilir, onunla konuşulur, o anlayışlıdır ki ne dersek diyelim yanında cahil kalışımızdandır.
bir de ben küçükken severdi beni o.
babaannemden heves edip namaz kıldığım zamanlar geliyor aklımla. alnımı o çocuk aklımla, dua bilmeden secdeye dayadığım an geliyor. o an dua bilmezliğimden olsa gerek tek söylediğim ''allahım beni sev, allahım beni sev, allahım beni sev...'' idi ta ki babaannem secdeden kalkana kadar.
ama alnımı secdeye dayayıp gözlerimi yumduğumda görürdüm o'nu hep. gözlerimi yumduğumda kabe'nin karşısında görürdüm kendmi. önümde kabe ve kabenin arkası kapkaranlık. işte o karanlığın ardında bir çift göz vardı ve elini beline koymuş beni tebessümle seyrettiğini görürdüm. evet alnımı ne zaman secdeye koysam, ben kabenin önünde ''allahım beni sev'' derdim o ise tebessümle beni izlerdi.
kendisiyle ilgili bildiğim tek şey; çocuk kullarına tebessümle baktığıdır. zira gördüm...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar