bugün
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor13
- yıkaması en zor mutfak aracı14
- bana wp den yazdı4
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum7
- 5 taneden fazla makyaj malzemesi sayabilen erkek5
- sözlükte kavga etmek6
- mor semsiyeli yabanci8
- buddy dudeye övgü entrysi giren tipler18
- 35 yaş üstü erkeklerin genç erkek gibi giyinmesi16
- cilgincapkin219
- karton toplayan abi7
- kabuksuz kaplumbaga7
- bir kızı bin kişi ister bir kişi alır2
- memeleri füze gibi kadın13
- yaz aylarında bol bol kadın ayağı görmek10
- bisiklet marka tavsiyesi10
- buddy dude21
- afrika'ya kurban bağışı furyası2
- 2026 dünya kupası şampiyonu olacak takım4
- mermi abla4
- yazarların göbek adları3
- kızıl cin4
- gecenin şiiri4
- musallada duran kendini beğenmiş tabut3
- yaz insanları vs kış insanları3
- aylık 277 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- sözlüğün kırbacı10
- güzel götlü kız vs güzel gözlü kız7
- rüzgarın yönünün terse dönmesi4
- ilahi adaletin tecelli etmesi5
- sözlüğün eski tadının olmaması8
- artık online sayısını göremiyor olmamız4
- sigara içmeyenler üzülünce ne yapıyor sorunsalı13
- dünyanın en güçlü nükleer olmayan bombası3
- neden herkes aynı şeyi söylüyor2
- zaman baba11
- tanışır tanışmaz burç soran kadın4
- plajda yakınlaşan çifte kızıp sitem eden kadın4
- gocu25
- enayimiknatisii12
- dergi hakemi olmak2
- değmeyecek konular için zaman harcamak3
- özet geç3
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek17
- gelinen noktanın keyif vermesi3
- chp'nin hali ne olacak46
- cevdet arıkan2
- ali şen2
- uysaljakoben17
- atatürk'ün boyunun 164cm olması16
övgüye ihtiyacı olmayan tek kavramdır. vardır ki yokluğunu ispatlayan olmamıştır.
hatırlıyorum da ortaokulda ki din öğretmenimiz allahı ''insan aklının hayal edemeyeceği varlık'' olarak tanımlamıştı bizlere. pis adam moralimi bozmuştu.
kendimi bildim bileli allahı kafamda hep ''insan'' olarak tasvir etmiştim. ilkokulumun bakırköy'de olmasından mıdır nedir hep; bakırköy'de oturan, siyah takım elbiseli, elinde iş çantalı bir adam olarak düşünmüştüm onu. sabahları kalkar halkın arasına karışır akşam olunca evine gider diye.
alternatif bir tavfisirim daha vardı allah için; büyük büyük kayalar üst üste koyulmuş, taşlarla elleri kolları yapılmış dev bir yığın olarak düşünmüştüm, gözleri falan da vardı.
nedense o'nunla ilgili hayallerim hiç akla hayale gelmeyecek şeyler olmamıştı. hala düşünürüm neye benzer diye ve hala cevaplar bulurum kendimce.
bence o yarattığı varlıkların kılığına giriyor. zaman zaman insan oluyor zaman zaman başka bir varlık. bunu yapma nedeni bazen ne hissettiğimizi anlamak için olsa da bazen bizi kıskandığı için yapıyor.
şimdi ''sümme haşa, bire kafir sen ne biçim konuşuyorsun allah için'' diyeceksiniz ama bence o'ndan korkulmaz, o sevilir, onunla konuşulur, o anlayışlıdır ki ne dersek diyelim yanında cahil kalışımızdandır.
bir de ben küçükken severdi beni o.
babaannemden heves edip namaz kıldığım zamanlar geliyor aklımla. alnımı o çocuk aklımla, dua bilmeden secdeye dayadığım an geliyor. o an dua bilmezliğimden olsa gerek tek söylediğim ''allahım beni sev, allahım beni sev, allahım beni sev...'' idi ta ki babaannem secdeden kalkana kadar.
ama alnımı secdeye dayayıp gözlerimi yumduğumda görürdüm o'nu hep. gözlerimi yumduğumda kabe'nin karşısında görürdüm kendmi. önümde kabe ve kabenin arkası kapkaranlık. işte o karanlığın ardında bir çift göz vardı ve elini beline koymuş beni tebessümle seyrettiğini görürdüm. evet alnımı ne zaman secdeye koysam, ben kabenin önünde ''allahım beni sev'' derdim o ise tebessümle beni izlerdi.
kendisiyle ilgili bildiğim tek şey; çocuk kullarına tebessümle baktığıdır. zira gördüm...
hatırlıyorum da ortaokulda ki din öğretmenimiz allahı ''insan aklının hayal edemeyeceği varlık'' olarak tanımlamıştı bizlere. pis adam moralimi bozmuştu.
kendimi bildim bileli allahı kafamda hep ''insan'' olarak tasvir etmiştim. ilkokulumun bakırköy'de olmasından mıdır nedir hep; bakırköy'de oturan, siyah takım elbiseli, elinde iş çantalı bir adam olarak düşünmüştüm onu. sabahları kalkar halkın arasına karışır akşam olunca evine gider diye.
alternatif bir tavfisirim daha vardı allah için; büyük büyük kayalar üst üste koyulmuş, taşlarla elleri kolları yapılmış dev bir yığın olarak düşünmüştüm, gözleri falan da vardı.
nedense o'nunla ilgili hayallerim hiç akla hayale gelmeyecek şeyler olmamıştı. hala düşünürüm neye benzer diye ve hala cevaplar bulurum kendimce.
bence o yarattığı varlıkların kılığına giriyor. zaman zaman insan oluyor zaman zaman başka bir varlık. bunu yapma nedeni bazen ne hissettiğimizi anlamak için olsa da bazen bizi kıskandığı için yapıyor.
şimdi ''sümme haşa, bire kafir sen ne biçim konuşuyorsun allah için'' diyeceksiniz ama bence o'ndan korkulmaz, o sevilir, onunla konuşulur, o anlayışlıdır ki ne dersek diyelim yanında cahil kalışımızdandır.
bir de ben küçükken severdi beni o.
babaannemden heves edip namaz kıldığım zamanlar geliyor aklımla. alnımı o çocuk aklımla, dua bilmeden secdeye dayadığım an geliyor. o an dua bilmezliğimden olsa gerek tek söylediğim ''allahım beni sev, allahım beni sev, allahım beni sev...'' idi ta ki babaannem secdeden kalkana kadar.
ama alnımı secdeye dayayıp gözlerimi yumduğumda görürdüm o'nu hep. gözlerimi yumduğumda kabe'nin karşısında görürdüm kendmi. önümde kabe ve kabenin arkası kapkaranlık. işte o karanlığın ardında bir çift göz vardı ve elini beline koymuş beni tebessümle seyrettiğini görürdüm. evet alnımı ne zaman secdeye koysam, ben kabenin önünde ''allahım beni sev'' derdim o ise tebessümle beni izlerdi.
kendisiyle ilgili bildiğim tek şey; çocuk kullarına tebessümle baktığıdır. zira gördüm...
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
