bugün
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu18
- boyumun 2 cm kısalması21
- otelde sevişmek8
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı23
- dövmeli küpeli bi erkeği damat getirmek6
- sözlük yazarlarına güvenmek11
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler18
- bilinçaltı internet ve yapay zeka etkileşimi6
- gece gece gelen kaşarlı sucuklu tost kokusu3
- her şeyin mizahı yapılmalı mı14
- hiçbir zaman gönlü alınan biri olmamak4
- chatgpt'ye kötü özelliklerimi söyle demek7
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı13
- nev10
- fazla düşünceli olmak4
- fazla samimiyet4
- midye tava4
- arkadaşlar bakar mısınız6
- elidor3
- sözlük yazarlarının doğum tarihleri3
- karınız için çamaşırları elinizde yıkar mısınız8
- 65 yaş üstü yazarlar3
- teoman'ın 60 yaşına girmesi4
- bugün elini paylaşan yarın neresini paylaşır2
- duymak istediğin şeyleri söyleyen falcı2
- iphone 18 pro max için neyinizi verirdiniz10
- mal mıyım sorunsalı13
- ona bir şey söyle8
- beni sevdiniz mi4
- küt saçlı hatun12
- afet hoca geliyo afet hoca geliyo ihihihi6
- sözlük kızlarının meme savaşı7
- açgözlü bencil ikiyüzlü kibirli insan5
- prenses gibi büyüyen kızlar2
- chatgpt'ye dizi karakteri benzerliğini sorma3
- online listesi7
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- kiraz cicegi kolonyasi41
- sözlüğün troll mekanı haline gelmesi4
- hiç bir şey hissetmemek4
- natisii mik'yi ena4
- sözlük yazarlarının saatleri8
- haberin yok ben ölüyorum2
- neyse ya2
- pandela2
- seks yapmama şartıyla ölümsüz olmak5
- geceye bir tespit bırak5
- mandalina8
- ilk sevgili3
- müzik zevki2
övgüye ihtiyacı olmayan tek kavramdır. vardır ki yokluğunu ispatlayan olmamıştır.
hatırlıyorum da ortaokulda ki din öğretmenimiz allahı ''insan aklının hayal edemeyeceği varlık'' olarak tanımlamıştı bizlere. pis adam moralimi bozmuştu.
kendimi bildim bileli allahı kafamda hep ''insan'' olarak tasvir etmiştim. ilkokulumun bakırköy'de olmasından mıdır nedir hep; bakırköy'de oturan, siyah takım elbiseli, elinde iş çantalı bir adam olarak düşünmüştüm onu. sabahları kalkar halkın arasına karışır akşam olunca evine gider diye.
alternatif bir tavfisirim daha vardı allah için; büyük büyük kayalar üst üste koyulmuş, taşlarla elleri kolları yapılmış dev bir yığın olarak düşünmüştüm, gözleri falan da vardı.
nedense o'nunla ilgili hayallerim hiç akla hayale gelmeyecek şeyler olmamıştı. hala düşünürüm neye benzer diye ve hala cevaplar bulurum kendimce.
bence o yarattığı varlıkların kılığına giriyor. zaman zaman insan oluyor zaman zaman başka bir varlık. bunu yapma nedeni bazen ne hissettiğimizi anlamak için olsa da bazen bizi kıskandığı için yapıyor.
şimdi ''sümme haşa, bire kafir sen ne biçim konuşuyorsun allah için'' diyeceksiniz ama bence o'ndan korkulmaz, o sevilir, onunla konuşulur, o anlayışlıdır ki ne dersek diyelim yanında cahil kalışımızdandır.
bir de ben küçükken severdi beni o.
babaannemden heves edip namaz kıldığım zamanlar geliyor aklımla. alnımı o çocuk aklımla, dua bilmeden secdeye dayadığım an geliyor. o an dua bilmezliğimden olsa gerek tek söylediğim ''allahım beni sev, allahım beni sev, allahım beni sev...'' idi ta ki babaannem secdeden kalkana kadar.
ama alnımı secdeye dayayıp gözlerimi yumduğumda görürdüm o'nu hep. gözlerimi yumduğumda kabe'nin karşısında görürdüm kendmi. önümde kabe ve kabenin arkası kapkaranlık. işte o karanlığın ardında bir çift göz vardı ve elini beline koymuş beni tebessümle seyrettiğini görürdüm. evet alnımı ne zaman secdeye koysam, ben kabenin önünde ''allahım beni sev'' derdim o ise tebessümle beni izlerdi.
kendisiyle ilgili bildiğim tek şey; çocuk kullarına tebessümle baktığıdır. zira gördüm...
hatırlıyorum da ortaokulda ki din öğretmenimiz allahı ''insan aklının hayal edemeyeceği varlık'' olarak tanımlamıştı bizlere. pis adam moralimi bozmuştu.
kendimi bildim bileli allahı kafamda hep ''insan'' olarak tasvir etmiştim. ilkokulumun bakırköy'de olmasından mıdır nedir hep; bakırköy'de oturan, siyah takım elbiseli, elinde iş çantalı bir adam olarak düşünmüştüm onu. sabahları kalkar halkın arasına karışır akşam olunca evine gider diye.
alternatif bir tavfisirim daha vardı allah için; büyük büyük kayalar üst üste koyulmuş, taşlarla elleri kolları yapılmış dev bir yığın olarak düşünmüştüm, gözleri falan da vardı.
nedense o'nunla ilgili hayallerim hiç akla hayale gelmeyecek şeyler olmamıştı. hala düşünürüm neye benzer diye ve hala cevaplar bulurum kendimce.
bence o yarattığı varlıkların kılığına giriyor. zaman zaman insan oluyor zaman zaman başka bir varlık. bunu yapma nedeni bazen ne hissettiğimizi anlamak için olsa da bazen bizi kıskandığı için yapıyor.
şimdi ''sümme haşa, bire kafir sen ne biçim konuşuyorsun allah için'' diyeceksiniz ama bence o'ndan korkulmaz, o sevilir, onunla konuşulur, o anlayışlıdır ki ne dersek diyelim yanında cahil kalışımızdandır.
bir de ben küçükken severdi beni o.
babaannemden heves edip namaz kıldığım zamanlar geliyor aklımla. alnımı o çocuk aklımla, dua bilmeden secdeye dayadığım an geliyor. o an dua bilmezliğimden olsa gerek tek söylediğim ''allahım beni sev, allahım beni sev, allahım beni sev...'' idi ta ki babaannem secdeden kalkana kadar.
ama alnımı secdeye dayayıp gözlerimi yumduğumda görürdüm o'nu hep. gözlerimi yumduğumda kabe'nin karşısında görürdüm kendmi. önümde kabe ve kabenin arkası kapkaranlık. işte o karanlığın ardında bir çift göz vardı ve elini beline koymuş beni tebessümle seyrettiğini görürdüm. evet alnımı ne zaman secdeye koysam, ben kabenin önünde ''allahım beni sev'' derdim o ise tebessümle beni izlerdi.
kendisiyle ilgili bildiğim tek şey; çocuk kullarına tebessümle baktığıdır. zira gördüm...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar