bugün
- tai lung24
- abberline4
- kuşların temiz arabalara sıçması6
- diamond bosphorus20
- nickten isim tahmini yapmak28
- kavga etmekten korkan erkek7
- en sevilen su markası7
- ne olacak bu ülkenin hali4
- ak parti merkez yürütme kurulu toplantısı7
- server'ın naneyi yemesi5
- habire1263
- habire12 adamdır37
- yunan adaları5
- 30 dakika bilgi içerikli entry girelim kampanyası2
- tememda kenka nalaka15
- kirazın kilosunun 150 tl olması7
- izmirli kızların verici olması28
- yokuş aşağı yuvarlanmak3
- kan sırası4
- robot moderatör4
- ipkis efendi2
- aldığınız en ilginç iltifat5
- insan kaynakları5
- sözlük kızlarının kombinleri23
- atatürk düşmanı it sürüsü5
- bir bankta akşama kadar oturmak3
- gece sokakta koşarak 31 çeken kolsuz cüce görmek6
- az yakar diye dizel araba alan memur2
- otosan p1003
- mutsuzluğun en büyük nedeni15
- sssilvermist19
- iş bulamamak5
- ben geldim naneler13
- fil8
- almanlarin orduya guvensizligi3
- mutlu ama uzak olsun4
- kaplan7
- ismet gurbuz 20242
- yan diomande2
- kartal6
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- tas kafa traşlı hırt sorunu4
- aslan8
- claudian clouds kadındır12
- çok konuşan kedi2
- timsah5
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- cilgincapkin12
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- besim tibuk2
övgüye ihtiyacı olmayan tek kavramdır. vardır ki yokluğunu ispatlayan olmamıştır.
hatırlıyorum da ortaokulda ki din öğretmenimiz allahı ''insan aklının hayal edemeyeceği varlık'' olarak tanımlamıştı bizlere. pis adam moralimi bozmuştu.
kendimi bildim bileli allahı kafamda hep ''insan'' olarak tasvir etmiştim. ilkokulumun bakırköy'de olmasından mıdır nedir hep; bakırköy'de oturan, siyah takım elbiseli, elinde iş çantalı bir adam olarak düşünmüştüm onu. sabahları kalkar halkın arasına karışır akşam olunca evine gider diye.
alternatif bir tavfisirim daha vardı allah için; büyük büyük kayalar üst üste koyulmuş, taşlarla elleri kolları yapılmış dev bir yığın olarak düşünmüştüm, gözleri falan da vardı.
nedense o'nunla ilgili hayallerim hiç akla hayale gelmeyecek şeyler olmamıştı. hala düşünürüm neye benzer diye ve hala cevaplar bulurum kendimce.
bence o yarattığı varlıkların kılığına giriyor. zaman zaman insan oluyor zaman zaman başka bir varlık. bunu yapma nedeni bazen ne hissettiğimizi anlamak için olsa da bazen bizi kıskandığı için yapıyor.
şimdi ''sümme haşa, bire kafir sen ne biçim konuşuyorsun allah için'' diyeceksiniz ama bence o'ndan korkulmaz, o sevilir, onunla konuşulur, o anlayışlıdır ki ne dersek diyelim yanında cahil kalışımızdandır.
bir de ben küçükken severdi beni o.
babaannemden heves edip namaz kıldığım zamanlar geliyor aklımla. alnımı o çocuk aklımla, dua bilmeden secdeye dayadığım an geliyor. o an dua bilmezliğimden olsa gerek tek söylediğim ''allahım beni sev, allahım beni sev, allahım beni sev...'' idi ta ki babaannem secdeden kalkana kadar.
ama alnımı secdeye dayayıp gözlerimi yumduğumda görürdüm o'nu hep. gözlerimi yumduğumda kabe'nin karşısında görürdüm kendmi. önümde kabe ve kabenin arkası kapkaranlık. işte o karanlığın ardında bir çift göz vardı ve elini beline koymuş beni tebessümle seyrettiğini görürdüm. evet alnımı ne zaman secdeye koysam, ben kabenin önünde ''allahım beni sev'' derdim o ise tebessümle beni izlerdi.
kendisiyle ilgili bildiğim tek şey; çocuk kullarına tebessümle baktığıdır. zira gördüm...
hatırlıyorum da ortaokulda ki din öğretmenimiz allahı ''insan aklının hayal edemeyeceği varlık'' olarak tanımlamıştı bizlere. pis adam moralimi bozmuştu.
kendimi bildim bileli allahı kafamda hep ''insan'' olarak tasvir etmiştim. ilkokulumun bakırköy'de olmasından mıdır nedir hep; bakırköy'de oturan, siyah takım elbiseli, elinde iş çantalı bir adam olarak düşünmüştüm onu. sabahları kalkar halkın arasına karışır akşam olunca evine gider diye.
alternatif bir tavfisirim daha vardı allah için; büyük büyük kayalar üst üste koyulmuş, taşlarla elleri kolları yapılmış dev bir yığın olarak düşünmüştüm, gözleri falan da vardı.
nedense o'nunla ilgili hayallerim hiç akla hayale gelmeyecek şeyler olmamıştı. hala düşünürüm neye benzer diye ve hala cevaplar bulurum kendimce.
bence o yarattığı varlıkların kılığına giriyor. zaman zaman insan oluyor zaman zaman başka bir varlık. bunu yapma nedeni bazen ne hissettiğimizi anlamak için olsa da bazen bizi kıskandığı için yapıyor.
şimdi ''sümme haşa, bire kafir sen ne biçim konuşuyorsun allah için'' diyeceksiniz ama bence o'ndan korkulmaz, o sevilir, onunla konuşulur, o anlayışlıdır ki ne dersek diyelim yanında cahil kalışımızdandır.
bir de ben küçükken severdi beni o.
babaannemden heves edip namaz kıldığım zamanlar geliyor aklımla. alnımı o çocuk aklımla, dua bilmeden secdeye dayadığım an geliyor. o an dua bilmezliğimden olsa gerek tek söylediğim ''allahım beni sev, allahım beni sev, allahım beni sev...'' idi ta ki babaannem secdeden kalkana kadar.
ama alnımı secdeye dayayıp gözlerimi yumduğumda görürdüm o'nu hep. gözlerimi yumduğumda kabe'nin karşısında görürdüm kendmi. önümde kabe ve kabenin arkası kapkaranlık. işte o karanlığın ardında bir çift göz vardı ve elini beline koymuş beni tebessümle seyrettiğini görürdüm. evet alnımı ne zaman secdeye koysam, ben kabenin önünde ''allahım beni sev'' derdim o ise tebessümle beni izlerdi.
kendisiyle ilgili bildiğim tek şey; çocuk kullarına tebessümle baktığıdır. zira gördüm...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar