bugün
- memduh bashgan9
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- true üniversitesi6
- true'nun azılı bir muhalifken sonradan yumuşaması6
- velvet35
- ciddi ciddi aşure seven insan21
- ahtapot yemek9
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- sikmek icin entry ni beğendi5
- trueculuk5
- bik bik kaç yaşında10
- evde kalmış kız kurusu6
- rüyada true yu görmek3
- sütlaç gibi karı6
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı10
- entry girilecek düzgün başlık4
- sarapci koala5
- köfte patates abartılmış balon bir ikilidir5
- sabah 8 de açılan dükkanların felsefesi4
- deniz göktaş35
- tokmakçısına aşure yapan kız4
- true'nun pipisi3
- haykırarak diyorum kürdüm3
- nihat genç2
- sözlükçülerin en iyi 5 roman listesi6
- true'nun oy verdiği parti3
- geldi yine tipini siktiğim4
- manifest4
- atatürk'ün boyu2
- eklenmesi gereken dersler4
- erik kompostosu yapmak2
- mony tontana6
- joseph puterbaugh3
- bok bok3
- 15 mayıs uludağ sözlüğün kurtuluşu4
- husamettin kokorecsever2
- uludağ sözlük bir ailedir10
- bir ilişkiyi kim yönetir8
- afgandaki şeriat modeli türkiyeye çağ atlatacaktır2
- true ile sevişmek4
- dere kenarında vurduran yazarlar3
- evagreen5
- sofia cordova2
- inancı gereği akrabalarını üni'ye dolduran rektör2
- sabaha kadar kucaklar beni true true true true3
- bir kadını yaşıyla vurmak5
- 4 ilde denize girmenin yasaklanması2
- true siksn sizi2
- true club4
- goooooool gol gol gol gooool2
https://m.youtube.com/watch?v=iDaIkfwC1K8
Bunun ile
Vanmimit arasında bişi...
Yani; Fatih Terim'in ingilizcesi diyelim de herkes anlasın işte.
Fatih Terim'in basın açıklaması, örn:
Cümle 1: big games easy than the other games
Doğrusu: Big matches are easier than the others.
Türkçe çevirisi: Büyük (iddialı) maçlar diğerlerinden daha kolaydır.
Dilbilgisi hataları: Bir şeyin mevcut özelliklerinden bahsediyorsak özneye uygun olarak am-is-are yardımcılarından birini kullanmalıyız. Özellikleri karşılaştırırken kullandığımız yapı, kısa sıfatlara -er eki getirilerek oluşturulur.
Belirgin telaffuz hataları: the ön sözcüğü sesli harfle başlayan kelimelerden önce dı olarak değil di olarak okunur.
---
Cümle 2: every times we have the control the games, under the control the games during the games
Doğrusu: We had the control over the whole match.
Türkçe çevirisi: Maç boyunca kontrol bizdeydi.
Açıklama: ingilizce'de her anlamına gelen every kelimesi tekil isimlerle birlikte kullanılır.
Belirgin telaffuz hataları: control kelimesi kontrol olarak değil kıntrol olarak okunuyor.
---
Cümle 3: We have the some possibility some big chances, some big okazyon... something like that
Doğrusu: We had good chances and opportunities during the match.
Türkçe çevirisi: Maç boyunca elimize bir çok fırsat geçirdik, bir çok önemli pozisyonumuz oldu... Yani...
Açıklama: some ön sözcüğü sayılabilen isimlerle kullanıldığında beraber kullandığımız isimler çoğul olur.
Belirgin telaffuz hataları: okazyon diye telaffuz edilen occasion kelimesinin doğru okunuşu ıkeyjın'dır. Possibility kelimesinin okunuşu pasıbilıti'dir.
---
Cümle 4: It is the football. That is the football. Something happened, everything is something happened.
Doğrusu: It's football; things like this always happen in football.
Türkçe çevirisi: Futbol bu. Her zaman böyle şeyler olur futbolda.
Açıklama: bir konuyla ilgili genel fikir beyanında geçmiş zaman değil geniş zaman kullanılır.
Belirgin telaffuz hataları: football kelimesi futbol olarak okunur, futbıl olarak okunmaz.
---
Cümle 5: But anyway, now is in the tabele, we have to seen the situation, now is second position, and, one point more
Doğrusu: But anyway now in the table we have to face the situation. Now we are in the second position and we got one more point.
Türkçe çevirisi: Ama herşeye rağmen puan durumuna bakmamız gerek. Şu anda ikinci durumdayız ve bir puan daha aldık.
Açıklama:'have to' yardımcı fiilinden sonra fiiller birinci hallerinde kullanılırlar. Derece bildiren sıfatlar the ön sözcüğü ile birlikte kullanılırlar.
Belirgin telaffuz hataları: tabele diye bir sözcük ne ingilizce'de ne de Türkçe'de mevcut. Doğru kelime teıbl diye okunan table kelimesidir. Situation kelimesi situn..eyşın diye değil siçueyşın diye okunur.
---
Cümle 6: I don't want to see the back, I want to see the front and I hope so tomorrow my teams...
Doğrusu: We have to look ahead, not to the past.
Türkçe çevirisi: Geçmişe değil önümüze bakmalıyız.
Açıklama: "front' fiziksel anlamda ön, yüz, ön taraf anlamında kullanılır.
Bunun ile
Vanmimit arasında bişi...
Yani; Fatih Terim'in ingilizcesi diyelim de herkes anlasın işte.
Fatih Terim'in basın açıklaması, örn:
Cümle 1: big games easy than the other games
Doğrusu: Big matches are easier than the others.
Türkçe çevirisi: Büyük (iddialı) maçlar diğerlerinden daha kolaydır.
Dilbilgisi hataları: Bir şeyin mevcut özelliklerinden bahsediyorsak özneye uygun olarak am-is-are yardımcılarından birini kullanmalıyız. Özellikleri karşılaştırırken kullandığımız yapı, kısa sıfatlara -er eki getirilerek oluşturulur.
Belirgin telaffuz hataları: the ön sözcüğü sesli harfle başlayan kelimelerden önce dı olarak değil di olarak okunur.
---
Cümle 2: every times we have the control the games, under the control the games during the games
Doğrusu: We had the control over the whole match.
Türkçe çevirisi: Maç boyunca kontrol bizdeydi.
Açıklama: ingilizce'de her anlamına gelen every kelimesi tekil isimlerle birlikte kullanılır.
Belirgin telaffuz hataları: control kelimesi kontrol olarak değil kıntrol olarak okunuyor.
---
Cümle 3: We have the some possibility some big chances, some big okazyon... something like that
Doğrusu: We had good chances and opportunities during the match.
Türkçe çevirisi: Maç boyunca elimize bir çok fırsat geçirdik, bir çok önemli pozisyonumuz oldu... Yani...
Açıklama: some ön sözcüğü sayılabilen isimlerle kullanıldığında beraber kullandığımız isimler çoğul olur.
Belirgin telaffuz hataları: okazyon diye telaffuz edilen occasion kelimesinin doğru okunuşu ıkeyjın'dır. Possibility kelimesinin okunuşu pasıbilıti'dir.
---
Cümle 4: It is the football. That is the football. Something happened, everything is something happened.
Doğrusu: It's football; things like this always happen in football.
Türkçe çevirisi: Futbol bu. Her zaman böyle şeyler olur futbolda.
Açıklama: bir konuyla ilgili genel fikir beyanında geçmiş zaman değil geniş zaman kullanılır.
Belirgin telaffuz hataları: football kelimesi futbol olarak okunur, futbıl olarak okunmaz.
---
Cümle 5: But anyway, now is in the tabele, we have to seen the situation, now is second position, and, one point more
Doğrusu: But anyway now in the table we have to face the situation. Now we are in the second position and we got one more point.
Türkçe çevirisi: Ama herşeye rağmen puan durumuna bakmamız gerek. Şu anda ikinci durumdayız ve bir puan daha aldık.
Açıklama:'have to' yardımcı fiilinden sonra fiiller birinci hallerinde kullanılırlar. Derece bildiren sıfatlar the ön sözcüğü ile birlikte kullanılırlar.
Belirgin telaffuz hataları: tabele diye bir sözcük ne ingilizce'de ne de Türkçe'de mevcut. Doğru kelime teıbl diye okunan table kelimesidir. Situation kelimesi situn..eyşın diye değil siçueyşın diye okunur.
---
Cümle 6: I don't want to see the back, I want to see the front and I hope so tomorrow my teams...
Doğrusu: We have to look ahead, not to the past.
Türkçe çevirisi: Geçmişe değil önümüze bakmalıyız.
Açıklama: "front' fiziksel anlamda ön, yüz, ön taraf anlamında kullanılır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar