bugün
- yılbaşı gecesinin diğer gecelerden farkı olmaması6
- çeçenistan danışmanının cübbeli ahmet'i ziyareti3
- 13 eylül 2026 galatasaray kocaelispor maçı28
- kadınların güçlü erkek tercihi19
- anın fotoğrafı20
- para tip fizik olmadan bir kız nasıl etkilenir11
- rusya'nın ingiltere'yi tek tuşla haritadan silmesi2
- sözlük yazarlarının kombinleri14
- sarapci koala hatayi13
- fantastik sinemanın sıkıcılığı5
- sözlükte eğlence arayan yazarlar10
- çok iyi birisin diyen ama ayrılan kız9
- sözlük erkeklerinin kol kasları8
- üzülünce halıya uzanmak10
- telegram kullanan erkek8
- 14 eylül 20262
- yazarların en sevdiği şeyler15
- uludağ itiraf10
- tolkien2
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz40
- aşk nedir8
- sanatımı ekşi sözlükte icra etmeye karar vermem7
- kolları damarlı erkek6
- islamda namaz yoktur21
- dövmesiz bir kızı gelin getirmek5
- silvermist'in mutfağına konuk olmak26
- iremga7
- sözlük yazarlarının yaşadığı mistik olaylar7
- gocu'ya lakap buluyoruz kampanyası7
- haydi yorgun mermi okula6
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri27
- aragorn'un düğününde damatlık giyen cüce4
- jalapeno6
- partiden partiye giden erkekle evlenir misiniz5
- aragornun düğününde havaya ok sıkan terbiyesiz elf4
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri34
- galatasaray12
- zorbalanmaya alışkın insan6
- yarın okulların açılacak olması5
- whatsapp grubu kuralım5
- çok zeki olup belli etmemek4
- futbol8
- fenerbahçe14
- s'i l v'e r m'i s t21
- akçomarların beynini açıp incelemek4
- özgür özel9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak16
- reddit kullanan erkek4
- başı kapalı ama her şeyi torpilli tipler6
- pazarcıların seçtirmemesi9
“batılı görüşte ölüm yaşamın sonu anlamına gelir. doğu'da ise ölüm upuzun bir yaşam geçidinin içinde yer alan güzel bir olaydır ve bir çok kere tekrarlanacaktır. her ölüm başka bir yaşama; farklı bir biçim, farklı bir tanımlama, farklı bir bilince geçmeden önceki finaldi. ölünce yaşamınızı noktalamıyor, yalnızca başka bir yere taşınıyorsunuz. bu bana nasreddin hocayı anımsattı. hoca uyurken evine hırsız girmiş. aslında gerçekten uyumuyor, gözlerini kapalı tutuyor, arada bir de açıp hırsızın neler yaptığına bakıyormuş. ama kimsenin işine karışmak da ona göre değilmiş. öyle ya, hırsız onun uykusuna karışmıyormuş, o niye adamın mesleğine burnunu soksun? bırakmış ne yapacaksa yapsın! hırsız bu adamda bir gariplik sezip, biraz endişelenmeye başlamış. evdeki her şeyi dışarı taşırken arada bir elinden kayan bir şey yere düşüyor, ama gürültü çıksa bile adam uykusundan uyanmıyormuş. hırsız böyle bir uykunun ancak insan uyanık olduğunda mümkün olabileceğine dair bir kuşkuya kapılıp: "ne acayip adam, evini olduğu gibi boşaltmama rağmen gıkını bile çıkarmıyor" diye düşünmüş. olduğu gibi bütün eşyaları, yastıkları, ne var ne yoksa her şeyi almış. tam kendi evine taşımak üzere eşyaları bir araya getirip, bağlarken birinin onu takip ettiğini hissetmiş. arkasına dönünce onu takip edenle uyuyan adamın aynı kişi olduğunu görüp, "niye beni takip ediyorsun?" diye sormuş.
"takip etmiyorum ki, birlikte taşınıyoruz. ne var ne yoksa aldığına göre artık ben bu evde ne yapayım? ben de tabii ki seninle geliyorum."
bu doğulu rahatlığıdır, ölüm konusunda bile doğu'da bu fikir devam eder-yalnızca başka bir yere taşınmak...
hırsız paniğe kapılmış, "affet beni, eşyalarını geri al."
hoca şöyle yanıt vermiş: "hiç gereği yok. ben zaten taşınmayı düşünüyordum- baksana ev zaten harabe gibi. bundan beter bir ev olamaz. hem ben de çok tembel bir adamım. birinin bana bakması gerek. her şeyi alıp da beni burada yalnız bırakmanın alemi var mı?"
hırsız hayatı boyunca bu işi yaptığı halde hiç böyle birine denk gelmediği için korkmuş. bir kez daha, "her şeyini geri alabilirsin." demiş.
hoca bu kez, "yoo!" demiş. "planda hiçbir değişiklik yapmayacağız. sen bu eşyaları olduğu gibi taşıyacaksın, yoksa doğru karakola giderim. sana efendi gibi davranıp hırsız demiyorum, bana göre taşınmama yardım eden bir adamsın yalnızca."
aslında acele etmeye hiç gerek olmadığı için kafanızdaki kısa ömür fikri tehlikeli bir fikirdir. doğu'nun bunca yoksulluğa karşı kederli ve umutsuz olmamasının nedeni budur. batı zengindir, ama bu zenginlik ne tinselliğine ne de gelişimine hiçbir katkı sağlamamıştır. aksine batı fazla gergindir. oysa yaşamın sağlayabileceği tüm konfora sahip olabildiğine göre daha rahat olması gerekir. aslında temel sorun, batı'nın içten içe yaşamın kısacık olduğunu, hepimizin sırada beklediğini ve her anın bizi ölüme daha çok yaklaştırdığını bilmesidir. doğduğumuz anda, mezara doğru giden yolculuğumuz da başlamış demektir. her an yaşam kesintiye uğramakta, gitgide daha da kısalmaktadır. bu durum gerginlik, keder ve endişeye yol açar. hiç birini yanınızda götüremeyeceğinizin farkına varınca, tüm konfor ve lüksler, tüm zenginlikler anlamsızlaşmaya başlar. ölüme tek başına gideceksiniz. doğu rahattır. birincisi ölümü önemsemez- onu yalnızca bir şekil değiştirme olarak kabul eder. ikinci olarak da öyle rahattır ki ölümden sonra bile yanınızda olacak içsel zenginliklerinizi keşfetmeye başlarsınız. ölüm bu zenginliği sizden alamaz. ölüm dıştaki her şeyinizi alır ve içsel olarak kendinizi geliştiremediğiniz taktirde doğal olarak hiçbir şeyi ölümden koruyamayacağınız ve sahip olduğunuz her şeyi yitireceğinize dair korku duyarsınız. ancak içsel benliğinizi geliştirip, dış etkenlerden bağımsız olarak huzur, mutluluk, sükunet ve neşeye kavuşabilmişseniz, benliğinizin ait olduğu bahçeye varıp, saf bilincinizin açan çiçeklerini görebilmişseniz, ölüm korkusu diye bir konu sizin için söz konusu bile olamaz.”
#osho
#ölüm
#doğu
#batı
"takip etmiyorum ki, birlikte taşınıyoruz. ne var ne yoksa aldığına göre artık ben bu evde ne yapayım? ben de tabii ki seninle geliyorum."
bu doğulu rahatlığıdır, ölüm konusunda bile doğu'da bu fikir devam eder-yalnızca başka bir yere taşınmak...
hırsız paniğe kapılmış, "affet beni, eşyalarını geri al."
hoca şöyle yanıt vermiş: "hiç gereği yok. ben zaten taşınmayı düşünüyordum- baksana ev zaten harabe gibi. bundan beter bir ev olamaz. hem ben de çok tembel bir adamım. birinin bana bakması gerek. her şeyi alıp da beni burada yalnız bırakmanın alemi var mı?"
hırsız hayatı boyunca bu işi yaptığı halde hiç böyle birine denk gelmediği için korkmuş. bir kez daha, "her şeyini geri alabilirsin." demiş.
hoca bu kez, "yoo!" demiş. "planda hiçbir değişiklik yapmayacağız. sen bu eşyaları olduğu gibi taşıyacaksın, yoksa doğru karakola giderim. sana efendi gibi davranıp hırsız demiyorum, bana göre taşınmama yardım eden bir adamsın yalnızca."
aslında acele etmeye hiç gerek olmadığı için kafanızdaki kısa ömür fikri tehlikeli bir fikirdir. doğu'nun bunca yoksulluğa karşı kederli ve umutsuz olmamasının nedeni budur. batı zengindir, ama bu zenginlik ne tinselliğine ne de gelişimine hiçbir katkı sağlamamıştır. aksine batı fazla gergindir. oysa yaşamın sağlayabileceği tüm konfora sahip olabildiğine göre daha rahat olması gerekir. aslında temel sorun, batı'nın içten içe yaşamın kısacık olduğunu, hepimizin sırada beklediğini ve her anın bizi ölüme daha çok yaklaştırdığını bilmesidir. doğduğumuz anda, mezara doğru giden yolculuğumuz da başlamış demektir. her an yaşam kesintiye uğramakta, gitgide daha da kısalmaktadır. bu durum gerginlik, keder ve endişeye yol açar. hiç birini yanınızda götüremeyeceğinizin farkına varınca, tüm konfor ve lüksler, tüm zenginlikler anlamsızlaşmaya başlar. ölüme tek başına gideceksiniz. doğu rahattır. birincisi ölümü önemsemez- onu yalnızca bir şekil değiştirme olarak kabul eder. ikinci olarak da öyle rahattır ki ölümden sonra bile yanınızda olacak içsel zenginliklerinizi keşfetmeye başlarsınız. ölüm bu zenginliği sizden alamaz. ölüm dıştaki her şeyinizi alır ve içsel olarak kendinizi geliştiremediğiniz taktirde doğal olarak hiçbir şeyi ölümden koruyamayacağınız ve sahip olduğunuz her şeyi yitireceğinize dair korku duyarsınız. ancak içsel benliğinizi geliştirip, dış etkenlerden bağımsız olarak huzur, mutluluk, sükunet ve neşeye kavuşabilmişseniz, benliğinizin ait olduğu bahçeye varıp, saf bilincinizin açan çiçeklerini görebilmişseniz, ölüm korkusu diye bir konu sizin için söz konusu bile olamaz.”
#osho
#ölüm
#doğu
#batı
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar