bugün
- zaman kavramı olmayan insan3
- arkadaşlar sizce ben nasıl biriyim3
- arkadaşlar tost yapamıyorum8
- deniz göktaş33
- sözlüğün mal dolması9
- uyuşturucuyu bırakmak3
- ayda 589 bin tl götüme sokuyorum iyi mi yapıyorum8
- bik bik abla vs vurduranlar12
- velvet31
- kızlar mesaj kutumu kısa süreliğine açtım5
- togg limuzin3
- arkadaşlar böyle biri beni takip etmeye başladı7
- bay erecto bey birader2
- şarapçı koala'yı duvarı yalarken görmek4
- sözlük yazarlarının dondurmaları4
- uludağ sözlük bir ailedir6
- müfredattan felsefe dersinin çıkarılması12
- kim kimin fakesi belli olmayan sözlük5
- kemal kılıçdaroğlu18
- diamond bosphorus13
- uzun marlboro deyince uzun mavi 2000 mi diyen kız4
- arkadaşlar makarna yapamıyorum6
- erectoton7
- durduk yere size kafayı takan yazarlar7
- ciddi ciddi aşure seven insan7
- göbek piercing'i takan 40 yaşından büyük kadın3
- gizli artı vermek7
- bütün biraderlere hükmeden birader5
- beyler lütfen hlzaya gelin4
- sözlüğe totonu zikeyim butonu4
- deniz göktaş'ın babasının thko mensubu olması8
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı10
- mutlu yaşamın sırrı2
- tüm sözlüğe benden kuşkaş3
- arkadaşlar suşi yapamıyorum4
- her 3 kadından 1 inin bedava yemek için buluşması6
- sıcaktan kilo vermek3
- yine geliyorum yilanoglu4
- seninle şöyle böyle olabilirdik2
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği28
- dona kara sinek kaçması2
- 1 milyon verseler sözlük hesabınızı satar mısınız8
- ali hamaney'in cenaze töreni4
- aylık 419 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- sgk'nın gözlük camı için 130 tl karşılaması5
- tai lung30
- ismet gey biraderin madam hanım olması hedesi3
- araya adam sokup yazar banlatmak5
- ona bir şey söyle9
- opel grandland2
birine yakın olduğumu sandığım anla, aslında beni uzak gördüğünü anladığım an arasındaki duygusal uçurumlarda bazen boğuluyorum. çok sık oluyor bu son zamanlarda. seviyorsunuz sanıyorum beni bazen, aldanıyorum, sonra çok kızıyorum içten içe size söyleyemiyorum.
insanlara çabuk bağlanıyorum. çayı, her zaman çay getiren çaycımız getirmediğinde mesela içemiyorum. aynı durakta her sabah benimle birlikte otobüs bekleyen, görmezden geldiğim adam gelmediğinde endişeleniyorum. sevdiğim biri telefonu açmadığında aklıma hep en kötüsü geliyor. alışkanlıklarımdan kolay vazgeçemiyorum. alıştıklarımı kaybetmekten korkuyorum.
yeni tanıştığım birinin yanlışlarını bir türlü göremiyorum. kalbimi kırdığında, çoğu zaman kendi kendime onun aslında öyle yapmak istemediğini telkin ederek ve onla yaşadığım güzel anları düşünerek konuyu kapatıyorum. hal böyle olunca, insanlar daha çok kırmaya, bense onların hep pozitif yanlarını görme huyum yüzünden daha çok üzülmeye başlıyorum.
öc alamıyorum, ama bana yapılan kötülükleri hiç unutamıyorum, sanıyorum kindarım.
aslında sevilmeye layık olduğumu düşünüyorum. o yüzden beni sevmeyen insanlara içten içe kızıyorum. ama çaktırmıyorum.
eğer birine kızdığımda esip gürlersem az, susarsam çok kızmış oluyorum, ama karşımdaki bu farkı anlayamıyor.
gideceksem susarak gidiyorum. bir antidepresanı bırakır gibi bırakıyorum insanları. aramalarım azalıyor, mesajlarım kısalıyor, git gide dozaj düşüyor, bir var mışım bir yok muşum? bu hem benim için, hem onlar için daha kolay oluyor.
masalları çok seviyorum. yüz yaşıma gelsem de hayal kurmaya devam edeceğim. gerçekleri sevmiyorum. hayallerim olmasa hayatım elimde kalır çünkü.
şu zamana kadar mutluluğun sadece ve sadece başkalarının mutluluğunda gizli olduğunu düşünürdüm. ta ki çevremdeki herkes mutluyken mutsuz olduğumu anlayana kadar. o yüzden birkaç zamandır, benden yüksek beklentiler içerisinde olan ve benim her daim mutlu etmeye çalıştığım insanlara resti çektim. henüz farkında değiller. onları mutlu etme çabasında değilim artık. beni sevenlerin mutluluğumla mutlu olacaklarına inanıyorum ve herkesten önce kendi mutluluğum için çalışıyorum.
tanıştığım insanlar, çevremdekiler benimle ilgili çok şey bildiklerini sanıyorlar ve ben bununla çok eğleniyorum. gerçekten kalbimi açmak istediğim birine ise tüm detayları anlatıyorum. daha önce beni üzmeyeceğinden emin olduğum sadece iki kişiye kendimi anlattım. ve çok zorlandım.
bazen hiç tanımadığım ve sonrasında da hiç görüşmeyeceğim birine kendimi anlatmak istiyorum.
dertleşmeyi hiç beceremiyorum. üzgün olduğum zaman, sadece birinin yanında susmak istiyorum. iyi niyetle olduğunu bildiğim halde, birinin bana ısrarla ne oldu demesine gıcık oluyorum. sıkıntılarımı ancak ve ancak o haleti ruhiyeden kurtulduğum zaman anlatabiliyorum.
biriyle gelecek düşündüğümde, flash tv?nin yaşlandırma tekniğini kendisine uyguluyorum. ama karşımdakine bunu söylemiyorum. eğer aksi, huysuz bir ihtiyar olacağını düşünüyorsam asla devam etmiyorum. hadi gençken çekerim de yaşlandığımda uğraşamam öylesiyle diye düşünüyorum.
bu aralar çok gerginim, o kadar çok işim oluyor ki bazen, hangisini yapacağıma karar verene kadar hiçbirini yapamıyorum. işte en çok da buna kızıyorum.
insanlara çabuk bağlanıyorum. çayı, her zaman çay getiren çaycımız getirmediğinde mesela içemiyorum. aynı durakta her sabah benimle birlikte otobüs bekleyen, görmezden geldiğim adam gelmediğinde endişeleniyorum. sevdiğim biri telefonu açmadığında aklıma hep en kötüsü geliyor. alışkanlıklarımdan kolay vazgeçemiyorum. alıştıklarımı kaybetmekten korkuyorum.
yeni tanıştığım birinin yanlışlarını bir türlü göremiyorum. kalbimi kırdığında, çoğu zaman kendi kendime onun aslında öyle yapmak istemediğini telkin ederek ve onla yaşadığım güzel anları düşünerek konuyu kapatıyorum. hal böyle olunca, insanlar daha çok kırmaya, bense onların hep pozitif yanlarını görme huyum yüzünden daha çok üzülmeye başlıyorum.
öc alamıyorum, ama bana yapılan kötülükleri hiç unutamıyorum, sanıyorum kindarım.
aslında sevilmeye layık olduğumu düşünüyorum. o yüzden beni sevmeyen insanlara içten içe kızıyorum. ama çaktırmıyorum.
eğer birine kızdığımda esip gürlersem az, susarsam çok kızmış oluyorum, ama karşımdaki bu farkı anlayamıyor.
gideceksem susarak gidiyorum. bir antidepresanı bırakır gibi bırakıyorum insanları. aramalarım azalıyor, mesajlarım kısalıyor, git gide dozaj düşüyor, bir var mışım bir yok muşum? bu hem benim için, hem onlar için daha kolay oluyor.
masalları çok seviyorum. yüz yaşıma gelsem de hayal kurmaya devam edeceğim. gerçekleri sevmiyorum. hayallerim olmasa hayatım elimde kalır çünkü.
şu zamana kadar mutluluğun sadece ve sadece başkalarının mutluluğunda gizli olduğunu düşünürdüm. ta ki çevremdeki herkes mutluyken mutsuz olduğumu anlayana kadar. o yüzden birkaç zamandır, benden yüksek beklentiler içerisinde olan ve benim her daim mutlu etmeye çalıştığım insanlara resti çektim. henüz farkında değiller. onları mutlu etme çabasında değilim artık. beni sevenlerin mutluluğumla mutlu olacaklarına inanıyorum ve herkesten önce kendi mutluluğum için çalışıyorum.
tanıştığım insanlar, çevremdekiler benimle ilgili çok şey bildiklerini sanıyorlar ve ben bununla çok eğleniyorum. gerçekten kalbimi açmak istediğim birine ise tüm detayları anlatıyorum. daha önce beni üzmeyeceğinden emin olduğum sadece iki kişiye kendimi anlattım. ve çok zorlandım.
bazen hiç tanımadığım ve sonrasında da hiç görüşmeyeceğim birine kendimi anlatmak istiyorum.
dertleşmeyi hiç beceremiyorum. üzgün olduğum zaman, sadece birinin yanında susmak istiyorum. iyi niyetle olduğunu bildiğim halde, birinin bana ısrarla ne oldu demesine gıcık oluyorum. sıkıntılarımı ancak ve ancak o haleti ruhiyeden kurtulduğum zaman anlatabiliyorum.
biriyle gelecek düşündüğümde, flash tv?nin yaşlandırma tekniğini kendisine uyguluyorum. ama karşımdakine bunu söylemiyorum. eğer aksi, huysuz bir ihtiyar olacağını düşünüyorsam asla devam etmiyorum. hadi gençken çekerim de yaşlandığımda uğraşamam öylesiyle diye düşünüyorum.
bu aralar çok gerginim, o kadar çok işim oluyor ki bazen, hangisini yapacağıma karar verene kadar hiçbirini yapamıyorum. işte en çok da buna kızıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar