bugün
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- hangi yazarla çift olursunuz28
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz20
- murat kekilli dinleyip intihar eden gençler6
- silvermist sözlükten gitmesin kampanyası11
- üzülünce kime gidersiniz8
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi16
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- ya bi siktirin gidin15
- sözlükte bile yalnız olmak10
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı22
- penis boyu takıntısı3
- sözlük çiftleştirme servisi11
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- nick vermeden bir yazara seslen13
- ulu sözlük telegram grubu12
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- sözlük yazarlarının eski sevgiliyi unutma süresi11
- şapka takar mısınız12
- arkadaşlar ben de hesabımı siliyorum11
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- sözlükte sevgili yazar eksikliği9
- ucan tekme atan hipopotam43
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- erkeklerin sohbet muhabbet edememesi7
- istanbul12
- düş sokağı sakinleri3
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz16
- sarapci koala hatayi13
- 2026 lisans kpss sonuçları8
- arkadaşlar sizce neyimi düşüreyim14
- fon skandalı önergesini akp ve mhp'nin reddetmesi5
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- ingiliz dili ve edebiyatı bitirmek3
- sümüklü böcek çiftleşmesi6
- yemek yedikten sonra kusmak9
- sezen taş7
- nervionun beni engellemesi10
- ismet gurbuz'ün tırnakları4
- maltepe'deki çöken binanın kaçak katları13
- bir bela geliyorun profil fotosu4
- 2200 yılında nasıl görünürdüm4
- karton toblayan cocuga arkadan sımsıkı sarılmak5
- arkadaşlar buldum9
- roma imparatorluğu nun yıkılış nedeni3
- maaşınızla nasıl yatırım yapıyorsunuz11
- bakalım erkeğim beni kıskanacak mı ergensiliği4
- büyük oyunu görmek9
- şükürcülük9
- süpermarket dolabının arkasında 10 yıl ölü kalmak3
birine yakın olduğumu sandığım anla, aslında beni uzak gördüğünü anladığım an arasındaki duygusal uçurumlarda bazen boğuluyorum. çok sık oluyor bu son zamanlarda. seviyorsunuz sanıyorum beni bazen, aldanıyorum, sonra çok kızıyorum içten içe size söyleyemiyorum.
insanlara çabuk bağlanıyorum. çayı, her zaman çay getiren çaycımız getirmediğinde mesela içemiyorum. aynı durakta her sabah benimle birlikte otobüs bekleyen, görmezden geldiğim adam gelmediğinde endişeleniyorum. sevdiğim biri telefonu açmadığında aklıma hep en kötüsü geliyor. alışkanlıklarımdan kolay vazgeçemiyorum. alıştıklarımı kaybetmekten korkuyorum.
yeni tanıştığım birinin yanlışlarını bir türlü göremiyorum. kalbimi kırdığında, çoğu zaman kendi kendime onun aslında öyle yapmak istemediğini telkin ederek ve onla yaşadığım güzel anları düşünerek konuyu kapatıyorum. hal böyle olunca, insanlar daha çok kırmaya, bense onların hep pozitif yanlarını görme huyum yüzünden daha çok üzülmeye başlıyorum.
öc alamıyorum, ama bana yapılan kötülükleri hiç unutamıyorum, sanıyorum kindarım.
aslında sevilmeye layık olduğumu düşünüyorum. o yüzden beni sevmeyen insanlara içten içe kızıyorum. ama çaktırmıyorum.
eğer birine kızdığımda esip gürlersem az, susarsam çok kızmış oluyorum, ama karşımdaki bu farkı anlayamıyor.
gideceksem susarak gidiyorum. bir antidepresanı bırakır gibi bırakıyorum insanları. aramalarım azalıyor, mesajlarım kısalıyor, git gide dozaj düşüyor, bir var mışım bir yok muşum? bu hem benim için, hem onlar için daha kolay oluyor.
masalları çok seviyorum. yüz yaşıma gelsem de hayal kurmaya devam edeceğim. gerçekleri sevmiyorum. hayallerim olmasa hayatım elimde kalır çünkü.
şu zamana kadar mutluluğun sadece ve sadece başkalarının mutluluğunda gizli olduğunu düşünürdüm. ta ki çevremdeki herkes mutluyken mutsuz olduğumu anlayana kadar. o yüzden birkaç zamandır, benden yüksek beklentiler içerisinde olan ve benim her daim mutlu etmeye çalıştığım insanlara resti çektim. henüz farkında değiller. onları mutlu etme çabasında değilim artık. beni sevenlerin mutluluğumla mutlu olacaklarına inanıyorum ve herkesten önce kendi mutluluğum için çalışıyorum.
tanıştığım insanlar, çevremdekiler benimle ilgili çok şey bildiklerini sanıyorlar ve ben bununla çok eğleniyorum. gerçekten kalbimi açmak istediğim birine ise tüm detayları anlatıyorum. daha önce beni üzmeyeceğinden emin olduğum sadece iki kişiye kendimi anlattım. ve çok zorlandım.
bazen hiç tanımadığım ve sonrasında da hiç görüşmeyeceğim birine kendimi anlatmak istiyorum.
dertleşmeyi hiç beceremiyorum. üzgün olduğum zaman, sadece birinin yanında susmak istiyorum. iyi niyetle olduğunu bildiğim halde, birinin bana ısrarla ne oldu demesine gıcık oluyorum. sıkıntılarımı ancak ve ancak o haleti ruhiyeden kurtulduğum zaman anlatabiliyorum.
biriyle gelecek düşündüğümde, flash tv?nin yaşlandırma tekniğini kendisine uyguluyorum. ama karşımdakine bunu söylemiyorum. eğer aksi, huysuz bir ihtiyar olacağını düşünüyorsam asla devam etmiyorum. hadi gençken çekerim de yaşlandığımda uğraşamam öylesiyle diye düşünüyorum.
bu aralar çok gerginim, o kadar çok işim oluyor ki bazen, hangisini yapacağıma karar verene kadar hiçbirini yapamıyorum. işte en çok da buna kızıyorum.
insanlara çabuk bağlanıyorum. çayı, her zaman çay getiren çaycımız getirmediğinde mesela içemiyorum. aynı durakta her sabah benimle birlikte otobüs bekleyen, görmezden geldiğim adam gelmediğinde endişeleniyorum. sevdiğim biri telefonu açmadığında aklıma hep en kötüsü geliyor. alışkanlıklarımdan kolay vazgeçemiyorum. alıştıklarımı kaybetmekten korkuyorum.
yeni tanıştığım birinin yanlışlarını bir türlü göremiyorum. kalbimi kırdığında, çoğu zaman kendi kendime onun aslında öyle yapmak istemediğini telkin ederek ve onla yaşadığım güzel anları düşünerek konuyu kapatıyorum. hal böyle olunca, insanlar daha çok kırmaya, bense onların hep pozitif yanlarını görme huyum yüzünden daha çok üzülmeye başlıyorum.
öc alamıyorum, ama bana yapılan kötülükleri hiç unutamıyorum, sanıyorum kindarım.
aslında sevilmeye layık olduğumu düşünüyorum. o yüzden beni sevmeyen insanlara içten içe kızıyorum. ama çaktırmıyorum.
eğer birine kızdığımda esip gürlersem az, susarsam çok kızmış oluyorum, ama karşımdaki bu farkı anlayamıyor.
gideceksem susarak gidiyorum. bir antidepresanı bırakır gibi bırakıyorum insanları. aramalarım azalıyor, mesajlarım kısalıyor, git gide dozaj düşüyor, bir var mışım bir yok muşum? bu hem benim için, hem onlar için daha kolay oluyor.
masalları çok seviyorum. yüz yaşıma gelsem de hayal kurmaya devam edeceğim. gerçekleri sevmiyorum. hayallerim olmasa hayatım elimde kalır çünkü.
şu zamana kadar mutluluğun sadece ve sadece başkalarının mutluluğunda gizli olduğunu düşünürdüm. ta ki çevremdeki herkes mutluyken mutsuz olduğumu anlayana kadar. o yüzden birkaç zamandır, benden yüksek beklentiler içerisinde olan ve benim her daim mutlu etmeye çalıştığım insanlara resti çektim. henüz farkında değiller. onları mutlu etme çabasında değilim artık. beni sevenlerin mutluluğumla mutlu olacaklarına inanıyorum ve herkesten önce kendi mutluluğum için çalışıyorum.
tanıştığım insanlar, çevremdekiler benimle ilgili çok şey bildiklerini sanıyorlar ve ben bununla çok eğleniyorum. gerçekten kalbimi açmak istediğim birine ise tüm detayları anlatıyorum. daha önce beni üzmeyeceğinden emin olduğum sadece iki kişiye kendimi anlattım. ve çok zorlandım.
bazen hiç tanımadığım ve sonrasında da hiç görüşmeyeceğim birine kendimi anlatmak istiyorum.
dertleşmeyi hiç beceremiyorum. üzgün olduğum zaman, sadece birinin yanında susmak istiyorum. iyi niyetle olduğunu bildiğim halde, birinin bana ısrarla ne oldu demesine gıcık oluyorum. sıkıntılarımı ancak ve ancak o haleti ruhiyeden kurtulduğum zaman anlatabiliyorum.
biriyle gelecek düşündüğümde, flash tv?nin yaşlandırma tekniğini kendisine uyguluyorum. ama karşımdakine bunu söylemiyorum. eğer aksi, huysuz bir ihtiyar olacağını düşünüyorsam asla devam etmiyorum. hadi gençken çekerim de yaşlandığımda uğraşamam öylesiyle diye düşünüyorum.
bu aralar çok gerginim, o kadar çok işim oluyor ki bazen, hangisini yapacağıma karar verene kadar hiçbirini yapamıyorum. işte en çok da buna kızıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar