bugün
- velvet57
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar6
- 2026 ekonomik krizi14
- arkadaşlar kilo aldım4
- the odyssey5
- migros'a sorulacak tek soru23
- clemence baptista3
- victor osimhen18
- g i l d e d l i l y16
- mersin4
- aleksey batrakov26
- ilk buluşmada bavyera halk ezgileri söyleyen kezo6
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği11
- spotify3
- çiğ köfte3
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması9
- güneş gözlüğüyle bir kafeye oturup dergi okumak2
- nuri bilge ceylan3
- 1 euro 56 25 tl6
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry2
- öğretmenlere önlük ve kıyafet zorunluluğu gelmesi9
- tıktok nasıl etkin kullanılır4
- arkadaşlar veto ne demek8
- birader beyler birader yazarlardır2
- zonguldak2
- tostumu yaptım11
- 26 ağustos malazgirt zaferi'nin 955 yıl dönümü3
- sıfırladım babacığım5
- abraxas3
- zeki demirkubuz2
- dürüm yerken uzaklara dalmak2
- şeyhine karısını kızını badelettiren şakirt3
- yavuz ağıralioğlu2
- masonik gizemler5
- ellerim bos gonlum hos16
- osuruktan şiirler59
- batrakov'un kadıköy ve tüpraş da atacağı goller2
- kürt meslekleri6
- türklerin türk olamama sorunu6
- nervio hamferdi10
- insan olmaya ceyrek kala2
- mümin aynı delikten iki defa sokulmaz3
- ısparta yaprağı4
- mezeler eşliğinde rakı içip söyleşmek8
- mustafa adıgüzel2
- ismet gürbüz11
- erecto bay birader bey efendi2
- arkadaşlar çok hastayım ya7
- gnostik gizemler3
birine yakın olduğumu sandığım anla, aslında beni uzak gördüğünü anladığım an arasındaki duygusal uçurumlarda bazen boğuluyorum. çok sık oluyor bu son zamanlarda. seviyorsunuz sanıyorum beni bazen, aldanıyorum, sonra çok kızıyorum içten içe size söyleyemiyorum.
insanlara çabuk bağlanıyorum. çayı, her zaman çay getiren çaycımız getirmediğinde mesela içemiyorum. aynı durakta her sabah benimle birlikte otobüs bekleyen, görmezden geldiğim adam gelmediğinde endişeleniyorum. sevdiğim biri telefonu açmadığında aklıma hep en kötüsü geliyor. alışkanlıklarımdan kolay vazgeçemiyorum. alıştıklarımı kaybetmekten korkuyorum.
yeni tanıştığım birinin yanlışlarını bir türlü göremiyorum. kalbimi kırdığında, çoğu zaman kendi kendime onun aslında öyle yapmak istemediğini telkin ederek ve onla yaşadığım güzel anları düşünerek konuyu kapatıyorum. hal böyle olunca, insanlar daha çok kırmaya, bense onların hep pozitif yanlarını görme huyum yüzünden daha çok üzülmeye başlıyorum.
öc alamıyorum, ama bana yapılan kötülükleri hiç unutamıyorum, sanıyorum kindarım.
aslında sevilmeye layık olduğumu düşünüyorum. o yüzden beni sevmeyen insanlara içten içe kızıyorum. ama çaktırmıyorum.
eğer birine kızdığımda esip gürlersem az, susarsam çok kızmış oluyorum, ama karşımdaki bu farkı anlayamıyor.
gideceksem susarak gidiyorum. bir antidepresanı bırakır gibi bırakıyorum insanları. aramalarım azalıyor, mesajlarım kısalıyor, git gide dozaj düşüyor, bir var mışım bir yok muşum? bu hem benim için, hem onlar için daha kolay oluyor.
masalları çok seviyorum. yüz yaşıma gelsem de hayal kurmaya devam edeceğim. gerçekleri sevmiyorum. hayallerim olmasa hayatım elimde kalır çünkü.
şu zamana kadar mutluluğun sadece ve sadece başkalarının mutluluğunda gizli olduğunu düşünürdüm. ta ki çevremdeki herkes mutluyken mutsuz olduğumu anlayana kadar. o yüzden birkaç zamandır, benden yüksek beklentiler içerisinde olan ve benim her daim mutlu etmeye çalıştığım insanlara resti çektim. henüz farkında değiller. onları mutlu etme çabasında değilim artık. beni sevenlerin mutluluğumla mutlu olacaklarına inanıyorum ve herkesten önce kendi mutluluğum için çalışıyorum.
tanıştığım insanlar, çevremdekiler benimle ilgili çok şey bildiklerini sanıyorlar ve ben bununla çok eğleniyorum. gerçekten kalbimi açmak istediğim birine ise tüm detayları anlatıyorum. daha önce beni üzmeyeceğinden emin olduğum sadece iki kişiye kendimi anlattım. ve çok zorlandım.
bazen hiç tanımadığım ve sonrasında da hiç görüşmeyeceğim birine kendimi anlatmak istiyorum.
dertleşmeyi hiç beceremiyorum. üzgün olduğum zaman, sadece birinin yanında susmak istiyorum. iyi niyetle olduğunu bildiğim halde, birinin bana ısrarla ne oldu demesine gıcık oluyorum. sıkıntılarımı ancak ve ancak o haleti ruhiyeden kurtulduğum zaman anlatabiliyorum.
biriyle gelecek düşündüğümde, flash tv?nin yaşlandırma tekniğini kendisine uyguluyorum. ama karşımdakine bunu söylemiyorum. eğer aksi, huysuz bir ihtiyar olacağını düşünüyorsam asla devam etmiyorum. hadi gençken çekerim de yaşlandığımda uğraşamam öylesiyle diye düşünüyorum.
bu aralar çok gerginim, o kadar çok işim oluyor ki bazen, hangisini yapacağıma karar verene kadar hiçbirini yapamıyorum. işte en çok da buna kızıyorum.
insanlara çabuk bağlanıyorum. çayı, her zaman çay getiren çaycımız getirmediğinde mesela içemiyorum. aynı durakta her sabah benimle birlikte otobüs bekleyen, görmezden geldiğim adam gelmediğinde endişeleniyorum. sevdiğim biri telefonu açmadığında aklıma hep en kötüsü geliyor. alışkanlıklarımdan kolay vazgeçemiyorum. alıştıklarımı kaybetmekten korkuyorum.
yeni tanıştığım birinin yanlışlarını bir türlü göremiyorum. kalbimi kırdığında, çoğu zaman kendi kendime onun aslında öyle yapmak istemediğini telkin ederek ve onla yaşadığım güzel anları düşünerek konuyu kapatıyorum. hal böyle olunca, insanlar daha çok kırmaya, bense onların hep pozitif yanlarını görme huyum yüzünden daha çok üzülmeye başlıyorum.
öc alamıyorum, ama bana yapılan kötülükleri hiç unutamıyorum, sanıyorum kindarım.
aslında sevilmeye layık olduğumu düşünüyorum. o yüzden beni sevmeyen insanlara içten içe kızıyorum. ama çaktırmıyorum.
eğer birine kızdığımda esip gürlersem az, susarsam çok kızmış oluyorum, ama karşımdaki bu farkı anlayamıyor.
gideceksem susarak gidiyorum. bir antidepresanı bırakır gibi bırakıyorum insanları. aramalarım azalıyor, mesajlarım kısalıyor, git gide dozaj düşüyor, bir var mışım bir yok muşum? bu hem benim için, hem onlar için daha kolay oluyor.
masalları çok seviyorum. yüz yaşıma gelsem de hayal kurmaya devam edeceğim. gerçekleri sevmiyorum. hayallerim olmasa hayatım elimde kalır çünkü.
şu zamana kadar mutluluğun sadece ve sadece başkalarının mutluluğunda gizli olduğunu düşünürdüm. ta ki çevremdeki herkes mutluyken mutsuz olduğumu anlayana kadar. o yüzden birkaç zamandır, benden yüksek beklentiler içerisinde olan ve benim her daim mutlu etmeye çalıştığım insanlara resti çektim. henüz farkında değiller. onları mutlu etme çabasında değilim artık. beni sevenlerin mutluluğumla mutlu olacaklarına inanıyorum ve herkesten önce kendi mutluluğum için çalışıyorum.
tanıştığım insanlar, çevremdekiler benimle ilgili çok şey bildiklerini sanıyorlar ve ben bununla çok eğleniyorum. gerçekten kalbimi açmak istediğim birine ise tüm detayları anlatıyorum. daha önce beni üzmeyeceğinden emin olduğum sadece iki kişiye kendimi anlattım. ve çok zorlandım.
bazen hiç tanımadığım ve sonrasında da hiç görüşmeyeceğim birine kendimi anlatmak istiyorum.
dertleşmeyi hiç beceremiyorum. üzgün olduğum zaman, sadece birinin yanında susmak istiyorum. iyi niyetle olduğunu bildiğim halde, birinin bana ısrarla ne oldu demesine gıcık oluyorum. sıkıntılarımı ancak ve ancak o haleti ruhiyeden kurtulduğum zaman anlatabiliyorum.
biriyle gelecek düşündüğümde, flash tv?nin yaşlandırma tekniğini kendisine uyguluyorum. ama karşımdakine bunu söylemiyorum. eğer aksi, huysuz bir ihtiyar olacağını düşünüyorsam asla devam etmiyorum. hadi gençken çekerim de yaşlandığımda uğraşamam öylesiyle diye düşünüyorum.
bu aralar çok gerginim, o kadar çok işim oluyor ki bazen, hangisini yapacağıma karar verene kadar hiçbirini yapamıyorum. işte en çok da buna kızıyorum.
Gündemdeki Haberler