bugün
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı14
- acı kıyaslamak5
- dudağın içinde çıkan beyaz yaralar5
- ilkay gündoğan4
- zengin olsanız ne yaparsınız3
- sarapci koala71
- soğan yiyen kız6
- motor yağı6
- tüm gün sözlükte ırkçılık yapan yazarlar3
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası5
- dinlerin yalan olması2
- türk ten kürt'ü ayırırsan türk kalmaz4
- dinsizlik modası2
- üç nokta yerine dört nokta kullanan insan4
- 30 ağustos zafer bayramı17
- incil vahiy9
- türklerin türkiye de asimile olması8
- chp değişecek mi3
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı9
- seri eksiciyi tenhada yakalamak2
- üç harflilerin size gösterdiği vizyonlar6
- erecto bay birader bey yazar2
- kötüyü beteriyle aklama çabası2
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı29
- ismet gurbuz 2024 mübarek bir zattır3
- trt türkü2
- seri eksici ezik3
- bira ve nirvana2
- nervio hamferdi11
- tai lung44
- iq testi yaptırmış sözlük yazarları11
- israil'in ateşkese rağmen lübnan'ı vurması2
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- gs'ye yapılan torpillere söylenmek10
- seda sayan'ın olduğu eğitim platformu reklamı2
- rafael leao34
- galatasaray11
- anın görüntüsü20
- 0 0 713
- ismet gurbuz 20243
- almanya6
- diamond bey birader elmas beydir4
- winsley boteli3
- kadir mısıroğlunu vatandaşlıktan atan fenerbahçeli3
- eksilemeyi hobi haline getirmek4
- kadınlardaki sahiplenilme isteği8
- fenerbahçe organize troll örgütü2
- zihin okuma mümkün mü4
- sistem patlamış2
- mark 2 172
bir fotograf karesiyle basladi her sey. bir fotograf karesi ile de nihayete ermek uzere. iki fotograf arasinda bes yildan fazla bir sure olsa da aslinda ayni dugun albumunde bulusabilirler rahatlikla. ilk fotograf hem bitis hem de baslangicti benim icin. ikincisi sadece bitis olacak sanirim. ve kacinilmaz bir sekilde, her seyi acimasizca sonlandiran ve yillar gectikce kotu hatiralari unutup guzellere tutunma gafletinden kurtulamayan beynimin luzumsuzlugu nedeni ile kendini kahreden yine ben olacagim.
ilk fotograf karesini gordugum gunden kac gun sonraydi hatirlamiyorum. kafam bir dunyayken onunla tanismistim. gece ile gunduz kadar farkliydik birbirimizden. benim tum enerjisizligimin aksine o hep hayat doluydu. benim tum ketumlugumun yaninda o okunmayi bekleyen acik bir kitap gibiydi. benim tum sevgisizligimin icinde onun tum dunyaya yetecek kadar sevgisi vardi. buydu aslinda bizi birbirimize ceken. ben sevgisiz kalmis bir sokak kedisi gibiydim, o da hemen vicdani titreyen, sevecen, alelade bir kadindi. beni evine aldi, besledi, sevgiye bogdu.
kac ay gecti bilmiyorum. bir aksam ona evlenme teklif ettim. tum zerafeti ile beni reddetti. cunku cok iyi biliyordu ki ben gercekten evlenmek istemiyordum. o gecenin tek gercegi alkoldu cunku. "tamam o zaman! ben de sana bes yil boyunca bir daha hic evlilik teklif etmeyecegim." dedim alinmis bir halde ve "tam bes yil sonra bugun yeniden teklif edecegim" diye de ekledim. sarhosluguma verip olayi buyutmedi ve gulerek "bes yil sonra, bugunun tarihini bile hatirlamayiz" diye cevap verdi. bir sure sustum oylece. sonra, "hatirlarim dedim" buyuk bir kederle. "hem de cok iyi hatirlarim."
elbette hatirlardim. tam bir yil once o gun evlenmisti cunku. dugununden birkac gun sonra da bana bir fotograf karesi gondermisti. hemen yargilamayin onu. bizim hikayemizdeki kotu adam bendim. hakli olansa oydu. ve hakliliginin verdigi gucle canimi acitmak istiyordu. oncesinde cok ikaz etmisti beni. her davranisimla adim adim onu hic istemedigi bir evlilige suruklemistim. umrumda olmaz derdim eskiden ama fotografi gorunce yer ayaklarimin altindan kayip gitti. dengesiz hayatimin icindeki en dengesiz gunlerimi yasadim. cok zor bir donemden gecerken o cekip kurtardi beni tum bu cinnet halinden. ve ben kahir dolu bir alkol komasi icindeyken evlilik teklif etmeyi layik gordum ona. yine bencil, yine saygisiz ve yine kotu adamdim. bir de uste cikiyordum terbiyesizce. o yine de buyutmedi konuyu, beni sevgi simarigi yapmaya devam etti.
goz acip kaparmiscasina koca bir yili devirmistik bile birlikte. butun bu zaman boyunca bir tek sey disinda baska hicbir sey talep etmedi benden. bir cocugu olsun istiyordu sadece. o icindeki tum dunyaya yetecek sevgisiyle doyuracagi ve dunyanin en sansli insani yapacagi bir cocugu olsun istiyordu. bense cocuklardan nefret eden halimle bu istegine hep olumsuz cevap veriyordum. aklim almiyordu baba olma fikrini. ben hayata karsi bu kadar nefret doluyken, bir cocuga nasil babalik yapabilir, ona nasil mutlu bir dunya sunabilirdim. ben olmaz demekten yorulmustum ama o israrciligini birakmiyordu.
ikinci yilin icindeydik sanirim. yine cocuk istedigini soylemisti laf arasinda. sert bir sekilde, "evlenmeden olmaz" dedim. o kadar a-s-i-l-d-i ki 'evlenelim o zaman' bile demedi. o gunden sonra da cocugu beni evlilige zorlamak icin bir arac olarak kullandigini dusunurum diye bir daha hic mevzusunu acmadi. ne yalan diyeyim ondan biraz sikilmistim aslinda. cocuk konusunu kullanan biri varsa o da bendim. korkakligim yuzunden onu terk edecek cesareti bile bulamiyordum kendimde. belki cocuk arzusu nedeni ile o beni terk eder umidi ile gunlerimi geciriyordum.
o ise kabullenmisti her seyi. onun dunyasinda sebepler ve sonuclar yoktu. olgular birbirinden bagimsizdi her zaman. eger sansliysa istedigi iki seye ayni anda ulasacagini dusunur ama sansli degilse birine sahip olmanin da onemli bir durum oldugunu savunurdu. neden ikisine de erisemiyorum diye hayatini zindana cevirmezdi. dahasi iki olguyu asla birbirine baglamazdi. ornegin [cocukarzusu + cocukistemeyenadam = ayrilmak] gibi cebirsel islemlere girismezdi. eger o adamdan cocuk sahibi olamayacaksa o adamin hayatina kattigi degerlerle mutlu olabilirdi. bense hep bir olguyu diger bir olgunun sebebi haline getirirdim. o yuzden iliskilerde hakli olan hep ben olurdum. karsimdakini bir hataya dogru adim adim iter ama sonunda da o hatayi yaptigi icin onu cezalandirirdim. dedim ya korkaktim. adam gibi cikip sorumluluk alamazdim. ornegin delicesine aldatmak istedigim zamanlar ve ortamlar olurdu ama son anda korkup yapamazdim.
bu sekilde bes koca yili devirdik. bunca zaman o seytani planlarimin islemedigi tek kadin o oldu. onu hicbir sekilde bir hataya itemedim. o da beni oldugum gibi kabul etti. derken, o gun alkollu halde soyledigim bes yillik cezanin bitmesine gunler kaldi. adim gibi biliyorum ki benim o tarihi asla unutmadigim/unutmayacagim gibi o da o tarihi hic unutmadi. ve haliyle bes yili devirmis iliskinin varligindan da guc alip evlilik ve devaminda cocuk hayallerini kurmaya daha saglam temellerle yeniden basladi. dun, bilgisayarimda gordugum bir fotograf karesi ile karsilastigimdan bu yana da bense onu terk etmenin yollarini ariyorum.
bu kirilmaz dongunun bir parcasi/oyuncagi olmaktan yoruldum. ama bunu degistirmek icin elimden hicbir sey gelmiyor. yine tum korkakligima ragmen, terk eden ve sonrasinda kahrolan ben olacagim. bir sonraki limana siginana kadar firtinali sularda yol alacagim. ve bu kirilmaz dongu, bir baska limanda yeniden sahnelenecek. ta ki o acimasiz sular beni karanligina cekip gercek terk edisi tecrube ettirene kadar! herkesin bir laneti vardir, benimkisi de terk etmek olsa gerek!
bu yüzdendir, diğer entrylerimde bahsettiğim, her ilkbahar aklıma (bkz: mert işler)'in gelmesi
o da zor günlerimde yalnız olmadığımı güzel tercüme etmişti.. canım dostum
ilk fotograf karesini gordugum gunden kac gun sonraydi hatirlamiyorum. kafam bir dunyayken onunla tanismistim. gece ile gunduz kadar farkliydik birbirimizden. benim tum enerjisizligimin aksine o hep hayat doluydu. benim tum ketumlugumun yaninda o okunmayi bekleyen acik bir kitap gibiydi. benim tum sevgisizligimin icinde onun tum dunyaya yetecek kadar sevgisi vardi. buydu aslinda bizi birbirimize ceken. ben sevgisiz kalmis bir sokak kedisi gibiydim, o da hemen vicdani titreyen, sevecen, alelade bir kadindi. beni evine aldi, besledi, sevgiye bogdu.
kac ay gecti bilmiyorum. bir aksam ona evlenme teklif ettim. tum zerafeti ile beni reddetti. cunku cok iyi biliyordu ki ben gercekten evlenmek istemiyordum. o gecenin tek gercegi alkoldu cunku. "tamam o zaman! ben de sana bes yil boyunca bir daha hic evlilik teklif etmeyecegim." dedim alinmis bir halde ve "tam bes yil sonra bugun yeniden teklif edecegim" diye de ekledim. sarhosluguma verip olayi buyutmedi ve gulerek "bes yil sonra, bugunun tarihini bile hatirlamayiz" diye cevap verdi. bir sure sustum oylece. sonra, "hatirlarim dedim" buyuk bir kederle. "hem de cok iyi hatirlarim."
elbette hatirlardim. tam bir yil once o gun evlenmisti cunku. dugununden birkac gun sonra da bana bir fotograf karesi gondermisti. hemen yargilamayin onu. bizim hikayemizdeki kotu adam bendim. hakli olansa oydu. ve hakliliginin verdigi gucle canimi acitmak istiyordu. oncesinde cok ikaz etmisti beni. her davranisimla adim adim onu hic istemedigi bir evlilige suruklemistim. umrumda olmaz derdim eskiden ama fotografi gorunce yer ayaklarimin altindan kayip gitti. dengesiz hayatimin icindeki en dengesiz gunlerimi yasadim. cok zor bir donemden gecerken o cekip kurtardi beni tum bu cinnet halinden. ve ben kahir dolu bir alkol komasi icindeyken evlilik teklif etmeyi layik gordum ona. yine bencil, yine saygisiz ve yine kotu adamdim. bir de uste cikiyordum terbiyesizce. o yine de buyutmedi konuyu, beni sevgi simarigi yapmaya devam etti.
goz acip kaparmiscasina koca bir yili devirmistik bile birlikte. butun bu zaman boyunca bir tek sey disinda baska hicbir sey talep etmedi benden. bir cocugu olsun istiyordu sadece. o icindeki tum dunyaya yetecek sevgisiyle doyuracagi ve dunyanin en sansli insani yapacagi bir cocugu olsun istiyordu. bense cocuklardan nefret eden halimle bu istegine hep olumsuz cevap veriyordum. aklim almiyordu baba olma fikrini. ben hayata karsi bu kadar nefret doluyken, bir cocuga nasil babalik yapabilir, ona nasil mutlu bir dunya sunabilirdim. ben olmaz demekten yorulmustum ama o israrciligini birakmiyordu.
ikinci yilin icindeydik sanirim. yine cocuk istedigini soylemisti laf arasinda. sert bir sekilde, "evlenmeden olmaz" dedim. o kadar a-s-i-l-d-i ki 'evlenelim o zaman' bile demedi. o gunden sonra da cocugu beni evlilige zorlamak icin bir arac olarak kullandigini dusunurum diye bir daha hic mevzusunu acmadi. ne yalan diyeyim ondan biraz sikilmistim aslinda. cocuk konusunu kullanan biri varsa o da bendim. korkakligim yuzunden onu terk edecek cesareti bile bulamiyordum kendimde. belki cocuk arzusu nedeni ile o beni terk eder umidi ile gunlerimi geciriyordum.
o ise kabullenmisti her seyi. onun dunyasinda sebepler ve sonuclar yoktu. olgular birbirinden bagimsizdi her zaman. eger sansliysa istedigi iki seye ayni anda ulasacagini dusunur ama sansli degilse birine sahip olmanin da onemli bir durum oldugunu savunurdu. neden ikisine de erisemiyorum diye hayatini zindana cevirmezdi. dahasi iki olguyu asla birbirine baglamazdi. ornegin [cocukarzusu + cocukistemeyenadam = ayrilmak] gibi cebirsel islemlere girismezdi. eger o adamdan cocuk sahibi olamayacaksa o adamin hayatina kattigi degerlerle mutlu olabilirdi. bense hep bir olguyu diger bir olgunun sebebi haline getirirdim. o yuzden iliskilerde hakli olan hep ben olurdum. karsimdakini bir hataya dogru adim adim iter ama sonunda da o hatayi yaptigi icin onu cezalandirirdim. dedim ya korkaktim. adam gibi cikip sorumluluk alamazdim. ornegin delicesine aldatmak istedigim zamanlar ve ortamlar olurdu ama son anda korkup yapamazdim.
bu sekilde bes koca yili devirdik. bunca zaman o seytani planlarimin islemedigi tek kadin o oldu. onu hicbir sekilde bir hataya itemedim. o da beni oldugum gibi kabul etti. derken, o gun alkollu halde soyledigim bes yillik cezanin bitmesine gunler kaldi. adim gibi biliyorum ki benim o tarihi asla unutmadigim/unutmayacagim gibi o da o tarihi hic unutmadi. ve haliyle bes yili devirmis iliskinin varligindan da guc alip evlilik ve devaminda cocuk hayallerini kurmaya daha saglam temellerle yeniden basladi. dun, bilgisayarimda gordugum bir fotograf karesi ile karsilastigimdan bu yana da bense onu terk etmenin yollarini ariyorum.
bu kirilmaz dongunun bir parcasi/oyuncagi olmaktan yoruldum. ama bunu degistirmek icin elimden hicbir sey gelmiyor. yine tum korkakligima ragmen, terk eden ve sonrasinda kahrolan ben olacagim. bir sonraki limana siginana kadar firtinali sularda yol alacagim. ve bu kirilmaz dongu, bir baska limanda yeniden sahnelenecek. ta ki o acimasiz sular beni karanligina cekip gercek terk edisi tecrube ettirene kadar! herkesin bir laneti vardir, benimkisi de terk etmek olsa gerek!
bu yüzdendir, diğer entrylerimde bahsettiğim, her ilkbahar aklıma (bkz: mert işler)'in gelmesi
o da zor günlerimde yalnız olmadığımı güzel tercüme etmişti.. canım dostum
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar