bugün
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam8
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- terapi niteliğindeki şeyler12
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı74
- türklerin özellikleri4
- cumali ceber2
- o 8 0 diyen biri vardı5
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok9
- ilhan irem dinleyen erkek2
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- tulumba tatlısı2
- sözlükte kim kimle sevgili27
- sabah yedi buçukta işe başlamak2
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- kaşe2
- emre iptal kuyt ile devam2
- fil dişi bacak toz pembe ten kirpikler'na parmak2
- sobaları hazırlayın2
- votka2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- nervio43
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir3
- kışın gelmesi2
- türkiye ve avrupa farkları2
- büzülmüş çizgili dudaklar2
- aşk10
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- soğuk sabah2
- fenerbahçeli yazarlar8
- arabada sakso4
- sözlüğün en şık erkeği12
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- iyi menemenin sırrı7
- 5 kasım 2026 meteoroloji uyarısı2
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- iyi memenin sırrı7
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- febelilerin herşeyi abartması3
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- muslettin amca14
- kale3112 ifşa7
- almanca bilmek5
- israil'in gazze de çadıra hava saldırısı2
- sözlük kürdü55
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- siyah sütyen5
- aleksey batrakov27
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
Tırnak arasının içine alınmış nice kelimler,
Kelimelerin içinde nice kifayetsizlikler,
Kifayetsizliklerin içinde serzenişler,
Her serzenişe yüklenen kallavi anlamlar.
- Saat vuruyor: tik-tak, tik-tak, tik ve tak... farkında değiliz ama evvelinden dağıtılmış kağıtlar.
Şimdi bir dilek tut, pişti zamanı. -
"mutlu ederim seni" dedin masal saçan sesinle.
Masal anlatmaktan çok gerçeği bırakarak sunak taşlarıma üstelik. "Ellerim ayva göğüslerini avuçlarken, aslında kalbini ve ruhunu ele geçirmek istiyorum" dedin en gerçek halinle bana.
Ve aslında mesele bu sesli sesinin yanılsamasında değil, sükûtun huzurundaydı.
Gerçeğe ve içinde oyunlar oynanmayan bir sevgiye geç kalmış aceleciliği ile ben, susamış ağzım bir kez daha kuruluğunda yandı; tüm bunların eksikliği ile yanıp tutuşan özlemiyle.
Karar vermek miydi zor olan, kararsız kalmak mı; bilemedim.
Mutluluk var mıydı sahiden, mutluluk neydi en incesinden, en kifayetlisinden?
Aranan çatışma iken hep, hazmetmesi ne kadar kolay olurdu ki en insan tarafından?
"Mutlu ederim seni" dedin ışıl ışıl hislerinle. Ve ekledin peşi sıra: "Gücün var mı bunu istemeye"...
Zayıflığımdan vurmak istemezsin beni, bilirim bunu. Bir akşamüstü vaktinin alaca renginde içimin suları daha da bir çekiliyor derinlerine.
Şimdi sana ne demeli, bilmem ki...
Bedelleri ödenmesi gereken bir hayat yaşıyoruz, bu belli.
Kabulü ikimize göre değişeninden.
Ben daha çok siper etmişken bedenimi, sen duyguların çetrefilli izdüşümlerindesin varlığını hiçe sayan deli.
Aradıklarımızın 'olmadığını' bilmek belki de bizi bağlayan şey.
"mutlu etsene beni" dedi içim sergüzeşt bir hevesle.
Gezinen topraklar kutsal olanından, günahın korkulanından çok şehvet kokanından olsun esrikliğiyle.
Bir ses çıt diye koparıversin içimin en zayıf yerlerini; alsın devşirsin gücün tapınmaya salık veren bedeliyle...
Kelimelerin içinde nice kifayetsizlikler,
Kifayetsizliklerin içinde serzenişler,
Her serzenişe yüklenen kallavi anlamlar.
- Saat vuruyor: tik-tak, tik-tak, tik ve tak... farkında değiliz ama evvelinden dağıtılmış kağıtlar.
Şimdi bir dilek tut, pişti zamanı. -
"mutlu ederim seni" dedin masal saçan sesinle.
Masal anlatmaktan çok gerçeği bırakarak sunak taşlarıma üstelik. "Ellerim ayva göğüslerini avuçlarken, aslında kalbini ve ruhunu ele geçirmek istiyorum" dedin en gerçek halinle bana.
Ve aslında mesele bu sesli sesinin yanılsamasında değil, sükûtun huzurundaydı.
Gerçeğe ve içinde oyunlar oynanmayan bir sevgiye geç kalmış aceleciliği ile ben, susamış ağzım bir kez daha kuruluğunda yandı; tüm bunların eksikliği ile yanıp tutuşan özlemiyle.
Karar vermek miydi zor olan, kararsız kalmak mı; bilemedim.
Mutluluk var mıydı sahiden, mutluluk neydi en incesinden, en kifayetlisinden?
Aranan çatışma iken hep, hazmetmesi ne kadar kolay olurdu ki en insan tarafından?
"Mutlu ederim seni" dedin ışıl ışıl hislerinle. Ve ekledin peşi sıra: "Gücün var mı bunu istemeye"...
Zayıflığımdan vurmak istemezsin beni, bilirim bunu. Bir akşamüstü vaktinin alaca renginde içimin suları daha da bir çekiliyor derinlerine.
Şimdi sana ne demeli, bilmem ki...
Bedelleri ödenmesi gereken bir hayat yaşıyoruz, bu belli.
Kabulü ikimize göre değişeninden.
Ben daha çok siper etmişken bedenimi, sen duyguların çetrefilli izdüşümlerindesin varlığını hiçe sayan deli.
Aradıklarımızın 'olmadığını' bilmek belki de bizi bağlayan şey.
"mutlu etsene beni" dedi içim sergüzeşt bir hevesle.
Gezinen topraklar kutsal olanından, günahın korkulanından çok şehvet kokanından olsun esrikliğiyle.
Bir ses çıt diye koparıversin içimin en zayıf yerlerini; alsın devşirsin gücün tapınmaya salık veren bedeliyle...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar