bugün
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- mal mıyım sorunsalı9
- kiraz cicegi kolonyasi41
- sözlük kızlarının kekleri4
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri13
- usame bin ladin ve onun islamcı ütopyası7
- filistin kurtuluş örgütü ve terörü desteklemek5
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı3
- mandalina4
- kendine yalan söyleme eğilimi10
- ben bu çocukla ilgili evlencem ya9
- mesajlara sürekli geç cevap veren erkek10
- türk töresinde zina edenin parçalara ayrılması6
- youtubeda azer bülbül canlı diye arama yapan kız2
- yazarların hayatlarında çıktığı en elit seviye3
- istanbul trafiği4
- fırat2
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek14
- takibe anında takip5
- küt saçlı hatun8
- kızılcık şerbeti dizisi4
- friedrich hegel la bi cay icek15
- pazardan bir kilo muz alan erkek3
- 11 eylül 2026 beşiktaş erzurumspor maçı4
- mesih gelseydi5
- zina ne fuhuş ne sorunsalı3
- rahmi koç'un balığın kalanından çorba yapması10
- seninle esnaf lokantasına bile gelirim diyen kadın9
- bu gün sözlük ne tatlı lan12
- mutsuzken çirkin olmak8
- iskender10
- güzel bir kazın yalnız olmasının nedenleri11
- yapay zeka sözlük moderatörü3
- sözlük yazarlarının saatleri2
- insan iyiyi kötüyü bilme iradesine aden de kavuştu7
- esnaf lokantasında çorba içerken hayatı sorgulamak10
- güne bir şiir dizesi bırak5
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler13
- brt362
- seninle salam ekmek bile yerim diyen kız6
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- seni severken valizini hazır tutan kadın10
- sözlükteki israil sempatizyanları4
- anın görüntüsü23
- aydınlanmak3
- yeralti edebiyatcisi11
- etli biber dolması yapan erkek9
- deve sidiği2
- beyoğlu geceleri2
Mekke’de yaşayan Amâlika, Cürhüm, Huzâa ve Kureyş gibi bir çok kavim, Kâbe’ye saygılarından ötürü evlerini hiçbir zaman ondan daha yüksek yapmamaya özellikle dikkat etmişlerdir. Bu saygı hissi, onlarda uyulması gereken bir kanun hali- ne gelmişti. Daha sonraları bu gelenek yıkılarak yüksek evler yapılmaya başlandı. Genelde, cahiliye döneminde Mekke halkı ev yaparken ustaya, evin tavanının Kâbe’nin tavanını geçmemesini ve ondan daha yüksek olmamasını emrederlerdi.
Bu duruma göre, Mekke evlerinin Kâbe’den alçak olduğu, Kabe’yi geçmemek şartıyla birkaç kat olabileceği kanaatine varılmaktadır. Şeybe b. Osman’ın Kâbe’den daha yüksek yapılan evleri yıktırması, tezimizi desteklemektedir.
Mekkeliler, Kâbe’ye bakan evler yapmazlardı. Kâbe’nin görünmesini engelleyecek ev yapmayı hoş da karşılamazlardı.
Özellikle Merve ve Safâ arasında da ev yapmaya karşıydılar. Yani bina yapımları Kâbe’ye göre ayarlanırdı.
Ayrıca Kâbe, şekil olarak kareye yakın dikdörtgen olması, Mekke halkının köşeli ev yapımını kötü görmesine sebep olmuştur. Mekke halkı evlerini dairemsi yaparlardı.
Köşeli ev yapıldığında başlarına belalalar geleceğine inanan halk, ilk defa geleneği bozarak Mekke’de köşeli ev yapan Hümeyd b. Züheyr için şu şiiri söylemiştir
“Hümeyd dört köşeli yaptı evini Bu onun için ya ölüm olur ya hayat.”
Hümeyd b. Züheyr Esedî’den sonra, halkın Kâbe’ye karşı duyduğu sevgi ve saygı anlayışında meydana gelen bu değişiklik üzerine Kâbe gibi köşeli evler yapılmaya başlandığı kaydedilmektedir. Bazılarına göre ilk köşeli ev yapan kişi, Yezîd b. Verkâ el-Huzâî’dir.
Mekke’de ilk ev konusunda da tartışma vardır. Mekke’de ilk bina yapımım Sa’d b. Amr es-Sehmî’nin gerçekleştirdiğini iddia edenler de vardır. Mekke’de yarı bedevilerin yaptığı kamış, balçık kulübe türü evler ve haymeler (çadırlar) dışında evlerin taş ve topraktan yapıldığı ve zaman zaman ahşap malzemelerin de kullanıldığı görülmektedir. Nitekim, Kâbe de taş ve ahşap malzeme ile yapıldı.
Evlerin tavanında yağmur yağdığında suların içeri girmesini en- gellemesi için de izhir otu kullanılmıştır. Aynı zamanda izhir, Mekke yapılarında balçıkla beraber dolgu malzemesi olarak kullanılırdı.
Mekke’de evlerde kullanılan taşlar, etraftaki dağlardan getirilirdi.
Bu taşlar, siyah ve beyaz renkliydi.
Ayrıca evlerde harç olarak balçık ve kilin kullanıldığı görülmektedir. Peygamber’in bu iki malzemenin mezarlıklarda kullanılmasını yasaklaması da düşündürücüdür.
Daha sonraki dönemlerde yapılan Dârü’l-Beydâ, kerpiç ve taşla yapılmış, kireçle boyandı. Ruktâ denen ev ise, kireç ve kırmızı benekli, süslü taşlardan yapıldı
Bu duruma göre, Mekke evlerinin Kâbe’den alçak olduğu, Kabe’yi geçmemek şartıyla birkaç kat olabileceği kanaatine varılmaktadır. Şeybe b. Osman’ın Kâbe’den daha yüksek yapılan evleri yıktırması, tezimizi desteklemektedir.
Mekkeliler, Kâbe’ye bakan evler yapmazlardı. Kâbe’nin görünmesini engelleyecek ev yapmayı hoş da karşılamazlardı.
Özellikle Merve ve Safâ arasında da ev yapmaya karşıydılar. Yani bina yapımları Kâbe’ye göre ayarlanırdı.
Ayrıca Kâbe, şekil olarak kareye yakın dikdörtgen olması, Mekke halkının köşeli ev yapımını kötü görmesine sebep olmuştur. Mekke halkı evlerini dairemsi yaparlardı.
Köşeli ev yapıldığında başlarına belalalar geleceğine inanan halk, ilk defa geleneği bozarak Mekke’de köşeli ev yapan Hümeyd b. Züheyr için şu şiiri söylemiştir
“Hümeyd dört köşeli yaptı evini Bu onun için ya ölüm olur ya hayat.”
Hümeyd b. Züheyr Esedî’den sonra, halkın Kâbe’ye karşı duyduğu sevgi ve saygı anlayışında meydana gelen bu değişiklik üzerine Kâbe gibi köşeli evler yapılmaya başlandığı kaydedilmektedir. Bazılarına göre ilk köşeli ev yapan kişi, Yezîd b. Verkâ el-Huzâî’dir.
Mekke’de ilk ev konusunda da tartışma vardır. Mekke’de ilk bina yapımım Sa’d b. Amr es-Sehmî’nin gerçekleştirdiğini iddia edenler de vardır. Mekke’de yarı bedevilerin yaptığı kamış, balçık kulübe türü evler ve haymeler (çadırlar) dışında evlerin taş ve topraktan yapıldığı ve zaman zaman ahşap malzemelerin de kullanıldığı görülmektedir. Nitekim, Kâbe de taş ve ahşap malzeme ile yapıldı.
Evlerin tavanında yağmur yağdığında suların içeri girmesini en- gellemesi için de izhir otu kullanılmıştır. Aynı zamanda izhir, Mekke yapılarında balçıkla beraber dolgu malzemesi olarak kullanılırdı.
Mekke’de evlerde kullanılan taşlar, etraftaki dağlardan getirilirdi.
Bu taşlar, siyah ve beyaz renkliydi.
Ayrıca evlerde harç olarak balçık ve kilin kullanıldığı görülmektedir. Peygamber’in bu iki malzemenin mezarlıklarda kullanılmasını yasaklaması da düşündürücüdür.
Daha sonraki dönemlerde yapılan Dârü’l-Beydâ, kerpiç ve taşla yapılmış, kireçle boyandı. Ruktâ denen ev ise, kireç ve kırmızı benekli, süslü taşlardan yapıldı
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar