bugün
- güne acı bir gerçek bırak3
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var5
- oyum ak partiye2
- sözlüğün manyak dolu olması5
- ona bir cümle bırak2
- uzak durulması gereken insanlar2
- evli bir adama aşık oldum sözlük19
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı16
- yapay zeka moderatör tatlişliği2
- from gold from dust28
- öbür sözlükten gelen yazarlar3
- sevgililer2
- recep tayyip erdoğan30
- fiziği güzel sözlük kızları56
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- birine aşık olup kafayı yemek9
- damarsız tüysüz manisa yaprağı11
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı9
- senin aklini alirimin mürdüm rengi kazağı8
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- fatma betül sayan kaya69
- senin aklini alirim9
- kadının en öpülesi yeri11
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita16
- çok fena hardcore seks döndüğü düşünülen yerler8
- iki çıplak erkeğin arkadaşça aynı yatakta uyuması10
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek11
- asrın soygunu10
- kuran da namazın olmaması12
- şampuan yerine saç kremi almak6
- sözlük yazarları mutlu olmak için neler yapıyor9
- ismet'in gereksizliğe adanmış hayatı8
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- sabahın köründe işe giden ezik13
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- sydney sweeney'in memeleri6
- memeleri kafam kadar kız24
- ups boobs ve diğer sözlük kızları5
- gs'nin 8 şampiyonluğu iptal edilecek5
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak17
- geceleri şam tatlısı diye ağlayan pezevenk4
- durduk yere bir kıza bütün servetini vermek5
- uğurcan çakır8
- özel uçak alacaklara tavsiyeler8
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek12
- belçika attı5
kucağında kitapla huzurlu mu huzurlu ruh haliyle, denizin izlendiği yani kitabın aslında okunmadığı ve amacın yarım saatcik kafa dinlemek olduğu yerlerde geçen abık sıbık konuşmalar bütünüdür bazen.
hikayemiz insanların sakin sakin yürüyüş yaptığı, gene aynı sakinlikte bazılarının balık tutmaya çalıştığı küçük sahil kasabasının sevimli mendireğinde geçer.
kucakta kitap meselesi, önemli mesele tabi, bir daha deyineyim hatta yakalamışken dayanayım. denizin çarşaf görüntüsünün kitabın konusunu bastırdığı bir ikindi vakti, hemen beş on kaya yanda, oltasıyla balık tutmaya çalışan kadın ve onun da yanında elinde boncuk tabancasıyla balıkları deniz altındaki arkadaşlarıyla konuşurken vurmaya çalışan, balığı tabancayla öldürmenin çok önemli bir iş olduğundan bahseden çok bilmiş oğlu, kayaların altında bir ahtapot olduğunu görürler. kadın çığlık atarak uzaklaşırken çok bilmiş oğlunu kolundan tutup yanına doğru çeker. o sıra oradan geçmekte olan kasabanın yerlisi olduğu cesaretinden belli, dokuz on yaşlarında bir oğlan çocuğu diğerlerinin ürkek, benimse meraklı bakışlarım eşliğinde elini kayalıkların altında gezdirerek ahtapotu bulur çıkarır. 'pata küte' yere vurmaya başlar, pişirilmeden önce etinin yumşak kalması içinmiş efenim bu şekil. ölüm katılığı şeysi yani.
çocuk vuradursun yere, o sıra eşofmanlarıyla yürüyüşe çıkmış olan güleç teyze katılır olaya süper sevimli bi şekilde,
- ayyy o ne, plastik mi? oyuncak mı?
ben; * yok canlı, gerçek hayvan.
- ahah hani ne bilim böyle plastik oyuncaklar da var ya şimdi, onlardan sandım.
yine ben;* hı hı. diyip gülümseyerek savuşturmak istedim. yalan yok.
final cümlesi şu oldu;
- yaa, çocuklarda hayvan sevgisi çok fazla.
şöyle bir baktım yüzüne, yok espri mespri değil. ciddi mi? ciddi. bir; ahtapot okşanıp sevilecek bir hayvan mıdır?, iki; diyelim ki öyle. bu çocuk hayvanı sever gibi mi görünüyor?. evet 'ü' şıkkı olabilir.
bunları düşünürken yine aynı sahte gülümsemeyle kafamı salladım emme basma tulumba gibi. katılmaktan başka çare yok.
ben kafamı sallarken, tam yol yaparak yoluna devam etti.
ve çocuk elinde ahtapotla uzaklaşırken,
arka kayalıklardan elinde balık malzemeleriyle inen aile grubundaki kadın kocasına şöyle seslendi,
- aaa hayatım çocuk ahtopot yakalamış gördün mü?
* hmmm, evet.
- ay istesene çocuktan akşam pişiririz. veya buzluğa atarız. (çok tipik, akşam yemeğini beleşe getirme, hazıra konma, kocayı alttan alıp kündeye getirme)
* ya bırak allasen. cıkcıkcık...
bu kadar insan sahneye fırlar gibi, nasıl olur da ortamı bunca gürültülü (kah yararak,
kah şaşırtarak), bunca salak hale getirir anlamam, anlayamam. ne anlıcam yav banane.
hikayemiz insanların sakin sakin yürüyüş yaptığı, gene aynı sakinlikte bazılarının balık tutmaya çalıştığı küçük sahil kasabasının sevimli mendireğinde geçer.
kucakta kitap meselesi, önemli mesele tabi, bir daha deyineyim hatta yakalamışken dayanayım. denizin çarşaf görüntüsünün kitabın konusunu bastırdığı bir ikindi vakti, hemen beş on kaya yanda, oltasıyla balık tutmaya çalışan kadın ve onun da yanında elinde boncuk tabancasıyla balıkları deniz altındaki arkadaşlarıyla konuşurken vurmaya çalışan, balığı tabancayla öldürmenin çok önemli bir iş olduğundan bahseden çok bilmiş oğlu, kayaların altında bir ahtapot olduğunu görürler. kadın çığlık atarak uzaklaşırken çok bilmiş oğlunu kolundan tutup yanına doğru çeker. o sıra oradan geçmekte olan kasabanın yerlisi olduğu cesaretinden belli, dokuz on yaşlarında bir oğlan çocuğu diğerlerinin ürkek, benimse meraklı bakışlarım eşliğinde elini kayalıkların altında gezdirerek ahtapotu bulur çıkarır. 'pata küte' yere vurmaya başlar, pişirilmeden önce etinin yumşak kalması içinmiş efenim bu şekil. ölüm katılığı şeysi yani.
çocuk vuradursun yere, o sıra eşofmanlarıyla yürüyüşe çıkmış olan güleç teyze katılır olaya süper sevimli bi şekilde,
- ayyy o ne, plastik mi? oyuncak mı?
ben; * yok canlı, gerçek hayvan.
- ahah hani ne bilim böyle plastik oyuncaklar da var ya şimdi, onlardan sandım.
yine ben;* hı hı. diyip gülümseyerek savuşturmak istedim. yalan yok.
final cümlesi şu oldu;
- yaa, çocuklarda hayvan sevgisi çok fazla.
şöyle bir baktım yüzüne, yok espri mespri değil. ciddi mi? ciddi. bir; ahtapot okşanıp sevilecek bir hayvan mıdır?, iki; diyelim ki öyle. bu çocuk hayvanı sever gibi mi görünüyor?. evet 'ü' şıkkı olabilir.
bunları düşünürken yine aynı sahte gülümsemeyle kafamı salladım emme basma tulumba gibi. katılmaktan başka çare yok.
ben kafamı sallarken, tam yol yaparak yoluna devam etti.
ve çocuk elinde ahtapotla uzaklaşırken,
arka kayalıklardan elinde balık malzemeleriyle inen aile grubundaki kadın kocasına şöyle seslendi,
- aaa hayatım çocuk ahtopot yakalamış gördün mü?
* hmmm, evet.
- ay istesene çocuktan akşam pişiririz. veya buzluğa atarız. (çok tipik, akşam yemeğini beleşe getirme, hazıra konma, kocayı alttan alıp kündeye getirme)
* ya bırak allasen. cıkcıkcık...
bu kadar insan sahneye fırlar gibi, nasıl olur da ortamı bunca gürültülü (kah yararak,
kah şaşırtarak), bunca salak hale getirir anlamam, anlayamam. ne anlıcam yav banane.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar