bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri48
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- sözlük kızlarının kekleri24
- uludağ itiraf19
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- yazarların akşam yemekleri6
- cok da abartmaya gerek uok6
- insan ne ister5
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- en iyi vampir filmi4
- anın görüntüsü25
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- meriç dükalığı8
- islamda namaz yoktur30
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- kadınlar7
- true'nun engelli olması6
- sevdiğiniz yazarlar8
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- okan buruk9
- fusya semsiyeli yabanci22
- dantelli sütyen takan erkek12
- kürdistan10
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- sarapci koala hatayi33
- en iyi kurt adam filmi3
- ölümden korkuyor musunuz17
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- allah11
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- günün sözü16
- sözlük yazarlarının gerçek adları40
- kültür2
- sözlük yazarlarının kombinleri18
- kuran2
- intothenirvana2
- ekşi sözlükteki entrymin 4256 artı oy alması7
- tai lung8
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- yesene beni diyen kız9
- true ile tatlı sert3
- gecenin şarkısı10
- sözlüğün ölü gibi olması5
esasen aşkın değil de ilişkinin aniden bitmesi. bir nevi piç gibi kalınması...
aniden bitiyorsa bir aşk aniden de başlamıştır. zira bende öyle oldu, başkalarınınkini bilemem tabi.
arkadaşımdı o, her şeyimi paylaştığım, hatta ondan önceki sevgilimle alakalı sıkıntılarımı anlattığım, sabaha karşı arayıp ''şu an ağlıyorum içtim'' diye kendisine ağladığım.. çünkü beni ondan daha iyi anlayacak olan yoktu, aynıydık, yaşadıklarımız benzemekteydi birbirine. ben bir erkeğin dost olmak isteyebileceği en kafa kızlardandım onun için. maç muhabbeti de yapardım, küfür de ederdim. ağlardım da aynı zamanda o da ağlardı yanımda. birbirimize bir cinsiyet yüklemeden yan yanaydık.
hani olur ya, yavaş yavaş bizde de arkadaşlık farklı boyutlara dönüştü. belki de birbirimizi görmeye başladık.
''olm bizi bizden başka kimse almaz birbirimiznen evlenek bencem''
''ı ıh sen üstüme gül neyin koklarsın''
''ayıp ettin bee ne gülü senden başka. yirim ben seni''
''balayına nereye gitcez lan?''
''balayını düşündüğüne göre evlenme teklifimi kabul ediyosun demektir''
''dur daha evet demedim. hele nereye gideceğimizi söyle. hem ben paraşütte nikah da isterim''
''paraşütte nikah mı? olsun lan! bulmuşum senin gibi hatunu... balayına havana nasıl?''
''evet evet evet o zaman''
böyle şakaca takılıyoruzlar arttıkça arttı. sevgilim şeklinde hitap ediyorduk birbirimize. yalnız dışarıdan sorarsan hala arkadaşız ve dalga geçiyoruz aşkla meşkle... bir de baktık ki bir ilişki başlamış bile... farkında değiliz, böyle başkalarından kıskanıyoruz birbirimizi falan. artık birbirilerimizin eski sevgililerini bile duymaya tahammül edemiyoruz, neredeydin sen diye azarlıyoruz birbirimizi.
ama hala dışarıdan sorarsan ''yok canııım canımız sıkılıyor takılıyoruz öyle''...
sevdiğini söylüyor bir ara. bunun gerçek olmasını istiyorum aslında içten içe, ama yine anlamamışa vuruyorum.
''eheh beni sevmicen de kimi sevcen olm daş gibin hatunum'' gibi mal bi cümle çıkıyor ağzımdan.
işte o an ne oluyorsa oluyor. öpmeye yelteniyor, afallıyorum. ''ne oldu lan nerelere geldik böyle'' diyorum, kızarıyorum...
yaptıklarımız o andan sonra pek de değişmiyor, sadece soranlara ''yok canııım canımız sıkılıyor takılıyoruz öyle'' değil, ''ehueh biz sevgili olduk'' diyoruz yavşak yavşak. bazen düşünmeden de edemiyorum ''bence biz bu aralar birbirimize iyi geliriz'' aşkı mı bu aşk? aman düşünmeyeyim bunları, seviyorum ulan deyip akıntıya bırakıyorum kendimi.
meğer bilmiyormuşum, o akıntının sonu yüksek bir şelaleymiş... akıntının ivmelendirmesiyle keyiflenen vücudumun sonu şelaleden düşüp paramparça olmakmış...
bitiyor... ansızın... başladığı gibi...
düşünmekten korktuğummuş. bu aralar birbirimize iyi geliriz aşkıymış... meğer eros'a bizi vur diye yalvarmışız da haberimiz yokmuş.
evet o aralar iyi de geldi, terapi gibiydi.
aniden bitti, sebep de yoktu, öylesine bitti.
etkisiyse hala sürmekte...
velhasıl; aniden başlayandır aniden biten aşk.
şu da entarinin metaforu olsun;
belediye havuzunun kenarlarında ayakta durmaya çalışan çocuk olur ya. aniden düşer havuza, ağlayarak aniden çıkar. ben o'ydum işte.
aniden bitiyorsa bir aşk aniden de başlamıştır. zira bende öyle oldu, başkalarınınkini bilemem tabi.
arkadaşımdı o, her şeyimi paylaştığım, hatta ondan önceki sevgilimle alakalı sıkıntılarımı anlattığım, sabaha karşı arayıp ''şu an ağlıyorum içtim'' diye kendisine ağladığım.. çünkü beni ondan daha iyi anlayacak olan yoktu, aynıydık, yaşadıklarımız benzemekteydi birbirine. ben bir erkeğin dost olmak isteyebileceği en kafa kızlardandım onun için. maç muhabbeti de yapardım, küfür de ederdim. ağlardım da aynı zamanda o da ağlardı yanımda. birbirimize bir cinsiyet yüklemeden yan yanaydık.
hani olur ya, yavaş yavaş bizde de arkadaşlık farklı boyutlara dönüştü. belki de birbirimizi görmeye başladık.
''olm bizi bizden başka kimse almaz birbirimiznen evlenek bencem''
''ı ıh sen üstüme gül neyin koklarsın''
''ayıp ettin bee ne gülü senden başka. yirim ben seni''
''balayına nereye gitcez lan?''
''balayını düşündüğüne göre evlenme teklifimi kabul ediyosun demektir''
''dur daha evet demedim. hele nereye gideceğimizi söyle. hem ben paraşütte nikah da isterim''
''paraşütte nikah mı? olsun lan! bulmuşum senin gibi hatunu... balayına havana nasıl?''
''evet evet evet o zaman''
böyle şakaca takılıyoruzlar arttıkça arttı. sevgilim şeklinde hitap ediyorduk birbirimize. yalnız dışarıdan sorarsan hala arkadaşız ve dalga geçiyoruz aşkla meşkle... bir de baktık ki bir ilişki başlamış bile... farkında değiliz, böyle başkalarından kıskanıyoruz birbirimizi falan. artık birbirilerimizin eski sevgililerini bile duymaya tahammül edemiyoruz, neredeydin sen diye azarlıyoruz birbirimizi.
ama hala dışarıdan sorarsan ''yok canııım canımız sıkılıyor takılıyoruz öyle''...
sevdiğini söylüyor bir ara. bunun gerçek olmasını istiyorum aslında içten içe, ama yine anlamamışa vuruyorum.
''eheh beni sevmicen de kimi sevcen olm daş gibin hatunum'' gibi mal bi cümle çıkıyor ağzımdan.
işte o an ne oluyorsa oluyor. öpmeye yelteniyor, afallıyorum. ''ne oldu lan nerelere geldik böyle'' diyorum, kızarıyorum...
yaptıklarımız o andan sonra pek de değişmiyor, sadece soranlara ''yok canııım canımız sıkılıyor takılıyoruz öyle'' değil, ''ehueh biz sevgili olduk'' diyoruz yavşak yavşak. bazen düşünmeden de edemiyorum ''bence biz bu aralar birbirimize iyi geliriz'' aşkı mı bu aşk? aman düşünmeyeyim bunları, seviyorum ulan deyip akıntıya bırakıyorum kendimi.
meğer bilmiyormuşum, o akıntının sonu yüksek bir şelaleymiş... akıntının ivmelendirmesiyle keyiflenen vücudumun sonu şelaleden düşüp paramparça olmakmış...
bitiyor... ansızın... başladığı gibi...
düşünmekten korktuğummuş. bu aralar birbirimize iyi geliriz aşkıymış... meğer eros'a bizi vur diye yalvarmışız da haberimiz yokmuş.
evet o aralar iyi de geldi, terapi gibiydi.
aniden bitti, sebep de yoktu, öylesine bitti.
etkisiyse hala sürmekte...
velhasıl; aniden başlayandır aniden biten aşk.
şu da entarinin metaforu olsun;
belediye havuzunun kenarlarında ayakta durmaya çalışan çocuk olur ya. aniden düşer havuza, ağlayarak aniden çıkar. ben o'ydum işte.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar