bugün
- bik bik'in hacker'a yemek yapması18
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- kolye142
- cep telefonu20
- ıpkis'in bir işe yaramaması5
- istersem sozlugu hacklerim5
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- samsunspor3
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- esaretin bedeli4
- konya denilince akla gelenler7
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- uludağ sözlüğün hacklenmesi skandalı3
- karpuzcu liboş pandanın gerçek kimliği3
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız4
- doğu ekspresinde cinayet2
- hakta birlik partisi2
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi4
- ismailağa işletti akp korudu mahmut öldü3
- ismet gurbuz'ün tırnakları2
- nokia16
- pazarları çizgi film izlemek için erken uyanmak6
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver13
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- pizza bira ikilisi6
- rüzgar12
- uludağ sözlük yönetim politikası3
- mahmut ışıldak2
- ismailağa cemaati2
- manita yapınca sözlüğü bırakan yazar3
- asla evlenilmeyecek kızlar3
- nerde bu sözlük nerde bu zall nerde bu mod4
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- anın görüntüsü21
- lale14
- hindistan da kamyonun kalabalığa dalması2
- erlik5
- bal10
- chatgpt'nin sorunu ne3
- var olmak için ne yaptınız13
- günün sözü6
- yapay zeka teksaslı bir cin kavmidir4
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- uraz kaygılaroğlu'nun 18 yıllık değişimi2
- ruhi çenet'in uygur türkleri için yaptığı video2
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- yogartiksen39
gözlerini yavaşça araladı aberystwyth. tavanı izledi bir süre, sonra duvardan birkaç nokta seçti, gece yatarken yeniden onları bulmak için. kedi gibi gerindi...
yatağından kalkıp dışarı çıkmak istedi ama bunu yapmaya üşeniyordu. ufak elini yataktan sarkıtarak arkasındaki sobaya sobaya doğru uzattı. sobayı açık unutmuştu. eli yandı... diğer eliyle elini tuttu sıkıca. canı çok yanmıştı. kalkmak için yavaşça doğruldu. deniz kenarında bir iskeledeymiş gibi uzun uzun sallandırdı ayaklarını, yatağın kenarından. eli çok acıyordu. yataktan kalktı, bir şeyler yapmak için.
duvardaki saate baktı, ters ilerliyordu.* şaşırdı...
ilk aklına gelen şey, annesinin odasına gidip uyuyup uyumadığına bakmak oldu. uzun ve dar koridordan geçerek odaya doğru ilerledi. odaya gelince ürkekçe uzattı kafasını kapıdan. annesi yoktu. ağlamaklı oldu, yine de kendisini tutmaya çalıştı "umudundan".
karnı acıkmıştı ama annesi olmadan bir şey yapamazdı. saatine baktı, hala ters ilerliyordu.* ne olduğunu anlamaya çalışmadı, belki de çalışamadı.
mutfağa doğru ilerlemeye başladı, küçük adımlarıyla. buzdolabına doğru elini uzattı. kapısı ters taraftaydı. * bir anlam veremedi, verseydi de anlamsız olacaktı.
buzdolabının kapısını açtı, annesinin aldığı peynirden başka yiyecek bir şey yoktu. canı bir şey istemiyordu zaten. peyniri alıp tabağına koydu. çevresine baktı ve ışığı kapatıp çıkmak için kapıya doğru yürüdü. ışığı kapatırken anahtarın ters olduğunu fark etti...*
salona geçti. elindeki tabağı masanın üstüne bıraktı. hala üşüyordu. odasına dönüp battaniyesini almak istedi ama bunu yapacak gücü yoktu. kendisini iterek odaya kadar gitti. battaniyesini bir bacağı kırık olan sandalyesinin üzerine bırakmıştı. odadaysa ne sandalyesi vardı, ne de battaniyesi. bulamadı. kafasını çevirip arkasına baktı, ikisi de oradaydı. sessizce aldı battaniyeyi. dar ve uzun koridordan bir defa daha geçip salona gitti, elindeki battaniyeyi yere sürterek. bu yol onu fazlasıyla yoruyordu...
salona gelince peynirini yemeye başladı, üşüyen elleriyle. çok uykusu vardı ve dışarı çıkmak istemiyordu ama gitmek zorunda olduğunu biliyordu. ağır ağır tabağındakileri bitirdi.
boşlukta hissediyordu kendisini, aynı bir kar tanesi gibi yavaş yavaş yere düşen, eriyişini bekleyen.
isteksizce yerinden kalktı... odasına gitti yeniden. kırık çekmecesinden atkısını ve eldivenlerini aldı, sıkıca giyindi. sonra salonun yanındaki hole gitti. aklından, sabah kafasından işaretlediği noktaları geçirdi, onları nerede bıraktığını hatırlamaya çalıştı... ayakkabılarını giymek için kapının önündeki hasır tabureye oturdu. ayakkabılarının bağcıklarını bağlarken gözü duvardaki aynaya takıldı!
duraksadı bir an...
elindekileri bıraktı aniden. aynanın karşısına geçti...
derin derin baktı, uykusuzluktan şişmiş gözleriyle. yansımalarını izledi. aynanın diğer tarafında ne olduğunu merak ediyordu. elini açarak aynaya dokundu yavaşça. kendisi de ona dokundu.
birden eli aynanın içine girdi. korkmuştu, kolu omzuna kadar aynanın içindeydi. kendisini çekmeye çalıştı... kurtuldu.
donakaldı... derin derin nefes alıyordu korkuyla, kalbi yerinden çıkacak gibiydi. bir adım attı geriye doğru. aynanın diğer tarafına geçebilirdi. kendisiyle savaşıyordu bunu yapmak için.
yanık elini, titreyerek uzattı aynaya doğru yeniden.
aynaya dokundu. eli, sanki bir bataklıktaymış gibi aynada kayboluyordu. derin bir nefes aldı ve aynanın içine doğru atıldı bir anda, tamamen aynanın içine girdi bu kez...
artık aynanın diğer tarafındaydı. saatine baktı. normal ilerliyordu...
(bkz: belki de yaşamanız gereken yer burası değildir)
yatağından kalkıp dışarı çıkmak istedi ama bunu yapmaya üşeniyordu. ufak elini yataktan sarkıtarak arkasındaki sobaya sobaya doğru uzattı. sobayı açık unutmuştu. eli yandı... diğer eliyle elini tuttu sıkıca. canı çok yanmıştı. kalkmak için yavaşça doğruldu. deniz kenarında bir iskeledeymiş gibi uzun uzun sallandırdı ayaklarını, yatağın kenarından. eli çok acıyordu. yataktan kalktı, bir şeyler yapmak için.
duvardaki saate baktı, ters ilerliyordu.* şaşırdı...
ilk aklına gelen şey, annesinin odasına gidip uyuyup uyumadığına bakmak oldu. uzun ve dar koridordan geçerek odaya doğru ilerledi. odaya gelince ürkekçe uzattı kafasını kapıdan. annesi yoktu. ağlamaklı oldu, yine de kendisini tutmaya çalıştı "umudundan".
karnı acıkmıştı ama annesi olmadan bir şey yapamazdı. saatine baktı, hala ters ilerliyordu.* ne olduğunu anlamaya çalışmadı, belki de çalışamadı.
mutfağa doğru ilerlemeye başladı, küçük adımlarıyla. buzdolabına doğru elini uzattı. kapısı ters taraftaydı. * bir anlam veremedi, verseydi de anlamsız olacaktı.
buzdolabının kapısını açtı, annesinin aldığı peynirden başka yiyecek bir şey yoktu. canı bir şey istemiyordu zaten. peyniri alıp tabağına koydu. çevresine baktı ve ışığı kapatıp çıkmak için kapıya doğru yürüdü. ışığı kapatırken anahtarın ters olduğunu fark etti...*
salona geçti. elindeki tabağı masanın üstüne bıraktı. hala üşüyordu. odasına dönüp battaniyesini almak istedi ama bunu yapacak gücü yoktu. kendisini iterek odaya kadar gitti. battaniyesini bir bacağı kırık olan sandalyesinin üzerine bırakmıştı. odadaysa ne sandalyesi vardı, ne de battaniyesi. bulamadı. kafasını çevirip arkasına baktı, ikisi de oradaydı. sessizce aldı battaniyeyi. dar ve uzun koridordan bir defa daha geçip salona gitti, elindeki battaniyeyi yere sürterek. bu yol onu fazlasıyla yoruyordu...
salona gelince peynirini yemeye başladı, üşüyen elleriyle. çok uykusu vardı ve dışarı çıkmak istemiyordu ama gitmek zorunda olduğunu biliyordu. ağır ağır tabağındakileri bitirdi.
boşlukta hissediyordu kendisini, aynı bir kar tanesi gibi yavaş yavaş yere düşen, eriyişini bekleyen.
isteksizce yerinden kalktı... odasına gitti yeniden. kırık çekmecesinden atkısını ve eldivenlerini aldı, sıkıca giyindi. sonra salonun yanındaki hole gitti. aklından, sabah kafasından işaretlediği noktaları geçirdi, onları nerede bıraktığını hatırlamaya çalıştı... ayakkabılarını giymek için kapının önündeki hasır tabureye oturdu. ayakkabılarının bağcıklarını bağlarken gözü duvardaki aynaya takıldı!
duraksadı bir an...
elindekileri bıraktı aniden. aynanın karşısına geçti...
derin derin baktı, uykusuzluktan şişmiş gözleriyle. yansımalarını izledi. aynanın diğer tarafında ne olduğunu merak ediyordu. elini açarak aynaya dokundu yavaşça. kendisi de ona dokundu.
birden eli aynanın içine girdi. korkmuştu, kolu omzuna kadar aynanın içindeydi. kendisini çekmeye çalıştı... kurtuldu.
donakaldı... derin derin nefes alıyordu korkuyla, kalbi yerinden çıkacak gibiydi. bir adım attı geriye doğru. aynanın diğer tarafına geçebilirdi. kendisiyle savaşıyordu bunu yapmak için.
yanık elini, titreyerek uzattı aynaya doğru yeniden.
aynaya dokundu. eli, sanki bir bataklıktaymış gibi aynada kayboluyordu. derin bir nefes aldı ve aynanın içine doğru atıldı bir anda, tamamen aynanın içine girdi bu kez...
artık aynanın diğer tarafındaydı. saatine baktı. normal ilerliyordu...
(bkz: belki de yaşamanız gereken yer burası değildir)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar