bugün
- habire1230
- kemalistlerle solcuların ayrılması gerekliliği11
- türkiye islamcı kemalist kavgasıyla vakit kaybetti7
- kartlı işlem yapmayan esnaf6
- özgür özel'in chp de veda konuşması8
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası10
- galatasaray ne zaman transfer yapacak11
- kürde kürt demenin ırkçılık olduğu ülke3
- 22 yaş3
- chpye oy vermeyi bırakmak3
- selo cu olup pkk lı olmamak3
- kabataş olayı görüntüleri27
- nargilenin hint icadı olması2
- hangi manifest kızısın12
- her şeyin üst üste gelmesi8
- chp'lilerin 13 sene atatürk düşmanına oy vermesi2
- bentley reklamında ki sarışın2
- istanbul un çok pahalı olması27
- velvet12
- 30 kasım 2007 ısparta uçak kazası3
- kürtler5
- lahmacun yiyecek kadar düşmek8
- cumhuriyet halk partisi3
- ocak çakmağıyla sigara yakmak3
- diyetteyken zihin yorucu aktivite yapmak3
- başını alıp gitmek isteyen insan5
- ispanya'nın amerika'ya kafa tutması7
- safran7
- en sevilmeyen ev işleri14
- meyveli lahmacun7
- vaatlerinin tam tersi olduğu halde iktidarda olmak6
- mehdiyete dair hayalleriniz7
- küçük prens'in aslında bir distopya olması3
- arkadaşlar ne oldu size böyle7
- şimdi herkes su içsin5
- mel mel bakan gibson ve 0 0 710
- çalışan kadın tercih etme sebepleri3
- gönül almaya çalışan erkek11
- türkiye de enflasyon2
- annesi dışarı çıkmasına izin vermeyen çocuk4
- volkswagen beetle5
- gocu25
- başbiraderin kahve biraderleri4
- sanayi tipi kavurmalı tost5
- mehdi 29 yaşında mı başa geçmeli 40 mı6
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj5
- eti çikolatalı gofret3
- kıvameddin efendi4
- kara sevdaya tutulan kalmaması7
- şaka maka true'nun 60 ında da kaldıracak olması3
"Bir gün Ulucami´de dilenen bir küçük kız gördüm, içim yandı...Güzel çocuk avucunu açmış mütamediyen, 'Ji bo Xwedê sedeqekê' diye yalvarıyordu. Birkaç kuruş verdim. Türkçe bilip bilmediğini sordum. Diyarbekir şivesi ile, 'Anliyem ama çeviremiyem' dedi. Ben ayrılırken kendisince arkamdan dua etti, 'Xwedê gunehê te auf û bike'. Bu söz beni büsbütün deliye çevirdi.
Kızın bu sözünü, 'Niye beni bu durumdan kurtaramıyorsunuz? Onun için günahkârsınız...' anlamında kavrıyordum. Ben de kendimi günahkâr kabul ettim. Ertesi gün, 'Ji bo Xwedê sedeqekê' başlığıyla bu olayı yazıya dönüştürerek gazetede yayınladım.Yazım, gazetenin ileri Yurt adınından kinaye olarak , Aman Ne ileri Yurt başlığıyla çıktı. Bomba tesiri yaptı. Savcılık derhal dava açtı, nasıl olur da Kürtçe yazı yazılır diye.
Ama peşini bırakmadım. Yaptığım her hayali röportaja Kürtçeyi de serpştiriyordum. Tabii hepsi dava konusu oluyordu. Yaptığım hayali röportajlar da politikti ve Kürdistan´in sefil durumunu ifade ediyordu. Bunlardan birinde dilenci bir ihtiyarla konuştum. Niye dilendiğini sordum, cevabını Kürtçe olarak şöyle yazdım: 'Ma ez ci bikim. Tu dibînî, ji her du cavê xwe ez kor im. Kurekî min hebû, wî jî bi dar kirin. Dîya wî jî pey wî da kerbena mir. Ez li vî rastî bê xwedî û bê Xweda ma me'.
Bu yazı da mahkemelik oldu. Yalnız Kürtçe yazdığım için değil, geçmiş siyasi olayları dile getirerek vatandaşlar arasına nifak ve fesat soktuğum da ilave edildi. Bundan da beraat ettim. Çünkü davama namuslu Kürt avukatlar giriyordu. Diyarbekir´in küçük mahkeme salonlarında dinleyicilere yer kalmıyordu. Bu arada benimle hâkimler arasında enteresan konuşmalar da geçiyordu. Bir-iki örnek vereyim: Asliye Ceza Hakimi Ahmet Bey bir celsede bana dedi ki, 'Musa Bey, ne diye Kürtçe yazıyorsunuz?'
Ben de kendisine, 'Hakim Bey, Istanbul´da Yahudiler, Rumlar ve Ermeniler gazete çıkarıyorlar. Ayrıca ingilizce ve Fransızca gazete de çıkıyor. Ben Kürtçe yazıyorum diye ne olacak?' dedim.
Hâkim, 'Efendim onlar azınlıktır' dedi.
Ben, 'Hâkim Bey, yani bir memlekette azınlık çoğunluktan daha mı avantajlıdır? Eğer bir azınlık kadar hakkım yoksa ben böyle çoğunluğu ne yapayım? Lütfen Karar verin ve beni de azınlık kabul edin', dedim. Hâkim, avukatlar, Hatta savcı güldüler.'
musa anter*
Kızın bu sözünü, 'Niye beni bu durumdan kurtaramıyorsunuz? Onun için günahkârsınız...' anlamında kavrıyordum. Ben de kendimi günahkâr kabul ettim. Ertesi gün, 'Ji bo Xwedê sedeqekê' başlığıyla bu olayı yazıya dönüştürerek gazetede yayınladım.Yazım, gazetenin ileri Yurt adınından kinaye olarak , Aman Ne ileri Yurt başlığıyla çıktı. Bomba tesiri yaptı. Savcılık derhal dava açtı, nasıl olur da Kürtçe yazı yazılır diye.
Ama peşini bırakmadım. Yaptığım her hayali röportaja Kürtçeyi de serpştiriyordum. Tabii hepsi dava konusu oluyordu. Yaptığım hayali röportajlar da politikti ve Kürdistan´in sefil durumunu ifade ediyordu. Bunlardan birinde dilenci bir ihtiyarla konuştum. Niye dilendiğini sordum, cevabını Kürtçe olarak şöyle yazdım: 'Ma ez ci bikim. Tu dibînî, ji her du cavê xwe ez kor im. Kurekî min hebû, wî jî bi dar kirin. Dîya wî jî pey wî da kerbena mir. Ez li vî rastî bê xwedî û bê Xweda ma me'.
Bu yazı da mahkemelik oldu. Yalnız Kürtçe yazdığım için değil, geçmiş siyasi olayları dile getirerek vatandaşlar arasına nifak ve fesat soktuğum da ilave edildi. Bundan da beraat ettim. Çünkü davama namuslu Kürt avukatlar giriyordu. Diyarbekir´in küçük mahkeme salonlarında dinleyicilere yer kalmıyordu. Bu arada benimle hâkimler arasında enteresan konuşmalar da geçiyordu. Bir-iki örnek vereyim: Asliye Ceza Hakimi Ahmet Bey bir celsede bana dedi ki, 'Musa Bey, ne diye Kürtçe yazıyorsunuz?'
Ben de kendisine, 'Hakim Bey, Istanbul´da Yahudiler, Rumlar ve Ermeniler gazete çıkarıyorlar. Ayrıca ingilizce ve Fransızca gazete de çıkıyor. Ben Kürtçe yazıyorum diye ne olacak?' dedim.
Hâkim, 'Efendim onlar azınlıktır' dedi.
Ben, 'Hâkim Bey, yani bir memlekette azınlık çoğunluktan daha mı avantajlıdır? Eğer bir azınlık kadar hakkım yoksa ben böyle çoğunluğu ne yapayım? Lütfen Karar verin ve beni de azınlık kabul edin', dedim. Hâkim, avukatlar, Hatta savcı güldüler.'
musa anter*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar