bugün
- beni affettiğini söylesin gideyim11
- mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular11
- sözlükte üzdüğüm yazarlar11
- kulaklık6
- sueda uluca silvermist benzerliği11
- tavuğun neden kanatları var9
- manifestten hangi kızla sevişirdin14
- erkeklere doğum izninin 3 gün olması5
- queen ravenna ve cinleri9
- karaktersiz insanların genel özellikleri3
- taliban3
- birinin ölümünü dilemek3
- şeffaf kulaklık4
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı11
- kadınların araba park edememesi4
- altın renkli kulaklık3
- israil üçüncü tapınak'ın inşasına hazırlanıyor5
- çarpan şeyler3
- 3 yaşındaki elif'i göz göre göre ezen kadın sürücü10
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri5
- şeffaf ayakkabı2
- kaşarlı sucuklu menemen8
- saçını danaya yalatmak5
- sönmüyor ateşimiz ama alev alev de yanmıyor2
- yeralti edebiyatcisi8
- bana onu sormayin7
- katatespizartmasi11
- fotoğraflarda çirkin çıkmak3
- queen ravennadan mesaj var11
- seksenler3
- s'i l v'e r m'i s t35
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı11
- izmir yanıyor2
- insanın evi gibisi yok2
- çalışmak istemek ama engellerin çıkması8
- gocu35
- gecenin şiiri4
- zenginler niye uzun yaşamak istiyor4
- sözlük şifresinin uzaylılar tarafından çalınması3
- david rockefeller4
- özbek kadınlar15
- izmir2
- kız düşürmenin kısa yolu19
- israil'in kuruluşu2
- sınırsız nafaka kaldırımı insan hakları ihlalidir4
- uludağ sözlük size ne kattı27
- natisii ve enayimik3
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı18
- bir sözlük yazarına çıkma teklif etmek5
- köpek eğitmeni2
bana, özlem kelimesinin sözlükteki karşılığı nedir deseler çocukluğumdur derim. herkes özler çocukluğunu, ama şunu fark ettim ki, insanlar çocukluğunda izledikleri dizileri, tasoları, yani birtakım maddi varlıkları özlediklerini dile getiriyorlar çoğunlukla ya da çocukluğun getirdiği sorumluluktan muafiyeti özlediklerini söylüyorlar.
benim özlemim ne bir eşyayadır, ne de o bahsedilen sorumsuzluğa. hatta o zamanlar şimdi olduğumdan daha fazla sorumluluk sahibi olduğumu söyleyebilirim. çünkü o zamanlar ekmek almaya gitmek, çocuk aklının mizanında tartınca, şu an eve ekmek götürmeye kıyasla daha ağır basıyordu.
ve o zaman ekmek almaya gidince mutlaka bir yan görevim olacağını da bilerek düşerdim yola. raziye teyze'nin mahalle çeşmesinden dolması gereken su bidonları olurdu bazen bu yan görev, bazen de ayşen teyze'nin atılacak çöpleri olurdu. kapıcıydım ben çocukluğumda. eve döndüğümde, daha o yaştayken dünyanın bensiz dönemeyeceğini düşünürdüm, işte bunu özlüyorum ben. başarmanın getirdiği o memnuniyet, şimdiye göre daha kolay fakat daha tatlıydı.
oyunlar da oynanırdı mahallede tabii, tanrının her kulu eşit yargılayacağı o metafizik yerler gibi bizim mahallede de, babası ne iş yapıyor olursa olsun, herkesin aynı statüde hissedildiği ve hissettirildiği oyunlar. oyunlar değil benim özlediğim, babası yeni vefat etmiş 8 yaşındaki arkadaşın o oyunlara girince babasızlığı unuttuğunu gözlerinden okumayı özlüyorum. oyunlar ki ne oyunlar, saklambaçlar, elim sendeler, seksekler ve bunların yanı sıra bir de futbol. evet, futbolcuydum ben çocukluğumda. mahallede en iyi futbol oynayan iki arkadaş, seçişirdik takımlarımızı ve seçtiğim takımın sorumluluğu da üstümde olurdu ve o anlarda mahallede ben olmasam hiçbir takımın galip gelemeyeceğini düşünürdüm, işte bunu özlüyorum.
ama düşündüğüm gibi olmadı hiçbir şey. zaman çok hızlı aktı. başka başka çocuklar, başka başka takımlarda maçlar kazandı, kaybetti. artık suları çeşmeden doldurmaz oldular, eve gelir oldu sular, hatta o çeşme kaldırıldı. kendimi önemli hissettiğim o anlar çok çabuk geçti ve ben zamanın en büyük düşmanlarından biriyim artık. ne yaparsam yapayım, üzerinden zaman geçince yaptıklarımın unutulacağını biliyorum, çok da umursamıyorum. sadece özlediğim manevi bir şeyler kaldı çocukluğumda. on kere gençlik yaşasam bir çocukluğum etmeyecek. olsun, zaman akıyor, ama içime, zift gibi kara.
benim özlemim ne bir eşyayadır, ne de o bahsedilen sorumsuzluğa. hatta o zamanlar şimdi olduğumdan daha fazla sorumluluk sahibi olduğumu söyleyebilirim. çünkü o zamanlar ekmek almaya gitmek, çocuk aklının mizanında tartınca, şu an eve ekmek götürmeye kıyasla daha ağır basıyordu.
ve o zaman ekmek almaya gidince mutlaka bir yan görevim olacağını da bilerek düşerdim yola. raziye teyze'nin mahalle çeşmesinden dolması gereken su bidonları olurdu bazen bu yan görev, bazen de ayşen teyze'nin atılacak çöpleri olurdu. kapıcıydım ben çocukluğumda. eve döndüğümde, daha o yaştayken dünyanın bensiz dönemeyeceğini düşünürdüm, işte bunu özlüyorum ben. başarmanın getirdiği o memnuniyet, şimdiye göre daha kolay fakat daha tatlıydı.
oyunlar da oynanırdı mahallede tabii, tanrının her kulu eşit yargılayacağı o metafizik yerler gibi bizim mahallede de, babası ne iş yapıyor olursa olsun, herkesin aynı statüde hissedildiği ve hissettirildiği oyunlar. oyunlar değil benim özlediğim, babası yeni vefat etmiş 8 yaşındaki arkadaşın o oyunlara girince babasızlığı unuttuğunu gözlerinden okumayı özlüyorum. oyunlar ki ne oyunlar, saklambaçlar, elim sendeler, seksekler ve bunların yanı sıra bir de futbol. evet, futbolcuydum ben çocukluğumda. mahallede en iyi futbol oynayan iki arkadaş, seçişirdik takımlarımızı ve seçtiğim takımın sorumluluğu da üstümde olurdu ve o anlarda mahallede ben olmasam hiçbir takımın galip gelemeyeceğini düşünürdüm, işte bunu özlüyorum.
ama düşündüğüm gibi olmadı hiçbir şey. zaman çok hızlı aktı. başka başka çocuklar, başka başka takımlarda maçlar kazandı, kaybetti. artık suları çeşmeden doldurmaz oldular, eve gelir oldu sular, hatta o çeşme kaldırıldı. kendimi önemli hissettiğim o anlar çok çabuk geçti ve ben zamanın en büyük düşmanlarından biriyim artık. ne yaparsam yapayım, üzerinden zaman geçince yaptıklarımın unutulacağını biliyorum, çok da umursamıyorum. sadece özlediğim manevi bir şeyler kaldı çocukluğumda. on kere gençlik yaşasam bir çocukluğum etmeyecek. olsun, zaman akıyor, ama içime, zift gibi kara.
Gündemdeki Haberler