bugün
- reels izleme bağımlılığı5
- abdullah öcalan9
- gazisini zulüm eden savaşta asker bulamaz5
- alparslan kuytul13
- ağlamamak için kendini tutmak4
- fenerbahçe biraz sert biraz katı9
- müsavat dervişoğlu8
- fethullah gülen2
- etimek tatlısı2
- bik bik kız kaçırdı2
- togg2
- yasakçı zihniyet15
- ekşi sözlük21
- iran'ın avrupa daki abd hedeflerini vurması2
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız12
- karanlıkta johnny depp e benzeyen yazarlar3
- kemal kılıçdaroğlu5
- hewal ebo4
- ahmet mümtaz taylan8
- ismail kartal16
- saddamdan kovulanların türkiyede özerklik istemesi4
- aleksey batrakov19
- kürtleri sempatik göstermek için söylenen yalanlar4
- marco asensio5
- tai lung4
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu12
- zeynep sude oktay2
- leyla ile mecnun4
- geceye bir şarkı bırak12
- fenerbahçe'nin başarısızlığının nedenleri4
- bugün ne yapsam9
- kokoreç3
- enayimiknatisi ile kavga etmek13
- ulusalcı önderlerin akp'ye geçmesi10
- game of thrones taki kerhaneci5
- sözlüğün bamyası4
- 0 0 7'nin kafasını tutup ağaca sürtmek5
- kimse kalmadı5
- furkan vakfı'na yönelik operasyon3
- ebu hanzala2
- deniz akkaya2
- zorunlu eğitim12
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması6
- muslettin amca4
- bahçeliden gündem yaratacak seçim sistemi çıkışı7
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması7
- felsefe9
- meral danış beştaş2
- doların 48 tl olması3
- sidiki cherif6
''Eşekarısı, açtığı yarada can verir'' diye yazar Romalı şair Virgilius... Öyledir.
Kızdığında, adına yaraşır bir pervasızlık ve kamikaze pilotlarına taş çıkartan bir acımasızlıkla saldırır eşekarısı...
Bu cinnet esnasında, düşmanın canını yakma sevdası, canından olma kaygısını unutturur.
Ne pahasına olursa olsun karşısındakini yaralama saplantısına tutulur.
Ve hasmını zehirleyen o yara, kendi kabri olur.
Vızıldayarak iğneler ve akıttığı zehirde ölür.
* * *
Öfke, nefretten kör olmuş sahibini uçuruma doğru sürükleyen bir köpek gibi, koşar dörtnala, başıboş bırakıldığında...
Asabiyetten titrerken, üzerine devrildiği her yeri yıkan bir metruk binadır.
Aşırı özgüvenle, o özgüvenin karşılamaya yetmeyeceği ihtirasların çatışmasından doğan ve muhatabından önce sahibini yakan tehlikeli bir kıvılcım...
Hasım bulamadığında kendini doğramaya başlayan bir bıçak...
Hırsla ezikliğin öldürücü kokteyli...
Ödlekliği gizleyen gürültülü bir battaniye...
Düello süsü verilmiş bir intihar teşebbüsü...
Hiddetin hızla şiddete dönüştüğü bir bilinç sakatlanması...
* * *
Genelde tedavi olarak yutkunma tavsiye edilir, sabır ilaçları, sinir yatıştırıcı kitaplar, müsekkinler verilir. Ama öfke fazlaca bastırmaya da gelmez aslında... Montaigne, Diogenes'ten aktarır ya:
''Meyhanede kimseye görünmemek için ne kadar arkalara gidersen, meyhaneye o kadar girmiş olursun.''
Öfke de öyledir.
Derine itildikçe hepten içine işler insanın, gömüldüğü yeri, yani kalbi, zihni oyar bitirir...
En iyisi, akılla kurulmuş bir dizginleme sistemidir.
O yoksa, duvara doğru hızla giderken kapıdan ayağını çıkarıp fren görevi yapacak dostlar salık verilir.
Onlar bazen hiddeti gönüllü üzerine çeken paratonerlerdir, bazen daha üst perdeden köpüren ruhani önderler...
Onlar da bir öfke nöbetinde harcandılarsa... işte o zaman gidişat hepten kötü demektir.
Basiret, boş yere bekler hatırlanmayı...
Hatırlandığında ise, felaket çoktan kapıya dayanmıştır.
* * *
Umutsuz vakalar için en iyi tedavi, tarih kitaplarından istikbalini okumaktır.
Orada, tutamadığı dilinin kurbanı olmuş, öfkeyle kalkıp hasarla oturmuş, hiddetle kabarıp şiddetle karaya vurmuş nice sinir sahibinin ibretlik öyküleri vardır.
Haklı olup da öfkelerini gemlemeyi becerenler, zaman tanrısının insafına sığınırlarsa, o Kızılderili atasözünde olduğu gibi, ''bir nehir kenarına oturup düşmanlarının cesetlerinin önlerinden geçişini izlerler.''
Haksız öfkeliler içinse tek sığınak, pişmanlık kapısıdır.
Özür, eşekarılarından beklenmeyecek bir liderlik cesareti ve erdemlerin en büyüğüdür... *
Kızdığında, adına yaraşır bir pervasızlık ve kamikaze pilotlarına taş çıkartan bir acımasızlıkla saldırır eşekarısı...
Bu cinnet esnasında, düşmanın canını yakma sevdası, canından olma kaygısını unutturur.
Ne pahasına olursa olsun karşısındakini yaralama saplantısına tutulur.
Ve hasmını zehirleyen o yara, kendi kabri olur.
Vızıldayarak iğneler ve akıttığı zehirde ölür.
* * *
Öfke, nefretten kör olmuş sahibini uçuruma doğru sürükleyen bir köpek gibi, koşar dörtnala, başıboş bırakıldığında...
Asabiyetten titrerken, üzerine devrildiği her yeri yıkan bir metruk binadır.
Aşırı özgüvenle, o özgüvenin karşılamaya yetmeyeceği ihtirasların çatışmasından doğan ve muhatabından önce sahibini yakan tehlikeli bir kıvılcım...
Hasım bulamadığında kendini doğramaya başlayan bir bıçak...
Hırsla ezikliğin öldürücü kokteyli...
Ödlekliği gizleyen gürültülü bir battaniye...
Düello süsü verilmiş bir intihar teşebbüsü...
Hiddetin hızla şiddete dönüştüğü bir bilinç sakatlanması...
* * *
Genelde tedavi olarak yutkunma tavsiye edilir, sabır ilaçları, sinir yatıştırıcı kitaplar, müsekkinler verilir. Ama öfke fazlaca bastırmaya da gelmez aslında... Montaigne, Diogenes'ten aktarır ya:
''Meyhanede kimseye görünmemek için ne kadar arkalara gidersen, meyhaneye o kadar girmiş olursun.''
Öfke de öyledir.
Derine itildikçe hepten içine işler insanın, gömüldüğü yeri, yani kalbi, zihni oyar bitirir...
En iyisi, akılla kurulmuş bir dizginleme sistemidir.
O yoksa, duvara doğru hızla giderken kapıdan ayağını çıkarıp fren görevi yapacak dostlar salık verilir.
Onlar bazen hiddeti gönüllü üzerine çeken paratonerlerdir, bazen daha üst perdeden köpüren ruhani önderler...
Onlar da bir öfke nöbetinde harcandılarsa... işte o zaman gidişat hepten kötü demektir.
Basiret, boş yere bekler hatırlanmayı...
Hatırlandığında ise, felaket çoktan kapıya dayanmıştır.
* * *
Umutsuz vakalar için en iyi tedavi, tarih kitaplarından istikbalini okumaktır.
Orada, tutamadığı dilinin kurbanı olmuş, öfkeyle kalkıp hasarla oturmuş, hiddetle kabarıp şiddetle karaya vurmuş nice sinir sahibinin ibretlik öyküleri vardır.
Haklı olup da öfkelerini gemlemeyi becerenler, zaman tanrısının insafına sığınırlarsa, o Kızılderili atasözünde olduğu gibi, ''bir nehir kenarına oturup düşmanlarının cesetlerinin önlerinden geçişini izlerler.''
Haksız öfkeliler içinse tek sığınak, pişmanlık kapısıdır.
Özür, eşekarılarından beklenmeyecek bir liderlik cesareti ve erdemlerin en büyüğüdür... *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar