bugün
- pkk'ya küfür edince sinirlenen ülkücü8
- sözlük yazarları neli kahve içiyor7
- alttaki yazara motto ver16
- bebek katili öcalan11
- claudian clouds12
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı13
- ülkü ocaklarına gidip apoya küfür etmek3
- bir kadın için ağlayan erkek3
- amedspor9
- uludağ sözlüğün havasının temiz olması3
- porno entelektüelliği8
- mansur yavaş3
- yaprak dökümü ali rıza bey in felç geçirmesi2
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi3
- sözlüğe sütyensiz giren yazarlar3
- zorunlu eğitim zulmü3
- hayatın kuralları14
- batının ahlaksızlığı2
- uludağ sözlük kızları mericini seçiyor3
- sagopa kajmer aforizmaları2
- osuruktan şiirler22
- üsteki yazara güzel bir şey söyle4
- 20122
- iyi parti2
- bu havada gidilmez3
- devletin eğitim tekelinin meşruiyeti3
- türkiye'nin ab vize muafiyeti için son 6 kriteri2
- bacak uzun gözüksün diye kiçi açıkta birakmak3
- güzel kızların çaylaklığını merici çeksin2
- avrupa yakası aslı5
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- kendini değersizleştiren insan5
- rap dinleyen insanların kendini zeki sanması2
- erzincan da yolcu otobüsü ile suv çarpışması3
- günün sözü2
- velvet27
- sarı torba8
- çalışmadan para kazanmak6
- israil'in lübnan da çatışmalara hazırlanması2
- türker ertürk hakkında soruşturma başlatılması2
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler25
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
- uludağ itiraf3
- bir yazarı savunmak7
- anın görüntüsü33
- evliliğin anlamı13
- sarı renkli şeker tarafından tehdit altındayım9
- kimsenin size söylemeyeceği bilmeniz gereken şey9
- anın fotoğrafı4
Zekat; temizlik, bereket, çoğalma, güzel övgü manalarını taşır. Din deyiminde ise; ''Bir malın belli bir miktarını, belli bir zaman sonra hak sahibi olan bir kısım müslümanlara Yüce Allah'ın rızası için tamamen temlik etmek (mülkiyetine geçirmek) tir.''
Zekat vermek farzdır. Peygamberimizin hicretlerinin ikinci yılında, oruçtan önce farz kılınmıştır. islamın şartlarından birini teşkil etmektedir. Belli miktarda bulunan nakit paraların ve ticaret mallarının üzerinden bir yıl geçince, zekatlarını geciktirmeden hemen vermek gerekir. Çünkü bu zekat mallarına yoksulların hakkı geçmiş oluyor. Artık bu hakkı özürsüz olarak geciktirmek caiz olmaz.
Diğer bir görüşe göre, zekatın verilmesi geciktirmeli olarak farzdır. Sene sonunda hemen verilmesi gerekmez. Zekat borcu olan kimse, bunu hayatta bulunduğu sürece ödeyebilir. Ödeyemeden ölürse, o zaman günahkar olur. Fakat doğru olan birinci görüştür.
Zekat verecek kimse, müslüman, hür, akla sahip ve buluğ çağına ermiş olmalıdır. Buna göre, müslüman olmayanlar, köle ve cariyeler, mecnunlar ve çocuklar zekat vermekle yükümlü değillerdir. Gayri müslimler zekat vermekle mükellef değillerdir. Öyle ki, (Allah korusun), bir müslüman bir müddet hak dinden çıkıp ondan sonra tevbe ederek Allah'dan mağfiret dilese, dinden çıkış (irtidat) zamanında zekat vermek ona farz olmayacağı gibi, irtidatından daha önceki zamana ait zekat borçları da düşmüş olur. Çünkü zekatın farzıyetinde islam şart olduğu gibi, bekasında da şarttır.
Zekat verecek kimse, temel ihtiyaçlarından ve borçlarından başka nisap miktarı veya daha fazla bir mala sahip bulunmalıdır. Bu miktar malı bulunmayana zekat farz olmaz.
Zekatı verilmesi gereken mal, gerçekten veya hüküm bakımından artıcı bulunmalıdır. Böyle olmayan mallardan zekat gerekmez. Nisap miktarından fazla olması hükmü değiştirmez.
Zekat gerekmesi için, bir mal üzerinden tam bir yıl geçmiş bulunmalıdır. Zekatın gereği için, tam bir mülkiyet bulunmalıdır. Bir malın mülkiyetiyle beraber onun elde de bulunması gerekir.Yine, elinde rehin mal bulunan bir kimseye, rehinden dolayı zekat gerekmez. Çünkü rehin, bir borç karşılığıdır. Bunda malikinin ele geçirip sahip olma hakkı yoktur. Satın alınıp da henüz de geçirilmemiş bulunan bir mal, ele geçmiş hükmünde olarak zekata bağlıdır. Bu nisaba girer, ondan zekat vermek gerekir. Yolculuk halinde bulunan kimse de, malının zekatını vermekle yükümlüdür. Her ne kadar o, malını elinde bulundurmuyorsa da, vekili aracılığı ile onu kullanmaya gücü vardır.
Zekat verilecek kimseler, müslüman fakirler, miskinler, borçlular, yolcular, mükatepler (sözleşmeli köleler), mücahitler ve amiller (zekat toplayıcıları) olmak üzere yedi kısımdır.
Bir kimse, kendi zekatını fakir bulunan zevcesine, usulüna (babasına, dedesine, anasına ninesine...) ve çocuklarına, çocuklarının çocuklarına veremez. iddet beklemekte olan boşanmış zevcesine de veremez. Çünkü buna vereceği zekatın yararı kısmen de olsa kendisine ait bulunmuş olur. Oysa bu yarar, tamamen kendisinden kesilmiş bulunmalıdır. imamı Azam'a göre, bir kadın da zekatını, fakir bulunan kocasına veremez. Çünkü adete göre, aralarında bir menfaat ortaklığı vardır, iki imama göre, kadın fakir olan kocasına zekatını verebilir. Temel ihtiyaçlarından başka nisap miktarı bir mala sahib olana da zekat verilemez. Bir kimse zekatını, zengin bir erkeğin (buluğa ermemiş) küçük çocuğuna veremez. Çünkü bu çocuk, babasının malı ile zengin sayılır. Fakat zengin bir kadının fakir ve yetim olan ve babası müslüman olan çocuğuna zekat verilebilir. Çünkü bu çocuğun nesebi, baba tarafından sabittir; anasının serveti ile zengin sayılmaz.
Yine, bir kimse zekatını, zengin bir adamın fakir ve müslüman olan babasına veya zengin bir adamın fakir ve müslüman olan (buluğa ermiş) büyük çocuğuna veya o şahsın fakir ve müslüman bulunan zevcesine verebilir. Çünkü bunlar birer şahıs olarak tasarrufa ehildirler, birbirlerinin serveti ile zengin sayılmazlar.
Zekat, müslüman olmayanlara verilemez. Zekatı akrabaya vermek daha faziletlidir. Zekata ehil olup olmadığında şüphe edilen bir kimseye araştırma yapmaksızın verilen zekat, geçerli olmamak tehlikesindedir. Eğer sonradan o kimsenin fakir olduğu meydana çıkmış olursa, zekat yerini bulmuş olur, değilse olmaz.
Zekat vermek farzdır. Peygamberimizin hicretlerinin ikinci yılında, oruçtan önce farz kılınmıştır. islamın şartlarından birini teşkil etmektedir. Belli miktarda bulunan nakit paraların ve ticaret mallarının üzerinden bir yıl geçince, zekatlarını geciktirmeden hemen vermek gerekir. Çünkü bu zekat mallarına yoksulların hakkı geçmiş oluyor. Artık bu hakkı özürsüz olarak geciktirmek caiz olmaz.
Diğer bir görüşe göre, zekatın verilmesi geciktirmeli olarak farzdır. Sene sonunda hemen verilmesi gerekmez. Zekat borcu olan kimse, bunu hayatta bulunduğu sürece ödeyebilir. Ödeyemeden ölürse, o zaman günahkar olur. Fakat doğru olan birinci görüştür.
Zekat verecek kimse, müslüman, hür, akla sahip ve buluğ çağına ermiş olmalıdır. Buna göre, müslüman olmayanlar, köle ve cariyeler, mecnunlar ve çocuklar zekat vermekle yükümlü değillerdir. Gayri müslimler zekat vermekle mükellef değillerdir. Öyle ki, (Allah korusun), bir müslüman bir müddet hak dinden çıkıp ondan sonra tevbe ederek Allah'dan mağfiret dilese, dinden çıkış (irtidat) zamanında zekat vermek ona farz olmayacağı gibi, irtidatından daha önceki zamana ait zekat borçları da düşmüş olur. Çünkü zekatın farzıyetinde islam şart olduğu gibi, bekasında da şarttır.
Zekat verecek kimse, temel ihtiyaçlarından ve borçlarından başka nisap miktarı veya daha fazla bir mala sahip bulunmalıdır. Bu miktar malı bulunmayana zekat farz olmaz.
Zekatı verilmesi gereken mal, gerçekten veya hüküm bakımından artıcı bulunmalıdır. Böyle olmayan mallardan zekat gerekmez. Nisap miktarından fazla olması hükmü değiştirmez.
Zekat gerekmesi için, bir mal üzerinden tam bir yıl geçmiş bulunmalıdır. Zekatın gereği için, tam bir mülkiyet bulunmalıdır. Bir malın mülkiyetiyle beraber onun elde de bulunması gerekir.Yine, elinde rehin mal bulunan bir kimseye, rehinden dolayı zekat gerekmez. Çünkü rehin, bir borç karşılığıdır. Bunda malikinin ele geçirip sahip olma hakkı yoktur. Satın alınıp da henüz de geçirilmemiş bulunan bir mal, ele geçmiş hükmünde olarak zekata bağlıdır. Bu nisaba girer, ondan zekat vermek gerekir. Yolculuk halinde bulunan kimse de, malının zekatını vermekle yükümlüdür. Her ne kadar o, malını elinde bulundurmuyorsa da, vekili aracılığı ile onu kullanmaya gücü vardır.
Zekat verilecek kimseler, müslüman fakirler, miskinler, borçlular, yolcular, mükatepler (sözleşmeli köleler), mücahitler ve amiller (zekat toplayıcıları) olmak üzere yedi kısımdır.
Bir kimse, kendi zekatını fakir bulunan zevcesine, usulüna (babasına, dedesine, anasına ninesine...) ve çocuklarına, çocuklarının çocuklarına veremez. iddet beklemekte olan boşanmış zevcesine de veremez. Çünkü buna vereceği zekatın yararı kısmen de olsa kendisine ait bulunmuş olur. Oysa bu yarar, tamamen kendisinden kesilmiş bulunmalıdır. imamı Azam'a göre, bir kadın da zekatını, fakir bulunan kocasına veremez. Çünkü adete göre, aralarında bir menfaat ortaklığı vardır, iki imama göre, kadın fakir olan kocasına zekatını verebilir. Temel ihtiyaçlarından başka nisap miktarı bir mala sahib olana da zekat verilemez. Bir kimse zekatını, zengin bir erkeğin (buluğa ermemiş) küçük çocuğuna veremez. Çünkü bu çocuk, babasının malı ile zengin sayılır. Fakat zengin bir kadının fakir ve yetim olan ve babası müslüman olan çocuğuna zekat verilebilir. Çünkü bu çocuğun nesebi, baba tarafından sabittir; anasının serveti ile zengin sayılmaz.
Yine, bir kimse zekatını, zengin bir adamın fakir ve müslüman olan babasına veya zengin bir adamın fakir ve müslüman olan (buluğa ermiş) büyük çocuğuna veya o şahsın fakir ve müslüman bulunan zevcesine verebilir. Çünkü bunlar birer şahıs olarak tasarrufa ehildirler, birbirlerinin serveti ile zengin sayılmazlar.
Zekat, müslüman olmayanlara verilemez. Zekatı akrabaya vermek daha faziletlidir. Zekata ehil olup olmadığında şüphe edilen bir kimseye araştırma yapmaksızın verilen zekat, geçerli olmamak tehlikesindedir. Eğer sonradan o kimsenin fakir olduğu meydana çıkmış olursa, zekat yerini bulmuş olur, değilse olmaz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar