bugün
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi4
- muhteşem yüzyıl kösem3
- pankek yiyen erkek4
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı3
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil13
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- damat tıraşı4
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- traş olmaya üşenmek7
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
- ben tevratı da okudum incili de12
- ahmet nazif zorlu3
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- kavga edenleri auuuwww diye gaza getirmek5
- sözlük kürdü54
- 6 yaşındaki kızını satan anne7
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- arkadaşlar naber ya4
- 20073
- volkswagen passat9
- klozette borudan fare gelecek korkusu5
- herkesin hayatına kimse karışamaz4
- yahuda işkariyot3
- escort ile para kavgası4
- en tehlikeli insanlar neden en sevilenlerdir3
- türkiyeli kahvesi8
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- cadılar bayramını kutlayan erkek5
- şanzıman ustası4
- charm2
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- eski sevgiliyi cadılar bayramı kutlarken görmek3
- cop315
- 30 liraya satılan tavuk döner10
- allah5
- simit ayran3
- millette manyak para var13
- zenginin çocuğu olaydım yiyip yataydım düşüncesi3
- bencil ve kendini beğenmiş rezil4
- 007 tarzı entry girmek3
- türkler bize sözlük kurmak zorunda5
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- şehriyesiz pilav2
- adana tarım fuarı3
- ortadoğuya atom atmak2
- abd'nin irana nüfleer atma ihtimali2
Hiç aklımda yoktu. yaşayamadıklarıma çok şey borçluyum. Kimseye borcum yok ama yalnız kendime, kendi hayalime, umutlarıma, başarısızlıklarıma, karşılıksızlıklarıma, hiç durulmayan tabiatıma, ahtapot gibi 7 koldan, gövdeden en derin batık ve parçalanmışlıklarıma, çocuksu 6 köşeli ve parlayan sönen inadıma yenik düşmüşlüklerime çok şey borçluyum...bir hikaye, yaşam belirtisi, siyah kan gibi trahomalarına çöken ayrılıklar yok. Yoktan var oldu ve gitti, yokken gitti milyonlarca kere, yokken döndü sayısız. Dönünce olmadığı gibi gidince de ölmedi, bir tesanüt silip atamadım yüreğimden. Serde dert oldu, hiç susmadı. Hep konuştu, beynimin dehlizlerini kemirdi. Bir ara küstük, hangi zamandı bilmiyorum sessizliğine aşık oldum yine. Bu kısır döngü mütarekesiz, barışsız, sessiz, cisimsiz düşmanca sürdü gitti gel zaman git zaman. Hiç eksilmedi, hep biteviye arttı. bir duygu yoğunluğu ki hem beni hem de onu yerle bir etti. Amma velakin Bize göre değildi bir şeyler arzulamak ve ona ulaşmak. Vaz geçmek için çok nedenim vardı ama bu bir vaz geçiş de değildi. Uykusuz sabahlardan, şafaklara yastığın ortasına usulca vurup yer açarak yorgun düşlerime bağlanır gibi daha da bağlandım ona. Yazarak yaşattım, içimde başkalaşan, dönüşen, devingen ifadeli capcanlı bir sevda. dışarda yıllarca beklediğin insanın başkasıyla mutluluğu ne ifade ederdi ki o vakitten sonra? ondan ve seçimlerinden müstesna yaşadın mı hayatı hiç? Yarısı ölüm, yarısı matem, sadece kan dolaşımı olan bir hayat. Satırlarda kaybolmaktı oysa yüce gönüllü, beklentisiz. anlıyorsun pek tabi, romanın taslağını yapmaktan başka çaren kalmadığını anlıyorsun çoktan delirmişken. Öyle bir mide bulantısıydı ki olmayan anılar, öyle firariydi ki incinmişliğim ve bilmem kaç yüz gündür yer altında yaşayışım. sürüyle konu, hikaye, taslak oluşturdum. Hiçbiri karşılıksız kalışımdaki tek bir geceye denk gelmedi. oturdum, ayağa kalktım kimi zaman, şubat soğuna teslim olmuş pencereye dayadım alnımı ürpertiyle neyse ya da ne değilse onu yazdım, yazmaya çaktım kibritleri. Karanlık, isli, örümcekli hislerime hiç dokunmadım. çok şey yazdım, çok geceler ve heceler kahrolarak, donarak, yanarak, kalakalarak. Artık kahrolmayı bir sisteme oturttum. yazarken sadece hüzünleniyorum, sigara ve alkol çabuk bitiyor. çoğalıyor cümleler. Çok hızlı ilerliyorum. çok doluyum, sayfalarca doluyum, saatlerce doluyum, gecelerce, gunlerce doluyum bazen durmadan yazıyorum, çarpıyorum kayalıklara içimdeki deniz fenerine kadar yükseliyor sular. oradan usulca düşüyor avuçlarıma sarpsarı bir kalem, çizgili defterin ortasından asabiyetle koparılmış bir kağıta yakın, olan olmayan ne varsa bırakıyorum satırlara.:" Vaktiyle papatyalardan görünmeyen, Bir kır evimiz var, içi biraz harab ama adam olacak. bu yine çok huysuz, illetli yanlarını oraya bile taşımayı başarmış. Bense kütüphanenin yerine konsantre oluyorum o mırıldanırken. Çatıyı onarmak var kafamın diğer yarısında. düşünüyorum usulca, sessiz ve dalgın. Düşünüyorum bir gözüm ocağın yaşmağında duran tahta kaşıkta O, çocuk olursa buradan okula nasıl gidecekmiş, dönecekmiş dertleriyle meşgul çoğu zaman..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar