bugün
- arkadaşlar yeni işe başladım13
- yazarların yapmayı düşündükleri çocuk sayısı12
- eski sevgilinin aylar sonra yazması9
- sözlük yazarlarının gerçek adları40
- gocu38
- tavuk kanadı ne işe yarıyor sorunsalı7
- öğretmenler odasında özgür irade tartışması3
- iblis'in sesini duymak9
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz15
- 28 bine çalışmak7
- allah5
- istifa etmek3
- dikkat çekmeye çalışan erkek5
- yaşlılığı kabullenemeyen insan10
- mazotun litresi 101 lira36
- sözlükteki şeref yoksunu yazarlar7
- nervio hamferdinin izmire gelmesi7
- sadece filistin'i önemsemek13
- hoslanilan kızın adının makbule olması4
- arkadaşlar numaranızı verir misiniz3
- anın görüntüsü27
- bik bik'in mutfağına konuk olmak30
- mazot 1 ytl olacak3
- israil11
- lost taki libby'nin memeleri2
- petrol bulduk haberleri8
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı8
- gerçek mehdi kim3
- gammazlardan korunmanın yolları2
- vazgeçtim dünyadan3
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler25
- ülkücülere küfür edip ülkücülerden oy bekleyen tip8
- east of eden5
- arkadaşlar bir şey soracağım13
- öcalan'ın kira vermeden villada oturması12
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek20
- kürdü sevin9
- arkadaşlar bir şey danışacağım2
- arkadaşlar buraya bakar mısınız2
- oğlunuza bedelli yaptırır mısınız4
- türkler vs türkiyeliler6
- as maca8
- arkadaşlar bakar mısınız16
- reagan ridley9
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- doktor kadın çöpçü erkek evliliği11
- yetiş ya gavs6
- g i l d e d l i l y27
- einstein2
- copernicus2
Hiç aklımda yoktu. yaşayamadıklarıma çok şey borçluyum. Kimseye borcum yok ama yalnız kendime, kendi hayalime, umutlarıma, başarısızlıklarıma, karşılıksızlıklarıma, hiç durulmayan tabiatıma, ahtapot gibi 7 koldan, gövdeden en derin batık ve parçalanmışlıklarıma, çocuksu 6 köşeli ve parlayan sönen inadıma yenik düşmüşlüklerime çok şey borçluyum...bir hikaye, yaşam belirtisi, siyah kan gibi trahomalarına çöken ayrılıklar yok. Yoktan var oldu ve gitti, yokken gitti milyonlarca kere, yokken döndü sayısız. Dönünce olmadığı gibi gidince de ölmedi, bir tesanüt silip atamadım yüreğimden. Serde dert oldu, hiç susmadı. Hep konuştu, beynimin dehlizlerini kemirdi. Bir ara küstük, hangi zamandı bilmiyorum sessizliğine aşık oldum yine. Bu kısır döngü mütarekesiz, barışsız, sessiz, cisimsiz düşmanca sürdü gitti gel zaman git zaman. Hiç eksilmedi, hep biteviye arttı. bir duygu yoğunluğu ki hem beni hem de onu yerle bir etti. Amma velakin Bize göre değildi bir şeyler arzulamak ve ona ulaşmak. Vaz geçmek için çok nedenim vardı ama bu bir vaz geçiş de değildi. Uykusuz sabahlardan, şafaklara yastığın ortasına usulca vurup yer açarak yorgun düşlerime bağlanır gibi daha da bağlandım ona. Yazarak yaşattım, içimde başkalaşan, dönüşen, devingen ifadeli capcanlı bir sevda. dışarda yıllarca beklediğin insanın başkasıyla mutluluğu ne ifade ederdi ki o vakitten sonra? ondan ve seçimlerinden müstesna yaşadın mı hayatı hiç? Yarısı ölüm, yarısı matem, sadece kan dolaşımı olan bir hayat. Satırlarda kaybolmaktı oysa yüce gönüllü, beklentisiz. anlıyorsun pek tabi, romanın taslağını yapmaktan başka çaren kalmadığını anlıyorsun çoktan delirmişken. Öyle bir mide bulantısıydı ki olmayan anılar, öyle firariydi ki incinmişliğim ve bilmem kaç yüz gündür yer altında yaşayışım. sürüyle konu, hikaye, taslak oluşturdum. Hiçbiri karşılıksız kalışımdaki tek bir geceye denk gelmedi. oturdum, ayağa kalktım kimi zaman, şubat soğuna teslim olmuş pencereye dayadım alnımı ürpertiyle neyse ya da ne değilse onu yazdım, yazmaya çaktım kibritleri. Karanlık, isli, örümcekli hislerime hiç dokunmadım. çok şey yazdım, çok geceler ve heceler kahrolarak, donarak, yanarak, kalakalarak. Artık kahrolmayı bir sisteme oturttum. yazarken sadece hüzünleniyorum, sigara ve alkol çabuk bitiyor. çoğalıyor cümleler. Çok hızlı ilerliyorum. çok doluyum, sayfalarca doluyum, saatlerce doluyum, gecelerce, gunlerce doluyum bazen durmadan yazıyorum, çarpıyorum kayalıklara içimdeki deniz fenerine kadar yükseliyor sular. oradan usulca düşüyor avuçlarıma sarpsarı bir kalem, çizgili defterin ortasından asabiyetle koparılmış bir kağıta yakın, olan olmayan ne varsa bırakıyorum satırlara.:" Vaktiyle papatyalardan görünmeyen, Bir kır evimiz var, içi biraz harab ama adam olacak. bu yine çok huysuz, illetli yanlarını oraya bile taşımayı başarmış. Bense kütüphanenin yerine konsantre oluyorum o mırıldanırken. Çatıyı onarmak var kafamın diğer yarısında. düşünüyorum usulca, sessiz ve dalgın. Düşünüyorum bir gözüm ocağın yaşmağında duran tahta kaşıkta O, çocuk olursa buradan okula nasıl gidecekmiş, dönecekmiş dertleriyle meşgul çoğu zaman..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar