bugün
- nervio19
- şizofren denilince akla gelen ilk yazar9
- arkadaşlar galiba kavga var6
- kavga edenlerin hep aynı kişiler olması5
- sözlük kızlarının kahveleri9
- uludağ sözlük size ne kattı13
- tembel avrat böreği3
- şarapçının birden tayyipçi olması7
- şarapçı koala yalnız değildir8
- aykolik adamdır4
- tayyip bey yaşayan en büyük devrimci liderdir6
- sözlükte yazan ünlüler3
- hasmet ibriktaroglu2
- kuş fotoğrafçılığı2
- fusya semsiyeli yabanci14
- ne gerek var kavgaya haydi eller havaya2
- keşan4
- 73m512
- sarapci koala42
- bir kadının en zevk aldığı an5
- mel mel bey birader2
- dışarıdaki insanların çok iyi olması3
- mutlu ama tekerlek olsun4
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı20
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i7
- recep tayyip erdoğan8
- dinen kabul edilir ağlama biçimi3
- sözlükteki mağara adamları3
- amin feryadi2
- yazın anlamının kadın ayağı olması3
- sorgulanmayan eğitim2
- barbunya2
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci19
- kıvırcık saç8
- sigara içmeyenleri anlamamak5
- 2026 ekonomik krizi2
- sevmediğiniz insanla devamlı karşılaşmak3
- 4 kez üst üste cumaya gitmemek5
- melissa vargas'dan tokat yemek5
- sibel canın 35 senedir 35 yaşında gibi görünmesi5
- gece 2 de komşu kızının balkonda seksting yapması4
- serhat kılıç20
- bir kızın aşkı size naptırabilir5
- bireysel emeklilik2
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü13
- piercing takmanın zorluğu5
- bazılarına gereken cevabı reis'in vermesi2
- çağla idi3
- hiçbir şeyin tat vermemesi4
- arkadaşlar görüşürüz2
Kur’an daima akla ve akıllılara hitap eden mübarek bir kitaptır. Aklı olmayanı muhatap kabul etmez. O yüzden aklı olmayan, akıl hastası olanlar mükellef sayılmamıştır. Kur’an hiçbir şeyi düşünmeden ,tartmadan akıl süzgecinden geçirmeden doğmatik olarak kabul etmeyi hoş karşılamaz. Dolayısıyla vahyin kabul ettiği belirlediği bir akıl vardır. Birde rasyonel ve aydınlanmacı felsefesinin kabul ettiği ,kutsalla bağını koparan insan egosunu merkeze alan seküler ,modern batıcı bir akıl vardır. Bu batı aklı kutsalla insan arasındaki tüm bağları koparıp atmıştır. “islam Aklı” ise kişi ile Rabbi arasında güçlü bir bağ kuran bir işleve sahiptir. “islam Aklı” aydınlıktır. Cahiliyye aklı ise karanlıktır. “islam Aklı” insanı aydınlığa davet eder. Cahiliyye aklı ise insanı karanlığa davet eder. Vahyin belirlediği ,Rabbiyle bağını diri tutan bu akıl Kur’an-da fiil halinde kullanılır. Fiil halinde olan bu akıl Kur’an-da zihni ameller olarak geçer. Aklı olmayanında dini olmaz. Dini yarım olanın imanıda olmaz. Akletmeyenler pis çukurda değerlendirilir. Yunus Süresi 100.Ayette Rabbimiz şöyle buyurur.” Allah’ın izni olmaksızın hiç kimse için iman etme imkanı yoktur. O, akıl etmeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik yağdırır.” Ayeti bu gerçeği vurgular.
Akletmeden bir fikir sahibi olmak , gerçek bir mümin olmak mümkün değildir. Bu yüzden kur’an insanı akletmeye çağırır. Bu gerçeği bazı ayetler şöyle dile getirir; Hadid süresi 17. Ayet “ Bilin ki gerçekten Allah, ölümünden sonra yeryüzüne hayat verir. Şüphesiz Biz, umulur ki aklınızı kullanırsınız diye size ayetleri açıkladık.” Mülk Süresi 10. Ayette ise” Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık." Bu ayetlerden de görüldüğü gibi cehennem azabına uğramanın sebebi olarak Akletmemek olarak görülüyor.
islam tarihinde Emevilerle beraber saltanatın meşrulaştırıldığı bir süreçte Kur’an merkezli düşünen,sorgulayan vahiy ile vakıa arasında bir irtibat kuran hareketler teşekkül etmiştir. Geviş getiren zihniyetin aksine akla yaptıkları atıflarla, muhalefetleriyle ses getiren, entellektüel bir harekete dönüşen Mutezile varlığını da hatırlamak lazım. Mutezile hareketi salt bir kelam , felsefe hareketi yada bir mezhep olarak görmek yanlış olur. Tüm bunları kendi ilkelerinde barındırması doğru. Ama sadece felsefi veya akılcı olarak algılanması zaaflı bir yaklaşım olsa gerek. Oysaki Mutezile felsefe ile tamamen zıt bir yerde durur. Mutezileyi felsefecilerden ayıran en önemli etken vahye ve nakli bilgiye bağlı olmalarıydı.
Akletmeden bir fikir sahibi olmak , gerçek bir mümin olmak mümkün değildir. Bu yüzden kur’an insanı akletmeye çağırır. Bu gerçeği bazı ayetler şöyle dile getirir; Hadid süresi 17. Ayet “ Bilin ki gerçekten Allah, ölümünden sonra yeryüzüne hayat verir. Şüphesiz Biz, umulur ki aklınızı kullanırsınız diye size ayetleri açıkladık.” Mülk Süresi 10. Ayette ise” Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık." Bu ayetlerden de görüldüğü gibi cehennem azabına uğramanın sebebi olarak Akletmemek olarak görülüyor.
islam tarihinde Emevilerle beraber saltanatın meşrulaştırıldığı bir süreçte Kur’an merkezli düşünen,sorgulayan vahiy ile vakıa arasında bir irtibat kuran hareketler teşekkül etmiştir. Geviş getiren zihniyetin aksine akla yaptıkları atıflarla, muhalefetleriyle ses getiren, entellektüel bir harekete dönüşen Mutezile varlığını da hatırlamak lazım. Mutezile hareketi salt bir kelam , felsefe hareketi yada bir mezhep olarak görmek yanlış olur. Tüm bunları kendi ilkelerinde barındırması doğru. Ama sadece felsefi veya akılcı olarak algılanması zaaflı bir yaklaşım olsa gerek. Oysaki Mutezile felsefe ile tamamen zıt bir yerde durur. Mutezileyi felsefecilerden ayıran en önemli etken vahye ve nakli bilgiye bağlı olmalarıydı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar