bugün
- sözlükte flörtleşmek17
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları7
- arkadaşlar bu ayakkabı nasıl9
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması11
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz4
- sözlüğü siliyorum dostlar17
- pandela43
- wednesdayin annesi2
- kız arkadaşıma hediye edeceğim araba için öneriler2
- aquila bicipite2
- mavi gözlü erkek5
- uludağ sözlükte herkes birader yazardır4
- türk müsün6
- azgın türbanlı10
- sözlüğün kahve olması13
- madımak2
- kürtçülerin beyinsiz olması4
- uludağ sözlükte kadın yazar var sanmak3
- arkadaşlar çok sıkıcısınız2
- sözlükte dertleşme3
- lanetli çaylak2
- hem entelektüel hem sikici hem yakışıklı erkek2
- karpuzu kaşıkla yemek2
- gerizekalı ai moderatör2
- abd başkanlık seçimi2
- evlenmekten korkmak10
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması17
- dünyanın en kısa fıkrası4
- sözlük kızlarının biraz gergin olması2
- gizem altunsoy5
- yaşlılara moruk demek4
- arkadaşlar ben hapise giriyorum5
- cumhurbaşkanlığı sistemi6
- alttaki yazara aşık ol11
- uçağa binmek3
- dikkat dikkat tai lung kız11
- arkadaşlar bakar mısınız bi2
- küfürlü konuşmak2
- pazartesi diyete başlıyorum3
- naruto dayıya tavuk döner ısmarlamak4
- imamoğlu'nun duruşmadan çıkarılması2
- gerdek namazı10
- nermin3
- velvet ile revani yemek6
- ak parti yükselişte2
- yaya geçidinden koşarak geçmek2
- izlenmiş en kusursuz film5
- el alemin köpekliğini yapmak2
- seks yapmayı zevkli sanmak11
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle24
bir sabah gogol'un paltosunun cebinden hayatımın geri kalanına uyandım. artık, aslında olduğum ve olmak zorunda olduğum insan arasındaki bu şizofrenik karaktere mahkum geçirecektim geri kalan yıllarımı.
bu iki kişi arasındaki pamuk ipliğinden daha zayıf bağ, hatırlamak istemediğim ve zihnimde yer almasından dahi utanç duyduğum anılarla daha da derinleşecek bir uçurumun iki yakasını bir arada tutmaya çalışacaktı.
bu iki karakter arasında uykularımda dahi mekik dokurken, insan doğasının getirdiği bütün iğrençliklere olan farkındalığımı, yaşamak meşakkatini anlamlı kılan bütün değerleri ve en önemlisi benden önceki beni insan kılan yetilerimi yitirme kaygısı zihnimi kemiriyor.
attığım adımın doğru olup olmadığı değildi önemli olan. önemli olan şey mayın tarlasında doğmamdı. her yeni gün bir öncesinin utanç vericiliği ile devam ediyordu. barut gazının geniz yanıklığı ile şiirlerin yürek yanıklığı arasında sıkışıp kaldım.
bir elimden sanki teker teker çocuk gülüşleri dökülüyor, diğer elimden boş beşiklerin kulak tırmalayan gıcırtıları. soğuk demir parçalarının verdiği güvenin yakalarını dikleştirdiği adamların dünyasında sanki yol kenarında asfaltın arasından kafamı çıkarıp nefes almaya çalışan yabani bir ot gibi hissediyorum kendimi. gök yüzünü görebildiğim pencere o kadar küçük ki çevreleyen duvarların baskısından çatırdayan göğüs kafesimde saklı kalmış bir bahar son gücüyle dal vermeye çalışıyor ömrümün geri kalanına. taşıyamıyorum üzerine doğduğum bu gezegenin çirkinliklerini. kendi omuzlarımın ağırlığında eziliyorum. insanların çok kolay birbirlerini kandırabilmesi, yalanların sıradan diyaloglar haline gelmesi, şiddetin sokaklarda sıradan karşılanması savaş kayıplarının milli değer sayılması, insanlığın araç haline gelmesi midemi bulandırıyor artık.
bu iki kişi arasındaki pamuk ipliğinden daha zayıf bağ, hatırlamak istemediğim ve zihnimde yer almasından dahi utanç duyduğum anılarla daha da derinleşecek bir uçurumun iki yakasını bir arada tutmaya çalışacaktı.
bu iki karakter arasında uykularımda dahi mekik dokurken, insan doğasının getirdiği bütün iğrençliklere olan farkındalığımı, yaşamak meşakkatini anlamlı kılan bütün değerleri ve en önemlisi benden önceki beni insan kılan yetilerimi yitirme kaygısı zihnimi kemiriyor.
attığım adımın doğru olup olmadığı değildi önemli olan. önemli olan şey mayın tarlasında doğmamdı. her yeni gün bir öncesinin utanç vericiliği ile devam ediyordu. barut gazının geniz yanıklığı ile şiirlerin yürek yanıklığı arasında sıkışıp kaldım.
bir elimden sanki teker teker çocuk gülüşleri dökülüyor, diğer elimden boş beşiklerin kulak tırmalayan gıcırtıları. soğuk demir parçalarının verdiği güvenin yakalarını dikleştirdiği adamların dünyasında sanki yol kenarında asfaltın arasından kafamı çıkarıp nefes almaya çalışan yabani bir ot gibi hissediyorum kendimi. gök yüzünü görebildiğim pencere o kadar küçük ki çevreleyen duvarların baskısından çatırdayan göğüs kafesimde saklı kalmış bir bahar son gücüyle dal vermeye çalışıyor ömrümün geri kalanına. taşıyamıyorum üzerine doğduğum bu gezegenin çirkinliklerini. kendi omuzlarımın ağırlığında eziliyorum. insanların çok kolay birbirlerini kandırabilmesi, yalanların sıradan diyaloglar haline gelmesi, şiddetin sokaklarda sıradan karşılanması savaş kayıplarının milli değer sayılması, insanlığın araç haline gelmesi midemi bulandırıyor artık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar