bugün
- sözlükte flörtleşmek8
- arkadaşlar bu ayakkabı nasıl7
- türk müsün6
- mavi gözlü erkek4
- pandela43
- kürtçülerin beyinsiz olması4
- sözlüğü siliyorum dostlar17
- azgın türbanlı10
- normal sozluk6
- sözlükte dertleşme2
- dünyanın en kısa fıkrası4
- arkadaşlar bakar mısınız bi2
- uçağa binmek3
- küfürlü konuşmak2
- yaşlılara moruk demek4
- imamoğlu'nun duruşmadan çıkarılması2
- evlenmekten korkmak10
- arkadaşlar ben hapise giriyorum5
- cumhurbaşkanlığı sistemi6
- pazartesi diyete başlıyorum3
- gizem altunsoy4
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması17
- ak parti yükselişte2
- yaya geçidinden koşarak geçmek2
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması9
- nermin3
- alttaki yazara aşık ol11
- el alemin köpekliğini yapmak2
- naruto dayıya tavuk döner ısmarlamak4
- aylık 405 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- velvet ile revani yemek7
- dikkat dikkat tai lung kız11
- sözlüğün kahve olması12
- olgayella2
- manifest2
- gerdek namazı10
- nato liderler zirvesi nde 56 bin personel3
- qazi muhammed3
- senegal7
- izlenmiş en kusursuz film5
- çevrimiçi olanlar arık neden görünmüyor3
- türkiye de en güvenilen kurumlar6
- seks yapmayı zevkli sanmak11
- menülerde içerik belirtme zorunluluğu5
- deniz göktaş17
- istanbul ticaret odası ücretliler geçinme endeksi2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle24
- amerika israil arası kızışma7
- üstteki yazar kimle evlensin5
- hayat pahalılığının giderek artması3
entry'ler (717)
Nah yoktur;
(bkz: feryal özel)
(bkz: feryal özel)
Fringe Cevabını vermeye çalıştıkça, ios uygulamasının verdiği saçma sapan uyarılar, sadecebakınız ikazları ve altında seçenek sunmaması falan derken insanın çileden çıktığı başlık. Bu mobil uygulamada emeği geçen herkesin amına koyayım.
Aynı zamanda 3 yıl öncesine kadar fetullah gülene muhterem hoca efendi diyen adamdır.
Ameliyat sırasında “neşter kesmiyor” diyen doktorun oğludur.
“Ateşten kalbe, bir yüzükten gemiciğe”
“Nasıl kandırıldım?”
ikisinde de erken gol heyecanı bitirir.
bir sabah gogol'un paltosunun cebinden hayatımın geri kalanına uyandım. artık, aslında olduğum ve olmak zorunda olduğum insan arasındaki bu şizofrenik karaktere mahkum geçirecektim geri kalan yıllarımı.
bu iki kişi arasındaki pamuk ipliğinden daha zayıf bağ, hatırlamak istemediğim ve zihnimde yer almasından dahi utanç duyduğum anılarla daha da derinleşecek bir uçurumun iki yakasını bir arada tutmaya çalışacaktı.
bu iki karakter arasında uykularımda dahi mekik dokurken, insan doğasının getirdiği bütün iğrençliklere olan farkındalığımı, yaşamak meşakkatini anlamlı kılan bütün değerleri ve en önemlisi benden önceki beni insan kılan yetilerimi yitirme kaygısı zihnimi kemiriyor.
attığım adımın doğru olup olmadığı değildi önemli olan. önemli olan şey mayın tarlasında doğmamdı. her yeni gün bir öncesinin utanç vericiliği ile devam ediyordu. barut gazının geniz yanıklığı ile şiirlerin yürek yanıklığı arasında sıkışıp kaldım.
bir elimden sanki teker teker çocuk gülüşleri dökülüyor, diğer elimden boş beşiklerin kulak tırmalayan gıcırtıları. soğuk demir parçalarının verdiği güvenin yakalarını dikleştirdiği adamların dünyasında sanki yol kenarında asfaltın arasından kafamı çıkarıp nefes almaya çalışan yabani bir ot gibi hissediyorum kendimi. gök yüzünü görebildiğim pencere o kadar küçük ki çevreleyen duvarların baskısından çatırdayan göğüs kafesimde saklı kalmış bir bahar son gücüyle dal vermeye çalışıyor ömrümün geri kalanına. taşıyamıyorum üzerine doğduğum bu gezegenin çirkinliklerini. kendi omuzlarımın ağırlığında eziliyorum. insanların çok kolay birbirlerini kandırabilmesi, yalanların sıradan diyaloglar haline gelmesi, şiddetin sokaklarda sıradan karşılanması savaş kayıplarının milli değer sayılması, insanlığın araç haline gelmesi midemi bulandırıyor artık.
bu iki kişi arasındaki pamuk ipliğinden daha zayıf bağ, hatırlamak istemediğim ve zihnimde yer almasından dahi utanç duyduğum anılarla daha da derinleşecek bir uçurumun iki yakasını bir arada tutmaya çalışacaktı.
bu iki karakter arasında uykularımda dahi mekik dokurken, insan doğasının getirdiği bütün iğrençliklere olan farkındalığımı, yaşamak meşakkatini anlamlı kılan bütün değerleri ve en önemlisi benden önceki beni insan kılan yetilerimi yitirme kaygısı zihnimi kemiriyor.
attığım adımın doğru olup olmadığı değildi önemli olan. önemli olan şey mayın tarlasında doğmamdı. her yeni gün bir öncesinin utanç vericiliği ile devam ediyordu. barut gazının geniz yanıklığı ile şiirlerin yürek yanıklığı arasında sıkışıp kaldım.
bir elimden sanki teker teker çocuk gülüşleri dökülüyor, diğer elimden boş beşiklerin kulak tırmalayan gıcırtıları. soğuk demir parçalarının verdiği güvenin yakalarını dikleştirdiği adamların dünyasında sanki yol kenarında asfaltın arasından kafamı çıkarıp nefes almaya çalışan yabani bir ot gibi hissediyorum kendimi. gök yüzünü görebildiğim pencere o kadar küçük ki çevreleyen duvarların baskısından çatırdayan göğüs kafesimde saklı kalmış bir bahar son gücüyle dal vermeye çalışıyor ömrümün geri kalanına. taşıyamıyorum üzerine doğduğum bu gezegenin çirkinliklerini. kendi omuzlarımın ağırlığında eziliyorum. insanların çok kolay birbirlerini kandırabilmesi, yalanların sıradan diyaloglar haline gelmesi, şiddetin sokaklarda sıradan karşılanması savaş kayıplarının milli değer sayılması, insanlığın araç haline gelmesi midemi bulandırıyor artık.
sadece odunlar yandığı için.
kendi ellerimizle besleyip büyüttüğümüz şeytanlarımızla ve hep daha fazlasına sahip olma isteği ile her geçen gün daha da battığımız bataklığımızla mücadelemize yaşamak diyoruz. her şeyi hızla tüketip suni bir ruhsal bunalıma giriyor ve saçma sapan düşsel bozukluklarımızı marjinal ruhsal bozukluklar olarak sunuyoruz etrafımıza. duygularmızı, tutkularımızı yanlış heveslere, sırf dış görünüşünden çıkardığımız tecrübesiz çıkarımlar yüzünden yanlış kişilere, kültürel yığının bize renkli ambalajlarda sunduğu yanlış yerlerde harcıyoruz. insanlar ölüyor, insanlar doğuyor. pişmanlıklar biriktirip ceplerimizde ilerki yıllara kredi kartına borçlanır gibi görmezden gelmelerle koşuyoruz o yüksek dağın etiğinde dehşete kapılana kadar. çoğu kez kaybetmemek için yaptığımız hatalar kaybettiriyor bize. "kendimiz için en iyi"sini aramak yerine "en iyi"sini arıyoruz.
Rose Cousins.
duygulardır.
Mike tysonın sadece mermiden hızlı koşmayı başararak kazanabileceği meydan okumadır.
insanlar şeytanlarını kendileri yaratır. elleriyle besler, duygularıyla, yalanlarıyla ve bir gün şeytanlarını karşılarında bulurlar.
demezler mi adama; kardeş viyanadan ötedeyiz biz denedin gelemiyorsun, neyin şeklindesin?
şehir efsanesi ve beyin mastürbasyonudur.
şehir efsanesi ve beyin mastürbasyonudur.
biz senle ayrılırız ucunda ölüm yok ama;
gözlerin kadar acıtan göz yok yüreğimi,
her bakışında hayatta olduğumu hatırlatan da.
annemin oğlu olduğumu unuturum,
sinirlenince büzüşen dudağını bile unutamam.
seyredecek başka göz yok seyrini seninkinden başka
baktığın her yerde olayım istiyorum
gittiğin her yolun sonunda
çaldığın her kapının ardında
sorduğun her soruda
biz senle ayrılırız ucunda ölüm yok ama;
dizelerde seni bulamamak kaybettirir şiiri
sokağımda çocuklar oynamaz bir daha
okul zillerini duyamam bir daha
deniz kıyıları kabul etmez beni
dalgalar uğramaz yakama
kalabalık içinde yok olurum
yalnızken hiç olurum
verdiğin ölümsüzlük hissi
sırtımdan düşer
biz seninle ayrılırız ucunda ölüm yok ama;
ucunda ölüm olsa daha kolay olurdu.
gözlerin kadar acıtan göz yok yüreğimi,
her bakışında hayatta olduğumu hatırlatan da.
annemin oğlu olduğumu unuturum,
sinirlenince büzüşen dudağını bile unutamam.
seyredecek başka göz yok seyrini seninkinden başka
baktığın her yerde olayım istiyorum
gittiğin her yolun sonunda
çaldığın her kapının ardında
sorduğun her soruda
biz senle ayrılırız ucunda ölüm yok ama;
dizelerde seni bulamamak kaybettirir şiiri
sokağımda çocuklar oynamaz bir daha
okul zillerini duyamam bir daha
deniz kıyıları kabul etmez beni
dalgalar uğramaz yakama
kalabalık içinde yok olurum
yalnızken hiç olurum
verdiğin ölümsüzlük hissi
sırtımdan düşer
biz seninle ayrılırız ucunda ölüm yok ama;
ucunda ölüm olsa daha kolay olurdu.
goethe - faust.